Bizi Takip Edin

Avrupa

Meloni’nin vergi indirimi ve kamuda ücretleri artırma planı

Yayınlanma

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bazı yatırımcıların ülkenin mali durumuna ilişkin endişelerine rağmen, tüketimi canlandırmak ve yavaşlayan büyümeyi desteklemek için önümüzdeki yıl vergi indirimleri ve kamu sektörü ücret artışları için 24 milyar avro harcamayı planlıyor.

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre, Pazartesi günü Bakanlar Kurulu’nun gelecek yılın bütçesini onaylamasının ardından Meloni, üç partili sağcı koalisyonun kamu maliyesi üzerindeki baskıya rağmen geçen yılki seçimlerde verilen sözleri yerine getirmek için çalıştığını söyledi.

Meloni, “Çok ciddi, çok gerçekçi ve kaynakları bazı büyük öncelikler üzerinde yoğunlaştıran bir bütçe olduğunu düşünüyorum. İlk önceliğimiz ailelerin satın alma gücünü korumaktır,” dedi.

Maliye Bakanı Giancarlo Giorgetti de bütçeyi ‘sağlam’ olarak nitelendirdi ve ‘ayrıntılar okunduğunda Avrupa’da ve piyasalarda olumlu bir onay alacağından emin olduğunu’ sözlerine ekledi.

İtalya geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, Nisan ayında gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 3,7’si olarak belirlediği gelecek yılki mali açık hedefini yüzde 4,3’e yükselttiğini ve 2026 yılına kadar AB’nin zorunlu kıldığı GSYİH için belirlediği yüzde 3 mali açık sınırı tavanına ulaşamayacağını duyurdu.

‘Piyasalardan’ ihtiyatlı tepki

Fitch’in ‘mali politikada önemli bir gevşeme’ olarak nitelendirdiği bu açıklama, İtalya’nın gösterge 10 yıllık tahvil faizinin 11 yıl önce Avrupa’da yaşanan borç krizinden bu yana ilk kez yüzde 5’in üzerine çıkmasına neden oldu.

Bütçe açıklandıktan sonra İtalya’nın 10 yıllık tahvil getirisi 0,7 baz puan artarak yüzde 4,77’ye yükseldi. Bununla birlikte, piyasaların Roma’nın mali durumuna ilişkin endişeleri son haftalarda arttı ve İtalya’nın borçlanma maliyetleri ile Almanya’nınki arasındaki fark bir ay önce 171 baz puandan yaklaşık 200 baz puana yükseldi.

Gelir vergisine yeni düzenleme

Hem Meloni hem de Giorgetti, Roma’nın manevra alanının Avrupa Merkez Bankası’nın son faiz artışları nedeniyle kısıtlandığına ve bunun İtalya’ya yıllık faiz ödemelerinde 13 milyar avro ek maliyet getireceğine işaret etti.

Kısıtlamalara rağmen İtalya, geçen yıl emeklilik primleri gibi çalışanların zorunlu sosyal ödemelerinde yapılan kesintiyi genişleterek 10 milyar avro harcayacak ve yaklaşık 14 milyon çalışanın eline ayda fazladan 100 avro geçmesini sağlayacak. 

İtalya ayrıca düşük ve orta gelirli çalışanların gelir vergilerini düşürmek için 4,3 milyar avro harcayacak ve gelirdeki ilk 28.000 avroluk kazanç yüzde 23’lük tek bir oran üzerinden vergilendirilecek. Roma ayrıca 2.5 milyar avrosu sağlık sektörü çalışanları için olmak üzere kamu sektörü maaş artışları için 7 milyar avro ayırdı.

Kadınlara çocuk teşvikleri

Meloni’nin koalisyonu, geçen yıl doğum oranının 1861’deki İtalyan birleşmesinden bu yana en düşük seviyesine ulaştığı demografik eğilimi tersine çevirmeye çalışırken, İtalyan kadınlarını daha fazla bebek sahibi olmaya teşvik etmek için yeni girişimlere 1 milyar avro harcayacak.

Bir aylık ek ücretli ebeveyn izni ve kreşler için artan finansmanın yanı sıra Roma, iki ya da daha fazla küçük çocuk sahibi olan çalışan kadınlar adına emeklilik katkı payı ödemeye başlayacak.

Meloni, “En az iki çocuk doğuran bir kadın zaten önemli bir sosyal katkıda bulunmuştur. Bu önlem, doğumun desteklenmesinin kadınları çalışmaktan caydırdığı söylemine karşı koymaya yardımcı oluyor. Bu iki şey bir arada olabilir,” dedi.

Özelleştirmelere de gaz veriliyor

Giorgetti, bu yeni tedbirlerin finansmanına yardımcı olmak için hükümetin çeşitli bakanlıklardan ve yerel yönetimlerden yaklaşık 5,5 milyar avroluk harcama kesintisi yapacağını söyledi.

Henüz parlamento tarafından onaylanmayan bütçe taslağı, ülkenin en eski bankası Monte dei Paschi ve devlet hava yolları ITA gibi devlet varlıklarının kısmi özelleştirilmesi yoluyla gelirlerini artırmayı da amaçlıyor.

Avrupa

İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

Yayınlanma

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.

Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.

Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.

Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.

Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.

İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.

İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.

Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.

Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler

Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.

Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Yayınlanma

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.

Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.

Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.

Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.

Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.

Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.

Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.

Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.

Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.

Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.

S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.

PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.

Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.

Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.

Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.

Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:

“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”

ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Yayınlanma

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.

Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.

Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.

Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.

Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.

Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.

Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:

“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”

Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.

Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.

Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor

Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.

Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.

ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.

Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.

Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.

Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.

Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.

Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English