Dünya Basını

Japonya seçimleri: Ekonomik durgunluktan stagflasyona geçiş süreci

Yayınlanma

İktisatçı Michael Roberts, Japonya’da yapılan genel seçimler öncesinde ülke ekonomisinin son 30 yılını ve Başbakan Sanae Takaichi’nin izlediği politikaları ele aldı. Roberts, “neoliberal” tedbirlerin yatırımları artırmada başarısız olduğunu ve Japon ekonomisinin kronik bir “stagflasyon” sarmalına girdiğini vurguladı.

Japonya, Başbakan Sanae Takaichi’nin göreve gelmesinden sadece birkaç ay sonra genel seçime gitti.

Ülkenin ilk kadın başbakanı olan Takaichi, Margaret Thatcher hayranlığıyla tanınan, aşırı muhafazakar ve ulusalcı bir figür olarak öne çıkıyor.

İktisatçı Michael Roberts, kendi blogunda yayımladığı analizde, Takaichi’nin iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) yaşadığı ağır seçim yenilgilerinin ardından parti içi yarışı kazanarak başbakanlık koltuğuna oturduğunu hatırlatıyor.

Öte yandan, ana muhalefetteki Merkezci Reform İttifakı (CRA) ağır bir yenilgi aldı. Roberts, “LDP 243 sandalye kazanabilir ve JIP ile birleştiğinde parlamentonun alt kanadında 261 sandalyelik rahat bir çoğunluğa ulaşabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Liz Truss benzeri vaatler ve piyasalardaki tedirginlik

Başbakan Takaichi, kendisinden önceki liderlerden farklı olacağını iddia ederek halka geniş vergi indirimleri, özellikle de fiyatları artıran tüketim vergisinde düşüş vaat ediyor.

Roberts, bu stratejinin Birleşik Krallık’ın kısa ömürlü başbakanı Liz Truss’ın başarısız planlarına benzediğine dikkat çekiyor. Takaichi, bütçe açıklarını göze alarak sosyal güvenlik ve savunma harcamalarını artırmayı hedefliyor.

Roberts, Japonya’nın içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Takaichi büyümeye odaklandığını söylüyor; bu, Liz Truss’ın sloganlarından çok farklı değil. Truss’ın bütçe açığını artırma planları sterlinde değer kaybına ve tahvil faizlerinde keskin bir yükselişe yol açmıştı. Benzer bir durum, daha yavaş bir tempoda da olsa şu an Japonya’da yaşanıyor; Japon devlet tahvili faizleri yükselirken yen tarihi düşük seviyelerde seyrediyor.”

Neoliberal politikaların iflası

Roberts, Japonya’da son 30 yıla damga vuran neoliberal politikaların toplumsal refahı nasıl gerilettiğini verilerle ortaya koyuyor.

LDP koalisyonunun yaşlılar için sosyal güvenlik yardımlarını reel bazda yüzde 30 oranında düşürdüğünü belirten Roberts, buna karşılık kurumlar vergisi oranının yüzde 50’den yüzde 15’e indirildiğini kaydediyor.

Ancak bu vergi indirimleri beklenen yatırım hamlesini tetiklememiş görünüyor. Roberts, şirketlerin kârlarını yatırıma dönüştürmek yerine nakit olarak sakladığını vurgulayarak, “Japon finans dışı kurumlar sektörünün son 30 yıldaki birikmiş net tasarrufu, Japonya’nın gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 80’ine denk geliyor” bilgisini paylaşıyor.

Roberts’a göre, bu durumun temelinde yatan mesele sermaye yatırımının kârlılığındaki düşüş. Japonya’daki sermaye kârlılığının diğer G7 ekonomilerine kıyasla çok daha sert bir gerileme yaşadığını belirten Roberts, bu durumun 1990’lardan bu yana süregelen durgunluğun ana nedeni olduğunu ifade ediyor.

Japonya 8 Şubat’ta sandığa gidiyor: Ekonomi, savunma ve göç tartışmaları

Durgunluktan stagflasyona: Gerileyen reel ücretler

Japon ekonomisinin sadece yerinde saymadığını, aynı zamanda “stagflasyon” (durgunluk içinde enflasyon) sürecine girdiğini savunan Roberts, fiyatların 2021’den bu yana yüzde 12 arttığını, reel ücretlerin ise 2018 seviyesinin yüzde 7 altında kaldığını kaydediyor. Bu durum tüketim harcamalarının baskılanmasına yol açıyor.

Roberts, Takaichi ile Japonya Merkez Bankası (BoJ) arasındaki fikir ayrılığına da değiniyor. Takaichi, enflasyonun arz kaynaklı ve “geçici” olduğunu savunarak büyümeyi önceliyor.

Ancak BoJ, enflasyonu dizginlemek ve yenin değer kaybını durdurmak için faiz artırımından yana. Roberts bu açmazı şöyle tarif ediyor:

“BoJ’un yüksek faiz yoluyla enflasyonu düşürme hedefi durgunluğu kötüleştirecek, ancak Takaichi’nin kamu harcamalarını artırma ve bunu BoJ alımlarıyla finanse etme amacı enflasyonu daha da körükleyecek.”

Analizinde Japonya’nın yaşlanan nüfusuna ve düşen verimliliğine de vurgu yapan Roberts, “toplam faktör verimliliği” büyümesinin neredeyse sıfıra indiğini belirtiyor.

Japon şirketlerinin yeni teknoloji ve ekipman yatırımı yapmaktan kaçındığını, reel yatırımların 2007 seviyesini aşamadığını kaydeden Roberts, “Japon sermayesinin teknolojik inovasyon imajı çoktan yok olmuş gibi görünüyor” diye konuşuyor.

Son olarak Takaichi’nin siyasi manevralarına değinen Roberts, Başbakan’ın Japon kültürünü koruma bahanesiyle göçmen karşıtı bir dil benimsediğini ifade ediyor.

Japonya’da yabancı işçi sayısının 2,57 milyonla rekor kırdığını hatırlatan Roberts, Takaichi’nin bu konuda Donald Trump’a benzer bir çizgi izlediğini belirtiyor.

Roberts, yenin değer kaybetmesine izin vererek ihracatı artırma umudunun bir “hayalden” ibaret olduğunu, zira Japon ürünlerinin küresel pazarda rekabet gücünü kaybettiğini vurgulayarak analizini tamamlıyor.

Roberts’a göre, Japonya’da kronik bütçe açıkları ekonomik zayıflığın sebebi değil, bir sonucu.

Verimliliği düşen sektörlerin ekonominin yarısını oluşturduğunu belirten iktisatçı, Takaichi’nin “fark yaratma” vaadiyle çıktığı yolun, Japonya’yı mevcut yapısal krizden çıkarmaya yetmeyeceği öngörüsünde bulunuyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version