Amerika
“McCarthy’ciliğe” dönüş: UC Berkeley, Trump yönetimine 160 ismi ifşa etti
Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley (UC Berkeley) “antisemitik olaylar” soruşturması kapsamında Trump yönetimine 160 öğretim üyesi ve öğrencinin adını verdi.
Hedef alınan bir akademisyen bu hareketi “McCarthy döneminden kalma bir uygulama” olarak nitelendirdi.
Üst düzey bir kamu kurumu olan UC Berkeley, geçen hafta etkilenen kampüs üyelerine bir mektup göndererek, üniversite avukatlarının isimlerini Eğitim Bakanlığının sivil haklar ofisine (OCR) sunduğu raporlara eklediğini açıkladı.
Eğitim bakanlığı, Donald Trump’ın Filistin yanlısı aktivizm, uluslararası öğrenciler ve akademik özgürlük üzerindeki baskısı kapsamında ülke çapındaki üniversiteleri hedef alıyor.
Ünlü feminist kuramcı Judith Butler, UC Berkeley’in baş kampüs danışmanı David Robinson’dan, OCR’ın “antisemitik taciz ve ayrımcılık iddialarını” soruşturduğunu ve “kapsamlı belgelerin sunulmasını” talep ettiğini belirten bir mektup aldı.
İsrail’i eleştiren Yahudi akademisyen Butler, cuma günü Robinson’a açıklamalar hakkında soru sorduklarını ve Robinson’un belirli iddialar hakkında hiçbir bilgi vermediğini söyledi.
Butler, “Bize yöneltilen suçlamaları, bu suçlamaları kimin yaptığını bilmek, bunları incelemek ve kendimizi savunmak hakkımız var. Ama bunların hiçbiri gerçekleşmedi, bu yüzden Kafka’nın dünyasında yaşıyoruz… Bu, büyük bir güven ihlali,” dedi.
Butler, UC Berkeley’in 1960’larda ifade özgürlüğü hareketinin merkezi olduğunu da hatırlattı ve “Biz, tartışmalı kamu meselelerinin özgürce tartışılabildiği bir yeriz. İsrail-Filistin konusunda farklı görüşlerimiz var. Bizi rahatsız etseler bile bunları dinlememiz gerekiyor. Bu, 30 yıldır savunduğum ve onayladığım bu yerin ruhudur. Bu yüzden bu durum çok üzücü ve utanç verici,” diye konuştu.
UC Berkeley yetkilileri cuma günü, öğretim üyeleri, öğrenciler ve personel dahil 160 kişinin bilgilerin ifşa edileceğine dair uyarı mektupları aldığını doğruladı ve bilgilerin Trump yönetimine gönderilme kararının Kaliforniya Üniversitesi sisteminin genel danışmanı tarafından alındığını söyledi.
Butler, isim listesinde uluslararası öğrenciler, öğretim görevlileri ve yarı zamanlı öğretim üyelerinin de bulunduğunu öğrendiklerini söyledi.
Yarı emekli olan ama kampüste lisansüstü okulun profesörü olarak bazı yükümlülükleri devam eden Butler, “Bu uyumun sonuçları, çoğu benimden çok daha savunmasız olan birçok insanın hayatı için gerçekten korkunç olabilir. Özellikle uluslararası öğrenciler, sınır dışı edilme, okuldan atılma, iş kaybı, taciz, gözetim gibi birçok şeyden muzdarip olabilirler,” dedi.
Butler, üniversitenin şikayetleri ele alma konusundaki normal prosedürlerinin askıya alındığının da kendilerine söylendiğini belirtti. Bu durum, öğretim üyelerinin iddialara yanıt verme veya soruşturmalarla ilgili temel bilgileri alma haklarını elinden almış gibi görünüyor.
Butler, “Bu, idareye gönderilen iddiaların, isimsiz olanlar da dahil olmak üzere, yargılanmadan basitçe iletildiği anlamına geliyor… Kendimizin antisemitizmle suçlanıp suçlanmadığımızı veya adımızın sadece bir iddiayla ilişkilendirilip ilişkilendirilmediğini bilmiyoruz,” dedi.
UC Berkeley’in avukatı, Trump yönetimine gönderilen dosyaların içeriğini Butler ile paylaşmayı reddettiğini söylediler.
UC Berkeley sözcüsü, başkanlık ofisine atıfta bulunarak Butler’ın iddiaları hakkında yorum yapmayı reddetti.
UC başkanının sözcüsü Rachel Zaentz, “Tüm devlet üniversiteleri gibi, Kaliforniya Üniversitesi de eyalet ve federal kurumların denetimine tabidir. Kampüslerimiz, hükümet denetimleri, uyum incelemeleri veya soruşturmalarla ilgili olarak düzenli olarak belge talepleri almaktadır. UC, yasal yükümlülüklerini yerine getirirken, öğrencilerimizin, öğretim üyelerimizin ve personelimizin mahremiyetini mümkün olan en geniş ölçüde korumaya kararlıdır,” dedi.
Butler, akademik özgürlüğü korumak amacıyla belirli federal taleplere boyun eğmeyeceklerini söyleyen diğer kurumların başkanlarını örnek göstererek, üniversitenin neden hükümetin taleplerine direnmediğini sorguladı.
Butler, “Bu şok edici… Bu talebi yerine getirmemeyi düşündünüz mü?” diye sordu.