Avrupa
Ukrayna ordusu asker eksikliği nedeniyle kara robotlarına yöneliyor

Ukrayna ordusu, canlı güç eksikliğinin yaşandığı bir dönemde kara tabanlı savaş robotlarının kullanımını artırmaya başladı. Bloomberg’in Ukraynalı yetkililere ve sektör temsilcilerine dayandırdığı haberinde, bu sistemlerin özellikle mayın taşıma ve intihar saldırıları için konuşlandırıldığı belirtiliyor.
Ukrayna ordusu, personel yetersizliği ortamında kara tabanlı savaş robotlarının kullanımını artırmaya başladı.
Bloomberg’in Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, insansız sistemler cephe hattındaki operasyonlarda daha aktif rol oynuyor.
Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, piyade birliklerinin muharebe operasyonlarında kara tabanlı robotik kompleksleri giderek daha sık kullandığını belirtti.
Brovdi, bu araçların özellikle mayın teslimatı yapmak ve “kamikaze” tipi saldırılar gerçekleştirmek amacıyla sahaya sürüldüğünü ifade etti.
Ukraynalı robotik şirketi Ratel Robotics’in Genel Direktörü Taras Ostapçuk ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir piyadeyi tamamen ikame etmek mümkün değil. Burada söz konusu olan piyadeye yardımcı olmaktır” dedi.
Bloomberg, Rusya tarafının da insansız sistem teknolojilerini geliştirdiğini, bu kapsamda vurucu dronların hız ve isabet hassasiyetini artırmak için modernizasyondan geçirildiğini yazdı.
Haberde ayrıca Rus askeri unsurlarının, radyo kanalı yerine fiber optik kablo üzerinden yönetilen FPV dronları Ukrayna tarafından daha önce kitleler halinde kullanmaya başladığı, bu durumun söz konusu dronları elektronik harp sistemlerine karşı daha dayanıklı kıldığı kaydedildi.
Daha önce nisan ayında The Independent gazetesi de Ukrayna birliklerinin kara robotlarının kullanımını artırarak muharebe taktiklerini değiştirmeye başladığını yazmıştı.
En sık kullanılan robotik sistemler arasında Ukraynalı DevDroid firması tarafından üretilen Browning makineli tüfekli TW12.7 modeli yer alıyor.
Şirket, bu aracın Ukrayna ordusuna ortalama maliyetinin 30 bin dolar, Browning makineli tüfekle donatılmış versiyonunun ise 50 bin dolar olduğunu bildirdi.
Rusya Savunma Bakanlığı, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Zaporijya bölgesinin Orehov yönünde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne ait kara robotik komplekslerinin gerçekleştirmeye çalıştığı bir karşı saldırının engellendiğini duyurdu. Bakanlığın aktardığına göre hava keşif birimleri, hava indirme birliklerinin mevzilerine doğru ilerleyen makineli tüfekli iki kara robotu tespit etti. Operatörler koordinatları vurucu insansız hava araçlarına iletti; dronlar her iki hedefi de mevzilere yaklaşamadan imha etti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Eski Başkomutanı Aleksandr Sırski, mart sonunda yaptığı açıklamada, daha önce mühimmat eksikliği olan temel sorunun artık personel yetersizliğine dönüştüğünü söylemişti.
Ukrayna’daki seferberliğin orduyu takviye etmenin ana kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Sırski, seferberliğin kalitesini “10 üzerinden altı veya yedi” olarak değerlendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise haziran ayı başında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında yaptığı konuşmada, Ukrayna ordusu için ana sorunun felaket düzeydeki insan gücü eksikliği olduğunu ifade etmişti.
Putin, “Son dönemde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin personel sayısı 100 bin kişi azaldı. Aylık kayıplar yaklaşık 40 bin kişiyi buluyor. Zorunlu seferberlik ayda yaklaşık 15-16 bin kişi sağlıyor. Yaralananlardan yaklaşık 14 bini ise hastanelerden geri dönüyor” ifadelerini kullanmıştı.
Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov da haziran sonunda askeri muhabirlerle gerçekleştirdiği toplantıda, kara robotik komplekslerinin Rus ordusuna entegre edilmesi sürecinden bahsetti.
Belousov, Savunma Bakanlığı’nın, ekipmanların askerlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanması amacıyla yedek parça, bileşen ve 3D yazıcı alımı için teknik bakım birimlerinin finansmanını iki kez artırdığını söyledi. Belousov, “Bu tamamen normal bir süreçtir. Kara robotik kompleksleri açısından bakıldığında ise aynı zamanda gereklidir” diye konuştu.
Avrupa
Almanya, Litvanya’daki tugay için zorunlu atama planlıyor

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Litvanya’da görev yapacak Alman tugayının personel açığını zorunlu görevlendirmelerle kapatmayı planlıyor. Bild’in kaynaklarına göre sonbaharda başlayabilecek görevlendirmeler 1000’e kadar askeri kapsayabilir ve tugayın personelinin yüzde 20’sine ulaşabilir.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Litvanya’da konuşlandırılacak Alman tugayının personel ihtiyacını karşılamak amacıyla zorunlu görevlendirme sistemine geçilmesi talimatını verdi.
Bild gazetesinin ulaştığı kaynaklara dayandırdığı habere göre, ilk zorunlu atamaların sonbahar aylarında başlaması ve bin askeri kapsaması bekleniyor.
Berlin yönetiminin açıkladığı takvime göre Almanya, 2027 yılının sonuna kadar Litvanya’ya 4 bin 800 asker konuşlandırmayı hedefliyor.
Pistorius’un bu birliği bütünüyle gönüllü personelle oluşturmayı planladığı, ancak başvuru sürecinin ağır ilerlediği belirtiliyor.
Ağustos ayı itibarıyla kadroların yalnızca yaklaşık yüzde 60’ı doldurulabildi. Orduda özellikle bilişim uzmanı, lojistik personeli, aşçı ve er kadrolarında ciddi açıklar göze çarpıyor.
Savunma Bakanı Pistorius daha önceki açıklamalarında zorunlu atamaların bin kişinin altında kalabileceğini dile getirmişti.
Bild’in aktardığı güncel verilere göre ise zorunlu görevlendirmeler tugay mevcudunun yüzde 20’sine kadar ulaşabilir. Almanya ordusu Federal Savunma Gücü (Bundeswehr), bu oranı yüzde 10 seviyesine çekmeyi hedefliyor.
NATO’nun doğu kanadını tahkim etme gayesi taşıyan proje kapsamında, 2027 yılı sonuna kadar Belarus sınırına yakın noktalara yaklaşık 5 bin Alman askerinin yerleştirileceği bilgisi Mayıs ayı başında kamuoyuna yansımıştı.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas Temmuz ayı sonunda yaptığı açıklamada, gerekli altyapı hazırlıklarının takvimin önünde ilerlediğini ve inşaatın birinci etabının planlanandan on ay önce tamamlandığını duyurdu.
Buna karşılık Alman ordusu, kadroların tamamlanması konusunda ciddi bir zaman baskısı altında bulunuyor. Personel kararlarının netleşmesi için sadece birkaç ay kaldı.
Berlin’in 2027 sonuna kadar savaşa hazır bir tugay kurma taahhüdünü “ne pahasına olursa olsun” yerine getirmeyi amaçladığı vurgulanıyor.
Gönüllü sayısını artırmak amacıyla askerlere ve ailelerine tanıtım gezileri sunulmasını da içeren geniş kapsamlı tanıtım kampanyaları yürütüldü.
Öte yandan Bild, tugayın askeri teçhizat temininde de aksaklıklar yaşandığına, özellikle hava savunma sistemlerinin teslimatında gecikmeler görüldüğüne dikkat çekiyor.
Zorunlu atama kapsamına girecek askerlere bu karara itiraz etme hakkının tanınacağı ve Litvanya’ya olası taşınma sürecini planlamaları için kendilerine süre verileceği kaydediliyor.
Bundeswehr’in ilk askeri strateji belgesinde, Alman ordusunun Avrupa’nın en güçlü düzenli ordusu haline gelmesi hedefleniyor.
Savunma Bakanı Pistorius, muvazzaf asker sayısının 260 bine çıkarılmasını, yedek güçlerle birlikte ordudaki toplam kadın ve erkek mevcudunun 460 bine ulaştırılmasını amaçladıklarını söyledi. Yeni askeri stratejinin odak noktasında “Rusya’dan gelen tehditlere karşı koyma” yaklaşımı yer alıyor.
Pistorius geçen yılın Kasım ayında NATO için son barışçıl yazın geride kaldığını ve yakında bir savaş çıkabileceğini öne sürmüştü.
Almanya dış istihbarat teşkilatı başkanı Martin Jäger de aynı dönemde Rusya’nın ittifakla doğrudan bir çatışmaya girebileceği yönündeki görüşünü paylaşmıştı.
Avrupa
Avrupa’da savunma şirketlerinin satışında ABD’ye karşı temkinli tutum

Avrupa’da hükümetlerin stratejik sektörlerde kontrolü elde tutma ve Washington’a bağımlılığı azaltma hedefi, savunma şirketlerinin ABD’ye satış süreçlerini zora sokuyor. Financial Times gazetesinin haberine göre olası hükümet engellerinden çekinen şirket sahipleri, Amerikan sermayesi yerine Avrupalı yatırımcıları tercih etmeye yöneliyor.
Avrupa’da hükümetlerin stratejik sektörler üzerindeki denetimi koruma ve ABD’ye olan bağımlılığı azaltma arayışı, savunma ve teknoloji şirketlerinin Amerikalı yatırımcılara satışında temkinli bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.
Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre Avrupalı savunma şirketlerinin sahipleri, olası satış süreçlerinin hükümetlerin engeline takılmasından çekiniyor. Bu durum, bazı şirket sahiplerinin Avrupalı alıcıları öncelikli tutmasına yol açıyor.
Örneğin İHA tespit sistemleri üreten Hollanda merkezli Robin Radar Systems şirketinin sahibi, firmayı Avrupalı bir yatırımcıya devretmeyi istiyor.
Şirket için en az 2 milyar dolar gelir bekleyen yatırım fonu Parcom, Amerikan savunma devlerine yapılacak bir satışın hükümet nezdinde itirazlara yol açabileceği endişesini taşıyor.
Avrupa ülkeleri savunma, ileri teknoloji ve enerji gibi güvenlik ve ekonomi açısından kritik alanlardaki satın alma işlemlerini çok daha sıkı denetliyor.
Bu nedenle şirketler, satış planlarını henüz resmi süreç başlamadan hükümet yetkilileri ve askeri kanatla ele alıyor. Yatırımcılar ise onay alabilmek adına kritik teknolojileri ve istihdamı Avrupa sınırları içinde tutma taahhüdü veriyor.
Boston Consulting Group’un (BCG) Birleşik Krallık Havacılık ve Savunma Sanayii Birimi Yöneticisi Diana Dimitrova, hükümetlerin bu yaklaşımını “Avrupa hükümetlerinin tutumu giderek netleşiyor: Burada üretin ve burada bırakın” sözleriyle özetliyor.
Benzer bir süreç kıtadaki diğer anti-dron üreticilerini de etkiliyor. Yatırım şirketi Bridgepoint, Danimarkalı MyDefence firmasını yaklaşık 1 milyar dolar değerlemeyle satışa hazırlarken Polonyalı Advanced Protection Systems (APS) de satış ihtimalini değerlendiriyor.
Polonya’nın dron savunma mimarisinde yer alan ve stratejik şirketler listesine dahil edilen APS’in olası satışının Varşova yönetimi tarafından engellenebileceği kaydediliyor.
Amerikan sermayesine yönelik artan temkinlilik, Avrupa ile Washington arasında güvenlik alanında yeniden tanımlanan dengelerle eş zamanlı ilerliyor.
Politico’nun ocak ayındaki haberinde, taraflar arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle AB içinde ABD’nin yer almadığı ve 30’u aşkın ülkeyi kapsayan bir işbirliği zemininin tartışıldığı aktarılmıştı.
Buna paralel olarak Washington, Avrupa ülkelerinin kendi savunma harcamalarını ve sorumluluklarını artırmasını talep ediyor.
Alman Die Welt gazetesi mayıs ayında ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltmayı planladığını yazarken, FT ise ağustos ayında Pentagon’un aralık ayında tamamlayacağı kuvvet konuşlandırma planı çerçevesinde Washington’ın müttefiklerinden askeri kapasite artışını hızlandırmalarını istediğini duyurmuştu.
Avrupa
Alman süt devi Müller, CDU’ya AfD ile işbirliği önerdi

Müller süt ürünleri grubunun çoğunluk hissedarı Theo Müller, Şansölye Merz’in SPD’yi koalisyondan çıkarması ve değişken çoğunluklarla yönetmesi gerektiğini söyledi.
Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte Müller, “Böylece geriye sadece AfD kalır,” dedi ve “ideal senaryo” olarak CDU-AfD ittifakını ifade eden “Siyah ve Mavi”yi savunarak, “O zaman Almanya kısa sürede tekrar rayına oturur,” iddiasında bulundu.
Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferinin ardından, arkadaşı olduğunu iddia ettiği AfD lideri Alice Weidel’e bir mektup yazdığını belirten Müller, “Bu sansasyonel başarı için tebrikler!” dedi.
Müller, Saksonya-Anhalt vatandaşlarının tüm ülkeye bir mesaj gönderdiğini söyledi ve “Mevcut politikalarla işler eskisi gibi devam edemez,” iddiasında bulundu.
AfD’nin hangi tutumlarını reddettiği sorulduğunda Müller, “AB’den veya avrodan ayrılmak benim için çok aşırı bir adım olur,” cevabını verdi.
CDU’nun Bavyera’daki kardeş partisi CSU’nun üyesi olan Müller, AfD’nin “tersine göç” terimi üzerine yapılan tartışmayı abartılı olarak nitelendirdi.
Partinin seçim bildirgesini okuduğunu söyleyen süt devi, “Tersine göç şu anlama gelir: Burada kalma hakkı olan herkes bu hakkı kullanabilir ve bu hakka sahip olmayanlar —çünkü Almanya’da yasadışı olarak bulunuyorlar— ülkeyi terk etmek zorundadır. Bu apaçık ortada,” dedi.
Müller, borç yasağı, enerji dönüşümüne son verilmesi, sübvansiyonların kademeli olarak kaldırılması, daha kısıtlayıcı bir göç politikası ve kalkınma yardımının durdurulmasının yanı sıra, Rusya’ya karşı savaşta Ukrayna’ya destek çağrısında bulundu.
Alman patron, enerji dönüşümünü “hiçliğe doğru bir dönüş” olarak nitelendirdi.
Müller, karbon kredisi ticaretinin, besleme tarifelerinin ve yenilenebilir enerjiye yönelik sübvansiyonların kaldırılmasını önerdi:
“Bunların hepsi ortadan kalkabilir. Bu ‘hiçliğe doğru dönüş’ şimdiye kadar yarım trilyon avroya mal oldu. Bu 500 milyar demek! Ve 2050’ye kadar 5 trilyon avroya daha mal olması bekleniyor.”
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa7 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Ortadoğu6 gün önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti












