Avrupa
İsrail’e ‘Eurovision’ baskısı artıyor

Eurovision Şarkı Yarışması, İsrail’in katılımına izin verilmesi halinde 2026 yılındaki yarışmayı boykot etmekle tehdit eden ülkelerin sayısının artmasıyla “varoluşsal” bir krizle karşı karşıya.
İsrail’in Gazze’deki işgali nedeniyle Avrupa’da son haftalarda İsrail’e karşı kültürel tepki giderek yoğunlaşıyor. İspanya başbakanı, ülkenin uluslararası spor etkinliklerinden men edilmesini talep ederken, Belçika’daki bir festival İsrailli bir orkestra şefini dışladı ve İsrail’in bu önemli müzik yarışmasından çıkarılmasını talep eden ülkelerin sayısı hızla artıyor.
Avrupa, İsrailli sanatçılara ve sporculara yönelik kültürel yasakların meşru yaptırımlar olup olmadığı konusunda mücadele ediyor. Bazı AB hükümetleri bunları Gazze’deki savaşa orantılı tepkiler olarak nitelendirirken, diğer Avrupa yönetimleri, İsrailli yetkililer ve Yahudi gruplar, bunların antisemitizme dönüşme riski taşıdığını savunuyor.
Eurovision, mayıs ayında Viyana’da düzenlenecek olsa da, 56 ülkede 113 üyeye sahip kamu hizmeti medyası ittifakı olan Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından düzenlenen ve “siyasi olmayan” olarak tanımlanan bu yarışma, İsrail’in katılımını çevreleyen tartışmalar nedeniyle şimdiden gölgede kalacak gibi görünüyor.
Eurovision Direktörü Martin Green yaptığı açıklamada, organizasyonun “Eurovision Şarkı Yarışmasına katılım ve jeopolitik gerilimleri nasıl yöneteceği” konusunda EBU üyeleriyle “hâlâ istişare halinde” olduğunu söyledi ve “Orta Doğu’da devam eden çatışmaya ilişkin endişeleri ve derin görüşleri anlıyoruz,” dedi.
Yarışmaya ilişkin bir uzmana göre, bu jeopolitik gerilimin sonuçları, Eurovision’un tarihindeki en ciddi tehdit olarak değerlendiriliyor.
Mevcut durumun “benzeri görülmemiş” olduğunu savunan yönetici, ilk kez bir grup ülkenin, başka bir ülke nedeniyle yarışmaya katılmayacaklarını söylediğini vurguladı.
İspanya salı günü, ülkenin kamu yayıncısı RTVE yönetim kurulunun çoğunluğunun, İsrail’in katılımına izin verilmesi halinde gelecek yılki Eurovision’dan çekilme kararı almasıyla, isyana katılan en son ülke oldu.
İspanya’nın boykot tehdidi, Madrid ile İsrail arasında tırmanan çatışmanın son hamlesi oldu. Başbakan Pedro Sánchez ve İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, yaptırımlar, silah ambargoları ve prestijli bir bisiklet yarışında Filistin yanlısı protestolar konusunda karşı karşıya geldi.
Birleşmiş Milletler komisyonunun İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı sonucuna vardığı sabah yapılan bu hamle, EBU içinde bir krizin fitilini ateşleyecek gibi görünüyor. Zira İspanya, kamu yayıncılığı birliğine en fazla mali katkı sağlayan beş ülkeden biri ve bu ayrıcalık, ülkeye Eurovision finalinde otomatik olarak bir yer garantilemiş durumda.
İsrail’in gelecek yıl düzenlenecek 70. yarışmaya katılmasına izin verilirse, İspanya 1961’deki ilk katılımından bu yana ilk kez finalde yer almayacak.
İsrail’in kamu yayıncısı KAN, ülkenin önümüzdeki mayıs ayında yarışmaya katılmaya hazırlandığını ve “yarışma kurallarına titizlikle uyduğunu ve bunu sürdüreceğini” açıkladı.
İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, bir dizi ülkenin yarışmadan çekilme tehditlerinin “yarışmanın değerlerine ve onun temelini oluşturan bağlantı ruhuna aykırı, utanç verici ve ikiyüzlü bir adım” olduğunu savundu.
İrlanda, Slovenya ve Hollanda da boykot tehdidinde bulunmuştu. İzlanda ise İsrail’in katılımı halinde çekilebileceğini daha az kesin bir şekilde belirtmişti. Ülkeler, İsrail’in bombardımanı altında Gazze’de yaşanan ölümcül acıları, basın özgürlüğünün aşınmasını ve gazetecilerin hedef alınmasını gerekçe gösteriyor.
Hollanda kamu yayıncısı AVROTROS Cuma günü, İsrail hükümetinin bu yılki yarışmaya müdahale ettiği ve onu “siyasi bir araç” olarak kullandığına dair endişelerini dile getirdi.
İsrail, 2025 etkinliğinde izleyici oylarında birinci oldu ve bu durum, bazı diğer ülkelerden oy sisteminin manipüle edilmiş olabileceğine dair soruların gelmesine neden oldu.
EBU, haziran ayında Londra’da düzenlenen ulusal yayıncılar toplantısında bu konu gündeme getirildiğinden beri, İsrail’in 2026 yarışmasına katılımı konusunda üyeleriyle kapsamlı görüşmeler yürütüyor.
Direktör Green, yarışmaya katılmak isteyip istemediklerine karar vermenin her bir EBU üyesinin kendi takdirinde olduğunu ve gelecek yılki etkinliğe katılmak isteyip istemediklerini aralık ortasına kadar teyit etmeleri gerektiğini söyledi.
Yayıncılar, 4 ve 5 Aralık tarihlerinde Cenevre’de yapılacak bir sonraki EBU genel kurulunda bir araya gelecek ve İsrail’in yarışmaya katılımı konusunda oylama yapacaklar.
Bazı yayıncılar, yarışmanın apolitik kalması gerektiği yönündeki EBU’nun mevcut tutumunu destekliyor.
Almanya’nın bölgesel yayıncıların çatı örgütü ARD, EBU’nun vereceği her türlü kararı destekleyeceğini açıkladı.
Almanya’nın Eurovision katılımını organize etmekten sorumlu bölgesel yayıncı SWR de POLITICO’ya yaptığı açıklamada bunu belirtti.
SWR sözcüsü, Eurovision’un “hükümetler tarafından değil, yayıncılar tarafından organize edilen” ve “köken, din veya inançtan bağımsız olarak” insanları bir araya getiren bir yarışma olduğunu söyledi.
İngiltere’nin kamu yayıncısı BBC’nin genel müdürü bu hafta yaptığı açıklamada, Eurovision’un “asla siyasetle ilgisi olmadığını” ve katılımcıların belirlenmesinin EBU’nun yetkisi altında olduğunu söyledi.
Bununla birlikte, 2022 yılında EBU, Rusya’yı yarışmadan men etmişti.
Avrupa
Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.
Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.
Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.
İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.
Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.
Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.
Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.
Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.
Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.
Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor
Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.
Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.
Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.
Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.
Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.
Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.
Avrupa
İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.
İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.
New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.
Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.
Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü
Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.
Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.
Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.
Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.
Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.
Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.
Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.
Avrupa
Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.
Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.
Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.
Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.
Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.
TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.
Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.
Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.
ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı
TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.
Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.
Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.
Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.
Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.
Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları










