Diplomasi

Prof. Trenin: Rus-Alman uzlaşması bir mucizeydi, şimdi paramparça oldu

Yayınlanma

Moskova Yüksek Ekonomi Okulu Dünya Askeri Ekonomi ve Strateji Enstitüsü Akademik Direktörü Prof. Dmitriy Trenin, Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşta Rusya için “ana düşman” haline geldiğini belirtti. Mevcut krizin 1962’deki Küba Füze Krizi’nden çok daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Trenin, “Yeni nükleer kriz Karayipler’de değil, Avrupa’nın doğusunda yaşanacak gibi görünüyor,” ifadelerini kullandı.

Moskova Yüksek Ekonomi Okulu Dünya Askeri Ekonomi ve Strateji Enstitüsü Akademik Direktörü Prof. Dmitriy Trenin, Schiller Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşta Rusya’nın ana düşmanı haline geldiğini ve mevcut durumun Soğuk Savaş’ın en gergin anlarından bile daha tehlikeli olduğunu söyledi.

Trenin, “2025’in en çarpıcı tespitlerinden biri, Avrupa’nın Ukrayna’daki çatışmanın cephe hattına ilerlemesi ve Batı’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü vekalet savaşında kendisini Rusya için savaş alanındaki ana düşmana dönüştürmesi oldu,” diye konuştu.

Mevcut krizin 1962’deki Küba Füze Krizi’nden daha tehlikeli olduğunu savunan Trenin, şu uyarıda bulundu:

“Bu kriz, 1962’de olduğu gibi uçurumun kenarına gelmeden durmayacak. Ancak 1962’den farklı olarak, dünyanın varlığını sorgulatabilecek yeni nükleer kriz Karayipler’de veya başka bir yerde olmayacak. Öyle görünüyor ki, bu kriz Avrupa’nın doğusunda yaşanacak.”

“Avrupa, Rusya’yı düşman rolüne soktu”

Trenin, Avrupa’nın bu tutumunun iki temel gelişmeden kaynaklandığını belirtti. Bunlardan ilkinin Rusya’nın Ukrayna’da savaşı kazanmaya başlaması, ikincisinin ise Trump yönetimi altındaki ABD’nin dikkatini Asya’ya, özellikle Çin’e çevirerek Avrupa’yı öncelik sıralamasında geriye atması olduğunu ifade etti.

Bu yeni ortamda Avrupalı liderlerin, Avrupa’yı bir güç merkezi ve stratejik bir aktör olarak daha da sağlamlaştırmak için Rusya’yı “kapıdaki düşman” rolüne sokmayı faydalı bulduğunu söyleyen Trenin, “Rusya’ya karşı durmak, Avrupa için neredeyse yeni bir birleştirici fikir seviyesine yükseltildi. Bu düşünce, Rusya’nın orta vadede, önümüzdeki üç ila beş yıl içinde Avrupa’ya saldırmaya hazırlandığı yönündeki gülünç varsayıma dayanıyor,” dedi.

Rusya açısından bakıldığında Avrupa’nın sadece olası bir saldırıyı caydırmakla kalmayıp, “fiilen önümüzdeki üç ila beş yıl içinde Rusya’ya karşı savaşmaya hazırlandığını” sözlerine ekledi.

“Rus-Alman uzlaşması paramparça oldu”

Konuşmasında Rus-Alman ilişkilerinin geldiği noktadan duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Trenin, bu durumu kişisel bir trajedi olarak nitelendirdi. Trenin, şu ifadeleri kullandı:

“Rus-Alman uzlaşmasının paramparça olduğunu belirtmek bana büyük acı veriyor. Bu uzlaşma neredeyse bir mucizeydi. Moskova’nın 35 yıl önce Almanya’nın yeniden birleşmesini kabul etmesi ve hatta desteklemesiyle pekiştirilen bu uzlaşma artık yok. Gözlerimizin önünde battı. Bu, kişisel olarak bir mucize olarak selamladığım, gerçekleşmesini bekleyemeyeceğiniz türden inanılmaz bir şeydi. Ama oldu ve sonra son 20 yılda giderek zayıflatıldı.”

“Kaçırılan üç fırsat savaşa yol açtı”

Trenin, savaşın önlenebileceği ancak kaçırılan üç önemli fırsat olduğunu vurguladı. İlk olarak NATO’nun Ukrayna’ya genişlemesinin “gerçek kırmızı çizgi” olduğunu ve bunun savaşa yol açtığını belirtti.

İkinci olarak, 2015’teki Minsk Anlaşması’nın tüm taraflarca onurlandırılması durumunda krizin durdurulabileceğini ifade eden Trenin, “Ancak bu anlaşma, bir zamanlar Merkel’in de itiraf ettiği gibi, sadece Ukrayna’nın yeniden silahlanması için zaman kazanma aracı olarak görüldü,” şeklinde konuştu.

Son olarak, 2022’de İstanbul’da hazırlanan taslak anlaşmanın imzalanması halinde savaşın durdurulabileceğini ancak bunun ABD ve İngiltere’nin ortak çabalarıyla torpillendiğini dile getiren Trenin, “Üç şansı da kullanmadık. Belki de Tanrı’nın bize verecek şansı kalmamıştır. Ama yine de en kötüsünden kaçınabileceğimizi umuyorum,” diyerek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version