Diplomasi

Responsible Statecraft: Azov’un büyümesi Ukrayna’nın barış beklentilerini zora sokuyor

Yayınlanma

ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Quincy Enstitüsü tarafından yayımlanan analize göre, Ukrayna’daki Azov Taburu yapılanması 80 bin askere ulaşan kolordu seviyesinde bir güce dönüştü. Bu durumun, Rusya’nın “Nazilerden arındırma” hedefini öne sürdüğü barış müzakerelerini zora sokacağı ve savaş sonrası Ukrayna’yı istikrarsızlaştırabileceği belirtiliyor.

Yazar Alex Vershinin’in ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Quincy Institute for Responsible Statecraft’ın yayın organı Responsible Statecraft için kaleme aldığı analizde, Ukrayna’daki Azov Taburu yapılanmasının küçük bir milis gücünden ülkenin en güçlü muharip unsurlarından birine dönüşmesinin, savaş alanı ve Rusya ile gelecekteki barış görüşmeleri için zorlu soruları gündeme getirdiği inceleniyor.

Vershinin’e göre, Rusya’nın Pokrovsk’un kuzeydoğusuna yönelik ilerleyişi, Kiev’i yeni genişletilen Azov Taburunu cepheye sürmek zorunda bıraktı.

Birçok gözlemcinin, Azov’un biri Ulusal Muhafızlar diğeri ise düzenli ordu bünyesinde, 40 bin ila 80 bin askerden oluşan kolordu seviyesinde komuta kademeleri oluşturmasını şaşkınlıkla karşıladığını ifade eden Vershinin, “Çoğu kişi onu yaklaşık bin kişilik tek bir alay olarak hatırlıyor ve her biri 20 bin ila 40 bin askerden oluşan iki çoklu tugay yapısına dönüştüğünü görünce şok oluyor,” ifadelerini kullandı.

Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’den ‘Banderacılıkla mücadele’ hamlesi

Mariupol milisliğinden kolordu seviyesine

Azov’un kökenlerinin, kurucusu Andriy Biletskiy ve militanlarının ün kazandığı 2014 Mariupol savaşına dayandığı biliniyor.

Birliğin Wolfsangel ve Kara Güneş gibi Nazi esintili semboller kullanması ve Biletskiy’nin aşırı sağcı söylemleri, Azov’un aşırılıkçı bir yapı olarak tanınmasına neden oldu.

Bu bağlantılar nedeniyle bir dönem ABD yasaları, Azov’a askeri yardım yapılmasını engelliyordu. Birliğin profesyonelleştirilmesi amacıyla 2014’te Ukrayna Ulusal Muhafızlarına entegre edilmesine rağmen, ideolojisiyle ilgili endişeler devam etti.

Bu tartışmalara rağmen Azov’un, özellikle Mariupol savaşı ve daha sonra Azovstal çelik fabrikası kuşatması sırasındaki disiplinli muharebe performansıyla “saygı kazandığı” vurgulanıyor. Komutanlarının, 2023’te Avdiyivka’dan çekilmek gibi, kazanılamayacağı düşünülen operasyonlardan taktiksel geri çekilmeler yaparak Azov’un tecrübeli çekirdeğini koruduğu ve taarruz başarılarıyla ün kazandığı kaydediliyor.

2025 yılına gelindiğinde Azov Taburu liderlerinin, tugaylar ve Kraken özel kuvvetler alayını da içeren bütün kolorduları denetleyecek pozisyonlara terfi ettirildiği ve bunun da yapıyı Ukrayna ordusunun belirleyici bir unsuru haline getirdiği ifade ediliyor.

Barış görüşmeleri ve ‘Nazilerden arındırma’ ikilemi

Vershinin, Azov’un yükselişinin barış çabalarını karmaşıklaştırdığı uyarısında bulunuyor. Moskova’nın, Azov gibi oluşumlara işaret ederek “Nazilerden arındırmayı” sürekli bir savaş hedefi olarak sunduğu hatırlatılıyor.

Buna karşın Ukrayna’nın, şu anda muharip gücünün yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan ve sürekli taarruz operasyonları yürütebilen az sayıdaki birlik arasında yer alan bu yapıları dağıtmasının olası görünmediği belirtiliyor.

Bu durumun, özellikle Azov gazilerinin savaş alanı dışında da nüfuz sahibi olması nedeniyle, herhangi bir anlaşmayı engelleyebileceği değerlendiriliyor.

Bu endişelerin, uluslararası diplomasinin barış görüşmelerini yeniden canlandırmaya çalıştığı bir dönemde ortaya çıktığına dikkat çekiliyor. Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) lideri Friedrich Merz’in “gönüllüler koalisyonu” altında ateşkes müzakereleri için Cenevre’yi bir mekan olarak önerdiği, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise Devlet Başkanı Putin ve Zelenski’nin henüz doğrudan görüşmelere “hazır olmadığını” söylediği biliniyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Batı’nın daha güçlü katılımı ve Başkan Trump ile görüşmelerin yenilenmesi için lobi yaptığı, ancak ilerlemenin sınırlı kaldığı belirtiliyor.

Avrupalı liderlerin Ukrayna içinde NATO tarafından denetlenen bir tampon bölge oluşturmayı dahi düşündüğü, ancak Kiev’in bu tür tavizlere direnebileceği ifade ediliyor.

Ukrayna ve Avrupa için riskler

Vershinin, Batılı güçlerin müzakerelerde Azov’u doğrudan ele almaması durumunda barış çabalarının çökme riskiyle karşı karşıya kalacağı sonucuna varıyor.

Vershinin, “Azov’un tek bir milis taburundan Ukrayna Güvenlik Güçlerinin iki muharip kolordusuna evrilmesi, savaş sonrası Ukrayna için önemli bir zorluk teşkil ediyor,” diye yazarak, grubun büyüklüğü, ideolojisi ve özerkliğinin hem gelecekteki bir anlaşmayı hem de Avrupa’nın daha geniş güvenlik düzenini istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Ukrayna, Nazilere karşı savaşan partizan Sidor Kovpak’ın anıtını yıkmaya karar verdi

Çok Okunanlar

Exit mobile version