Avrupa
Almanya’da zorunlu askerlik sistemine geri dönüş sinyali

Federal Meclis Savunma Komisyonu Başkanı Thomas Röwekamp, ordudaki personel açığını kapatmak amacıyla hayata geçirilen gönüllü askerlik modelinin yetersiz kalması halinde, zorunlu askerlik sistemine geri dönülmesinin dışlanmaması gerektiğini ifade etti. Yapılan değerlendirmelerde, ülkenin savunma kapasitesini artırmayı hedefleyen yeni anket uygulamasına katılımın düşük düzeyde kaldığı aktarıldı.
Almanya Federal Meclisi (Bundestag) Savunma Komisyonu Başkanı Thomas Röwekamp, Almanya’da zorunlu askerlik sistemine geri dönülmesi ihtimalinin tamamen dışlanması için henüz erken olduğunu dile getirdi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerini Die Zeit gazetesine aktaran Röwekamp, Alman Silahlı Kuvvetlerinin (Bundeswehr) mevcut yapısındaki personel ihtiyacına dikkat çekti.
Röwekamp, “Bundeswehr’in yüzde 50 daha fazla askere ve üç kat daha fazla yeni personele ihtiyacı var. Buna mevcut gönüllülük sistemiyle ulaşıp ulaşamayacağımıza ya da zorunlu askerliğe geri dönmek zorunda kalıp kalmayacağımıza önümüzdeki yıl karar vermemiz gerekecek” ifadelerini kullandı.
Gönüllü modelde ilk veriler beklentilerin altında kaldı
Almanya’da 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni gönüllü askerlik yasası, 18 ile 25 yaş arasındaki erkeklerin, askeri hizmete uygunluklarını ve motivasyonlarını ölçen bir anketi doldurmalarını zorunlu kılıyor.
Kadınlar için ise bu anketin doldurulması isteğe bağlı tutuluyor. Ancak ilk aşamada alınan sonuçların hedeflenen seviyenin oldukça gerisinde kaldığı bildirildi.
Elde edilen verilere göre, şimdiye kadar yaklaşık 300 bin kişiye anket ulaştırılmasına rağmen, askeri hizmet yükümlülüğü altına girmeyi taahhüt edenlerin sayısı yalnızca 530’da kaldı.
Almanya Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının paylaştığı verilere göre, anketi alan 153 binden fazla erkeğin yüzde 96’sı formu doldururken, kadınlarda bu oran yüzde 4 seviyesinde gerçekleşti.
Bu veriler ışığında bugüne kadar yaklaşık bin 500 tıbbi muayene ve mülakat gerçekleştirildi, 600 adayın işlemlerinin ise planlama aşamasında olduğu aktarıldı.
Yapılan değerlendirmelerde, ankete katılan her beş gençten birinin askeri hizmete ilgi gösterdiği, fakat eğitim süreçleri devam ettiği için bu kişilerin ancak bir ya da iki yıl sonra silah altına alınabileceği belirtildi.
Buna karşın, Bundeswehr’in geleneksel askere alım yöntemlerinin daha başarılı sonuçlar verdiği kaydedildi.
Bu yıl yapılan başvuruların, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artışla 38 bin 500’e ulaştığı, kabul edilenlerin sayısının ise yüzde 13 artarak yaklaşık 11 bin olduğu açıklandı.
Yeni yasal düzenleme ile Bundeswehr’in mevcut 184 bin olan personel sayısının 2035 yılına kadar 255 bin ile 270 bin arasına çıkarılması hedefleniyor.
Alımlarda hedeflere ulaşılamaması durumunda, “ihtiyaca göre mecburi hizmet” modelinin devreye alınabileceği ifade ediliyor.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius tarafından nisan ayında açıklanan askeri strateji belgesi ise daha kapsamlı bir yapılanmayı öngörüyor.
NATO tavsiyeleriyle uyumlu şekilde hazırlanan bu planlama kapsamında, Federal Hükümet 2035 yılına kadar 200 bini yedek asker olmak üzere toplam askeri personel sayısını 460 bine ulaştırmayı amaçlıyor.
Pistorius, bu rakamın nihai bir sınır olmadığını, ülkenin savunma politikasında izlediği doğrultuyu gösterdiğini belirtmişti.
Almanya’da zorunlu askerlik uygulaması 2011 yılında askıya alınmıştı.
Avrupa
Finlandiya nükleer silah yasağını kaldırıyor

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ülkede nükleer silahların ithalatını, depolanmasını, üretilmesini ve kullanılmasını yasaklayan yasa maddesinin kaldırılmasını onayladı. Yasal düzenleme, parlamento tarafından kabul edilecek ve 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ülkede nükleer silahların ithalatını, üretilmesini, depolanmasını ve kullanılmasını engelleyen nükleer enerji kanunundaki yasağın kaldırılmasına yönelik yasal düzenlemeyi onayladı.
Finlandiya Parlamentosunun resmi internet sitesinde yayımlanan belgeye göre, söz konusu yasal değişiklikler 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Helsinki yönetiminin savunma ve güvenlik politikalarında yeni bir döneme işaret eden bu adım, daha önce Finlandiya Parlamentosunda yapılan oylamada 61 hayır oyuna karşı 125 kabul oyuyla destek bulmuştu.
Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen, konuya ilişkin değerlendirmesinde bu yasal değişikliğin ülkenin güvenliği için hayati önem taşıdığını belirtti.
Häkkänen, bu adıma rağmen Finlandiya’nın kendi topraklarında kalıcı olarak nükleer silah konuşlandırmak gibi bir planı olmadığını da sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, geçtiğimiz mart ayında yaptığı açıklamada Finlandiya’nın nükleer silahsızlanma konusundaki taahhütlerine bağlı kalmayı sürdürdüğünü ifade etmiş, ancak nükleer silahlar konusunda karar alma hususunda egemenlik hakkını saklı tuttuğunu kaydetmişti.
Finlandiya nükleer silah yasağını kaldıran yasayı kabul etti
Stubb, barış döneminde ülkesinin nükleer silaha ihtiyaç duymadığını da dile getirmişti.
Yasa değişikliği tasarısının gündeme geldiği ilk dönemde Kremlin yönetimi, bu girişimi doğrudan bir karşı karşıya geliş adımı olarak nitelendirmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, konuya dair açıklamasında bu hamleyi konsantre bir cepheleşme ifadesi olarak tanımlamıştı.
Peskov, Finlandiya topraklarında nükleer silah konuşlandırılmasının Kremlin tarafından doğrudan bir tehdit olarak kabul edileceğini ve Moskova’nın buna karşı yanıt önlemleri almak zorunda kalacağını belirtmişti.
Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen ise Helsinki’nin, nükleer silah ithalatını düzenleyen mevzuat değişikliğine karşı Moskova’dan gelebilecek olası tepkilere hazırlıklı olduğunu vurgulayarak “Buna kesinlikle hazırız” ifadelerini kullandı.
Avrupa
Sırbistan’da cumhurbaşkanlığı sonrası Vučić senaryoları

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in görevdeki son günlerini geçirdiğine dair açıklaması, ülkenin siyasi geleceğine yönelik tartışmaları canlandırdı. Analistler, anayasal sınır nedeniyle 2027 yılında görev süresi dolacak olan Vučić’in siyasi emekliliğe ayrılmak yerine yeniden başbakanlık koltuğuna oturabileceğini öngörüyor.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in siyasi geleceğine dair son açıklamaları, Belgrad ve uluslararası kamuoyunda geniş şekilde tartışılıyor.
Cumhurbaşkanının görevdeki son günlerini ve haftalarını geçirdiğini duyurmasının ardından, Reuters haber ajansının görüştüğü uzmanlar, Vučić’in siyaset sahnesinden çekilmeyeceğini, aksine gücü elinde tutmak için yeni planı devreye sokacağını belirtiyor.
Varşovalı analist Radivoje Grujić konuya ilişkin değerlendirmesinde “Bu kesinlikle Vučić’in sonu değil. Siyasi emekliliğe ayrılacağı anlamına kesinlikle gelmeyen bir planı var, hatta tam tersi” ifadelerini kullandı.
“Yeni rota başbakanlık koltuğu olabilir”
Uzmanların öngörülerine göre cumhurbaşkanlığı makamından ayrılması Vučić’in siyasi nüfuzunu kaybetmesine yol açmayacak. Aksine bu adım, partisi Sırp İlerleme Partisinin (SNS) parlamento seçimlerinde zafer kazanması durumunda, kendisine yeniden başbakanlık yolunu açabilir.
Sırbistan’da yürütme gücünün büyük kısmının başbakanlık makamında toplanması sebebiyle, Vučić’in bu hamleyle resmi yetkilerini fiili gücüyle uyumlu hale getirmeyi amaçladığı kaydediliyor.
Analistler, Vučić’in cumhurbaşkanlığı makamına kendisine sadık bir isim yerleştirerek yönetim mekanizmalarını kontrol altında tutmaya devam edeceğini tahmin ediyor.
Aleksandar Vučić, 27 Nisan 2014 ile 31 Mayıs 2017 tarihleri arasında üst üste iki dönem Sırbistan Başbakanı olarak görev yaptı.
Bu görevin ardından 2017 yılında cumhurbaşkanı seçilen Vučić, 2022’de ikinci kez bu makama getirildi. Sırbistan Anayasası’na göre bir kişi en fazla iki dönem, toplamda 10 yıl cumhurbaşkanlığı yapabiliyor.
Bu çerçevede Vučić’in resmi görev süresi normal şartlarda Mayıs 2027’de sona eriyor.
Sırbistan’da cumhurbaşkanlığı makamı anayasal olarak büyük ölçüde sembolik yetkilere sahip olsa da Vučić, güçlü liderliği ve partisi üzerindeki mutlak hakimiyeti sayesinde ülkenin fiili karar mercii konumunu koruyor.
Siyasi müttefiklerinin de Vučić’in başbakanlık görevine dönmesi fikrini kamuoyu önünde açıkça destekledikleri biliniyor.
“Mirasımı korumak katılım gerektirebilir”
Vučić, Şubat ayında Reuters’a verdiği mülakatta siyasi geleceğine değinirken “Siyasetle daha az ilgilenmeyi ya da hiç ilgilenmemeyi isterdim ancak mirasımı koruma kaygısı belirli ölçüde katılım göstermemi gerektirebilir. Göreceğiz” şeklinde konuşmuştu.
Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz günlerde başkent Belgrad’daki Meclis binası önünde düzenlenen mitingde halka seslenirken cumhurbaşkanlığı döneminin sona erdiğini dile getirdi.
Konuşmasında “Muhtemelen size cumhurbaşkanı olarak son kez sesleniyorum. Bana cumhurbaşkanlığı makamını asla bırakmayacağım söylenmişti, bunlar cumhurbaşkanı olarak son günlerim ve haftalarım” ifadelerini kullandı.
Haziran ayı başında da devlet radyosu Radio Belgrade’a verdiği mülakatta erken seçim takvimini değerlendiren Vučić, görevinden erken istifa edebileceğinin sinyalini vermiş ve bu adımın sürpriz olmayacağını belirtmişti.
Cumhurbaşkanı, kendisinden sonra bu makama gelecek adayı ise “devletin ne olduğunu bilen, sorumlu, eğitimli ve enerjik kişi” olarak tanımlamıştı.
Avrupa
İngiltere’de Kral’ın resmi görev tanımı revize edildi

İngiltere’de Krallığın rolüne ilişkin saray tarafından yeni yayınlanan bir tanıma göre, Kral’ın resmi görevi “çok dinli bir ulus içinde inancı korumak.”
“İngiltere Kilisesi’nin Yüce Hükümdarı” olan Kral, Buckingham Sarayı tarafından yeniden düzenlenen görev tanımına göre “inanç için ortam koruyacak.”
Kraliyet ailesinin mali durumuna ilişkin yıllık inceleme raporu olan 2025-26 Sovereign Grant raporunda yayınlanan bu değişiklik, geçen yıl “İngiltere Kilisesi’nin Başı ve İnancın Savunucusu” olarak tanımlanan Kral’ın “Ulusun Başı” rolünün tanımını değiştiriyor.
Bu yılki tanımda daha ayrıntılı bir şekilde şöyle belirtiliyor: “Majesteleri, İngiltere Kilisesi’nin Yüce Hükümdarıdır ve çok dinli bir ulus içinde inanç ortamını korur.”
Taç giyme töreninden önce, Kral’ın Hristiyan atalarının yaptığı gibi “İnanç” yerine çoğul olarak “İnançların Savunucusu” olmayı seçip seçmeyeceği konusunda tartışmalar yaşanmıştı. Sonuçta, Kral Charles geleneksel ifadeyi tercih etmişti.
Fakat hem Galler Prensi olarak hem de şu anda Kral olarak, dinler arası diyaloğu çalışma hayatının temel taşlarından biri haline getirmiş durumda.
Düzenli olarak İbrahimî dinlerden bahseden Charles, Birleşik Krallık’ta ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudi, Müslüman, Sih, Ortodoks ve diğer dini topluluklarla temaslarda bulunuyor.
Kraliçe II. Elizabeth’in, dönemine ait Sovereign Grant raporlarında tanımlandığı şekliyle görev tanımı basitti: “İngiltere Kilisesi’nin Yüce Hükümdarı” ve aynı zamanda “Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı.”
Bu yılki değerlendirmede ise Kral, “Silahlı Kuvvetlerimize manevi destek sağlıyor” şeklinde değerlendirildi.
Bu yılki raporda, Kral’ın “hayırseverlik faaliyetleri için bir katalizör” olması, “doğanın bozulmasını” kabul etmesi ve “özellikle ulusal yaşamın önemli anlarında, hem kutlama hem de trajedi dönemlerinde Birleşik Krallık’ın sosyal dokusunu ve uyumunu güçlendirirken gurur, süreklilik ve istikrar duygusunu beslemesi” gibi temel amaçlarına ilişkin ayrıntılı açıklamalar da yer alıyor.
Raporda, “Majesteleri ayrıca, Birleşik Krallık’ın çeşitli bölgeleri ve ulusları genelinde toplulukları ve inanç gruplarını bir araya getirme ve onlarla etkileşim kurma konusunda özel bir role sahiptir,” deniliyor.
Metinde ayrıca, Kral’ın 2024-25 döneminde 12,9 milyon sterlin vergi ödediği ve bu tutarla o yıl ülkedeki en çok vergi ödeyen ilk 100 kişi arasına girdiği görüldü.
Ayrıca, 369 milyon sterlinlik yenileme çalışmaları tamamlandığında Kral ve Kraliçe’nin Buckingham Sarayı’na taşınmayacağı duyuruldu.
Cuma günü yayınlanan bir YouGov anketi, İngiliz halkının yüzde 66’sının bu kararı desteklediğini gösterdi.
Buckingham Sarayı’nın hükümdarın görev tanımını değiştirmesi ilk kez olmuyor.
2022 yılında, II. Elizabeth’in hükümdarlığının sonunda, Sovereign Grant monarşinin rolünü yeniden tanımlayarak, onun “yerine getirmesi gereken” görevleri kaldırmış ve daha fazlasını o dönemki Galler Prensi Charles’a devretmişti.
Kraliçe’nin resmi görevleri, en az on yıldır ilk kez sarayın yıllık raporunda revize edildi; bu revizyonla, daha önce “anayasal gelenek” gereği gerekli görülen parlamento açılış töreni gibi belirli etkinlikler listeden çıkarıldı.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa5 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi











