Dünya Basını

Rus ve Amerikalı uzmanlar aynı masada: Bering Tüneli yeni bir işbirliği çağını başlatabilir

Yayınlanma

Uluslararası uzmanlar, akademisyenler ve proje danışmanları, EIR News Service tarafından düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında Bering Boğazı Tüneli projesini ele aldı. Konuşmacılar, projenin sadece kıtaları birbirine bağlayan bir altyapı hamlesi olmadığını, aynı zamanda ABD ve Rusya arasında işbirliğini teşvik ederek küresel barış ve kalkınma için tarihi bir fırsat sunduğunu vurguladı. Projenin, dünyayı mevcut tehlikeli çatışma ortamından çıkarabilecek bir “oyun değiştirici” olabileceği belirtildi.

Uluslararası uzmanlar, Bering Boğazı Tüneli projesinin sadece bir altyapı girişimi değil, aynı zamanda küresel barış ve kalkınma için yeni bir çağ açma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

EIR News Service tarafından düzenlenen çevrim içi yuvarlak masa toplantısında bir araya gelen Alman, Amerikalı, Rus ve İtalyan konuşmacılar, projenin Avrasya ile Amerika kıtalarını birbirine bağlayarak uluslararası ilişkilerde yeni bir paradigma yaratabileceğini ifade etti.

Toplantının açılışını yapan EIR editörü Jason Ross, Bering Boğazı Tüneli’nin “sadece kıtalar arasında bir köprü değil, aynı zamanda daha iyi bir uluslararası ilişkiler paradigmasına yönelik ahlaki bir köprü” olarak hizmet edebileceğini söyledi.

“Bu proje savaş ya da barışa verilecek yanıttır”

Toplantıyı düzenleyen Schiller Enstitüsü Kurucu BaşkanıHelga Zepp-LaRouche, Bering Boğazı Tüneli’nin temel önemine dikkat çekti.

Zepp-LaRouche, projenin sadece ekonomik bir yatırım potansiyeli taşımadığını belirterek, “Bering Boğazı Tüneli’nin gerçekleştirilmesi, potansiyel olarak ve büyük bir olasılıkla savaş mı yoksa barış mı olacağına verilecek yanıttır” dedi.

Dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasında çatışmanın yerini işbirliğine bırakacak bir anlaşmaya varılmasının önemini vurgulayan Zepp-LaRouche, şöyle devam etti:

“Bu işbirliği sadece bu iki ülkenin değil, dünyadaki tüm ülkelerin yararınadır. Bu, tarihin şu anki son derece tehlikeli moment’inden bir kopuşu ve farkı işaret eden bir oyun değiştirici olabilir.”

Zepp-LaRouche, merhum eşi Lyndon LaRouche’un bu projeyi 1978 gibi erken bir tarihte desteklemeye başladığını hatırlattı.

Projenin, daha sonra “Yeni İpek Yolu Dünya Kara Köprüsü Haline Geliyor” raporuyla somutlaştırdıkları fikrin kilit halkasını oluşturduğunu ifade eden Zepp-LaRouche, “Bu fikir, altyapı gelişiminin sürekli ilerlemesiyle gezegenin tüm kıtalarının açılması ve sonunda tüm dünyanın bir tünel ve köprü sistemiyle birbirine bağlanmasıdır” diye konuştu.

Bu vizyonun hayata geçmesiyle Arjantin’in güney ucundan hızlı trenle yola çıkan bir kişinin Alaska’ya, oradan tünelle Sibirya’ya ve son olarak Afrika’nın güney ucundaki Ümit Burnu’na kadar kesintisiz seyahat edebileceğini belirten Zepp-LaRouche, projenin sadece bir ulaşım hattı olmadığını, bir “kalkınma koridoru” olduğunu söyledi.

Zepp-LaRouche, “Rusya tarafında 4 bin, Kanada ve Alaska tarafında ise 2 bin kilometre hızlı tren hattı inşa edilecek. Ancak bu, koridordaki tek bir atardamar olacak. Koridor aynı zamanda otoyolları, enerji üretim ve dağıtımını ve iletişimi de içerecek” dedi.

Bu sayede Zepp-LaRouche, şu anda büyük ölçüde donmuş toprak koşullarına sahip olan Kuzey Amerika ve Rusya’nın Uzak Doğu’sundaki geniş alanların altyapıyla geliştirileceğini ve bu bölgelerin verimliliğinin küresel sanayi merkezleri seviyesine ulaşabileceğini ekledi.

Projenin maliyetine de değinen Zepp-LaRouche, “Bazı uzmanlar projenin yaklaşık 15 yıl içinde kendi masrafını çıkaracağını belirtiyor. Elon Musk, tünelin sekiz yılda 8 milyar dolara inşa edilebileceğini söyledi. Ancak projenin açığa çıkaracağı ekonomik üretkenlik ve refah potansiyeli devasadır” ifadelerini kullandı.

Zepp-LaRouche, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Vladivostok Ekonomik Forumu’nda diğer ülkeleri bu projeye yatırım yapmaya davet ettiğini hatırlatarak, projenin barış inşa edici bir yönü olduğunu da sözlerine ekledi.

Spencer: 21. yüzyılın Panama Kanalı

Diğer yandan InterContinental Railway Baş Proje Danışmanı Scott Spencer, projenin tarihte önemli bir “dönüm noktası” olduğunu belirtti. Spencer, “Tüm büyük projelerin tarihinde birden fazla dönüm noktası vardır ve biz şu anda tam da böyle bir noktadayız” dedi.

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın maliyetinin bu projenin maliyetini çok aştığını ve dünyaya hiçbir fayda sağlamadığını söyleyen Spencer, “Intercontinental Railway, barışa ulaşmak için önemli bir parçadır” diye konuştu.

Projenin ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in üzerinde anlaşabileceği bir konu olduğunu belirten Spencer, Rus haber ajansı TASS‘ın son günlerde kendisiyle iki kez temasa geçerek projenin ABD-Rusya ilişkilerini yeniden inşa etme potansiyeli hakkında görüştüğünü aktardı.

Spencer, projenin karmaşıklığına rağmen sadece iki temel soru olduğunu ifade etti:

“Bu projeyi inşa etme liderliğini kim üstlenecek? Ve inşa edildiğinde insanlar neden bunu daha önce yapmadık diyecekler?”

Projenin faydalarını özetleyen Spencer, Bering Boğazı’ndaki tünelin yaklaşık 100 kilometre uzunluğunda olacağını ve gelişmiş tünel teknolojisinin maliyeti ve süreyi azaltabileceğini söyledi. Projenin sadece tünelden ibaret olmadığını, Alaska’yı Kanada üzerinden ABD’nin diğer eyaletlerine bağlayacak daha geniş bir ağı kapsadığını belirtti.

Spencer, “Bu projeyi ’21. yüzyılın Panama Kanalı’ olarak adlandırıyoruz, çünkü 20. yüzyılda Panama Kanalı’nın olduğu gibi etkili ve oyun değiştirici olacak” dedi.

Projenin başlangıçta yılda yaklaşık 100 milyon gros ton mil yük taşımasını beklediklerini ve bunun yanı sıra Rusya ve Alaska’daki kaynaklara erişimle ilgili ek trafik yaratacağını ifade etti.

Projenin maliyetinin 100 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilse de, 200 milyar dolar bile olsa, 150-200 yıllık ömrü göz önüne alındığında bunun önemli bir rakam olmadığını kaydeden Spencer, projenin ilerlemesi için ABD, Kanada, Rusya ve Çin arasında karşılıklı faydaya dayalı bir “Kıtalararası Demiryolu Anlaşması” yapılması gerektiğini vurguladı.

Razbegin: Proje teknik olarak gerçekleştirilebilir

Rusya’daki Interhemispheric Bering Strait Tunnel & Railroad Group Başkanı Dr. Viktor Razbegin de projenin modern görünümü ve gelecekteki potansiyeli hakkında teknik detaylar paylaştı.

Razbegin, Alaska ve Rusya arasındaki en kısa mesafenin 85 kilometre olduğunu ancak tünel güzergahının iki küçük adanın varlığı nedeniyle 95 ila 113 kilometre arasında olacağını belirtti.

Bu adaların varlığının tünelin inşası için bir avantaj olduğunu söyleyen Razbegin, “Bu sayede Bering Boğazı’nı tek parça halinde değil, her biri Manş Tüneli’nden daha uzun olmayan üç parça halinde geçeceğiz” değerlendirmesini yaptı.

Projenin sadece iki ülkeyi değil, Avrasya ve Kuzey Amerika kıtalarını birbirine bağlayan bir ana hat olduğunu ve birçok ülkeyi kapsayacağını ifade eden Razbegin, “Bu, lojistikte mutlak bir devrim yaratacak. Kıtaların iç bölgelerine teslimat süreleri bugünkü 30 günden 10 ila 15 güne düşecek” diye konuştu.

Bu ana hattın inşası için Rusya tarafında yaklaşık 4 bin, Alaska’yı Kuzey Amerika demiryolu ağına bağlamak için ise yaklaşık 2 bin kilometre demiryolu inşa edilmesi gerektiğini belirten Razbegin, son 30 yılda yapılan teknik ve ekonomik çalışmalar sayesinde projenin nasıl gerçekleştirileceğini bildiklerini söyledi.

Razbegin, “Rusya’da mühendislik jeolojisi ve teknik araştırmaları içeren geniş bir program düzenledik. Projenin maliyetini yaklaşık olarak biliyoruz ve aslında bu projeye başladık bile” dedi.

Tünelin mühendislik jeolojisi koşullarının bu tür bir inşaat için oldukça elverişli olduğunu ve büyük zorluklar beklemediklerini belirten Razbegin, projenin sadece ticari taşımacılık faydalarıyla bile 10 ila 15 yıl içinde kârlı hale gelebileceğini vurguladı.

Razbegin, “Fakat belki de daha büyük fayda, Rusya, Kanada ve Alaska’daki devasa mineral kaynaklarına sahip geniş toprakların kalkınmasından gelecek. Ama belki de en önemlisi, Helga Zepp-LaRouche ile tamamen aynı fikirdeyim ki, bu proje kalkınma yoluyla barış, işbirliği yoluyla barış fikrinin somutlaşması olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Rusya’dan yatırım sinyali: 8 milyar dolar, 8 yıl

Bunun yanı sıra Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkan Yardımcısı Azer Mahamedov, projeye ilişkin uzman tartışmalarını takdir ettiklerini ve projenin beklentileri konusunda olumlu olduklarını belirtti.

Mahamedov, “Projenin kendisinin çok önemli olduğuna inanıyoruz, çünkü sadece ülkeler için değil, kıtaların ekonomik kalkınması için de önemli bir potansiyel sağlayacaktır” dedi.

Modern teknolojiler sayesinde proje maliyetinin önemli ölçüde düşürülebileceğini ifade eden Mahamedov, “Proje maliyetini yaklaşık 7 ila 8 milyar Amerikan doları, proje süresini ise yaklaşık sekiz yıl olarak tahmin ediyoruz. Projeyi uzman topluluğuyla bir süredir inceliyoruz ve incelemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Siviero: Köprüler kalpleri birleştirir

İtalya’dan katılan inşaat ve ulaştırma uzmanı Profesör Enzo Siviero, projeye felsefi ve insani bir boyut kattı. Siviero, “Tüneli bir su altı köprüsü olarak tanımlıyorum, çünkü köprü terimi aynı zamanda bağlantı kurmak anlamına gelir. Bu sadece toprakları değil, aynı zamanda insanları, kültürleri ve kalp gibi duygusal şeyleri de birbirine bağlar” dedi.

Rusya ile ABD arasındaki bağlantının dünya barışı için hayati önem taşıdığını belirten Siviero, “Bu devasa projenin yapılması gerekli. Birkaç on yıl önce gerekliydi ama şimdi her zamankinden daha fazla gerekli” ifadelerini kullandı.

Kendisinin de on yıllar önce Sicilya ile Tunus arasında bir köprü-tünel bağlantısı önerdiğini hatırlatan Siviero, kıtaları birbirine bağlamanın geleceğin anahtarı olduğunu söyledi.

Hava koşulları nedeniyle Bering Boğazı’nda köprü yapımının neredeyse imkansız olduğunu, bu nedenle tünelin tek seçenek olduğunu belirten Siviero, güzergahtaki iki küçük adanın güvenlik açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Siviero, “Bunun gibi altyapılar insanların zihniyetini de değiştirebilir. Bu çok önemli. Diyalog, barışın ilk adımıdır. Ve bana göre barış kelimesi, tünel ya da başka bir yapı olsun, köprüye eşdeğerdir. İnşa ettiğimizde barış var demektir, yıktığımızda ise savaş” diye ekledi.

Bobrov: Diplomasi ciddi bir stres testinden geçiyor

Rusya Halkların Kardeşliği Üniversitesi Stratejik Araştırmalar ve Tahminler Enstitüsü’nden Dr. Aleksandr Bobrov, projenin siyasi ve diplomatik boyutlarına odaklandı.

Bobrov, “Bu proje sadece ABD ve Rusya’yı bir araya getirecek yepyeni bir proje yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda işbirliğinin bir sembolüdür” dedi.

Projenin, tıpkı diplomasi gibi, farklı geçmişlere ve görüşlere sahip ulusları bir araya getirdiğini belirten Bobrov, fikrin ilk olarak Kennedy-Kruşçev döneminde, dünyanın nükleer savaşın eşiğinde olduğu Karayip Krizi’nden sonra ortaya çıktığını hatırlattı.

Ancak projenin önünde bazı engeller olduğunu belirten Bobrov, özellikle Avrupa Birliği’nin ve bazı NATO ülkelerinin Vladimir Putin ve Donald Trump arasındaki diplomatik çabaları baltaladığını söyledi. Bobrov, “Ne yazık ki diplomasi böyle işlememeli” dedi.

Bobrov, ABD’deki Cumhuriyetçi Parti içindeki muhalefetin ve Demokrat Parti’nin mevcut politikalarının ikili ticareti neredeyse sıfıra indirdiğini ve projenin “tamamen donmuş bir ekonomik ortamda” başlatılması gerektiğini ifade etti.

Bu projenin silah kontrolü, terörle mücadele ve uzayda işbirliği gibi alanlarda yeni bir ortam yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Bobrov, “Eğer irade varsa, bir yol da vardır. Bu proje sayesinde, ikili ilişkilerimizin daha iyi bir geleceğine daha yakın olduğumuza inanıyorum” diye ekledi.

Nükleer savaş riski ve diplomatik çözüm tartışması

Tartışma bölümünde, projenin nükleer savaş riskini nasıl ortadan kaldırabileceği sorusu gündeme geldi. Scott Spencer, nükleer savaş riskinin göz ardı edilemeyeceğini belirterek, “Bu proje, nükleer silahları azaltacağımız veya ortadan kaldıracağımız bir geleceğe yönelik birlikte çalışmak için çok güçlü bir temel sağlayabilir” dedi.

Spencer, yapay zekanın askeri komuta kontrol sistemlerine dahil edilmesiyle nükleer silahların bir arada var olamayacağını, bunun “açık ve mevcut bir tehlike” olduğunu söyledi.

Dr. Viktor Razbegin ise basit bir fikri tekrarladı:

“Savaşın tek alternatifi büyük bir projedir. Farklı uluslar gerçekten büyük bir şey yaratmak için birlikte çalıştığında, vektör çatışmadan işbirliğine dönebilir.”

Dr. Aleksandr Bobrov da diplomasinin “çok ciddi bir stres testinden geçtiğini” belirterek, 63 yıl önceki Küba Füze Krizi’nde olduğu gibi tek çıkış yolunun diplomasi olduğunu vurguladı.

Finansman ve Kanada’daki engeller

Toplantıda, Alaska ve Sibirya’daki yerli halkların projeye bakışı, finansman modelleri ve Kanada’nın rolü gibi konular da ele alındı.

Scott Spencer, Alaska’daki yerli şirketlerle görüştüklerini ve onların karar süreçlerine dahil olmak istediklerini belirtti.

Kanadalı demiryolu mühendisi Peter Schultz ise Kanada’daki siyasi kurumların projeye sıcak bakmadığını, ancak bazı eyaletlerin federal hükümetten farklı düşündüğünü ve Amerikalı yetkililerle aktif müzakereler yürüttüğünü söyledi.

Helga Zepp-LaRouche, toplantıyı sonlandırırken yapay zeka ve nükleer silahların bir arada var olamayacağı fikrinin “çok korkutucu bir düşünce” olduğunu belirtti ve yön değişikliğinin mutlak aciliyetini vurguladı.

Zepp-LaRouche, “Bering Boğazı, insanlığın jeopolitiği aşarak tek bir insanlık haline gelmesi ve hepimizin aynı gemide oturduğunu anlaması yönünde son derece önemli bir adımdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version