Dünya Basını

Larry Johnson: ABD’nin İran operasyonu 400 milyon dolarlık kayba yol açtı

Yayınlanma

Eski CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Larry Johnson, George Galloway’e verdiği mülakatta, ABD’nin İran’daki kurtarma operasyonuna ilişkin resmi açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını ve harekatın ağır bir askeri zayiatla sonuçlandığını belirtti. Johnson, İran’ın hava savunma kapasitesinin küçümsendiğini vurgulayarak, Trump yönetiminin nükleer tesisleri hedef alan bir kara operasyonuna yönelebileceği uyarısında bulundu.

Eski CIA analisti ve ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Ofisi emektarı Larry C. Johnson, sunucu George Galloway’in programına konuk olarak İran’da yaşanan son gelişmeleri ve ABD’nin bölgedeki askeri stratejisini değerlendirdi.

Berg Associates’in kurucusu olan Johnson, ABD hükümetinin İran’daki “yalnız bir pilotu kurtarma” operasyonuna dair sunduğu resmi anlatıyı sert bir dille eleştirerek, “Bize anlatılan hikaye birkaç açıdan yalan” ifadelerini kullandı.

Johnson, bölgede düşen F-15 uçağının asıl misyonunun pilot kurtarmaktan ziyade, Natanz nükleer reaktörüne yönelik bir kara saldırısının hazırlığı olduğunu kaydetti.

Pilotlardan birinin hemen alındığını ancak diğerinin kurtarılma noktasına ulaşmak için yaklaşık 8 kilometre kaçış ve sakınma manevrası yapmak zorunda kaldığını belirten Johnson, operasyonun teknik detaylarındaki tutarsızlıklara dikkat çekti.

“400 milyon dolarlık hava aracı düşürüldü”

Operasyonun maliyetine ve askeri kaybın boyutuna değinen Johnson, tek bir pilotu kurtarmak amacıyla yürütülen harekatta ABD’nin iki adet C130 uçağı, iki adet Pavehawk tipi Blackhawk helikopteri, dört adet MH6 “Little Bird” helikopteri ve bir adet A10 Warthog uçağı kaybettiğini bildirdi. Johnson, “Toplamı hesapladığınızda, dün görünüşte sadece bir kişiyi kurtarmak için yaklaşık 400 milyon dolar değerinde hava aracı düşürüldü” dedi.

Johnson, operasyonun seyrine ilişkin şu teknik verileri paylaştı:

“Little Bird helikopterlerinin yaklaşık 480 kilometrelik bir muharebe menzili var. Kuveyt’ten İsfahan’daki bu konuma uçmak yaklaşık 400 kilometredir. Oradan nasıl geri döneceksiniz? Bu durum, o C130’lardan en az birinin neden yerde olduğunu açıklıyor; uçaklara ikmal yapmak için yakıt mesaneleri taşıyorlardı.”

ABD Başkanı Donald Trump’ın zihinsel durumuna ve karar alma süreçlerine ilişkin sert eleştirilerde bulunan Johnson, Amerikan Devrimi dönemindeki “Kral George’un Deliliği” filmine atıfta bulunarak, “Bunun ikinci bölümünü ‘Donald Trump’ın Deliliği’ ile güncelleyebiliriz. Kelimenin tam anlamıyla kontrolü kaybetmiş durumda” değerlendirmesini yaptı.

Johnson, Trump’ın bir kara operasyonu emri verme ihtimalinin yüksek olduğunu ve bu noktada askeri komuta zincirinin “Bu yasal bir emir mi?” sorusunu sorması gerektiğini vurguladı.

İran’ın hava savunma kabiliyetlerinin küçümsendiğini ifade eden eski CIA analisti, Trump’ın “İran’da hava savunması kalmadı” açıklamasından kısa süre sonra yaşanan kayıpların bu tezi çürüttüğünü belirtti. İran’ın gökyüzünde bir planör gibi süzülen ve hedefe kilitlenen gezici roket sistemlerine sahip olduğunu ve ABD’nin henüz buna karşı etkili bir savunma geliştiremediğini kaydetti.

“Vietnam’daki yalanları hatırlıyoruz”

ABD medyasının resmi açıklamaları sorgulamadan aktarmasını eleştiren Johnson, durumu Vietnam Savaşı dönemindeki dezenformasyon süreçlerine benzetti.

Walter Cronkite gibi isimlerin gerçeği dile getirmesine kadar basının zafer haberleri yaptığını hatırlatan Johnson, mevcut atmosferi “vatanseverlik sarhoşluğu” olarak nitelendirdi.

Sosyal medyadaki yorumların “insanda diyabet etkisi yaratacak kadar yapay bir tatlılıkta” olduğunu söyleyen Johnson, askeri donanımın bir “propaganda kupası” verilmemesi adına feda edilmesinin rasyonel olmadığını dile getirdi.

Trump’ın Paskalya sabahı paylaştığı ve küfürler içeren mesajlarını “panik içindeki bir okul çocuğunun çığlıklarına” benzeten Johnson, bu mesajların İran’ı açıkça savaş suçları işlemekle tehdit ettiğini kaydetti.

Johnson, “Kendi müttefikleri olan MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap Hareketi) kitlesi bile ‘Tanrı aşkına bu neyin nesi? Bu çılgınca bir konuşma’ diyerek başlarını sallıyor” dedi.

“Panda tahvilleri doların yerini alıyor”

Savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerini de analiz eden Johnson, dünyanın halihazırda bir resesyona girdiğini ancak ekonomistlerin akademik tanım gereği iki çeyreklik negatif büyümeyi beklediğini ifade etti.

Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün İran’ın elinde olmasının küresel enerji paradigmasını değiştirdiğini vurgulayan Johnson, şu tespitlerde bulundu:

“İran’ın petrol, sıvılaştırılmış doğalgaz ve gübre akışını kontrol etmesiyle birlikte, ekonomik güç dengesi Çin lehine kayıyor. Artık Basra Körfezi’nden petrol çıkarmak istiyorsanız ücretini Çin Yuanı ile ödemek zorundasınız. Deutsche Bank, yatırımcılar tarafından kapışılan Çin tahvillerini, yani ‘panda tahvillerini’ sunmaya başladı. Geçmişteki krizlerin aksine, ABD doları artık ‘güvenli liman’ olarak görülmüyor; bu rolü artık Çin üstleniyor.”

Johnson ayrıca, Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımları nedeniyle Rus hava sahasını kullanamamasının Çinli havayolu şirketlerine devasa bir lojistik avantaj sağladığını ve Batı’nın silah sistemleri üretimi için ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri konusunda dışa bağımlılığının krizi derinleştirdiğini ekledi.

“Siyonistlerin ihtiyaçlarına hizmet eden bir tercih savaşı”

Mülakatın sonunda dinleyicilerden gelen soruları yanıtlayan Johnson, Başkan Yardımcısı JD Vance’in durumunu “klinik depresyon” olarak tanımladı. Vance’in durumun vahametini fark ettiğini ancak yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu belirten Johnson, “Vance’in tek kurtuluşu Trump’ın 25. Ek Madde ile görevden alınması veya sağlık nedenleriyle ayrılması olacaktır” dedi.

Savaşın çıkış nedenlerine dair komplolara değinen Johnson, bu süreci “Trump tarafından hem Jeffrey Epstein davasından dikkati dağıtmak hem de Siyonistlerin ihtiyaçlarına hizmet etmek için başlatılmış bir tercih savaşı” olarak nitelendirdi.

ABD ve İsrail yönetimlerinin İran halkının mollara karşı ayaklanacağına dair kendi propagandalarına inandıklarını belirten Johnson, “Bunun tam tersi bir etki yarattık. 1980’deki Irak saldırısından bu yana görülmemiş bir İran ulusal birliği oluşturduk” diyerek mülakatı sonlandırdı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version