Dünya Basını

Rusya-ABD ilişkilerindeki değişimler İngiltere ve Türkiye için ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Editörün notu: Uluslararası düzenin yeniden yapılanması sürecinde Türkiye ve Birleşik Krallık gibi orta ölçekli güçler, büyük devletler arasındaki çatışmalardan faydalanarak öne çıktılar. Ancak Rusya ile ABD arasında başlayan yeni diyalog dönemi, bu ülkelerin konumlarını tehdit ediyor. Özellikle Türkiye’nin artan hırsları ile gerçek imkânları arasındaki uyumsuzluk ve Birleşik Krallık’ın bağımsız bir güç olarak hareket etme çabaları, değişen küresel dengelerle sürdürülebilir görünmüyor. Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Valday Kulübü’nün program direktörü Timofey Bordaçev, dünya politikasının sanılandan daha muhafazakâr olduğunu ve uzun vadeli başarı için aktivizmden ziyade güvenilir bir itibarın ve iç istikrarın önemini vurguluyor.


Rusya-ABD ilişkilerindeki değişimler İngiltere ve Türkiye için ne anlama geliyor?

Timofey Bordaçev

Profile.ru

Uluslararası düzenin yeniden yapılanması, dünya politikasının ikinci kademe güçlerine birçok yeni fırsat sundu. Bu fırsatlar o kadar ilgi çekiciydi ki, gözlemcilerde şöyle bir izlenim oluştu: Askeri, iktisadi ve siyasi devler fazlasıyla hantal ve yükümlülüklerle kısıtlanmış olduğundan, orta ölçekli avcıların çağı başladı.

Öyle ki, Türkiye veya Birleşik Krallık gibi ülkeler, genel kargaşa ortamında davranış modeli olarak örnek gösterilmeye başlandı.

Ancak, dünyanın önde gelen ülkeleri birbirleriyle anlamlı diyaloglar kurmaya başladığında, bu ülkelerin uygunluğunun, başarılarından bahsetmeye gerek bile kalmadan, daha ciddi kanıtlar gerektireceğini öngörebiliriz.

Rusya ile ABD arasındaki, iki liderin telefon görüşmesiyle başlayan yeni ilişki döneminin nasıl sonuçlanacağını bilmiyoruz. Fakat şimdiden görebiliyoruz ki, şu anda en çok gerginlik yaşayanlar, son birkaç yıldır Moskova ile Washington arasındaki çatışmadan siyasi kazanç sağlayanlar.

Gözlemciler, Riyad’daki Rus-Amerikan görüşmelerinin televizyon görüntüleri ile diğer taraftan Erdoğan ve Zelenskiy zirvesinin ne kadar zıt göründüğüne dikkat çekti.

Görüşmelerin zamanlaması çakıştı, bu da uluslararası politikanın tamamen farklı kademeleri arasındaki farkı daha da belirgin hale getirdi.

Üstelik Ankara, Rusya ile ABD arasındaki görüşmelere Riyad yerine ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyacağını gizlemedi. Fakat, durumu giderek şüpheli hale gelen Ukraynalı liderle yetinmek zorunda kaldı.

Hırslı Türkiye lideri, son yıllardaki atılgan politikasının meyve vermeye devam edeceğini gerçekten umuyordu. Ancak görünüşe göre Erdoğan yanıldı, zira belirli bir davranış modeli yalnızca belirli koşullarda uygundur. Durum değiştiğinde, kendi şöhretinin ışıltısı da sona yaklaşır; araba balkabağına dönüşür ve bir devletin dünya politikasındaki konumu, potansiyeline uygun hale gelmeye başlar.

Durumu daha da kötüleştiren, gerçek imkânların sürekli şişen hırslarla uyumsuzluğunun oldukça yoğun dış politika bağlarına yol açmasıdır.

NATO’da ve dünya çoğunluğunun neredeyse tüm platformlarında eş zamanlı varlık, yalnızca başkaları tarafından talep edildiği sürece uygun görünüyordu. Ancak bu, Türkiye’nin herhangi bir özel niteliğinden kaynaklanmıyordu.

Özellikle Rusya ile oldukça başarılı ticari-ekonomik işbirliği bile, Türkiye için ulusal ekonominin sistemsel sorunlarını telafi etmeye yeterli olmadı. Moskova’da, görülebildiği kadarıyla, Türkiye liderliğinin son yıllarda gösterdiği esnekliği takdir ediyorlar.

Fakat bu, finansal açıdan daha güçlü ortakların bulunduğu yerlerde Türkiye’ye tercih verilmesine neden olmayacaktır.

Londra da benzer bir durumla karşı karşıya kalma riski taşıyor. Son yıllarda birbiri ardına değişen hükümet başkanları, sıklıkla her türlü nezaketin sınırlarını aşan girişimci tavırlarıyla konumlarını güçlendirmeye çalıştılar.

Birleşik Krallık’ın bağımsız bir oyun için askeri-siyasi imkânlara sahip olmadığı ve ekonomisinin de acınacak durumda olduğu sır değil. Fakat ABD için, Britanyalı müttefiklerinin bazen bağımsız bir politika gibi görünen aktif bir rol oynamalarına izin vermek avantajlıydı.

Şimdi Washington’daki hava biraz farklı. Ve orada, tarihi sürecin belirleyicileri olarak tüm şanı üstlenirken, aracılara çok daha az ihtiyaç duyuyorlar. Buna, kıta Avrupası’nın önde gelen ülkeleri ve Brüksel’deki kiralık yetkilileriyle doğrudan konuşmak da dahil.

Bu bahis oldukça zorlu olabilir, ancak bizi şu anda ilgilendiren, bunun Britanyalı tercümanlar olmadan yürütülmesidir. İngiliz gazetelerinin nasıl telaşlandığına bakılırsa, transatlantik ilişkilerdeki yeni dönemeç Londra için iyi bir şey vaat etmiyor.

Almanya ve Fransa da bazı meselelerde İngilizleri kullanabilir. Ancak ABD’nin isteği olmadığında, İngiliz borusuna göre dans etmek hiç istemiyorlar.

Rusya ile Batı arasındaki krizin ana faydalanıcıları gibi görünen ülkelerin kaderindeki bu beklenmedik dönüşler, dünya politikasının göründüğünden daha muhafazakâr bir alan olduğunu düşündürüyor.

Her koşulda güvenli bir şekilde ayakta kalmak için, gözleri kör eden bir aktiviteden ziyade, iyi bir itibara ihtiyaç var. Ve bu itibar, içinde ülke içindeki güvenli konumun ilk sırada yer aldığı pek çok faktörden oluşuyor.

Yalnızca bu, aracılık eden gücün kendisi için bir şeyler talep etmeyeceğini ve güçlü muhataplarında gereksiz yükümlülüklerin rahatsız edici hissini yaratmayacağını garanti edebilir.

Çok Okunanlar

Exit mobile version