Diplomasi

Prof. Diesen: Washington rekabet edemediği kural kitabını çöpe atıyor

Yayınlanma

Norveçli siyaset bilimci ve iktisatçı Prof. Dr. Glenn Diesen, Trump yönetiminin Grönland üzerindeki egemenlik talebinin ve Avrupa ile yaşanan gerilimin, ABD’nin azalan küresel hegemonyasını koruma çabası olduğunu belirtti.

Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu programa konuk olan Norveçli akademisyen ve iktisatçı Prof. Dr. Glenn Diesen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma girişimi ve Avrupa liderleriyle yaşadığı diplomatik gerilimleri kapsamlı bir şekilde analiz etti.

Trump’ın, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’ye gönderdiği ve Nobel Barış Ödülü verilmemesi halinde “barış yerine yalnızca ABD’nin çıkarlarını düşüneceği” yönündeki mesajını değerlendiren Diesen, bu tavrın Nixon döneminden hatırlanan taktiksel bir hamle olabileceğine işaret etti.

Diesen, Trump’ın yaklaşımını şu sözlerle yorumladı:

“Trump, Nixon’ın ‘çılgın adam’ (madman) rolünü oynuyor olabilir. Yani istikrarsız ve ne yapacağı kestirilemez bir görüntü çizerek, muhataplarının gerilimi yükseltmekten kaçınmasını ve büyük tavizler vermesini sağlamaya çalışıyor. Kimse onunla tansiyonu yükseltme yarışına girmek istemiyor çünkü yarın ne yapacağını kimse bilmiyor.”

Norveç’teki tepkileri de aktaran Diesen, Nobel Barış Ödülü’nün hükümet tarafından değil bağımsız bir komite tarafından verildiğini, ancak Trump’ın Grönland talebini doğrudan barış ödülüyle ilişkilendirmesinin “ya ödülü verin ya da ortalığı birbirine katarım” şeklinde algılandığını belirtti.

“Avrupa teslimiyetçi bir tavır içinde”

Avrupalı liderlerin Trump karşısındaki tutumunu eleştiren Diesen, Avrupa’nın ABD’ye olan askeri ve ekonomik bağımlılığı nedeniyle Washington’ın taleplerine direnç gösteremediğini vurguladı.

İngiltere İşçi Partisi’nden milletvekillerinin Trump’ı “uluslararası gangster” olarak nitelemesine ve İtalya Başbakanı Meloni’nin “Ne yapalım, McDonald’s’a mı saldıralım?” şeklindeki ironik çıkışına rağmen, genel tablonun değişmediğine dikkat çekti.

Diesen, Avrupa’nın içinde bulunduğu durumu şu ifadelerle özetledi:

“Avrupalılar Trump’ın ayağına basmaktan oldukça çekiniyor. Trump, Avrupa’nın bir parçasını ilhak etmekle tehdit ederken bile, liderlerin hâlâ alttan almaya ve durumu idare etmeye çalıştığını görüyoruz. Yıllarca Yugoslavya’da, Irak’ta, Libya’da ve Suriye’de ABD’nin hukuk dışı müdahalelerine ses çıkarmadılar, hatta destek verdiler. Şimdi namlu kendilerine döndüğünde uluslararası hukuktan bahsediyorlar ama inandırıcılıklarını yitirdiler.”

Grönland senaryoları: Satın alma veya ‘Maydan’ tarzı müdahale

Grönland’ın ABD kontrolüne geçmesinin Rusya için ciddi bir tehdit oluşturacağını belirten Diesen, Moskova’nın Arktik bölgesindeki savunma hattının zayıflayabileceğini ifade etti.

Ancak Rusya’nın, NATO içerisindeki bu çatlağı ve ittifakın potansiyel çöküşünü memnuniyetle izlediğini de sözlerine ekledi.

Trump’ın Grönland’ı askeri güç kullanarak işgal etmesinin ABD iç siyasetindeki bölünmüşlük nedeniyle zor olduğunu savunan Diesen, Washington’ın farklı yöntemler deneyebileceğini öne sürdü:

“Askeri güç kullanmak yerine tehdit yoluyla Danimarka’yı satışa zorlamak daha olası. Eğer bu işe yaramazsa, Ukrayna’da gördüğümüz ‘Maydan’ (Ukrayna’da eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in devrildiği renkli devrim) benzeri bir rejim değişikliği senaryosu devreye sokulabilir. Grönland’ın Danimarka’dan ayrılması sağlanır, bağımsızlık sonrası nüfusu az olan bu ada cömert tekliflerle ABD’ye entegre edilebilir.”

Çin’den ‘orman kanunu’ uyarısı ve küresel rekabetin yeni doğası

Programda, Çin’in Trump’ın “orman kanunu” söylemine verdiği tepki de ele alındı. Pekin yönetiminin, “Güçlünün zayıfı ezdiği orman kanunlarına geri dönemeyiz” açıklamasını değerlendiren Diesen, ABD’nin artık mevcut uluslararası kurallar çerçevesinde Çin ile rekabet edemediği için sistemi sabote ettiğini savundu.

Diesen, Washington’ın strateji değişikliğini şu sözlerle açıkladı:

“ABD, uluslararası hukuka dayalı bu düzenin ana mimarıydı çünkü bu düzen kendi hegemonyasına hizmet ediyordu. Ancak artık sanayi gücü, ölçek ekonomisi ve teknolojik kapasite bakımından Çin ile rekabet edemiyor. Eski kurallarla kazanamayacağını anlayan ABD, kural kitabını çöpe atıyor. Rakiplerinin teknolojik gelişimini sabote etmeye, varlıklarına el koymaya ve kuralsız bir mücadeleye yöneliyor. Çin’in ve dünyanın temel endişesi bu.”

İran’a yönelik ‘ekonomik devlet yönetimi’ ve yaptırım bağışıklığı

ABD Hazine Bakanı Bessent’ın Davos’ta İran ekonomisini çökertmekle övündüğü konuşmayı değerlendiren Diesen, “ekonomik devlet yönetimi” (economic statecraft) olarak adlandırılan bu politikaların aslında başarısız olduğunu vurguladı. Diesen, yaptırımların İran’da halkı sokağa döküp rejim değişikliği yaratmayı amaçladığını, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti.

Diesen, “Bessent’ın bahsettiği bu ‘başarı’, aslında insanların ölümüyle sonuçlanan bir istikrarsızlaştırma çabasıydı. Ancak bu silahın bir sınırı var. Tıpkı Rusya gibi İran da artık bağışıklık kazanıyor. Bu ülkeler, Batı finans sistemine, SWIFT’e veya doların rezerv para statüsüne bir daha asla güvenmeyecek şekilde kendi alternatiflerini geliştiriyor. Agresif yaptırımlar, hedef ülkeleri ABD ekonomisinden tamamen kopararak Washington’ın gelecekteki baskı gücünü yok ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Diplomatik mahremiyetin ihlali

Trump’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile olan özel yazışmalarını ifşa etmesini de eleştiren Diesen, bu durumun diplomasiye büyük zarar verdiğini söyledi.

Macron’un da geçmişte Putin ve Zelenskiy ile yaptığı görüşmeleri basına sızdırdığını hatırlatan Diesen, “Liderlerin birbirleriyle güven içinde konuşamadığı bir ortamda diplomasi yürütülemez” dedi.

Programın sonunda İngiliz siyasetçi George Galloway’in, “Hayatım boyunca Rusların geleceği ve bizi işgal edeceği söylendi, oysa ülkemizi işgal edenler Amerikan üsleri” şeklindeki sözlerine atıfta bulunuldu. Diesen, bu tespitin Avrupa’nın mevcut güvenlik ikilemini özetlediğini belirterek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version