Ortadoğu

İsrail, Suriye’nin güneyinde nüfuz hatlarını yeniden çiziyor

Yayınlanma

Suriye’nin Süveyda kentinde yerel gruplar, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına bağlı güçlerin sivillere yönelik katliam ve yağma eylemlerinin ardından kentin büyük bölümünün kontrolünü yeniden ele geçirdi. İsrail, yönetimin ağır silahlarını hedef alan hava saldırıları düzenleyerek güçlerin geri çekilmesini sağlarken, Başbakan Netanyahu ‘Suriye’nin güneyinde yeni bir Lübnan’ın oluşmasına izin vermeyeceğiz’ dedi. Çatışmalarda aralarında sivillerin de bulunduğu yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde yerel gruplar, Dürzi şeyhlerinin ateşkesi kabul etmesinin ardından şehre giren Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına bağlı güçlerin gerçekleştirdiği katliamlar, yağma ve tahrip eylemleri üzerine yeniden çatışmaya girerek kentin büyük bir bölümünün kontrolünü geri aldı.

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) yönetimine bağlı güçlerin ağır silahlarla başlattığı saldırıya İsrail, hava saldırılarıyla karşılık vererek bu güçleri geri çekilmeye zorladı.

HTŞ güçlerinden katliam ve yağma

Dürzi şeyhlerinin çatışmaların durdurulmasını kabul etmesinin ardından Süveyda’ya giren HTŞ’ye bağlı güçler, saatler içinde katliam, yağma, tahrip ve hakaret eylemlerine girişti.

Bu eylemleri bizzat belgeleyip sosyal medyada yayımlayan güçler, kentte tansiyonun yeniden yükselmesine ve yerel grupların tekrar çatışma sahasına inmesine neden oldu.

Gelişmeler üzerine Savunma Bakanlığı, tanklar ve ağır zırhlı araçlarla takviye edilmiş birlikler göndererek kentin bazı mahallelerini havan topları ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı.

Fakat İsrail, Suriye’nin güneyinde ağır silahların varlığını “kabul edilemez” olarak niteleyerek hava saldırıları başlattı. Bu saldırılar, Savunma Bakanlığına bağlı birlikleri geri çekilmek zorunda bıraktı.

Bunun ardından HTŞ yönetimi, Savunma ve İçişleri Bakanlıkları aracılığıyla yayımladığı iki ayrı açıklamada, “kanun dışı gruplar” olarak tanımladığı yerel gruplarla mücadele etmek için bölgeye Kamu Güvenliği ve Askeri Polis güçlerinin sevk edileceğini duyurdu.

Dürzi lider ‘direniş’ dedi: Süveyda’da çatışmalar sürüyor

Siviller meydanlarda infaz edildi

Çatışmalar esnasında 20’den fazla sivilin doğrudan infaz edildiği haberleri geldi. Bu infazların bir kısmı Al-ı Rıdvan misafirhanesine yapılan baskınla, bir kısmı ise halka açık meydanlarda gerçekleştirildi.

Meydanda annelerinin gözü önünde üç kardeşin öldürüldüğü bildirildi. Yeni Suriye yönetimine muhalif akımın lideri Şeyh Hikmet el-Hicri, daha önceki ateşkes açıklamasını baskı altında yapmak zorunda kaldıklarını belirterek Süveyda halkına çatışmaya devam etme çağrısı yaptı.

İsrail saldırılarının ağır silahları denklem dışı bırakmasıyla sokak çatışmalarına dönen mücadelede yerel gruplar, kentin büyük bölümünde hakimiyeti sağladı.

HTŞ’ye bağlı unsurların yayımladığı video kayıtlarında, yaşlılara yönelik saldırılar ve saha infazları belgelendi. Savunma Bakanlığının “yağma ve ihlalleri önlemek” amacıyla görevlendirildiğini açıkladığı Askeri Polis biriminin bir mensubunun, daha önce bir vatandaşa saldırırken çekilen görüntülerde yer almasına rağmen görevine devam ettiğinin görülmesi, yeni yönetimin durumu kontrol altına alma ve suçları önleme kabiliyetine dair ciddi soru işaretleri doğurdu.

Yönetimin başındaki Ahmed eş-Şaraa, rütbesi ne olursa olsun ihlalde bulunan herkesin cezalandırılacağını açıklamıştı.

İsrail’in müdahalesi ve gizli diplomasi

HTŞ’ye bağlı güçlerin saldırısı, Suriye sahilinde “eski rejim kalıntılarıyla mücadele” bahanesiyle yüzlerce kişinin öldürüldüğü katliamları hatırlatan bir “seferberlik” çağrısıyla başlamıştı.

Bu kez de “kanun dışı gruplarla mücadele” bahanesi, Dürzilere yönelik mezhepçi bir öfkenin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Bu durum, çok sayıda misafirhane, ev ve dükkanın yanı sıra es-Sura el-Kebire beldesindeki Mar Mihail Kilisesi’nin de hedef alındığı geniş çaplı yağma, kundaklama ve tahrip eylemleriyle kendini gösterdi.

İsrail’in “Dürzileri koruma” bahanesiyle yaptığı müdahale, kendilerini ateş hattında bulan HTŞ’ye bağlı onlarca milisin ölümüyle sonuçlandı. Bu müdahale, daha önce sızdırılan ve İsrail’in hükümet güçlerinin Süveyda’ya girmesini kabul ettiğini gösteren bilgilere rağmen gerçekleşti.

Bu onayın, Ahmed eş-Şaraa’nın ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack ile yaptığı görüşme ve Şaraa’nın birkaç gün önceki Azerbaycan ziyareti esnasında Süveyda ve Deraa İç Güvenlik Başkanı Ahmed ed-Dalati’nin de yer aldığı bir Suriye heyetinin Bakü’de bir İsrail heyetiyle yaptığı görüşmede alındığı iddia edilmişti.

Netanyahu: Yeni bir Lübnan’a izin vermeyiz

ABD ve İsrail’in açıklamaları bazı görüş ayrılıklarına işaret etse de sahadaki gelişmeler, Washington ve Tel Aviv arasında doğrudan bir koordinasyon olduğunu ortaya koyuyor.

Barrack, Washington’un Suriye’de dini federal yapılar kurulmasına karşı olduğunu ve HTŞ’nin Süveyda’daki askeri harekâtını desteklediğini belirtirken, İsrail bu harekâtı engelleyici hava saldırıları düzenledi.

İsrail medyasında yer alan açıklamalarında Başbakan Netanyahu, müdahalenin amacının Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturmak olduğunu vurguladı.

Netanyahu, “Suriye’nin güneyinde yeni bir Lübnan’ın ortaya çıkacağı bir duruma geri dönülmesine izin vermeyeceğiz,” diyerek Dürzileri koruma iddiasını doğrudan yalanladı.

Bölünmüş Dürzi liderliği ve belirsiz gelecek

Şeyh Hicri’ye doğrudan bağlı Süveyda Askeri Meclisi liderliğindeki yerel gruplar kentin çoğunu kontrol ederken, arabuluculuk çabaları sürüyor.

Fakat HTŞ’ye bağlı birliklerin hareketliliği, havan ve roket saldırılarıyla zemin hazırlanan yeni bir saldırı hazırlığına işaret ediyor.

İsrail’in Kanal 12 televizyonu, Washington’un Tel Aviv’den Suriye’nin güneyindeki saldırılarını durdurmasını istediğini ve İsrail’in bu talebe uyma sözü verdiğini bildirdi.

Bu durum, taraflar arasında kan dökülmesini uzatabilecek, üzerinde anlaşılmış bir “vurkaç oyunu” olarak yorumlanıyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, çatışmalarda ölen yaklaşık 200 kişiden 21’inin sivil olduğunu ve bu sivillerin sahada infaz edildiğini belirtti.

Bu esnada Dürzi şeyhleri arasında saldırıyı durdurma mekanizması konusunda bir ayrışma yaşanıyor. Şeyh Hicri, işlenen suçların ardından çatışmada ısrar ederken, şeyhler Hamud el-Hanavi ve Yusuf Cerbu, yeni yönetime bağlı güçlerin ihlalleri önleyecek ciddi teminatlarla bölgeye girmesine olanak tanıyacak bir anlaşmaya varmaya çalışıyor.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA‘ya konuşan Şeyh Cerbu, “Bugün umudumuz, tüm vatandaşlarını her türlü saldırı ve ihlalden koruyan devlet seçeneğidir,” ifadelerini kullandı.

Süveyda, yerel milislerin sergilediği savaş iradesiyle yeni yönetime direniyor gibi görünse de, durumun nihai sonucu ABD ve İsrail’in tutumuna ve aralarındaki çekişme oyununa bağlı kalmaya devam ediyor.

Bu belirsizlik, HTŞ’ye bağlı ve aralarında mezhepçi güdülerle hareket eden grupların da bulunduğu birliklerin yeniden Süveyda’ya dönmesinin kapısını aralayabilir.

Çok Okunanlar

Exit mobile version