Avrupa
Rheinmetall, Almanya’nın en büyük mühimmat fabrikasını açıyor
Alman silah devi Rheinmetall, Almanya’nın en büyük, Avrupa’nın ise ikinci en büyük mühimmat fabrikasını açıyor.
Rheinmetall, federal hükümetin 2022’de başlattığı ve şimdi eşi görülmemiş bir ölçekte yoğunlaştırdığı devasa silahlanmanın şimdiye kadarki en büyük kazananı.
Şirketin 2022’de 6,4 milyar avro olan cirosu, CEO Armin Papperger’e göre 2024’te 9,8 milyar avroya ulaşmış durumda ve 2030’da 40 ila 50 milyar avroya yükselebilir. Bu, şirketi küresel silah üreticileri arasında birinci lige taşıyacak: dünyanın en büyük iki savunma şirketi olan Lockheed Martin ve RTX, 2023 yılında sırasıyla yaklaşık 61 milyar dolar ve 41 milyar dolarlık savunma geliri elde etti.
Ağustos ayı başında “Rheinmetall, küresel bir savunma şampiyonu olma yolunda ilerliyor,” diyen Papperger’in yönetiminde Düsseldorf merkezli silah üreticisinin sipariş hacmi istikrarlı bir şekilde artıyor ve kendi rakamlarına göre şu anda 63 milyar avro ile rekor seviyede.
Şirketin sadece “sivil” işleri kötü gidiyor. Rheinmetall’in, savunma işindeki tekrarlayan zayıflıkları telafi etmek için bir zamanlar hizmet veren bir otomotiv tedarik bölümü var. Daha önce sivil amaçlarla kullanılan bazı tesisler artık savunma amaçlı kullanılıyor; silah üretiminde kullanılamayan sivil fabrikaların ise satışı tartışılıyor.
Yeni fabrika Leopard 2 için de bileşenler üretecek
Bugün (27 Ağustos) yeni mühimmat fabrikasının açılacağı Aşağı Saksonya eyaletine bağlı Unterlüß tesisi, yaklaşık 3.200 çalışanı ile grubun en büyük tesisi olacak.
Grup şu anda 30’dan fazla ülkede 174 tesisinde yaklaşık 40.000 kişi istihdam ediyor ve bu sayının önümüzdeki iki ila üç yıl içinde yaklaşık 70.000’e çıkması bekleniyor.
Rheinmetall, Unterlüß’te her türlü mühimmatın yanı sıra Leopard 2 muharebe tankı ve Panzerhaubitze 2000 kundağı motorlu obüs ile Puma piyade savaş aracı için önemli bileşenler üretiyor.
Tesis, Leopard 2’nin halefi olarak tartışılan yeni Panther KF51 muharebe tankının geliştirilmesinde de rol alıyor.
Yıl sonuna kadar, yeni mühimmat fabrikası on binlerce NATO 155 mm top mermisi üretecek ve 2027 yılına kadar yıllık üretimini yaklaşık 350.000 adede çıkaracak: Bu, Rheinmetall’in 2022 yılındaki toplam üretiminin (70.000 adet) beş katı.
Unterlüß tesisi, şirketin en büyük ikinci mühimmat fabrikası. En büyüğü Rheinmetall Expal Munitions, İspanya’da bulunuyor ve yılda 450.000 adede kadar top mermisi üretebiliyor.
Rheinmetall, İtalya, Güney Afrika ve ABD’deki diğer birçok fabrikasının da yardımıyla, 2027 yılına kadar yılda toplam 1,5 milyon adet 155 mm mermi üretmeyi hedefliyor.
Şirket, tüm Avrupa pazarına yayılıyor
Bu amaçla Rheinmetall, sadece Almanya’da değil, çeşitli diğer Avrupa ülkelerinde de yeni fabrikalar inşa ediyor.
Örneğin, 2026 yılında üretime başlayacak olan Macaristan ve Litvanya’daki fabrikaların yanı sıra, Papperger’in bu hafta başında bildirildiği üzere, Ukrayna ve Bulgaristan’da 1 milyar avrodan fazla yatırımla bir mühimmat fabrikası ve Avrupa’nın en büyük barut fabrikası kurulacak.
Papperger, mühimmat işinin büyüklüğü hakkında yorumda bulunarak, NATO ülkelerinin resmi olarak 30 günlük savaş için mühimmat rezervi bulundurması gerektiğini belirtiyor ve “Sadece 30 gün için, bizim her silahta günde yaklaşık 300 mermiye ihtiyacımız var. 5.000 silahla bu, 45 milyon mermi topçu mühimmatı anlamına geliyor,” diyor.
Rheinmetall, mühimmat üretimi konusunda değil, tüm silah endüstrisi gibi, NATO zirvesinde alınan yüzde 5’lik savunma hacamaları kararının ardından, Avrupa’daki NATO ülkelerinde askeri teçhizat talebinin bu yıl önemli ölçüde artmasını bekliyor.
En güçlü artış, yeni borçlarla büyük bir yeniden silahlanma dalgasını finanse etme potansiyeli en yüksek olan Almanya’da olacak. Papperger, şirketi için 2030 yılına kadar toplam 300 milyar avroya kadar sipariş potansiyeli öngörüyor.
Alman Silahlı Kuvvetlerine devasa bütçe silah şirketlerinin iştahını kabartıyor
Alman hükümetinin bunu başarmak için gerekli askeri bütçeyi önemli ölçüde artırma planları iyi biliniyor.
Alman Silahlı Kuvvetlerinin (Bundeswehr) bu yılki bütçesi, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 20 artışla 62,4 milyar avroya çıkarıldı ve özel yatırım fonundan da yaklaşık 24 milyar avro eklenecek.
2026 için planlar, 82,7 milyar avroluk bir bütçe ve “özel fondan” 25,5 milyar avro öngörüyor. “Özel fon”dan fonların kullanılabileceği son yıl olan 2027’de bütçenin 93,4 milyar avroya, 2028’de yaklaşık 136,5 milyar avroya ve 2029’da 152,8 milyar avroya ulaşması bekleniyor.
Bu rakamlara, 2029 yılında yaklaşık 70 milyar avro olması beklenen askeri altyapı harcamaları henüz dahil değil.
Silahlanma maliyetlerini karşılayabilmek için, federal hükümetin mevcut mali planına göre, 2029 yılında hükümet harcamaları 572 milyar avronun üzerine çıkarılacak. Askeri bütçe bunun yüzde 26,7’sini oluşturacakt.
Bunu finanse etmek için, 2029 yılında 126,9 milyar avroluk ek net borçlanma planlanıyor ki bu, 2025 yılına (81,8 milyar avro) kıyasla yüzde 50’den fazla bir artış anlamına geliyor.
Bununla birlikte, Maliye Bakanı Lars Klingbeil’e göre, büyük bir finansman açığı var: 2027’de 34 milyar avro, 2028’de 64 milyar avro ve 2029’da 74 milyar avro.
CDU-SPD, askerileşme için ‘refah devletine’ saldırı başlatıyor
Berlin’de, federal hükümetin eşi görülmemiş yeniden silahlanma planlarını gerçekleştirmek için gerekli olan dramatik harcama kesintileri konusunda tartışmalar başladı.
Geçen hafta sonunda Şansölye Friedrich Merz, “bugün bildiğimiz şekliyle refah devleti”nin “artık mali açıdan sürdürülebilir olmadığını” ve keskin kesintilerin, yani “reformların” kaçınılmaz olduğunu savundu.
Merz, “Sosyal kesintiler, keskin kesintiler ve bunun gibi ifadeler beni rahatsız etmeyecek,” dedi.
CDU Genel Sekreteri Carsten Linnemann da “refah devletinin artık karşılanamaz hale geldiği” için “paradigma değişikliği” çağrısında bulundu.
Federal hükümette “reform sonbaharı” hakkında yaygın bir konuşma var ve SPD’nin federal başkanı ve Şansölye Yardımcısı Klingbeil bile bunu temelden sorgulamıyor.
Klingbeil, kimsenin “arkasına yaslanıp oturmaması” gerektiğini, hükümetin “sosyal güvenlik sistemlerini ele alması” gerektiğini söylüyor.
Bununla birlikte SPD lideri, tasarrufun sadece “refah devletinde” yapılmamasını savunarak, “çok yüksek varlık ve gelire sahip kişilerin” de paylarına düşen katkıda bulunmasını söylüyor.
Alman devletinin savaş karşıtlarına yönelik baskıları artıyor
Federal hükümet “sosyal kesintiler” hazırlarken, yüz milyarlarca avroluk yeniden silahlanmaya karşı çıkanlara yönelik devlet baskısı artıyor.
Köln’de “Rheinmetall’i silahsızlandırın; silah ihracatı, silahlanma ve savaşa karşı” sloganıyla bir savaş karşıtı kampanya yürüten aktivistler, yetkililerin kampı yasaklama girişimine karşı toplanma ve gösteri haklarını savunmak zorunda kaldılar.
Kampı yasaklama girişimini haklı çıkarmak için yetkililer, aktivistlerin “Savaşa karşı savaş” sloganını kullandıklarını, yani “silahlanmaya ‘savaşçı yöntemlerle’ karşı koymak” istediklerini öne sürdüler.
Kampın yasaklanması, Münster’deki Kuzey Ren-Vestfalya Yüksek İdare Mahkemesi tarafından nihayetinde bozuldu.
“Savaşa Savaş” yazar ve savaş karşıtı aktivist Kurt Tucholsky’nin 1919’da yazdığı bir şiirin adı. Tucholsky bu şiirde siperlerin dehşetini (“kan, ezilmiş kemikler ve kir”) ve direnişin olmamasından duyduğu pişmanlığı (“isyana cesaret eden kimse yok”) anlatır ve şöyle uyarır: “Böyle devam edemez ve devam etmemeli. Hepimiz, böyle bir çılgınlığın nereye varacağını gördük.”