Bizi Takip Edin

Avrupa

Polonya, Ukrayna üzerindeki Rus füzelerinin vurulmasını tartışmaya açtı

Yayınlanma

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, Rus füzelerinin daha sonra muhtemelen Polonya üzerinde değil, Ukrayna üzerinde vurulmasının ciddi biçimde tartışılması gerektiğini söyledi. Açıklama, Ukrayna’ya Patriot füzeleri sağlanması tartışmaları ve 30 Temmuz gecesi Polonya hava sahasında belirlenen tanımlanamayan cismin ardından yapıldı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, Ukrayna’ya Patriot füzeleri sağlanması tartışmalarını değerlendirirken Rus füzelerinin daha sonra muhtemelen Polonya üzerinde değil, Ukrayna üzerinde vurulmasının ciddi biçimde ele alınması gerektiğini söyledi.

Bankier.pl portalının aktardığına göre Sikorski, “Bu Rus füzelerini daha sonra, belki de Polonya üzerinde değil de Ukrayna üzerinde vurmanın daha iyi olup olmadığının kesin biçimde söylenip söylenemeyeceği meselesi, partiler arası siyasi mücadelenin rehinesi haline gelmemesi gereken son derece ciddi bir tartışmanın konusudur” dedi.

Polonya Dışişleri Bakanı’na göre Ukrayna’nın şu anda Rus füzelerine karşı koruması yok.

Polonya Dışişleri Bakanlığı, 31 Temmuz’da “Polonya topraklarına bir füzenin düşmesiyle bağlantılı olarak” Rusya’nın büyükelçisini çağırdı. Polonya Başbakanı Donald Tusk ise ülkenin doğusunda meydana gelen patlamanın ardından Varşova’nın “aceleci sonuçlara varmayacağını” söyledi, ancak Rusya’nın muhtemel dahli üzerinde durdu.

Tusk, “Ayrıntılı soruşturma tamamlanana kadar aceleci sonuçlara varmayalım. Tam olarak hangi mühimmatın ateşlendiğinden yüzde 100 emin olmak istiyoruz” dedi.

Rus ordusu, 30 Temmuz gecesi Kiev’de ve Ukrayna’nın batısındaki Lviv, İvano-Frankivsk ve Rivne bölgelerinde, ayrıca Odessa’da Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için silah üreten işletmelere geniş çaplı saldırı düzenledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleriyle bunlara bağlı altyapıyı hedef aldığını vurguluyor.

Polonya komutanlığının açıklamasına göre 30 Temmuz gecesi saat 03.40’ta Polonya hava sahasında batıya doğru ilerleyen tanımlanamayan bir cisim belirlendi.

Cismi teşhis etmek ve önlemek üzere bir F-16 savaş uçağı havalandırıldı. Polskie Radio’nun aktardığına göre cisim saat 03.46’da radardan kayboldu.

Polonya’nın doğusundaki Lublin Voyvodalığı’nda güçlü bir patlama sesi duyuldu. Olay yerine giden polis ekipleri, Tarnawa-Kolonia ile Tokary yerleşimleri arasında bir çukur ve tanımlanamayan bir cisme ait dağılmış parçalar buldu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Romanya’daki dron olayı hakkında yaptığı açıklamada, “Şu ya da bu hava aracının hangi menşeden olduğunu, o hava aracı üzerinde inceleme yapılana kadar kimse söyleyemez” dedi.

Putin, Finlandiya’ya ve Baltık ülkelerine de “Ukrayna dronlarının girdiğini” belirterek, “İlk tepki tam da şimdi Romanya’da olduğu gibiydi. Eyvah. Ruslar geliyor, Ruslar vuruyor. Sonra kısa bir süre içinde bunun Rus hava araçlarıyla hiçbir ilgisi olmadığı ortaya çıkıyordu. Bunlar Ukrayna menşeli dronlardı. Rotalarını şaşırmışlardı” diye konuştu.

Putin daha önce de Rusya’nın Avrupa’da dronlarla vurulacak hedefleri bulunmadığını ve Rusya’nın “Lizbon’a kadar uçabilen” dronlara sahip olmadığını söylemişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Rusya’nın Avrupa ve NATO ülkelerine hiçbir zaman dron ya da füze yöneltmediğini söylemişti.

Lavrov, “Biz hiçbir zaman sivil hedeflere saldırmıyoruz, olaylar meydana geliyor, ancak biz hiçbir zaman gökyüzüne kasıtlı ateş açmıyoruz ve dronlarımızı ya da füzelerimizi Avrupa’da bulunan devletlere ve Kuzey Atlantik İttifakı ülkelerine hiçbir zaman yöneltmiyoruz” demişti.

Kremlin ise ABD’nin Ukrayna’ya Patriot üretim lisansı verme kararı aldığı yönündeki haberlerin ardından şu açıklamayı yapmıştı:

“Patriot’a gelince, evet, bu apaçık bir gerçek: ABD Ukrayna’ya silah ve askeri teknoloji sevkiyatını bütün hızıyla sürdürüyor. Gerçekten de böyle, bunu biliyoruz. Pembe gözlük takmıyoruz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bunu çok iyi biliyor.”

Avrupa

Enerji bakanları AB’ye geri dönen enerji krizini tartışacak

Yayınlanma

Lüksemburg’da bir araya gelen AB enerji bakanları, yakıt ve elektrik güvenliğini görüşmeyi planlıyorlar.

Rapporteur’e göre bugün (29 Ekim) bir araya gelecek bakanlar, zirveyi gölgeleyen enerji fiyatlarındaki artışla başa çıkmak için yeterince hazırlıklı görünmüyorlar.

Zirvenin arifesinde Avrupa’nın referans gaz fiyatı megavat-saat başına 100 avroyu aştı ve yakın zamanda düşeceğine dair herhangi bir işaret yok.

ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırının ardından elektrik fiyatları da yükseldi; Almanya’da neredeyse iki katına, İtalya’da ise iki kattan fazla arttı.

Alman enerji ekonomisti Lion Hirth, “Doğalgaz ve elektrik fiyatları tavan yapsa da, siyasi açıdan şu anda sağır edici bir sessizlik hakim,” dedi.

Fakat herkes sessiz kalmıyor. Aylardır, AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen, kışın yaklaşmasıyla birlikte AB ülkelerine enerji tasarrufu yapmanın gerekliliğini vurgulamak için çaba sarf ediyor.

Jørgensen, gerçek bir kıtlığın yaşanmasının beklenmediğini kabul etmekle birlikte, “Yakıtı karşılayamayan bir işletme veya vatandaş için bunun bir arz güvenliği sorunu olmaması pek de önemli değil,” uyarısında bulundu.

Komiser çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Eğer satın alacak paraları yoksa, aslında satın alınabilecek durumda olması bir şey değiştirmez,” dedi.

Üst düzey bir AB diplomatı, Danimarkalı siyasetçinin bakanlara “mevcut enerji güvenliği durumunu aktarması ve daha önce bahsettiği talep azaltma önlemlerini ele almasının” beklendiğini söyledi.

Daha önce, Rapporteur’ün elde ettiği bir mektupta, bloğun enerji sorumlusu, ulusal başkentlere gece vakti kamu aydınlatmasını sınırlamaları ve yüksek talep dönemlerinde vatandaşların enerji kullanımını kısıtlamaları çağrısında bulunmuştu.

Gelgelelim 2022’de alınan önlemleri tekrarlamaya yönelik siyasi irade –o dönemde memurların ofis sıcaklığını 19 derecede tutmak zorunda kalmaları ve vatandaşlara günlük duş sürelerini sınırlamaları yönünde yapılan çağrılarla damgasını vurmuştu– son derece sınırlı.

Bir AB diplomatı gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bağlayıcı veya AB koordinasyonunda talep azaltma önlemlerine yönelik herhangi bir istek görmüyorum,” dedi.

İki hafta önce Brüksel’de blok liderleri arasında yapılan önceki görüşmelerde de benzer bir çekingenlik ortaya çıkmıştı.

Zirve, üst düzey yetkililerin önemli eksiklikleriyle de dikkat çekecek: Polonya sadece bir bakan yardımcısı gönderiyor, Almanya bir müsteşar tarafından temsil ediliyor, Avusturya ise sadece büyükelçisiyle katılacak.

İspanya’nın enerji bakanı ve başbakan yardımcısı Sara Aagesen de çarşamba günü 68 kişinin hayatını kaybettiği korkunç tren kazası nedeniyle toplantıya katılamayacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İddia: Vučić iktidarı zorla tutma planından telefonlarla vazgeçti

Yayınlanma

İngiliz The Times gazetesi, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in 25 Ekim’deki parlamento seçimlerinin ardından iktidarı zorla elinde tutmaya hazırlandığını, ancak gelen telefonlar üzerine geri adım attığını yazdı. Eski bir polis amiri seçim günü Belgrad’ın merkezine 4 bin polis ve 3 bin kişinin sevk edildiğini öne sürerken, Vučić’in sözcüsü polis varlığının protestocuların şiddet tehditlerine yanıt olduğunu savundu.

İngiliz The Times gazetesinin siyasetçilere ve özel bir polis biriminin eski yöneticisine dayandırdığı haberine göre, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ülkedeki parlamento seçimlerinin ardından iktidarı zorla elinde tutmaya hazırlanıyordu.

Ancak kendisine geri adım atması yönünde gelen telefonların ardından bu senaryodan vazgeçti.

Sırp polisinin terörle mücadele biriminin eski komutanı Spasoje Vulević, gazeteye yaptığı açıklamada, oy verme günü olan 25 Ekim’de başkent Belgrad’ın merkezine 4 bin polisin ve “zorbalar” diye tanımladığı 3 bin kişinin sevk edildiğini söyledi.

Vulević’in değerlendirmesine göre Vučić, seçim sonuçlarını tanımamaya hazırlanıyordu.

Vučić’in sözcüsü ise bu iddiayı reddetti. The Times’a konuşan kadın sözcü, Belgrad’daki polis varlığının protestocuların şiddet tehditlerine verilen bir yanıt olduğunu ve iktidarı ele geçirme girişimiyle ilgisi olmadığını belirtti.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Sandro Gozi de seçim günü diplomatik kaynaklardan, Vučić’in güç kullanma senaryosuna hazırlandığına dair endişe verici mesajlar aldığını anlattı.

Gazetenin aktardığına göre Gozi’nin siyasi grubu, yerel saatle 21.00 sularında ilk sonuç tahminleri açıklanırken Vučić’in partisinin destekçilerinin çatışma çıkarmak üzere harekete geçirilebileceği uyarısını taşıyan bir bildiri yayımladı.

Vučić’i geri adıma zorlayan telefonlar nereden geldi?

Seçimin galibi “Öğrenci Listesi”nin önde gelen adaylarından Radomir Saičić de taraflar arasındaki oy farkının az çıkması halinde, sonuçları güç kullanarak değiştirme planı yapıldığını savundu.

Saičić, “Sonuçlar birbirine yakın çıkarsa oylama neticesini kaba kuvvetle iptal etme planları vardı. Ancak edindiğim bilgiye göre, kendisine emniyetten ve başka kişilerden gelen çok sayıda telefon fikrini değiştirmesini sağladı. Bu planı uygulamanın kendisi için çok kötü sonuçlanacağına ikna ettiler” dedi.

Eski komutan Vulević ise polislerin belirleyici bir rol oynamış olabileceğine kuşkuyla yaklaştı.

Belgrad’daki birim komutanlarını bizzat Vučić’in seçtiğini ve bu isimlerin ona itiraz etmesinin pek olası olmadığını belirten Vulević, “Vučić’i Avrupa hükümetlerinin temsilcilerinin aradığını tahmin ediyorum; bunlar en üst düzeyde yapılan görüşmelerdi” diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu üyesi Gozi, telefon görüşmelerinin belirleyici etkisi olduğu yönündeki iddiayı doğrulamadı.

Gozi, “Telefon görüşmeleri yapılmış olabileceğini ihtimal dışı bırakamam ama her halükarda aleyhindeki oy farkı fazlasıyla büyüktü. Vučić neye uğradığını şaşırdı” ifadelerini kullandı.

The Times’ın aktardığına göre, akşam saatlerinde Belgrad’da yollar kapatıldı, sokaklarda jandarma görevlileri yer aldı ve siyah giyimli erkek grupları kentteki Öncüler Parkı’na (Pionirski Park) doğru yöneldi.

Vulević, bu kişilerin 20-30 kişilik gruplar halinde geldiğini öne sürdü. Ancak gazete, sandıkların kapanmasından bir buçuk saat sonra, saat 21.30’da Vučić’in geri adım attığını ve toplanan destekçilerinin dağıldığını yazdı.

Sırbistan seçimleri: Dört sütunlu illüzyonun dağılışı

Novi Sad’daki çökmeden erken seçim yenilgisine

Sırbistan’da erken parlamento seçimleri 25 Ekim’de yapıldı.

Seçim Komisyonu verilerine göre, 8 bin 139 sandıktaki sonuçların işlenmesinin ardından “Öğrenci Listesi” oyların yüzde 52,65’ini alırken, Vučić’in “Birleşik Sırbistan” koalisyonu yüzde 39,22’de kaldı.

Vučić, kesin sonuçları beklemeden yenilgiyi kabul etti.

“Bu seçimleri kaybettiğimiz ortada. ‘Öğrenci Listesi’ kazandı” diyen siyasetçi, muhalefetin başarısını Avrupa ülkelerinin ve Amerikan “derin devletinin” desteğine bağladı.

Seçim öncesinde ülke, Kasım 2024’te Novi Sad kentindeki tren istasyonu sundurmasının çökmesiyle başlayan uzun süreli kitlesel protestolara sahne olmuştu.

Göstericiler önce sorumluların hesap vermesini ve yolsuzluk iddialarının soruşturulmasını talep etmiş, ardından hükümetin istifasını istemişti.

Eylül 2026’da parlamentoyu fesheden ve cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılacağını duyuran Vučić, bu adımların ardından partisi tarafından başbakan adayı gösterilmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Vučić sonrası Sırbistan: Yüzde 52,73 oy alan hareketin kadrosunda kimler var?

Yayınlanma

Sırbistan’daki erken parlamento seçimlerini kazanarak Aleksandar Vučić koalisyonunu geride bırakan Öğrenci Listesi’nde, yeni yönetimin olası isimleri arasında bir kardiyolog, eski merkez bankası başkanı, EuroLeague Başkanı ve bir kimya profesörü öne çıkıyor. Seçim Komisyonunun ön verilerine göre oyların yüzde 52,73’ünü alan hareket, hükümeti kimin kuracağını ve bakanlıkların nasıl dağıtılacağını henüz açıklamadı.

Sırbistan’da 25 Ekim’de yapılan erken parlamento seçimlerini Öğrenci Listesi kazanırken, eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in koalisyonu sandıktan yenilgiyle çıktı.

Reuters haber ajansı, seçim zaferinin ardından ülkenin yeni yönetiminde yer alabilecek en belirgin isimler arasında eski bir merkez bankası başkanının, bir kardiyoloğun, bir basketbolcunun ve bir kimyacının öne çıktığını yazdı.

Profesörler, doktorlar, girişimciler, kültür-sanat insanları ve aktivistlerden oluşan hareket, hükümeti kimin kuracağını veya bakanlık koltuklarına kimlerin oturacağını henüz açıklamadı. Reuters, hareketin dikkat çeken dört ismini özgeçmişlerine, seçim konuşmalarına ve kamuoyuna yaptıkları açıklamalara dayanarak mercek altına almak yerine doğrudan kamuoyuna tanıttı.

Öğrenci Listesi’nin ilk sırasında, Novi Sad Üniversitesi Tıp Fakültesi profesörü ve aktif olarak hekimlik yapan kardiyolog Ilija Srdanović yer aldı.

Yolsuzluk karşıtı protestolara katılan Srdanović, seçim kampanyasını sağlık sisteminin yerelleştirilmesi ve hastaların eşitliği üzerine kurdu.

Belgrad merkezli FoNet ajansına verdiği mülakatta Srdanović, hedefini “daha iyi bir Sırbistan” inşa etmek diye tanımladı ve “başka hiçbir şeyin önemi yok” vurgusunu yaptı.

Srdanović başbakanlık koltuğuna resmi olarak aday gösterilmedi. Kendisini “eşitler arasında birinci” diye tanımlayan kardiyolog, hareketin her kabine görevi için birden fazla adayı olduğunu söyledi.

Reuters’ın aktardığına göre Srdanović, müstakbel yönetimin önceliğini ülke içindeki yolsuzluk karşıtı reformlar ve ülkenin “ayakta kalması” olarak belirlerken, Avrupa Birliği’ne (AB) katılımı ilk sıradaki görevler arasında görmedi.

Ekim ayı sonunda Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Srdanović ile telefonla görüştüğünü duyurdu ve önceliğin bir an önce hükümetin kurulması olduğunu belirtti.

Ekonomi, spor ve bilim dünyasından siyasete uzanan profiller

Hareketin öne çıkan bir diğer temsilcisi, 2010-2012 yıllarında Sırbistan Merkez Bankası Başkanlığı yapan ekonomist Dejan Šoškić. Ajansın haberine göre Šoškić, o dönem kurumun bağımsızlığını zedelediğini düşündüğü yasal değişiklikleri protesto ederek görevinden istifa etmişti.

Šoškić bu seçim kampanyasında ise ihracatta rekabet gücünü artırmak amacıyla dinarın değerini düşürmeyi önerdi. Ekonomist, maaşlarda ve emekli aylıklarında kalıcı artışın temel şartı olarak akılcı bir bütçe politikasını görüyor.

Reuters, hareketin kamuoyu önündeki yüzleri arasında EuroLeague Başkanı Dejan Bodiroga’ya da dikkat çekti. e

Eski Yugoslavya Milli Basketbol Takımı kaptanı olan Bodiroga, iki kez dünya şampiyonluğu ve 1996 Olimpiyat Oyunları’nda gümüş madalya kazandı.

Seçim kampanyası boyunca öğrenci mitinglerinde kürsüye çıkan Bodiroga, bu seçimleri “ele geçirilmiş ülkeyi geri alma” mücadelesi diye nitelendirdi.

Öğrenci Listesi’nde yer alan organik kimya profesörü ve Sırbistan Bilim ve Sanat Akademisi üyesi Radomir Saičić ise siyasi analistler ve yerel medya tarafından gelecekteki cumhurbaşkanlığı seçiminin muhtemel adayları arasında gösteriliyor.

Reuters’ın yazdığına göre bu seçimlerin, Vučić’in yakın zamandaki istifasının ardından yapılması gerekiyor.

Sırbistan seçimleri: Dört sütunlu illüzyonun dağılışı

Kemoterapi ve antiviral tedavi ilaçlarının sentezi üzerine bilimsel araştırmalar yürüten Saičić, 2024 yılında Novi Sad’daki tren istasyonu sundurmasının çökmesinin ardından başlayan öğrenci protestolarına katılmıştı.

Vučić yenilgiyi kabul ettikten sonra hareketin seçim merkezinde kameraların karşısına geçen isim de bizzat Saičić oldu; sonucu “vatandaşların zaferi” diye tanımlayan profesör, özellikle Rusya ile enerji bağlarının sürdürülmesini destekliyor.

Cumhuriyet Seçim Komisyonunun ön verilerine göre, 8 bin 155 sandıktaki oyların sayımı tamamlandığında Öğrenci Listesi yüzde 52,73 oy oranına ulaştı. Aleksandar Vučić’in Birleşik Sırbistan koalisyonu ise yüzde 39,15’te kaldı.

Kesin sonuçlar açıklanmadan yenilgiyi kabul eden Vučić, yeni yönetimin Mart-Nisan 2027’ye kadar Rusya’ya yaptırım uygulayacağını öngördü.

Öğrenci Listesi temsilcileri ise daha önce yaptıkları açıklamalarda, Moskova’ya yönelik kısıtlayıcı tedbirleri reddetme tutumunu koruyacaklarına söz vermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English