Avrupa
İspanya’dan AB’ye: Göç krizinde Fas’ı suçlamayın

İspanya, diğer Avrupa hükümetlerinden Ceuta göç krizindeki rolü nedeniyle Fas’ı kamuoyu önünde eleştirilmemelerini istedi.
Madrid, dün (4 Ağustos) içişleri bakanlarının çevrimiçi olarak bir araya geldiği toplantıda, Rabat hakkında olumsuz mesajların yayılmasını engelleme talebinde bulundu.
Euractiv’e göre toplantıda birçok katılımcı, 72.000 kişinin bu kadar kısa bir sürede Kuzey Afrika’daki İspanyol topraklarına nasıl girebildiğini sorguladı.
İspanya’nın bu çağrısı, gelecekte Avrupa’ya yönelik göç akışlarının yönetilmesinde hayati öneme sahip olacak kilit bir ortağı kızdırmamak isteyen AB’nin isteğini de vurguluyor.
Rabat, “terörle mücadele” ve istihbarat paylaşımı konusunda da uzun süredir AB’nin müttefiki konumunda.
Salı günü düzenlenen basın toplantısında krizin tetiklenmesinden kimin sorumlu olduğu sorulduğunda, İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, “Mutlaka suçlanacak birinin olması gerekmez,” cevabını verdi.
Savunma Bakanının üstü kapalı bir atıfı dışında, İspanya Rabat’ı kamuoyu önünde eleştirmeyi kaçındı.
Von der Leyen’den “Fas’a daha fazla mali destek” önerisi
Bir Batılı hükümet kaynağı Euractiv’e, Fas’ın Ceuta’ya yönelik bu akını en azından zımnen onayladığına inanıldığını ve olayın muhtemelen Madrid’e yönelik siyasi bir uyarı niteliğinde olduğunu söyledi.
Gerilimi, sosyal medyada dolaşan ve İspanya Yüksek Mahkemesi’nin, deniz yoluyla Ceuta ve Melilla’ya ulaşan düzensiz göçmenleri zorla “derhal” geri göndermesini yasaklayan bir karar aldığına dair yanlış iddialar da körükledi.
Kısa süre sonra Batılı yetkililer, “Rus dezenformasyon ekosistemindeki aktörler”in İspanya-Fas sınırındaki olaylara “çok hızlı ve büyük ölçekte” tepki gösterdiğini de ileri sürdü.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, açıkça Fas’ı harekete geçmeye ve göçmenleri geri almaya çağırdı.
Fakat diğer AB liderleri, analistler ve medya haberleri, normalde sıkı olan sınır kontrollerinde en azından bir gevşeme olmadan böylesine büyük çaplı bir geçişin nasıl gerçekleşebildiğini sorgulasa da, krallığın sorumluluğuna atıfta bulunmaktan kaçındılar.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, göçmenlerin AB’ye baskı uygulamak için araç olarak kullanılmaması gerektiği ilkesini tekrar vurguladı ama Fas’ın adını anmadı.
Avrupa Komisyonu, Brüksel ile Rabat arasındaki bağları derinleştirmeyi değerlendirirken, von der Leyen Fas’a daha fazla mali destek sunma önerisini gündeme getirdi.
İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti
AB’den “Rus dezenformasyonu” uyarıları
Avrupa’nın tepkisi, kilit ortakları suçlamak yerine, odağı büyük ölçüde insan kaçakçılarının rolüne ve sosyal medyadaki dezenformasyonun suçluların mesajlarını güçlendirmiş olabileceği olasılığına kaydırdı.
Bu, Rabat’ın kamuoyuna sunduğu başlıca mesajlardan biri de oldu. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Rachid Khalfi pazar günü, Ceuta üzerinden Avrupa’ya girişin kolay olduğu ve hukuki sonuç doğurmadığı izlenimini yaratmaktan “dijital alanın istismarını” sorumlu tuttu.
Fas ayrıca, spekülasyonları tetikleyen İspanyol mahkeme kararını suçladı ve Madrid’in bu sonuçları öngörmesi gerektiğini belirtti.
AB Göç Komiseri Magnus Brunner salı günü yaptığı açıklamada, ulusal kolluk kuvvetlerini desteklemekle görevli AB kurumu Europol’ün krizle bağlantılı olası dezenformasyon vakalarını araştırdığını söyledi.
AB büyükelçileri ve bakanları bu hafta krizdeki dezenformasyonun rolünü tartıştılar ve daha iyi istihbarat paylaşımı gerekliliği konusunda fikir birliğine vardılar.
Kaynaklara göre, Avrupa Dış Eylem Servisi, “Rus aktörlerin” sosyal medya ağlarında bu olayı siyasi amaçlarla istismar etmeye çalışıp çalışmadığını incelemeye başladı.
AB sınır ajansı Frontex de, Avrupa Komisyonu tarafından yakında yapılacak bir gözden geçirme kapsamında, sosyal medyada yayılan dezenformasyonu izleme yetkisini de içerecek şekilde yetkilerinin genişletilmesini hedefliyor.
Ne var ki, geçen hafta yaşanan olaylardan önce koordineli bir kampanya yürütüldüğüne dair net bir bağımsız araştırma veya soruşturma bulunmuyor.
İtalya, Schengen tehdidinin dozunu azalttı
Öte yandan İtalya İçişleri Bakanı salı günü yaptığı açıklamada, İspanya’nın İtalya’nın sınır kontrollerini sıkılaştırma hamlesini “kişisel algılamaması” gerektiğini söyledi.
Matteo Piantedosi, gazetecilerle paylaşılan açıklamalara göre, kısa süreli Ceuta göç krizini ele almak üzere düzenlenen çevrimiçi toplantıda AB’li bakanlara, “Bu, hiçbir şekilde İspanya’ya veya başka herhangi bir ortağa yönelik bir önlem değil,” dedi.
Piantedosi, geçen hafta Roma’nın yaklaşık 60.000 Faslının akınına ilişkin yönetim biçimi nedeniyle İspanya’ya yönelik eleştirilere öncülük etmesinden bu yana şiddetlenen tartışmanın gerginliğini azaltmaya çalıştı.
Danimarka ve diğer 20 ülkenin desteğini alan Giorgia Meloni hükümeti, Madrid’i göç yanlısı politikaları ile bir çekim faktörü yaratmakla suçladı ve deniz ve hava sınırlarında İspanya’dan gelenlere yönelik bir ay sürecek denetimler başlattı.
İtalyan bakan, bu önlemin yasal olduğunu belirtti, diğer ülkelerin de sık sık kendi geçici iç sınır kontrollerini uyguladığını öne sürdü ve İtalya’yı, özellikle 2023’teki Lampedusa krizi sırasında, göç konusunda “AB’nin dengesiz yük paylaşımının tarihsel bir kurbanı” olarak gösterdi.
Bakan, son günlerde İtalya’nın İspanya’ya yönelttiği eleştirileri tekrarlamadı. Bunun yerine konuşmasını, sığınma başvurularını Arnavutluk dahil olmak üzere AB dışı ülkelere devretme stratejisini tanıtmak için kullandı.
Toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, İtalya’nın geçici sınır kontrollerinden vazgeçmesini umduğunu söyledi.
İspanyol bakan, Ceuta’ya giren 72.000 kişiden 70.000’inin şu anda Fas’a geri döndüğünü de sözlerine ekledi.
Madrid’e yönelik eleştiriler yumuşadı
Birçok bakan, diplomat ve yetkili, toplantıda son birkaç gün içinde AB’yi bölmüş olan siyasi gerilimlere bir son verip, AB’nin göç caydırıcılığını güçlendirmek için teknik çalışmalara odaklanma konusunda bir mutabakat sağlandığını belirtti.
İki diplomat, toplantıda hiçbir bakanın İspanya’nın Schengen bölgesinden askıya alınmasını talep etmediğini söyledi.
Grande-Marlaska, geçen hafta Madrid’e en sert eleştirileri yönelten ülkelerin “fikirlerini yeniden gözden geçirdiklerini” belirterek, toplantının atmosferini yapıcı olarak nitelendirdi.
Bakan, Schengen bölgesinin bütünlüğünün tehlikeye girme riskinin hiçbir zaman söz konusu olmadığını da ekledi.
Ceuta krizi nedeniyle İspanya’yı sert bir şekilde eleştiren Danimarka da olumlu bir sinyal verdi.
Entegrasyon Bakanı Morten Bødskov, toplantı sonrası yaptığı bir açıklamada, “İspanya’nın hızlı hareket etmesinden çok memnun olduğunu” belirtti.
Tıpkı pazartesi günkü büyükelçiler toplantısında olduğu gibi, İspanya’nın göçmenleri Fas’a geri gönderme hızı geniş çapta övgü topladı.
Sánchez’in “yasal göç” planına tepkiler sürüyor
Çoğu AB hükümeti, gerekli belgelere sahip olmadan İspanya’da yaşayan yaklaşık 500.000 göçmeni yasallaştırmayı öngören Pedro Sánchez’in tartışmalı planına karşı kararlı bir şekilde muhalefetini sürdürüyor ve bunun göçmenleri Ceuta’ya geçmeye teşvik ettiğini savunuyor.
AB Göç Komiseri Magnus Brunner, toplantı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada İtalya’nın tepkisini anladığını belirterek, vatandaşların Fas’tan gelen göçmen akını konusunda endişeli olduğunu kaydetti.
Brunner, “Her açıdan bakıldığında, Avrupa on yıllardır yasadışı göç üzerinde bu kadar kontrol sahibi olmamıştı,” dedi.
Ceuta krizinden önce, Avrupa Komisyonu, geçen hafta devreye sokulmayan AB sınır ajansı Frontex’i güçlendirmek için önlemler sunmayı eylül ayında zaten planlıyordu.
Bakanlar, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Pazartesi günü Pedro Sánchez’e gönderdiği mektupta özetlenen eylem planı etrafında uzlaştılar.
Video konferansa başkanlık eden İrlanda İçişleri ve Göç Bakanı Jim O’Callaghan, “Göçmen kaçakçılığı şebekeleriyle amansız bir şekilde mücadeleye devam etme, geri dönüşleri artırma, AB sınırlarını güçlendirme, üçüncü ülkelerle derin ortaklıklar kurma ve öngörü yeteneğini geliştirme gerekliliği konusunda ortak bir anlayış vardı,” dedi.
Belçika Başbakanı Bart De Wever, toplantı öncesinde Belga’ya verdiği röportajda, Ceuta’daki olayların temel nedenlerini tartışmak üzere AB liderlerinin acil bir toplantı yapması çağrısında bulundu.
Fakat iki AB yetkilisi, bunun olası olmadığını belirtti.
AB, ekim ayında yapılması planlanan içişleri bakanları gayri resmi toplantısında ve aynı ay yapılacak bir sonraki Avrupa Konseyi toplantısında bu konuya yeniden dönecek.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü










