Dünya Basını
Mearsheimer: Rusya savaşı bitirmek için 2026’da büyük bir harekât başlatmak zorunda
Siyaset bilimci Prof. John Mearsheimer, Ukrayna’nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırıların artmasının Rusya’yı 2026 yılı içinde nihai bir askeri çözüm arayışına iteceğini belirtti. Emekli Yargıç Andrew Napolitano’ya konuşan Mearsheimer, Trump yönetiminin İran’a yönelik olası bir harekat konusunda askeri strateji eksikliği ve yoğun siyasi baskı arasında sıkıştığını vurguladı.
Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer, Ukrayna’nın Batı istihbaratı ve mühimmatıyla Rusya topraklarının iç kesimlerini hedef almasının çatışmada yeni bir aşamaya işaret ettiğini belirtti.
Emekli Yargıç Andrew Napolitano’nun “Judging Freedom” programına katılan Mearsheimer, İngiliz füzeleri ve ABD istihbarat desteğiyle Rusya’nın 800 mil içerisindeki bir mühimmat fabrikasının vurulmasını değerlendirdi.
Mearsheimer, bu tür saldırıların Ukrayna’nın elindeki son kozlardan biri olduğunu ifade ederek, “Bu durum Ukrayna’nın Rus hedeflerine yönelik saldırılarındaki artışı temsil ediyor. Gelecekte bunun daha fazlasını göreceğiz. Ben bunu devasa bir tırmanma adımı değil, orta ölçekli bir hamle olarak görüyorum” diye konuştu.
Profesör, Rusya’nın stratejik sabrının bir sınırı olduğunu vurgulayarak şu analizi paylaştı:
“Ruslar bu savaşa 2026 yılında bir son vermek zorunda. Bunun böyle devam etmesine izin veremezler. Çatışmayı sona erdirecek bir mütareke elde etmek için 2026 yılı boyunca büyük bir harekât düzenlemeleri gerekiyor. Eğer bir şey yapmazlarsa durum Ruslar için her geçen gün daha da kötüleşecek.”
Rusya’nın NATO ve nükleer tırmanma hassasiyeti
Napolitano’nun, Rusya’nın neden İngiltere veya diğer NATO ülkelerine doğrudan misilleme yapmadığına dair sorusu üzerine Mearsheimer, Moskova’nın Washington ile doğrudan bir nükleer savaştan kaçınmaya çalıştığını belirtti.
Rusya’nın toprak bütünlüğüne yönelik geçmiş saldırıları hatırlatan Mearsheimer, “Ukraynalılar, ABD ve İngiltere’nin yardımıyla Rusya’yı işgal etti, kara birlikleri gönderdi. Dahası, Rus nükleer üçlüsünün bir ayağını vurdular. Bunlar Soğuk Savaş’ta hayal bile edilemeyecek büyük tırmanmalardı” dedi.
Rusya’nın herhangi bir NATO ülkesini vurması durumunda ABD’nin savaşa dahil olma riskinin (5. Madde) Moskova için caydırıcı olduğunu belirten Mearsheimer, ancak bu sabrın tükenmekte olduğunu kaydetti.
Fransa ve İngiltere’nin Ukrayna’ya nükleer silah verme ihtimaline dair raporlara değinen profesör, “Medvedev, böyle bir durumda Rusya’nın nükleer silah kullanmaktan çekinmeyeceğini net bir şekilde ifade etti. Batı desteği sürdükçe Ruslar daha çaresiz hale geliyor ve bir noktada sert bir tepki verecekler. Bu an yaklaşıyor” uyarısında bulundu.
ABD-Rusya müzakerelerinde yetkinlik tartışması
Programda, Trump yönetiminin Ukrayna ve Ortadoğu konularındaki müzakere heyeti de eleştirilerin hedefi oldu. Larry Johnson’ın, Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi isimlerin uzmanlık eksikliğine dair yorumlarına katıldığını belirten Mearsheimer, yürütülen süreci “Kabuki tiyatrosu” olarak nitelendirdi.
Mearsheimer, “Müzakereler temelde hiçbir yere varmıyor. ABD, Ukrayna’yı önemli yollarla desteklemeye devam ediyor ve Ruslar da bunun farkında. Fiilen sadece Ukrayna ile değil, Batı ile de savaşta olduklarını anlıyorlar” ifadelerini kullandı.
CIA’in operasyonlardaki rolüne de değinen Mearsheimer, bu tür stratejik saldırıların komuta zincirinde onaylanması gerektiğini ancak her detay için Trump’a gidilmediğini düşündüğünü belirtti.
Profesör, “Tahminimce kararları Ulusal İstihbarat Direktörü John Ratcliffe veriyor. Ratcliffe’in Beyaz Saray’dan, Rusları müzakere masasında tavize zorlamak amacıyla her türlü zorluğu çıkarma konusunda geniş bir yetki aldığını düşünüyorum” dedi.
İran’a yönelik askeri seçenek
Haberin merkezindeki bir diğer önemli konu ise Trump yönetiminin İran politikası oldu. Washington Post’ta yer alan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kaine’in İran’a saldırı konusundaki risklere dikkat çektiği iddia edilen haber, Mearsheimer tarafından “gerçekçi bir tablo” olarak yorumlandı.
Trump’ın 14 Ocak’ta İran’a saldırmayı planladığı ancak İsrail Başbakanı Netanyahu ve askeri danışmanlarının uyarılarıyla durdurulduğu iddialarını hatırlatan Mearsheimer, askeri seçeneğin hala uygulanabilir olmadığını savundu.
Mearsheimer, Trump’ın askeri güç kullanma konusundaki hevesine rağmen elinde hedeflerine ulaşabileceği bir strateji bulunmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Askeri bir operasyona girişmek kaybetmeye mahkûm bir önermedir. Trump’ın etrafı, İran’ın zayıf olduğunu ve sınırlı bir saldırıyla misilleme yapmaktan vazgeçirilebileceğini savunan ‘zeki sunumcularla’ çevrili olacak. Ancak bu fikir saçmalıktan ibaret. Başarısız bir askeri operasyonun siyasi sonuçları, özellikle de bölgede yeni bir ‘sonsuz savaşa’ yol açması, Trump için sonbahardaki seçimlerde felaket olur.”
Huckabee ve Pollard vakası: “Diplomatik bir felaket”
Programın son bölümünde, ABD’nin yeni İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, tarihin en büyük casusluk vakalarından birinin faili olan Jonathan Pollard ile görüşmesi ele alındı.
Huckabee’nin Pollard’ı savunmasını “utanç verici” olarak nitelendiren Mearsheimer, bu durumun İsrail lobisinin ABD üzerindeki etkisinin bir kanıtı olduğunu ifade etti.
Mearsheimer, “Huckabee’nin Jonathan Pollard ile dostane bir şekilde bir araya gelmesi tek kelimeyle skandaldır. Pollard, Tucker Carlson’ın da dediği gibi, muhtemelen Amerikan tarihinin en büyük hainidir. Bu adamın büyükelçi olarak atanması bile bir hataydı” dedi.
ABD’nin stratejik mevkilerinde “Önce Amerika” (America First) diyen ve İsrail ile duygusal bağı olmayan kişilerin bulunması gerektiğini savunan profesör, mevcut tablonun ABD ulusal çıkarlarına zarar verdiğini vurguladı.
Trump’ın “çıkış yolu” yok
Trump’ın İran konusunda bir “çıkış yolu” olup olmadığı sorusuna Mearsheimer karamsar bir yanıt verdi:
“Trump bu süreçten yara almadan çıkamaz. İki kötü seçenekle karşı karşıya. Saldırırsa askeri olarak başarısız olacak ve uzun süreli bir savaşa sürüklenecek. Saldırmazsa, İsrail ve lobi tarafından ‘zayıf’ olmakla ve Amerika’yı yüzüstü bırakmakla suçlanacak.”
Mearsheimer, Trump için “en az kötü” seçeneğin lobiden gelecek siyasi baskıya göğüs germek ve savaştan kaçınmak olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.