Dünya Basını
Jeffrey Sachs: Ortadoğu’da tırmanan çatışmalar uzun vadeli bir planın parçası
Ekonomist Jeffrey Sachs, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırganlık eylemini, 1996 yılına dayanan uzun vadeli bir “askeri hegemonya” stratejisinin parçası olarak tanımladı. Sachs, bölgedeki mevcut çatışmaların ABD’nin iç ekonomik yapısına zarar verdiğini ve diplomatik süreçlerin işlevsizleştiğini belirtti.
Profesör Jeffrey Sachs, yargıç Andrew Napolitano’nun “Judging Freedom” programında yaptığı değerlendirmelerde, Ortadoğu’daki mevcut askeri hareketliliği yeni bir gelişme değil, 40 yıllık bir planın sonucu olarak nitelendirdi.
Sachs, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun uzun süredir ifade ettiği hedeflerin, Ortadoğu’da Amerikan kontrolü ve İsrail askeri hegemonyası sağlamaya yönelik stratejik bir projenin parçası olduğunu belirtti.
Sachs, “Bu, 1996’dan beri devam eden bir Mossad ve CIA planıdır” ifadesini kullandı. Söz konusu stratejinin Libya’dan Sudan’a, Somali’den Gazze’ye, Suriye’den Irak ve Yemen’e kadar bölgedeki birçok ülkede yıkıcı sonuçlara yol açtığını vurgulayan Sachs, “Bölgede kan nehirleri bıraktı” değerlendirmesinde bulundu. İran’ın yıkımının da bu 40 yıllık planın nihai hedeflerinden biri olduğunu öne süren Sachs, mevcut durumu “bir delilik ve cinai bir sanrı” olarak tanımladı. Bu sürecin, Wesley Clark’ın daha önce dikkat çektiği “beş yılda yedi savaş” doktriniyle paralellik gösterdiğini ifade eden Sachs, Washington ve Tel Aviv’deki karar alıcıları süreci yönetmekle eleştirdi.
“Ortadoğu’ya harcanan trilyonlar ABD altyapısını çökertiyor”
ABD’nin iç meselelerine değinen Sachs, dış politikadaki askeri harcamaların ülkenin altyapı kapasitesini olumsuz etkilediğini savundu. Sachs, “ABD’de yollar neden çalışmıyor, köprüler neden hizmet dışı? Altyapı neden parçalanıyor? Yaşam standartları neden durağan veya düşüşte?” sorularını yönelttikten sonra, bunun nedeninin “savaşlara harcanan trilyonlarca dolar” olduğunu belirtti.
Çin’in hızlı kalkınması ile ABD’nin içinde bulunduğu durumu kıyaslayan Sachs, “Çin neden bu kadar hızlı ve etkili ilerliyor? Neden ABD’de bir mil bile hızlı tren hattı yok? Çin, yaklaşık 30 bin mil hızlı tren hattını tamamladı çünkü savaşmıyor” tespitini yaptı. ABD’nin kesintisiz bir savaş döngüsü içinde olduğunu dile getiren Sachs, bunun ülkenin iç kaynaklarını tükettiğini ve özgürlükleri kısıtlayan bir “askeri devlet” yapısına dönüştürdüğünü vurguladı.
“Trump yönetimi müzakere sürecinde samimiyetsiz bir tutum sergiliyor”
Napolitano ile müzakere süreçlerini konuşan Sachs, ABD’nin dış politikada “müzakere etmediğini, hile yaptığını” belirtti. Ukrayna savaşının başlamasından NATO’nun doğuya doğru genişleme politikalarının sorumlu olduğunu ifade eden Sachs, 1990’da Sovyetler Birliği’ne verilen sözlerin tutulmadığını hatırlattı.
Donald Trump’ın dış politika söylemlerini sert bir dille eleştiren Sachs, “Trump ulusumuz için tam bir utanç kaynağıdır. ‘Önce Amerika’ söyleminin her kelimesi yalandı” ifadelerini kullandı. İran ile yapılan müzakerelere değinen Sachs, “Müzakere ederseniz zayıf olduğunuz anlamına gelir. Bu yüzden sizi öldürebilirler” diyerek, ABD’nin mevcut diplomatik tavrını “kriminal bir yaklaşım” olarak nitelendirdi. Sachs ayrıca, İran’ın 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (KOEP) bağlı kaldığını ancak Trump’ın anlaşmayı tek taraflı feshettiğini vurguladı.
“Avrupa ülkeleri ABD politikalarına karşı vasal konumunda”
Avrupa’nın tutumunu da analiz eden Sachs, birçok Avrupa ülkesinin ABD’nin “emperyal tasarımlarına” tabi olduğunu belirtti. “ABD askeri tesislerine ev sahipliği yapan Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Fransa, İngiltere veya Danimarka gibi ülkeler, temel olarak ABD’nin vasallarıdır” diyen Sachs, Avrupa liderlerinin şu an yaşananlar hakkında dürüst bir değerlendirme yapmaktan kaçındığını ifade etti.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in, Avrupa içinde dürüst konuşan tek lider olduğunu belirten Sachs, diğerlerinin sessizliğini eleştirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un nükleer cephaneliği artırma kararını da eleştiren Sachs, “Güvende olmak için başkalarına korku salmanız gerektiğini düşünmek çılgın bir zihniyettir” yorumunu yaptı. Sachs, Avrupalı liderlerin halk desteğinin son derece düşük olduğunu ve bu politikaların halklar nezdinde bir karşılığı olmadığını belirtti.
“Kongre tamamen İsrail lobisinin kontrolü altında”
ABD Kongresi’nin işlevsizliği üzerine de görüş bildiren Sachs, Kongre üyelerinin “Siyonist lobi bordrosunda” olduklarını kaydetti. Sachs, “Johnson veya Schumer olsun, fark etmez; bu insanların hepsi faydasız” diyerek, yasama organının denetim işlevini kaybettiğini öne sürdü.
İran ile yaşanan çatışmalara dair askeri bir perspektif sunan Sachs, İran’ın kullandığı füzelerin maliyetinin düşük, ancak bu füzeleri durdurmak için kullanılan ABD anti-füze sistemlerinin maliyetinin çok yüksek olduğunu belirtti. ABD’nin bu tür sistem stoklarının Ukrayna savaşı ve geçmiş çatışmalar nedeniyle tükendiğini dile getiren Sachs, ABD’nin mevcut askeri harekatı haftalarca sürdüremeyeceğini öngördü.
Napolitano’nun, CNN ve el-Cezire gibi yayın organlarında 18 Amerikan kaybından bahsedildiğini hatırlatması üzerine Sachs, durumun “çığrından çıktığını” belirtti. Sachs, “ABD içinde şu an sorumluluk pozisyonlarında gerçek anlamda dürüst konuşacak yetişkinler göremiyorum” diyerek siyasi liderlik eksikliğine dikkat çekti.
Sachs, Kongre’de bu politikaları eleştiren Rand Paul ve Thomas Massie gibi az sayıda ismin bulunduğunu ve bu kişilerin Anayasa’ya olan bağlılıkları nedeniyle “gerçek vatanseverler” olduğunu savundu. Ancak bu seslerin azınlıkta kaldığını belirten Sachs, ABD’nin kurduğu “güvenlik devleti” yapısının felaket sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Röportajı sonlandırırken, durumun herhangi bir “zaferle” sonuçlanmayacağını, aksine çatışmanın daha da yayılacağını ve ölüm oranlarının artacağını öngördü.