Avrupa
Palantir, İngiliz hükümeti ile 670 milyon sterlinlik iş yapıyor
Donald Trump’ın müttefiki Peter Thiel’in kurduğu gözetim şirketi Palantir, Birleşik Krallık’tan, nükleer caydırıcılık yönetimi hizmetleri de dahil olmak üzere en az 34 sözleşme kazandı.
ABD başkanı NATO müttefiklerini tehdit ederken, İngiliz milletvekilleri “büyük bir güvenlik açığı” olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.
Nerve’ün araştırması, Trump’ın en sadık müttefiklerinden biri olan Thiel’in kurucu ortağı olduğu şirketin, daha önce bilindiğinden çok daha fazla ölçüde Birleşik Krallık’ın sivil ve savunma yapılarına karıştığını gösteriyor.
Nerve, en az 10 devlet dairesi, yerel konsey ve polis yetkilisi arasında en az 34 adet mevcut ve geçmiş devlet sözleşmesi buldu.
Palantir’in ABD hükümetinden sonra en büyük müşterisi İngiliz hükümeti ve bu bağımlılık, İngiltere hükümetinin geçen Eylül ayında Savunma Bakanlığı ile şirket arasında 240 milyon sterlinlik bir “stratejik ortaklık” anlaşması imzalamasıyla daha da hızlanacak gibi görünüyor.
Sözleşme ihaleye çıkarılmadı ve Birleşik Krallık’ın eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson tarafından yürütüldü. Mandelson, Jeffrey Epstein ile olan dostluğu hakkında yeni bilgiler ortaya çıktıktan sonra geçen yıl eylül ayında görevinden alındı.
Mandelson, Palantir’in müşterisi olan Global Counsel adlı şirketinden geçici olarak istifa etmişti.
Araştırma ayrıca, Palantir ile Britanya’nın nükleer caydırıcılık programının temelini oluşturan kurum olan AWE Nuclear Security Technologies arasında daha önce açıklanmamış sözleşmelerin varlığını da ortaya çıkardı.
Eskiden Atomic Weapons Establishment olarak bilinen bu kurum, Birleşik Krallık denizaltıları tarafından taşınan nükleer savaş başlıklarını tasarlıyor ve üretiyor.
Nerve, Kabine Ofisi ve dış tedarikçilerle çalışan bir kurum olan Crown Commercial Service’in kontrol panelinde 15 milyon sterlin değerinde “bulut desteği” sözleşmeleri buldu.
Bu sözleşmeler, hükümetin resmi sözleşme arama web sitesinde yer almıyor ve Savunma Bakanlığı bunların varlığını ne doğruladı ne de yalanladı. Palantir, Nerve’in sorularını kabul etmedi veya yanıtlamadı.
Nerve’in araştırması, Palantir’in Savunma Bakanlığı ile en az bir düzine sözleşme ve sözleşme uzatması kapsamında 388 milyon sterlin değerinde mevcut ve geçmiş sözleşmeleri olduğunu ve NHS (Ulusal Sağlık Sistemi) ile 244 milyon sterlin değerinde (12 sözleşme/uzatma) sözleşmeleri olduğunu gösteriyor.
Daha küçük sözleşmelere sahip devlet kurumları ve yetkililer arasında Coventry şehir konseyi, Leicestershire polisi, DEFRA ve Homes for Ukraine programı bulunuyor.
Başka bir sözleşme, Savunma Bakanlığına bağlı Kraliyet Donanmasının nükleer enerjili denizaltı filosuna güvenli ve kullanılabilir bir nükleer tahrik tesisi sağlamakla görevli bir kurum olan Nükleer Tahrik Entegre Proje Ekibi’nin (NP-IPT), Palantir’in bulut yazılımına 250.000 sterlinlik daha küçük bir harcama yaptığını gösteriyor.
Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması
Savunma Bakanlığı sözcüsü, nükleer silah sözleşmelerini doğrulamayı veya reddetmeyi reddederken, “Savunma Bakanlığı genelinde kullanılan Palantir yazılımında kullanılan ve geliştirilen tüm verilerin egemenlik hakkı Savunma Bakanlığına aittir ve Savunma Bakanlığının mülkiyetindedir. Birleşik Krallık savunma bilgilerinin uygun şekilde yönetilmesini sağlamak için kapsamlı veri güvenliği ve koruma önlemleri aldık,” dedi.
Fakat ulusal güvenlik ve teknoloji uzmanları bu iddiayı tartışıyor ve bazıları bunu “üzücü derecede naif” ve “kasıtlı olarak yanıltıcı” olarak nitelendiriyor.
Eski Avrupa Parlamentosu üyesi, Stanford Üniversitesi Siber Politika Merkezi araştırmacısı ve Avrupa’nın ABD teknolojilerine bağımlılığının ulusal güvenlik riskleri konusunda önde gelen uzmanlardan biri olan Marietje Schaake, ABD hükümeti talep ederse Birleşik Krallık hükümetinin verileri üzerinde herhangi bir kontrolü elinde tutabileceğini sorguluyor.
Schaake, ABD’nin Bulut Yasası ve Yabancı İstihbarat Gözetim Yasasının (FISA) “kolluk kuvvetlerine ve istihbarat teşkilatlarına, ABD şirketleri tarafından tutulan verilere dünyanın her yerinden erişim hakkı verdiğini” söyledi.
Schaake, ABD teknoloji şirketlerini Trump’ın “emperyalist araç kutusu”nun bir parçası olarak nitelendirdi.