Dünya Basını

Prof. Starr: ABD yönetimi İran’ın askeri kabiliyetlerini büyük ölçüde hafife alıyor

Yayınlanma

Missouri Üniversitesi Klinik Laboratuvar Bilimleri Programı eski Direktörü ve Sosyal Sorumluluk İçin Hekimler Örgütü Kıdemli Bilim İnsanı Profesör Steven Starr, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik stratejik hatalarını ve bölgedeki askeri dengeleri değerlendirdi. Starr, İran’ın yeraltı füze şehirleri ve hipersonik mühimmat kabiliyeti karşısında Batı’nın hava savunma kapasitesinin yetersiz kalacağını belirtti.

Kyoto Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pascal Lottaz’ın “Neutrality Studies” programına konuk olan Profesör Steven Starr, ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarını ve bölgedeki askeri durumu “tam bir trajedi” olarak nitelendirdi.

Starr, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarını eleştirerek, “Trump’ın hayal dünyasında yaşadığını düşünüyorum; İran’ın kabiliyetlerini büyük ölçüde hafife aldılar” diye konuştu.

ABD’nin İran’ın dini liderlerinden birine yönelik suikast düzenlemesinin siyasi bir rejim değişikliği çabasından öte, Şii dünyası için kutsal bir figürün hedef alınması anlamına geldiğini vurgulayan Starr, bu durumun dini motivasyonlu çok daha büyük bir tepkiyi tetiklediğini ifade etti.

İran’ın saldırılara hızlı ve hazırlıklı bir yanıt verdiğini kaydeden Starr, Irak’taki ABD üslerinin hedef alındığı operasyonlara değindi.

Bir mühimmat deposunun vurulduğunu ve önemli ölçüde zayiat verildiğini belirten Starr, “Savaşta gerçek, ilk zayiattır; bu nedenle Amerikalı kayıplarına ilişkin doğru rakamlara ulaşmamız zaman alacaktır” dedi.

Starr, resmi rakamların 6 ölü olarak açıklandığı hatırlatıldığında, “Bu rakama birkaç sıfır daha eklemeniz gerekebilir” ifadesini kullandı.

“İran’ın yeraltı füze şehirleri granitten yapılmış devasa kompleksler”

Starr, İran’ın askeri altyapısının geleneksel silahlarla imha edilemeyecek kadar derin ve korunaklı olduğunu vurguladı.

İran’ın 3 bin ile 10 bin arasında balistik füze, binlerce seyir füzesi ve insansız hava aracına (İHA) sahip olduğunun tahmin edildiğini belirten Starr, “İran, füzelerinin çoğunu yeraltı füze şehirlerine yerleştirdi; buralar granitten yapılmış, oldukça karmaşık ve derin kompleksler” dedi.

Bu tesislerin Tomahawk füzeleriyle imha edilmesinin imkansız olduğunu söyleyen Starr, “Füzeler bu yapılardan sekecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın coğrafi büyüklüğünün Batı Avrupa kadar olduğunu ve Irak’tan dört kat daha geniş bir alana yayıldığını hatırlatan Starr, tüm füze şehirlerini kısa sürede tespit edip vurmanın teknik olarak mümkün olmadığını kaydetti.

Starr, “İran’ın elinde saatte 11 bin mil hıza ulaşabilen hipersonik füzeler var; bu mühimmatı durdurabilecek herhangi bir savunma kabiliyetimiz bulunmuyor” diye konuştu. Rusya’nın hipersonik füzelerinin Ukrayna’da Patriot sistemlerini etkisiz bıraktığını hatırlatan Starr, İran’ın bu alandaki teknolojik ilerlemesinin ciddiye alınması gerektiğini belirtti.

“ABD ve İsrail’in hava savunma mühimmatı birkaç hafta içinde tükenecek”

Batı ittifakının lojistik ve üretim kapasitesindeki eksikliklere dikkat çeken Starr, hava savunma sistemlerinin sürdürülebilirliği konusunda karamsar bir tablo çizdi.

Starr, “ABD ve İsrail’in hava savunma mühimmatı birkaç hafta içinde tükenecek; buna hiç hazır değildik” uyarısında bulundu.

ABD’nin mühimmat rezervlerini önce Ukrayna’ya, ardından İsrail’e göndererek tükettiğini ifade eden Starr, sanayi altyapısının da bu füzeleri yeterli hızda üretme kapasitesine sahip olmadığını vurguladı.

Teknik detaylar paylaşan Starr, “Yılda sadece 400 THAAD ve 750 Patriot önleyici füzesi üretebiliyoruz; oysa İran binlerce füze fırlatma kapasitesine sahip” dedi.

Geleneksel askeri doktrine göre her bir hedef için iki önleyici füze ateşlenmesi gerektiğini hatırlatan Starr, mühimmat stoklarının birkaç gün içinde kritik seviyenin altına düşebileceğini kaydetti.

2025 yılındaki 12 günlük savaşta ABD’nin THAAD stoklarının yüzde 25’ini tükettiğini belirten Starr, “Hava savunma füzeleri bittiğinde ne olacak?” sorusunu yöneltti.

“İsrail şehirlerinin yok olmasını kabul etmek yerine nükleer silaha başvuracaktır”

İsrail’in demografik yapısının askeri bir saldırı karşısında büyük bir zafiyet yarattığını ifade eden Starr, nüfusun yüzde 50’sinin Tel Aviv, Hayfa ve Kudüs olmak üzere üç ana şehirde toplandığını belirtti.

“Bu durum, binlerce füze için çok küçük ve yoğun bir hedef alanı anlamına geliyor” diyen Starr, İran’ın bu şehirleri harabeye çevirme kabiliyeti olduğunu vurguladı.

Starr, İsrail’in “Samson Seçeneği” (Samson Option) olarak bilinen doktrine başvurabileceğini ifade ederek, “İsrail’in kendi şehirlerinin yıkılmasını kabul edeceğine inanmıyorum; bu durumda nükleer silahlara başvurmaktan çekinmeyeceklerdir” dedi.

İsrail’in 90 ile 300 arasında nükleer başlığa sahip olduğunun tahmin edildiğini söyleyen Starr, ayrıca Almanya yapımı modern dizel denizaltıların her birinin 200 kilotonluk nükleer başlık taşıyan 16 seyir füzesiyle donatıldığını kaydetti.

Starr, “Bu, ikinci vuruş kabiliyeti anlamına gelir ve oldukça yıkıcıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Hürmüz Boğazı’nın kapanması dünya ekonomisini felç edecektir”

Çatışmanın küresel ekonomik sonuçlarına değinen Starr, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine vurgu yaptı. Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yüzde 20’sinin bu rotadan geçtiğini hatırlatan Starr, “Boğazın birkaç hafta bile kapalı kalması dünya genelinde büyük bir ekonomik darbe yaratacaktır” dedi.

Suudi Arabistan’ın İran’a savaş ilan etmesinin altyapı tesislerini açık hedef haline getirdiğini belirten Starr, bölgedeki petrol rafinerilerinin İran füzelerinin menzili içinde olduğunu kaydetti.

ABD iç siyasetine de değinen Starr, Trump’ın “yabancı savaşlara son verme” vaadiyle iktidara geldiğini ancak şu an bu sözü tamamen çiğnediğini belirtti.

“Halk on yıllardır bitmek bilmeyen savaşlara karşı oy veriyor ama sonuç değişmiyor” diyen Starr, ABD siyasi sisteminin başkanlardan bağımsız bir savaş makinesine dönüştüğünü ifade etti.

Starr, Avrupa ülkelerinin de bu süreçte enerji arzı açısından büyük risk altında olduğunu ve ABD’nin kendi iç fiyatlarını dengelemek için ihracatı kısıtlayabileceğini, bunun da Avrupa ekonomisini çökertebileceğini söyledi.

“Batı’nın müzakereleri askeri avantaj için zaman kazanma aracı olarak kullanması güveni yıktı”

Starr, uluslararası diplomaside yaşanan güven bunalımının kökenlerine inerek, Batı’nın müzakere masasını “bir aldatmaca” olarak kullandığını savundu. Kapsamlı Ortak Eylem Planı (nükleer anlaşma) sürecinin işlediğini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından doğrulandığını hatırlatan Starr, anlaşmanın tek taraflı feshedilmesinin tarihi bir hata olduğunu belirtti.

Starr, “Batı’nın müzakereleri sadece askeri avantaj elde etmek ve zaman kazanmak için bir araç olarak kullanma alışkanlığı var; bu durum artık Rusya ve İran tarafından net bir şekilde anlaşılmış durumda” dedi.

Bu durumun “anlaşma kabiliyeti olmayan” (non-agreement capable) bir aktör imajı yarattığını ifade eden Starr, “Artık hiç kimse bir Batılı diplomatın ağzından çıkan söze güvenmemeli; çünkü bu bir ölüm fermanı olabilir” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Minsk Anlaşmaları’nda da benzer bir aldatmacayla karşılaştığını belirten Starr, küresel güçlerin artık masada değil, sahada sonuç almayı tercih ettiğini vurguladı. Starr, bu güvensizlik ortamının birçok ülkeyi nükleer silah edinmeye teşvik edeceğini de sözlerine ekledi.

“Nükleer silahlar insanlık için bir çözüm değil, varoluşsal bir tehdittir”

Programın sonunda nükleer silahsızlanma konusundaki 30 yıllık mücadelesini hatırlatan Starr, insanlığın bir nükleer savaşa sürüklenmesinin yeryüzündeki yaşamın büyük kısmını sona erdirebileceği uyarısında bulundu.

“Birkaç nükleer başlıkla başlayan bir çatışma, ABD ve Rusya’nın binlerce silahlık cephaneliklerini tetikleyebilir” diyen Starr, mevcut durumun bir “Armageddon” senaryosuna evrilme potansiyeli taşıdığını belirtti.

İran’ın nükleer silah üretmeme konusundaki fetvalarına ve UAEA denetimlerine sadık kaldığını ifade eden Starr, buna rağmen nükleer silaha sahip olan ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na (NPT) taraf olmayan İsrail’in korunduğunu söyledi.

Starr, “Eğer aptalca bir nükleer savaşa girersek, bu sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı karanlığa gömecektir” diyerek sözlerini tamamladı.

Kıdemli bilim insanı Profesör Steven Starr, karar alıcıların bir an önce rasyonel zemine dönmesi gerektiğini, aksi takdirde kontrol edilemez bir yıkım döngüsüne girileceğinin altını çizdi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version