Bizi Takip Edin

Avrupa

İsveç donanma kapasitesini artırmak için Fransa ile fırkateyn anlaşması imzaladı

Yayınlanma

İsveç, donanma kapasitesini ve deniz savunmasını güçlendirmek amacıyla Fransız Naval Group şirketiyle 4,25 milyar dolar değerinde dört adet FDI tipi fırkateyn tedariki için anlaşmaya vardı. Krallığın hava savunma kabiliyetini üç katına çıkarması öngörülen fırkateynler, İsveç donanmasının tarihindeki en büyük gemiler olacak.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, krallığın deniz savunma kabiliyetini önemli ölçüde artırmak amacıyla Fransız savunma şirketi Naval Group firmasından dört adet fırkateyn sipariş edeceğini açıkladı.

Reuters ajansının haberine göre göre, askeri tedarik sözleşmesinin toplam maliyeti 4,25 milyar dolar olarak belirlendi. Bloomberg ise ilgili anlaşmanın bütçesini 5 milyar dolar olarak kaydetti.

Satın alma işlemi neticesinde elde edilecek yeni fırkateynlerin, İsveç krallığının hava savunma kapasitesini üç katına çıkaracağı ve deniz alanındaki savunma gücünü ciddi oranda pekiştireceği öngörülüyor.

Satın alınacak askeri gemilerin Fransa’nın Bretonya bölgesinde yer alan Lorient tersanesinde inşa edileceği, ilk fırkateynin ise 2030 yılında İsveç donanmasına teslim edilmesinin planlandığı bildirildi.

Reuters, inşa edilecek bu fırkateynlerin İsveç deniz kuvvetleri envanterindeki en büyük gemiler unvanını alacağını kaydetti.

Söz konusu askeri ihale sürecinde Fransız Naval Group firmasının yanı sıra Birleşik Krallık merkezli Babcock International Group, İsveçli savunma şirketi Saab AB ve İspanyol Navantia firmaları da rekabet ediyordu.

Başbakan Kristersson, FDI (Savaş ve Savunma Fırkateyni) tipindeki Fransız gemilerinin satın alınması kararının, İsveç’in 1980’li yıllardan bu yana hayata geçirdiği en büyük askeri yatırım projesi olduğunu ifade etti.

Kristersson, modern çağda Baltık Denizi’nin hiçbir dönemde günümüzdeki kadar dışa açık, soru işaretleri barındıran ve tartışmalara zemin hazırlayan bir konumda bulunmadığını dile getirdi.

İsveç Başbakanı, hükümetin aldığı bu stratejik kararla birlikte ülkesinin gelecekte Baltık Denizi’nin güvenliğinin artırılmasına doğrudan katkı sağlayacağına inandığını sözlerine ekledi.

İsveç Deniz Kuvvetleri Komutanı Johan Norlen ise olası bir topyekun çatışma ve gerilim tırmanışı durumunda, Finlandiya ile Baltık ülkelerine yönelik sivil ve askeri lojistik taşımacılığın kesintisiz sürdürülebilmesi açısından bu fırkateynlerin kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Komutan Norlen, envanterde bulunan korvetler ve yeni tedarik edilecek fırkateynler aracılığıyla, NATO müttefikleriyle birlikte Baltık Denizi’ndeki deniz kuvvetlerinin operasyonel sevk ve idaresini daha etkin bir şekilde yapılandıracaklarını ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, İsveç hükümetinin Fransa’dan askeri fırkateyn satın alma yönündeki tercihinin, iki devlet arasında uzun süredir inşa edilen karşılıklı güven ilişkisinin somut bir göstergesi olduğunu belirtti.

Bloomberg tarafından yapılan değerlendirmede, İsveç’in dört adet yeni fırkateyn edinme stratejisinin, deniz kuvvetlerinin küresel ölçekteki operasyonel hedeflerini genişlettiğine dikkat çekildi.

İsveç donanmasının bugüne kadar temel olarak daha küçük deniz araçlarıyla krallığın kıyı şeridinde devriye ve karakol görevlerine odaklandığı hatırlatılan analizde, bu yeni askeri altyapı sayesinde ülkenin Kuzey Denizi, Akdeniz ve Kızıl Deniz gibi açık denizlerde icra edilecek uluslararası askeri misyonlarda daha aktif ve operasyonel bir rol üstlenebileceği vurgulandı.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English