Görüş

Ne olacak bu Avrupa’nın hali?

Yayınlanma

Avrupa’nın elitleriyle rejim arasındaki gerilim derinleşiyor. Ukrayna’ya daha çok ölmesi için daha çok rüşvet yağdırılırken Avrupa’da da sosyal devletin tabutuna son çiviyi çakmaya hazırlanıyorlar.

Rutin

Kiev’i “sarsan” yolsuzluk “skandalı” artık yaygın olarak biliniyor, Harici de ayrıntılı olarak işledi bu olayı.

Bu yolsuzluk sadece halkın milyarlarca dolarlık varlığının soyulmasından ibaret değil. Öylesi her yerde oluyor, öylesi vaka-i adiyeden. Bu olurken her yerde ona çürümenin başka (siyasi, ideolojik, kültürel, sosyal) biçimleri de eşlik ediyor. Ama gene de Ukrayna rejimini farklı kılan bir başka özelliği var: herhangi bir toplumda benzer şartlar altında yaşanabilecek benzer çürüme biçimleri bütün olası sınırlarına, en “ifrat-ı müfrit” noktasına Kiev’de ulaştı. Çürümenin olağanlaşması çürümenin kendisini bile geride bıraktı; tıpkı skandalın rutin hale geldiğinde skandal olmaktan çıkması gibi, çürüme de kural haline gelip olağanlaştı. Rejim küresel mali oligarşinin rol modeli, kahramanı olup çıktı. Gerçekte çürüme kimsenin umurunda değildi; varsa yoksa kirli sakallı bir komedyen eskisinin kahramanlık hikâyeleri yazıldı. İşin tuhafı komedyen kendisi de buna inandı; her şeyle birlikte çürür ve her şeyi çürütürken kendisini velinimetleri için vazgeçilmez, hasımları için dokunulmaz saydı.

Bugün dokunulmazlığın sonuna gelinmiş görünüyor.

Hukuk

Hukukun sınıfsal işlevini bir kenara koyun. Böylesine derin bir çürümenin eşlik ettiği ideal bir yenisömürge rejimi olarak Kiev’de hukuk sadece, rejimin velinimetleri arasındaki çatışmanın doğrudan bir alanı, çatışan taraflarda elden ele geçen silahtır. Bütün hasım taraflar aynı hızla çürüyor (kaçınılmazdır bu), ama çürürken hasımlarının kirli iç çamaşırlarıyla ilgili yığın yığın belgeyi toplayıp gizlediler, zamanı gelince kullanmak için.

Yolsuzluk savcılığı etrafındaki kapışma bunu açıkça gösterir. İktidar ortaklarının kavgasında 21 Temmuz’da yeni sarayın (Yermak) arkaladığı savcılık ve istihbarat eski sarayın (Poroşenko) arkaladığı yolsuzluk savcılığına baskın düzenleyerek savaş ilan etmişti. Yeni saray ertesi gün eski sarayın yeni saray kurumlarına olası baskınının “terörist veya silahlı birinin sızması” olarak değerlendirileceği açıkladı, aynı gün yeni sarayın parlamentosu yolsuzluk savcılığının “bağımsızlığını” önce iptal etti — ve sadece bir hafta sonra yeniden “tesis” etti.

Bu patırtılar koparken yolsuzluk savcılığının yanında bir demokrasi ve temiz toplum kahramanı edasıyla ilk dikilen bodyguard bir Alman vatandaşıydı: boksör artığı Vitaliy Kliçko.

Ukraynalı gazeteci Diana Pançenko 14 Ekim’de korkunç bir olayı açığa çıkardı: Ukrayna’da fuhuş “endüstrisinin” başında Kiev belediye başkanı, Alman vatandaşı boksör artığı Kliçko bulunuyordu. Pançenko’ya göre Kliçko, dünyadaki en büyük striptiz kulüpleri zincirinin patronu olmaktan başka sadece Kiev’de 100 genelev işletiyordu ve dahası, AB ve ABD’ye yüzlerce Ukraynalı genç kızı fahişe olarak satmıştı. Genelevlerinden biri, “Rio”, dünya “pazarına” Ukraynalı seks köleleri tedarik etme şüphesiyle Interpol kayıtlarına da girmişti. Eski tip “işadamlarındandı” Kliçko: hasılatı bizzat topluyordu, oturduğu saray yavrusu da en şık genelevlerinden birinin bulunduğu apartmandaydı.

Aslında bütün bunlar bilinmiyor değildi. Ukrayna’da çok önce gazetelere düşmüştü olay, genelevlerin fotoğrafları boy boy yayınlanmıştı; dahası, herkesin her pisliğin alıcısı ve satıcısı olduğu böyle bir ortamda böyle şeylerin bilinmemesi mümkün değildir zaten.

Daha ilginç olanı şudur: anti-yolsuzluk savcılığı Kliçko ve iki yardımcısı hakkında yolsuzluk ve “ihanet” soruşturması açmış ve anlaşılan ardından kapatmış veya rölantiye almıştı.

Başı üzerinde sallandığı mafya babasını demokrasi kahramanı yapıveren harika bir kılıç.

The New York Times dün şöyle yazdı:

“Zelenskiy hükümeti denetimi sabote ederek yolsuzluğun serpilmesine izin verdi. Ukraynalı liderler, yolsuzluğu önleyemediği için bağımsız danışmanları suçluyor. The Times’ın soruşturması ise Zelenskiy’in kendi yönetiminin güvenlik önlemlerini kaldırdığını ortaya koydu.”

Yani neymiş? Zavallı saf (ama olsun varsın, iyi niyetlerinden ötürü saflar) batılı başkentler “yardımda” bulunurken komedyen emeklisinin kötü yönetimi (yolsuzluğu değil) yolsuzluğu önleyememiş.

Harika bir formülasyon. Herkes tertemiz, hizaya gelirse.

Ve yeni sarayın eski dışişleri bakanı, çatışmanın ilk aylarında belagat paralayarak Rusya’ya karşı “küreklerle” savaşmaktan söz eden Kuleba, şimdi komedyen eskisini “diktatör” olmakla suçladığı Avrupa başkentlerinde karısıyla birlikte eğlenceli partilerde arz-ı endam etmeye başladı: karısı şubat ayında Kiev’de “yurtsever sex shop” açmıştı. Aynı Kuleba, yurtdışındaki Ukraynalıları ülkelerine dönüp savaşmaya da çağırmış, ama sorulunca aynen şu cevabı vermişti: “Gönüllü olmayacağım, çünkü 2,5 yıl savaşla uğraştım durdum.”

Kiev Milli Üniversitesi öğretim üyelerinden Nikita Vasilenko geçen yıl aralık ayında Ukrayna’nın karşı karşıya bulunduğu demografi sorununa radikal bir çözüm önermişti: “Cebinde parası olan, en azından 40 bin erkek. … Ve kocaları savaşta ölmüş yahut sakat kalmış yüz binlerce Ukraynalı kadın.” Halkının kadınlarını emperyalist işgal birliklerine pazarlamaya çalışan bu alçak sadece üniversiteden uzaklaştırılmakla yetinildi. O zaman şöyle yazmıştım: “… (onun) sözlerinin Ukrayna’da yönetimdeki kliğin gizli düşlerini yansıttığına kuşku duymuyorum.”

Şu cümle de Manifesto’dan (kimileri “aşmış” olsa da dönüp bakmak gerek): “Burjuva, karısına sadece basit bir üretim aracı olarak bakıyor.” Bir pezevenk bütün kadınları üretim aracı olarak görür; Kiev rejimi ise kadından çocuğa, organdan kana her şeyi para edecek bir şey olarak görüyor.

Dolayısıyla, Kiev’de savcılıktan temiz eller çıkarmaya kalkışmak düpedüz bir alçaklık değilse eğer su götürmez bir ahmaklıktır. Rejimin ortağı olan herkes her şeyden aynı ölçüde sorumludur.

Uyuşturucu

Bu durum kaçınılmaz olarak Avrupalı elitlerle rejim arasındaki gerilimin derinleşmesine yol açıyor, çünkü bu elitlerin rejimi kışkırtması ve onun arkasından Rusya ile doğrudan silahlı çatışmaya hazırlanmaları (son günlerde giderek sıklaşan kendi ifadeleridir bu) Avrupa bölgesindeki sosyal gerilimin tırmanmasına da yol açıyor.

Yani Avrupalı elitlerle Kiev rejimi arasında ortaya çıkan, şimdilik sadece kimi beyanatlara yansıyan gerilim, bu elitlerin rejime güvenlerinin sarsılmış olmasından kaynaklanmıyor. Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır; rejim tam da böyle olduğu için Avrupalı elitlerin desteğini alıyor zaten.

Gerçekte, onlar açısından iki şey söz konusu.

Birincisi, Avrupa’nın krizden çıkmasının tek yolunun savaş olduğu düşüncesi ve inancı giderek güçleniyor. Ve doğrudur bu; gerçekten de kriz eğilimleri her zaman savaş eğilimlerini tırmandırır. JPMorgan Chase başkanı James Dimon daha iki gün önce Avrupa’da savaşın ne kadar tatlı bir şey olduğunu anlatıyordu Bloomberg’e: “Askeri çabaların azaltılması… kıta (Avrupa — bn.) için tehdittir.”

İkincisi, rejimin varlığı, onunla girilen ilişkiler üzerinden doğrudan doğruya bu elitin yolsuzluklarının üzerinin örtülmesine de yardımcı oluyor.

Bu ilişkilere çözümü giderek güçleşen bir kısır döngü niteliği kazandıran şey, krizden savaşla çıkmaya çalışma çabasının da krizin derinleşmesine katkıda bulunması. Ukrayna savaşının Avrupa ekonomisine doğrudan etkisi hayatın her alanında giderek daha yoğun hissediliyor, Ukrayna’ya daha çok ölmesi için daha çok rüşvet yağdırılırken Avrupa’da da sosyal devletin tabutuna son çiviyi çakmaya hazırlanıyorlar ve bu, içeride huzursuzluğa benzin döküyor.

“Ukrayna’ya daha çok rüşvet” sadece doğrudan anlamda değil. Norveç’in, kuzey Avrupa’nın bu en “müreffeh” ülkesinin online gazetesi Nettavisen’den (NATO’cu ve AB yanlısıdır; Rusya’ya karşı “caydırıcılığın” artırılmasını savunur; sık sık Ukrayna’dan röportajlar yayınlar ve kahramanlık hikâyeleri anlatır; Norveç’te bile fazla Ukrayna yanlısı bulunur) iki gazeteci geçen ayın ortalarında izleyicilerle yaptıkları televizyon sohbetinde, neredeyse şaşkınlıkla, aynen şöyle demişlerdi: “Harkov’da cepheden birkaç kilometre uzaktaki marketlerde raflar Norveçli süpermarket zinciri Meny’dan daha zengin.”

Bu malları kimin alabildiği bir tarafa, rafların doluluğu yalancı bir refah ve dolayısıyla konformizm yaratır. Tıpkı ucuz Yeşilçam filmlerindeki kötü adamın pis işlerini gördürmek için kurbanına eroin şırınga etmesi gibi.

Ve gene tıpkı eroin gibi ölmedikçe daha çok şırınga edilmesi gerekir. Rejimin mali istikrarı üzerinde pek bir hassasiyetle durmaları boşuna değildir; içerideki “nispi refah” konformizmi korunmalıdır.

Bunu rejim yapamayacağına göre kabak gene Avrupalıların başına patlıyor.

Avrupa

Artık sosyal medyada haklı olarak (benim kullanmayı tercih ettiğim gibi) Reichsführer veya Ursula von der Führer diye anılmaya başlayan Komisyon patronu, gene geçen ayın ortasında, AB ülkelerinin liderlerine 2026-2027 döneminde GSYH’larının yüzde 0,16’sıyla 0,27’si arasında “yardımda” bulunmalarını “önermişti”.

Burada ve başka yerlerde birçok defa yazdım şu cümleyi:

“ABD emperyalizminin tekelleri ve siyasi yönetimiyle Avrupalı muadillerini koyun güder gibi bile değil domuz ağılında yemler gibi idare etmesini hayranlıkla takip ediyorum.”

Hayranlıkla, ama acıyla takip ediyorum. Çünkü Avrupa sadece elitlerin tepe tepe yönettiği bir dizi ülke değil. Bugün trenlerde kokain paketi gizliyor olsa da yöneticileri, haklarını teslim etmeli, bunların selefleri bunlar gibi değildiler. Ama en önemlisi şu: bugün bildiğimiz hemen bütün sosyal hakları Avrupa halklarının emekçi atalarının kanla ve canla verdikleri mücadeleye borçluyuz.

Onun yok oluşu bizden de eksiltiyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version