Görüş
Rusya ekonomisinin dönüşümü, 2025 – 1
Geçen yıl Rusya ekonomisini ele aldığım “Rusya ekonomisinin dönüşümü” başlıklı beş bölümlük yazı dizisinde bu ekonominin karşı karşıya olduğu riskleri ele almış, ancak bütün bu ciddi risklere rağmen gelişme dinamiklerinin olumlu yönde olduğunu ileri sürmüştüm.
Geçen bir yıl, o yazı dizisinin de sağlaması oldu; dolayısıyla bu yazı dizisini de onun devamı kabul etmek gerek.
Sağlama en genelde öngörülerin doğru çıktığına tanıklık ediyor; ancak bazı göstergeler üzerinde daha ayrıntılı durmak gerek.
Sermaye verimliliği ve devlet tahvilleri getirisi
2024’ün son ayında, 2023 eylülündeki yüzde 24’ten beri sürekli düşmekte olan sanayide döner sermaye verimliliği yüzde 24 olarak ölçülmüştü. Bu sırada Merkez Bankası politika faizini yüzde 22’ye çıkarmıştı; yani döner sermaye verimliliği faiz getirisinin altında kalıyordu. Öz kaynak verimliliği ise politika faiziyle aşağı yukarı aynı orandaydı. Ancak 2025’in üçüncü çeyreği itibariyle politika faizi yüzde 17’ye indirilmişken döner sermaye verimliliği yüzde 13’e, öz kaynak verimliliği ise yüzde 12’nin altına düştü.
Bu genel göstergelerden başka, temel sektörlerdeki durum da alarm verici görünüyor. 2024 üçüncü çeyrekte devlet tahvillerinin getirisiyle sanayi verimliliği arasındaki makasın açılmaya başladığı görülüyordu, ancak gene de petrol ve doğalgaz, metalurji, kimya, hafif sanayi, selüloz, inşaat malzemeleri ve makine inşaat alanı henüz devlet tahvillerinin getirisinden daha yüksek kârlılık sağlıyordu. 2024 üçüncü çeyrekte ise sadece tüketici sektörleri ve kimya sanayisi devlet tahvillerinin üstünde kârlılık sağlıyor, ulaştırma dışında makine inşaat ve metalurji ise neredeyse eşit seviyede.
Stagnasyona düşülmedi, enflasyon düştü
Bununla birlikte geçen yıl öngörülen zincirleme iflaslar riski gerçekleşmedi; bu da stagnasyon tehdidine rağmen devlet müdahalesinin etkili olduğuna yorulmalı. Keza, taşımacılık ve enerji alanındaki maliyet enflasyonunun artış trendine rağmen TÜFE’de belirgin bir düşüş var. 2024’te Rosstat enflasyonu yüzde 9,52 olarak ölçmüştü, bu yıl ise enflasyon yüzde 5,8’e düştü. Dolayısıyla, maliyet enflasyonlarındaki artışın TÜFE’yi tetikleyeceği öngörüleri de doğrulanmadı. Bunun kredisini MB kendi faiz-kredi siyasetiyle açıklıyor, ancak gerçek neden bana kalırsa daha başka. MB siyaseti kredi ve yatırım daralması yoluyla enflasyonun düşmesinde kuşkusuz etkili oluyor, ancak hükümetin diğer kanatlarının, Genel Savcılık dahil, cebri tedbirleri olmasa bu hedefin tutturulması da mümkün olmazdı.
Kredi hacmi ve geri ödeme riskleri
Mesele genellikle toplam kredi hacmine ve ekonominin genelindeki geri ödeme risklerine bakarak ele alınıyor; ancak büyük, orta ve küçük ölçekli işletmelerin kredi hacmine bakmak, sınıf ilişkilerini kavramak açısından daha doğru bir yaklaşım olur. Bu açıdan, aşağıdaki grafikleri yakından incelemekte yarar var.
(a) Küçükburjuvazi
İlk iş, bireysel işletmelerin kredi hacmi ve vadesi geçen kredi oranlarına bakmak olsun.
Tanımları marksist açıdan ele alalım. Bireysel işletme, tanımı gereği, en saf haliyle küçükburjuvaziye işaret eder. En azından grafiğin ele aldığı zaman diliminin başı olan 2019’dan bu yana bu sınıfa giderek artan bir kredi desteği sunulduğu görülüyor; ancak 2022 başından, yani Ukrayna çatışmasından, ama en çok 2023 mayısından geçen yılın sonuna kadar (bir buçuk yıl boyunca) kredi hacmi muazzam bir hızla artırılmış. Bu, yeni küçükburjuvazinin ortaya çıkarılmasına yönelik bilinçli ve kapsamlı bir siyasete işaret ediyor. Ne var ki 2024 sonundan bu yana MB’nın para-kredi siyaseti ve yüksek faiz uygulaması nedeniyle ciddi bir daralma da ortaya çıktı; dahası, bu yılın ortasında kredi geri ödeme güçlüğü patlak verdi. Ancak bu hızla neredeyse minimum seviyeye çekildi; bu da iki yöntemle yapıldı: 1) yeni kredi alımına zorluk getirildi, 2) kredi geri ödemelerinde yeni imtiyazlar getirildi.
(b) Ortaburjuvazi
İkinci iş, küçük ve orta işletmelerin kredi hacmi ve vadesi geçen kredi oranlarına bakalım.
Küçük ve orta işletmeler paralel kriterlerle üç gruba ayrılır: mikro işletmeler, küçük işletmeler, orta işletmeler. Birinci grup yıllık geliri 120 milyon rublenin (mevcut kurdan yaklaşık 1,5 milyon dolar) altında kalan ve 15 kişiden fazla işçi çalıştırmayan işletmelerdir. İkinci grup yıllık geliri 800 milyon rublenin (mevcut kurdan yaklaşık 10 milyon dolar) altında kalan ve 100 kişiden fazla işçi çalıştırmayan işletmelerdir. Üçüncü grup ise yıllık geliri 2 milyar rublenin (mevcut kurdan yaklaşık 25 milyon dolar) altında kalan ve 1.000 kişiden (catering işletmelerinde 1.500’den) fazla işçi çalıştırmayan işletmelerdir. Bunu sınıf diline tercüme edersek, demek ki, mikro ve küçük işletmeler doğrudan doğruya ortaburjuvaziye, orta işletmeler ise aslında büyük ölçüde bölgesel büyükburjuvaziye işaret eder. (Yeri gelmişken, işletmelerin, yani burjuvazinin çalıştırdığı işçi sayısına göre ayrılması Lenin’in yöntemidir; 1919’da yoksul, küçük, orta ve zengin köylülüğü tam da bu ilkeye göre ayırmış ve bu ayrım Sovyet müktesebatına bu şekilde geçmişti.) Bu çok önemli bir ayrım, dikkatle incelendiğinde bölgesel orta işletmelerin federal büyük işletmelere evrilme dinamikleri de görülecektir; ancak burada ayrıntılarına girmeyecek ve bütün bu grubu, her ne kadar tamamen doğru olmasa bile, tek bir ortaburjuvazi başlığı altında ele alacağım.
Aslında burada da bireysel işletmelerdekine benzer bir tabloyla karşı karşıyayız; açıkça görülüyor ki en azından grafiğin başladığı 2019’dan beri devam eden bu tür işletmelerin desteklenmesi siyaseti, Ukrayna çatışmasının ilk şokunun atlatıldığı 2022 ortalarından sonra hız kazandı. Merkez Bankası’nın 2025 boyunca sürdürdüğü sert faiz siyaseti kredi hacminde ve geri ödemelerde eş zamanlı bir gerileme yarattı, ancak faiz oranlarının düşürüldüğü yaz aylarından bu yana hacim gene yükselme eğiliminde, geri ödeme zorluğu ise bütün zamanların en alt seviyesine indi. Grafikte 2025 ortalarındaki gerilemeye esas itibariyle mikro işletmelerin kredi kullanımının neden olduğu anlaşılıyor; nitekim Merkez Bankası başkanı Nabiullina da, mayıs ayında, özellikle mikro işletmelerin durumunda bozulma olduğunu vurgulamıştı.
Hem bireysel işletmelerde hem de küçük ve orta ölçekli işletmelerde kredi geri ödemelerindeki düzelme eğilimi, büyük ölçüde, klasik anlamıyla gerçek bankacılık yapan devlet bankası VTB’nin borç yeniden yapılandırmalarıyla da ilişkili; ancak bu da zaten bu kesime destek siyasetine bir başka açıdan tanıklık ediyor.
Öte yandan, en az bu kadar dikkat çekici olan bir başka şey de verilen kredilerin sektörel faaliyet alanlarına göre oranı.
Bu da bize en temelde iki şeyi gösteriyor: küçük ve orta işletmelerde imalat sektörünün kredi önceliği devam ediyor; madencilik ve inşaat sektöründe kredi genişlemesine karşılık finans ve sigortacılıkta belirgin bir gerileme var; ancak bilimsel ve teknik alandaki önemli genişleme startup yatırımlarında ciddi teşvikler ve artışlar olduğunu gösteriyor.
(c) Büyükburjuvazi
Büyükburjuvazinin durumunu kredi portföyüne bakarak ayırt etmek daha güç. Veri eksiği de kesin bir tablo ortaya çıkarmak için yeterli değil. Toplam kredilerin yaklaşık yüzde 45’i hanehalkı (tüketici) kredileri. 2023’te bu toplam portföyün geri kalanında bireysel girişimciler ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin payı yüzde 25, büyük işletmelerin payı ise yüzde 75 dolayındaydı. Demek ki büyük işletmelere verilen kredilerin toplam krediler içindeki payı hâlâ çok yüksek, ancak 2023’teki artış hızı, küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen kredilerin çok gerisindeydi (yüzde 40’a karşılık yüzde 7). 2023’ten beri ilk grubun kredi artış hızı daha yüksek olduğuna göre, küçük ve orta ölçekli işletmelerle büyük işletmeler arasındaki kredi hacmi oranının yüzde 30—35’e karşılık yüzde 65—70 dolayında olduğu kabul edilebilir. Üstelik büyük şirketlere verilen krediler devlet şirketlerini de kapsıyor.
Öte yandan yüksek borç yükü olan (yani kredi geri ödemelerinde sorun yaşayabilecek) büyük şirketlerin Merkez Bankası örneklemindeki payı, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 32’ydi ve bu, bir önceki yıla göre yüzde 25,3’lük bir artışa işaret ediyordu. Bu durum bir risk artışı anlamına gelir; ancak bir kez daha, esas olarak küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesi hedefindeki kararlılığın korunduğuna da işaret eder.
