Avrupa
Merz’in “Almanya’yı yeniden büyük yapma” planı
Alman Şansölyesi Friedrich Merz, AB’nin merkezinde Almanya’nın liderliğini ortaya koymak için iddialı bir çaba sarf ediyor ve kendisini sadece Ukrayna’nın değil, “tüm Avrupa’nın savunucusu” olarak konumlandırıyor.
POLITICO’da yer alan değerlendirmeye göre bu, Almanya’nın dünya meselelerine yaklaşımında keskin bir değişiklik anlamına geliyor.
Merz’in selefleri Olaf Scholz ve Angela Merkel, ülkeyi uluslararası alanda veya AB içinde bu kadar açık sözlü bir liderlik rolüne sokmak konusunda isteksizdi. Almanya daha çok geri planda kalmayı ve gereksiz risklerden kaçınmayı tercih ediyordu.
Almanlar, tereddüt etmeyi ifade etmek için “Merkel’lemek” veya Merkeln gibi bir argo fiil bile icat ettiler.
Merz, AB içinde çok daha aktif bir tutum sergiliyor ve geleneksel olarak Fransa’nın ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un üstlendiği rolü üstleniyor.
Kendisini, Ukrayna’nın kasasını Rusya’nın dondurulmuş varlıklarıyla desteklenen 210 milyar avroluk bir krediyle doldurmayı amaçlayan, riski ağır bir AB planının Avrupa’nın en görünür savunucusu olarak konumlandırdı.
Şansölye, bu ayın başlarında, planı reddeden Belçika Başbakanı Bart De Wever’i ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i ziyaret ederek Belçikalıları muhalefetinden vazgeçmeye ikna etmeye çalıştı.
Bir İtalyan diplomat, bu çabayla ilgili olarak “Avrupa meselelerini yönetme konusunda Merz, Merkel’in tam zıddı,” dedi.
AB meseleleri dışında, Trump yönetiminin Ukrayna’ya askeri yardım konusunda tereddüt etmesi ve transatlantik ittifakın zayıflaması, Merz’i dış politika konusunda Almanya’yı uzun süredir bilinen sınırların ötesine itti.
Bu sarsıcı yeniden düzenleme nedeniyle Merz, Almanya’nın uluslararası alanda “öncü bir rol” oynayacağına dair defalarca söz verdi.
Merz pazartesi günü Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile birlikte yaptığı açıklamada, “Ukrayna’nın kaderi tüm Avrupa’nın kaderidir. Bu bakımdan, bu önemli bir görevdir ve ben de şu anda Berlin’de devam eden müzakerelerde Ukrayna’yı yakından desteklemeyi kendime görev edindim,” dedi.
Merz’in liderlik vaadini yerine getirme çabası bu hafta tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Donald Trump’ı barış anlaşması için baskı yapmasından ötürü övgüyle karşılarken, şansölye birçok yönden ABD başkanına doğrudan muhalefet ederek Washington’un “elverişsiz bir anlaşma” dayatmamasını sağlamaya çalıştı.
Trump yönetimi de Rusya’nın dondurulmuş rezervlerine ilişkin AB önerisine karşı çıktı ve bunun yerine potansiyel bir barış anlaşmasının parçası olarak bu varlıklardan kâr elde etmeyi umuyor.
Merz’in partisi CDU’ya mensup üst düzey Alman milletvekili Norbert Röttgen, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Washington şu anda bu konuda büyük baskı uyguluyor, bu yüzden Washington’a karşı kendimizi savunmamız da söz konusu,” dedi.
Perşembe günü yapılacak önemli Avrupa Konseyi liderler zirvesi öncesinde Merz, AB’de dondurulmuş Rus merkez bankası varlıklarının kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin yaklaşan kararı, Avrupa’nın hâlâ kendini savunup savunamayacağının bir testi olarak nitelendiriyor.
Merz pazartesi günü yaptığı açıklamada şunlar söyledi:
“Kendimizi kandırmayalım. Eğer bunda başarılı olamazsak, Avrupa Birliği’nin hareket kabiliyeti yıllarca, hatta daha uzun bir süre boyunca ciddi şekilde zarar görecektir ve dünyaya, tarihimizin böylesine önemli bir anında, bu Avrupa kıtasında kendi siyasi düzenimizi savunmak için bir araya gelip harekete geçemeyecek kadar aciz olduğumuzu göstereceğiz.”
Hükümetinin yeni kararlılığını yansıtan Merz, Berlin’i olası bir barış anlaşması için diplomasi merkezi haline getirdi. Pazar ve pazartesi günleri Zelenskiy ile ABD özel elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ı ağırladı. Pazartesi akşamı, Avrupa’nın en güçlü liderlerinin çoğu, olası bir anlaşmanın ana hatlarını tartışmak üzere Berlin’de akşam yemeğinde bir araya geldi.
Zelenskiy pazartesi günü, “Berlin şu anda çok önemli diplomatik görüşmelerin ve kararların merkezinde yer alıyor. Bu görüşmeler her zaman karmaşıktır, asla kolay değildir, fakat çok verimli geçti,” diye konuştu.
Merz de Ukrayna liderinin yanında durarak, Almanya’nın son müzakerelerde üstlendiği rolü vurgulamış görünüyordu. Şansölye, “Büyük bir diplomatik ivme gördük, belki de savaşın başlangıcından bu yana en büyüğü. Artık Ukrayna için gerçek bir barış süreci şansı var. Bu filiz henüz küçük, ama fırsat gerçek,” dedi.
Ne var ki, POLITICO’ya göre Merz’in, Almanya’yı Ukrayna ve savunmadan ticarete kadar diğer konularda AB’nin kilit lideri olarak öne çıkarma çabaları da risklerle dolu.
Avrupalı liderler, Merz’in daha büyük bir liderlik rolü üstlenmeye istekli olmasını büyük ölçüde memnuniyetle karşıladılar. Fakat Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’nın 27 ülkeden oluşan bir birlik içindeki güç kullanımında hassas bir denge kurması gerekiyor ve son zamanlarda Merz sınırları aşıyor gibi görünüyor.
Trump yönetimi, AB’yi “siyasi özgürlüğü ve egemenliği baltalayan” ulusötesi bir kurum olarak tanımlayan Ulusal Güvenlik Stratejisini yayınladıktan sonra, Merz bu belgeyi “kabul edilemez” olarak kınadı.
Merz aynı zamanda Trump’a, AB’yi daha da zayıflatacak gibi görünen bir çözüm önererek, “Avrupa ile anlaşamıyorsanız, en azından Almanya’yı ortağınız yapın,” çağrısı yaptı.
Merz, AB ticaret müzakerelerinde ve AB’nin önerdiği içten yanmalı motor yasağı konusunda Almanya’nın çıkarlarını savunmaya çalıştı ve bunu başarıyla gevşetti.
Fakat Merz için daha büyük risk, son çabalarının başarılı olup olmayacağı. Avrupa liderlerinin bu hafta Rus varlıkları konusunda alacakları kararları AB ve Ukrayna için bir dönüm noktası olarak nitelendiren Merz, Belçika ve İtalya’nın plana karşı çıkması nedeniyle kendini zor bir duruma sokmuş olabilir.