Dünya Basını

Prof. Mearsheimer: Trump’ın İran’da zafer ilan etmesi imkansız

Yayınlanma

Siyaset bilimci Prof. John Mearsheimer, ABD’nin İran’a yönelik başlattığı harekatın 12. gününde çarpıcı bir bilanço sundu. Mearsheimer, Trump yönetiminin “zafer” ilanına karşın rejim değişikliği, balistik füze tehdidinin sonlandırılması ve nükleer kapasitenin dizginlenmesi gibi temel hedeflerin hiçbirine ulaşılamadığını belirtti.

Yargıç Andrew Napolitano’nun “Judging Freedom” programına konuk olan Chicago Üniversitesi Profesörü John Mearsheimer, Ortadoğu’da devam eden çatışmaların 12. gününde ABD yönetiminin stratejik bir çıkmaza girdiğini belirtti.

Napolitano’nun, Başkan Trump’ın “savaşı kazandık” yönündeki iddialarını hatırlatması üzerine Mearsheimer, bu iddianın sahadaki hiçbir veriyle örtüşmediğini vurguladı.

Mearsheimer, “Başlıca hedef rejim değişikliğiydi; bu rejim balistik füze tehdidini ortadan kaldırmak, nükleer zenginleştirme kabiliyetini yok etmek ve İran’ın Husiler, Hizbullah ile Hamas’a verdiği desteği kesmek için tasarlanmıştı” dedi.

Sürecin sonunda rejim değişikliğinin gerçekleşmediğini kaydeden Mearsheimer, “Rejim hala ayakta ve halk bayrak etrafında kenetleniyor. Kendi gözlerimizle görüyoruz ki balistik füzeler Körfez ülkelerine ve İsrail’e düşmeye devam ediyor. Nükleer kapasite konusunda ise bu saldırılar İran’ın nükleer silah edinme şansını artırmaktan başka bir işe yaramadı” ifadelerini kullandı.

Mearsheimer, Trump’ın kampanya başında koyduğu hiçbir hedefe ulaşamadığını, bu nedenle zafer ilan etmenin mantıksal bir karşılığı olmadığını savundu.

“Suikast stratejisi tarihi bir hata”

Ayetullah Hamaney’in suikast sonucu öldürülmesine ilişkin kararı “olağanüstü derecede aptalca” olarak nitelendiren Prof. Mearsheimer, Washington ve Tel Aviv’in “kafa koparma” (decapitation) stratejisinin tarihi kayıtlarda hiçbir zaman kalıcı bir zafer getirmediğini belirtti.

Haziran 2025’te yaşanan 12 günlük savaşı hatırlatan Mearsheimer, “İsrailliler o savaşın başında da rejimi etkisiz hale getirmeyi denemişti ama bu işe yaramadı. Bu kez de yaramadı. Neden bu stratejiyle savaşı hızla kazanacaklarını düşündüklerini anlamıyorum” diye konuştu.

Mearsheimer, bu başarısızlığın ardından ABD’nin çok sayıda balistik füzeye ve drona sahip, “hedef yoğunluğu yüksek bir sahada” operasyon yapan bir rakibe karşı yıpratma savaşına sürüklendiğini ifade etti.

ABD’nin bölgedeki üslerini, Körfez müttefiklerini ve hatta İsrail’i koruma kabiliyetinin sınırlı olduğunu vurgulayan Mearsheimer, “Geçen yılın haziran ayındaki savaş, İsraillilerin savunma füzelerinin bitmesi ve bizim de korkutucu bir hızla stoklarımızı tüketmemiz nedeniyle sona ermişti. Bugün de aynı noktadayız” dedi.

İsrail’in sahadaki fiziksel hasarı ve Başbakan Netanyahu’nun politik riskleri hakkındaki soruları yanıtlayan Mearsheimer, İsrail askeri sansürünün neredeyse “hava geçirmez” düzeyde olduğunu belirtti.

İran’ın savaşın ilk 12 gününde ana hedef olarak Amerikan üslerini ve Körfez ülkelerini seçtiğini ancak bu stratejinin değişmeye başladığını kaydeden Mearsheimer, “İranlılar artık saldırılarını İsrail’e kaydırıyor. İsrail’in savunma sistemleri ve fırlatıcıları tükeniyor, bu da onları oldukça güvencesiz bir pozisyona sokuyor. Önümüzdeki haftalarda İsrail’in, ilk 12 güne kıyasla çok daha ağır darbeler alması muhtemel” uyarısında bulundu.

“Trump bir çıkış yolu arıyor”

Başkan Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmeyi de değerlendiren Mearsheimer, Washington’ın bu savaşı daha fazla sürdüremeyeceğinin farkına vardığını belirtti.

Putin’in bir arabulucu olarak en iyi pozisyonda olduğunu ifade eden profesör, “Trump’ın bir çıkış yolu aradığına şüphe yok. Çünkü burada bir zafer kazanmadı. Savaşı kazanmak için gerilimi yükseltmek zorunda ancak bu, durumu daha da kötüleştirmekten başka bir sonuç vermez” dedi.

Küresel ekonominin önümüzdeki haftalarda bu 12 günlük çatışmanın yıkıcı etkilerini hissetmeye başlayacağını söyleyen Mearsheimer, “Trump ve danışmanları, Netanyahu’nun onlara anlattığı senaryonun gerçekleşmediğini anladılar. Bir çıkış yolu bulsalar iyi olur ama dürüst olmak gerekirse ben o yolu henüz göremiyorum” açıklamasını yaptı.

“Okul saldırısı trajik bir hataydı”

İran’ın güneyinde bir kız ilkokulunun vurulması ve 175 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili tartışmalara değinen Mearsheimer, Trump’ın bu saldırıyı İran’ın gerçekleştirdiği yönündeki iddialarını “cehaletten doğan bir çılgınlık” olarak tanımladı.

Trump’ın İran’ın elinde Tomahawk füzeleri olduğu yönündeki söylemlerine tepki gösteren Mearsheimer, “İran’ın elinde Tomahawk olduğu iddiası saçmalık. Ayrıca Trump bir yandan İran füzelerinin isabetsiz olduğunu söylerken, diğer yandan son derece hassas bir silah olan Tomahawk’a sahip olduklarını iddia ederek kendisiyle çelişiyor” dedi.

Mearsheimer, olayın perde arkasına dair şu analizi paylaştı:

“Amerikalıların o okulu bir Tomahawk füzesiyle vurduğuna inanıyorum. Muhtemelen okulun hemen yanındaki deniz üssünü hedefliyorlardı ve okulu askeri bir hedef zannettiler. ABD’nin 170’den fazla küçük kızı kasten öldürmek için hedef aldığına inanmıyorum; bu trajik bir hataydı. Trump bunu itiraf etmeli ve konuyu kapatmalıydı. Ancak yalanlara ve çarpıtmalara başvurarak bizi ikiyüzlü ve ahlaki değerlerden yoksun gösteriyor.”

Lancet raporu: 38 milyon ölüm

ABD’nin son elli yıldaki yaptırım ve savaş politikalarının insani bedeli üzerine konuşan Mearsheimer, saygın bilimsel dergi Lancet’te yayımlanan bir çalışmaya atıfta bulundu.

1971-2021 yılları arasındaki verileri inceleyen araştırmaya göre, ABD yaptırımlarının dünya genelinde yaklaşık 38 milyon insanın ölümüne yol açtığını belirten Mearsheimer, “Bu rakam gerçekten şok edici. İnsanları aç bırakmak, acı çektirmek ve hükümetlerine karşı ayaklanmalarını sağlamak için muazzam ekonomik gücümüzü kullanıyoruz. Venezuela’da, Küba’da ve İran’da yaptığımız tam olarak bu” dedi.

Bu tablo karşısında ABD’den “soylu bir ülke” olarak bahsetmenin çok zor olduğunu ifade eden Mearsheimer, “İsrail ile bir ‘etiket takımı’ gibiyiz. Gazze’deki soykırımda sadece Trump değil, Biden yönetimi de tamamen suç ortağıdır. En büyük suç olan soykırıma ve yaptırımlarla işlenen cinayetlere dahil olduk” ifadelerini kullandı.

“İran tazminat ve yaptırımların kalkmasını isteyecek”

İran Dışişleri Bakanı’nın ateşkes için ABD’nin “neden saldırganlığı başlattığını” açıklaması gerektiği yönündeki sözlerini yorumlayan Mearsheimer, İran’ın bu kez masaya çok daha sert şartlarla oturacağını öngördü.

Haziran 2025’teki ateşkese İran’ın uymasının stratejik bir hata olduğunu düşünenlerin haklı çıktığını belirten profesör, “Eğer İran savaşı bitirmeyi kabul edecekse, karşılığında önemli kazanımlar isteyecektir. Bu kazanımlar en azından yaptırımların ciddi oranda kaldırılması ve ülkelerindeki yıkım için tazminat ödenmesi olacaktır” dedi.

ABD’nin tazminat ödemeyi veya yaptırımları kaldırmayı kabul etmesinin mevcut siyasi iklimde imkansıza yakın olduğunu söyleyen Mearsheimer, “Eğer biz bunları yapmazsak, İranlılar neden dursun? Dururlarsa 28 Şubat öncesindeki duruma dönecekler. Şu an bu savaşa dahil oldular ve bedel ödediler; artık bizim havlu atmamızı sağlamak için savaşı sürdürmekte derin bir çıkarları var” dedi.

Savaşın BRICS üzerindeki etkilerine de değinen Mearsheimer, Brezilya, Rusya ve Çin’in saldırıları şiddetle kınadığını ancak Hindistan’ın sessiz kaldığını, bunun da grup içinde bir çatlak yarattığını belirtti.

Ancak uzun vadede Hindistan’ın da ABD ile arasına mesafe koyması gerektiğini savunan profesör, “ABD vahşi bir fildir. Hindistan’ın aklı varsa stratejik çıkarları ne olursa olsun ABD ile arasına mesafe koyar, aksi takdirde yarın kendilerini de hedef alan gümrük vergileriyle veya stratejik darbelerle karşılaşabilirler” uyarısını yaptı.

Körfez ülkelerinin de ABD ve İsrail tarafından “feci sonuçları olabilecek” bir savaşa sürüklendiğini anlayan ülkelerin sayısının arttığını belirten Mearsheimer, “Tüm bu fiyasko, BRICS’in genel olarak güçlenmesine hizmet edecektir” dedi.

“Cumhuriyetçiler için seçim felaketi kapıda”

Mearsheimer, savaşın ABD iç siyasetindeki yansımalarının Cumhuriyetçi Parti için yıkıcı olabileceğini öngördü. Savaş başlamadan önce bile ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin ağır bir darbe almasının beklendiğini hatırlatan profesör, “Halkın sadece yüzde 20’sinin, Cumhuriyetçilerin ise sadece yüzde 40’ının desteklediği bir savaştayız. Kamuoyu desteği olmadan girilen bu savaşın kötü gitmesi, sonbaharda Cumhuriyetçi Parti için bir felaketle sonuçlanabilir” dedi.

Senato ve Temsilciler Meclisi’nde Demokratların büyük bir çoğunluk elde etmesi durumunda Trump için azil sürecinin ciddi bir mesele haline geleceğini vurgulayan Mearsheimer, “Bu durum Başkan Trump için devasa bir baş ağrısı yaratacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version