Dünya Basını
Prof. Reza Majdzadeh: Yaptırımlar askeri harekatlardan daha fazla can alıyor
Essex Üniversitesi Halk Sağlığı Profesörü Reza Majdzadeh, ABD ve AB yaptırımlarının küresel ölçekte her yıl yaklaşık yarım milyon insanın ölümüne yol açtığını açıkladı. Yaptırımların “şiddet içermeyen” diplomatik araçlar olarak pazarlanmasına karşı çıkan Majdzadeh, bu mekanizmaların aslında “organize birer şiddet” biçimi olduğunu ve askeri çatışmalardan daha ağır insani maliyetler yarattığını vurguladı.
Kyoto Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pascal Lottaz’ın sunduğu Neutrality Studies programına konuk olan Essex Üniversitesi Halk Sağlığı Profesörü Dr. Reza Majdzadeh, ekonomik yaptırımların modern dünyadaki en yıkıcı diplomatik araçlardan birine dönüştüğünü belirtti.
Uzun yıllar İran Ulusal Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Başkanlığı yürüten ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dahil birçok uluslararası kuruluşta görev alan Majdzadeh, yaptırımların etkilerinin halka ulaşmadan çok önce sistemleri felç ettiğini kaydetti.
Lancet dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırmalarına atıfta bulunan Majdzadeh, “Yaptırımlar, insanları etkilemeden önce sistemleri etkiliyor. İlaçlara ve tıbbi ekipmanlara erişim sorunu; lojistik, hizmet sunumu ve insan kaynakları üzerinden tüm sağlık sistemini çökertiyor” dedi.
“Yıllık 550 binden fazla ölüm savaşları geride bırakıyor”
Yaptırımların insani maliyetine dair somut veriler paylaşan Majdzadeh, Rodriguez ve meslektaşları tarafından Lancet’te yayımlanan çalışmanın dehşet verici sonuçlarını aktardı.
Profesör Majdzadeh, “Elimizdeki kanıtlar, yaptırımların ölümler üzerinde devasa bir etkisi olduğunu gösteriyor. Her yıl yaptırımlar nedeniyle 550 binden fazla insanın ölmesini bekliyoruz. Bu rakam, gördüğümüz savaşlardaki ölüm seviyeleriyle aynı, hatta bu seviyeleri aşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Lottaz’ın bu verilerin 1971-2021 arasındaki 50 yıllık bir dönemi kapsadığını hatırlatması üzerine Majdzadeh, her bir vakanın bir istatistik değil, parçalanmış bir aile ve bireysel bir trajedi olduğunun altını çizdi.
“Annemi bir antibiyotik bulunamadığı için kaybettik”
Yaptırımların kağıt üzerindeki etkisini kişisel bir trajediyle örneklendiren Majdzadeh, “Annem ABD’de yaşıyordu ancak Tahran’daki kardeşimi ziyarete geldiğinde bir enfeksiyon kaptı ve hastaneye yatırıldı.
Hastanede bir ‘nokozomiyal’ enfeksiyon gelişti. İhtiyacımız olan antibiyotiği bulamadık ve iki yıl önce kendisini kaybettik” diye konuştu.
Bu durumun sadece nadir hastalıklar veya nükleer tıp gibi karmaşık alanlarda yaşanmadığını belirten Majdzadeh, “Hastanelerde basit bir serum (normal salin) bile bulunamıyor. Sorun tuz veya su değil, o serumun konulacağı plastik torbanın tedarik edilememesi. Bu, hayal gücünüzün ötesinde pratik bir sorun” dedi.
“İnsani muafiyetler pratikte bir yanılsamadan ibaret”
Uluslararası hukukta yer alan “insani muafiyet” kavramının saha gerçekliğiyle örtüşmediğini belirten Majdzadeh, bu sistemin neden işlemediğini üç ana mekanizmayla açıkladı. İlk olarak bankacılık sisteminin felç olduğunu kaydeden Majdzadeh, “Yaptırım uygulanan ülke ile uygulayan arasında bankacılık transferi yapılamıyor. Swift kodunuz yoksa, bir şeyi nasıl satın alacaksınız? Bu imkansız” dedi.
İkinci olarak “aşırı uyum” ve “caydırıcı etki” kavramlarına dikkat çeken profesör, bankaların ve nakliye şirketlerinin ikincil yaptırım korkusuyla ilaç sevkiyatından bile kaçındıklarını vurguladı.
Üçüncü mekanizmanın ise devletin gelir kaybı olduğunu ifade eden Majdzadeh, “Ülkenin ihracatı engellendiğinde gelir kalmıyor. Gelir olmayınca halkın gıda masrafları tıbbi masrafların önüne geçiyor ve hizmetlerden yararlanma oranı radikal şekilde düşüyor” tespitini yaptı.
“BM yaptırımları yaşam süresini 1,4 yıl kısaltıyor”
Dünya barışını korumakla yükümlü Birleşmiş Milletler’in (BM) bizzat uyguladığı yaptırımların halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisi dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Majdzadeh, Goodman ve meslektaşlarının yaptığı çapraz ulusal çalışmaya atıfta bulunarak, “Yaptırımların beklenen yaşam süresini 1,2 ila 1,4 yıl kısalttığını görüyoruz. BM yaptırımları için bu süre 1,4 yıl, ABD yaptırımları için ise 1,2 yıl. Barışı ve insan hayatını korumak için kurulan bir mekanizmanın insanların ömrünü kısaltması tam bir şok” dedi.
Savaş hukukunda yer alan “ayrım gözetme” ve “ölçülülük” ilkelerinin neden yaptırımlar için uygulanmadığını sorgulayan Majdzadeh, bu konuda acilen hukuki bir çerçeve oluşturulması gerektiğini belirtti.
“Akıllı yaptırım yoktur, bu organize bir şiddettir”
İsviçre gibi ülkelerin savunduğu “akıllı yaptırım” (smart sanctions) modelinin teknik olarak mümkün olmadığını savunan Majdzadeh, yaptırımların doğası gereği sistematik stres yaratmak üzere tasarlandığını ifade etti.
Majdzadeh, “Yaptırımların akıllı olduğu söyleniyor. Ben öyle bir şey olmadığını savunuyorum. Bu çerçevede uygulanan yaptırımlar her zaman zarar verir. En savunmasız insanları otomatik olarak etkiler” dedi.
Mevcut durumun “sessiz bir katliam” olduğunu belirten profesör, yaptırımların literatürdeki tanımının değiştirilmesi gerektiğini vurguladı:
“Yaptırımlar şiddet içermeyen önlemler değildir; askeri olmayan önlemlerdir. Bunlar aslında organize şiddettir. Çok yüksek düzeyde şiddet içerirler ve bu konuda çok dikkatli olmalıyız.”
“Bebeklerin ölmesini beklemek yerine sistemleri izlemeliyiz”
Yaptırımların etkisini ölçmek için insanların ölmesini beklemenin ahlaki ve teknik olarak yanlış olduğunu belirten Majdzadeh, “Alarm sistemi mortalite (ölüm) düzeyinde değil, hizmetlerin kullanım düzeyinde olmalı.
Bebeklerin ölmesini beklemek zorunda değiliz; eğer bir ülkede kuvöz yoksa, bebeklerin öleceğini zaten biliyoruz demektir” uyarısında bulundu.
Majdzadeh, çözüm olarak yaptırım rejimlerinin içine yerleştirilmiş zorunlu bir sağlık izleme mekanizması (SHAMS gibi araçlar) ve ilaç/gıda transferleri için üçüncü ülkeler veya BM kuruluşları üzerinden işleyen güvenli bankacılık hatları kurulmasını önerdi.
“Kendi çocuklarımızı korumak için başkasının çocuğunu cezalandıramayız”
Meseleyi etik bir düzleme taşıyan Majdzadeh, siyasi rakipler arasındaki çatışmanın bedelinin masum sivillere ödetilmesini sert bir dille eleştirdi.
Majdzadeh, “Sizinle bir ihtilafım olabilir ve davranışınızı değiştirmek için size yaptırım uygulayabilirim. Ancak bunu yaparken sizin küçük oğlunuzu, kızınızı veya kardeşinizi cezalandırıyorum. Rejimler arasındaki çatışmada masum insanları cezalandırıyoruz. Siyaseten ne yapmak istiyorsanız yapın ama bu masum insanların hayatını korumak zorundasınız” diye ekledi.
Profesör Majdzadeh, küresel sağlığı daha adil hale getirmenin bir “sosyal sorumluluk” olduğunu belirterek, yaptırımların yıkıcı etkilerini en aza indirmek için uluslararası toplumun bu “organize şiddeti” yeniden tanımlaması gerektiğini ifade etti.