Diplomasi

Netanyahu Çin’i ‘anti İsrail’ kampanya yürütmekle suçladı, Pekin tepki gösterdi

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Çin’i Katar ile birlikte yapay zekâ destekli ve büyük bütçelerle finanse edilen bir medya kampanyası aracılığıyla İsrail’in meşruiyetini hedef almakla suçlaması, iki ülke ilişkilerini gerdi. Pekin sert tepki verdi.

Netanyahu, pazartesi günü Kudüs’te 250 Amerikalı parlamenterden oluşan bir heyete yaptığı konuşmada, “Bir zamanlar İran bize kuşatma uygulayarak yok olacağımızı ummuştu ama biz o kuşatmayı yardık. Bugün ise Katar’ın ve Çin gibi bazı ülkelerin öncülük ettiği yeni bir kuşatma girişimi var. Bu, büyük paralarla finanse edilen bir medya kuşatmasıdır” ifadelerini kullandı.

Başbakan, aynı suçlamaları Maliye Bakanlığı’nın düzenlediği bir konferansta daha tekrarladı. Katar ve Çin gibi devletlerin Batı medyası ile kamuoyunu botlar, yapay zeka ve reklamlar kullanarak İsrail karşıtı gündemle etkilemek için büyük yatırımlar yaptığını iddia etti. Buna örnek olarak da Çinli bir şirkete at TikTok’u gösterdi, “Telefonunuzu açıyorsunuz ve özellikle TikTok’ta bombardımana tutuluyorsunuz; geleneksel medyadan çok daha güçlü” dedi.

Netanyahu İsrail’in diplomatik ve ekonomik izolasyona sürüklendiğini, bu nedenle “süper Sparta”ya dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Pekin’den sert açıklama

İki günlük sessizliğin ardından Çin’in İsrail Büyükelçiliği nadir görülen sert bir açıklama yaptı, “Çin, İsrail liderinin sözlerinden şok olmuştur. Bu iddialar temelsizdir, Çin-İsrail ilişkilerine zarar vermektedir ve buna kesinlikle karşı çıkıyoruz” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Belli sosyal medya platformlarını eleştirdikten sonra Pekin’i suçlamak, yanlış teşhis koyup yanlış tedavi uygulayan bir hastaya benziyor.”

Çin, Gazze’deki savaşa da atıfta bulunarak İsrail’e askeri operasyonlarını durdurma çağrısı yaptı: “İsrail’in ihtiyacı olan şey bitmeyen bombardımanlar değil, siyasi bilgelik ve yaratıcı diplomasidir.”

Pekin, uluslararası toplumun ateşkes çağrısına dikkat çekerek, “Amaç, İsrailli rehinelerin güvenli şekilde geri dönmesini sağlamak ve daha büyük bir insani felaketi önlemektir. Kalıcı barışı ancak ortak güvenlik sağlayabilir, başkalarının güvenliğini tehlikeye atmak değil” ifadelerini kullandı.

Arka plandaki kaygılar

Ynet News’in haberine göre Netanyahu’nun açıklamalarının arkasında, Pekin’in İran’ın balistik füze programını yeniden inşa etmesine yardımcı olabileceği yönündeki endişeler bulunuyor. Basına yansıyan iddialara göre Çin, Tahran’a hava savunma sistemleri sağladı.

İsrail’in ABD Büyükelçisi Dr. Yechiel Leiter, kısa süre önce “Çin’in İran’a verdiği desteğe dair kaygı verici işaretler” olduğunu söylemişti. Leiter, “Çin halkıyla iyi ilişkiler istiyoruz ancak Pekin’in, bizi yok etmekle tehdit eden bir rejimle el ele çalışmasını kabul edemeyiz” demişti.

Haberde bazı İsrailli uzmanların görüşlerine de yer verildi. Siber güvenlik öncülerinden ve Çin uzmanı olduğu belirtilen Harel Menashri, Çin’in uzun süredir uluslararası platformlarda İsrail karşıtı bir tutum aldığını, 7 Ekim sonrası söylemini daha da sertleştirdiğini hatırlattı.

Menashri, Çin ders kitaplarında Gazze’de İsrail’in “katliam yaptığı” ifadesinin geçtiğini, Pekin’in Filistin çizgisinde net bir şekilde konumlandığını söyledi.

Ayrıca Netanyahu’nun geçmişte yaptığı ancak ABD engeline takılan “Çin’e açılım” politikasını da eleştirdi.

Çin uzmanı Yuval Weinrib ise Netanyahu’nun açıklamalarının Washington’a mesaj verme amacı taşıyabileceğini söyledi: “Eğer bu, ABD’ye yanınızdayız demek için yapıldıysa hesabı anlayabiliyorum ama yönteme katılmıyorum. Ancak bir hükümet başkanının Pekin için böyle suçlamalar yöneltmesi dramatik. Bunu unutmazlar ve muhtemelen bir özür beklerler.”

Weinrib, Çin’in İsrail ile ilişkileri son dönemde iyileştirmeye çalıştığını, Pekin’in büyükelçisini geri çağırmasının olası olmadığını, ancak güvenlik gerekçelerini öne sürerek İsrail ihracatına sınırlama getirme gibi dolaylı adımlar atabileceğini söyledi.

Haberde şu değerlendirmeye ver verildi: “Yaşanan diplomatik kriz, İsrail-Çin ilişkilerinde yeni bir dip noktaya işaret ediyor. Pekin kendini Filistin hakının savunucusu olarak konumlandırırken, İsrail ise Washington’la daha sıkı bir şekilde hizalanarak bölgede Çin etkisine karşı cephe alıyor.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version