Görüş

Rusya ekonomisinin dönüşümü, 2025 – 2

Yayınlanma

Ücret ve istihdam (1)

Hiçbir anlam taşımayan “tek adamlık”, “otoriterlik”, “totaliterlik”, “putinizm” gibi saçmalıklar, genellikle, Rusya toplumunun iktidar etrafındaki yüksek konsolidasyonunu (eğer az çok mürekkep yalamışlarsa) iktidarın manipülatif rıza üretme kapasitesine veya (vaka-yi adiyeden liberal zırvaların teorize edilmesiyle) zorla, hatta (vulgar ukalalığıyla) Rusya toplumunun mutlakiyetçi, her zaman çara ihtiyaç duyan adeta genetik mantalitesiyle “açıklamaya” çalışıyor.

Sadece Rusya halklarının değil herhangi bir halkın bu tür tamamen idealist ve gerici ve esasen ırkçılıkla malul saplantılarla açıklanmaya çalışılması artık neredeyse mide bulandırıcı.

Aşağıdaki grafik, 1991’den bu yana Rusya’da tahakkuk eden reel ücret dinamiklerini gösteriyor. Enflasyon ve nominal ücret verilerini Rosstat’tan aldım (1991 çeyrekleri nominal ücretlerini ben hesapladım; geri kalanlar Rosstat’ın düzeltilmiş verileri) ve aylık enflasyon ölçümlerini kümülatif enflasyon endeksine çevirerek nominal ücretleri önce yıllık reel ücret veri setlerine çevirdim. Tabloda 2022 sonrasında Rusya’ya katılan dört yeni bölgenin verileri yok.

Şimdi eğer, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 26 Aralık 1991 tarihinde reel ücretleri 100 kabul edersek çöküşün emekçiler açısından nasıl bir felakete mal olduğunu daha net görebiliriz. Birliğin dağılmasıyla birlikte reel ücretler bir anda 57’ye düştü. 2000 birinci çeyrekte sadece 30’du. Aslında bu felaket manzarası bile gerçek durumu tam yansıtmakta yetersizdir; zira tahakkuk eden ücretler 2000’lerin başına kadar gerçekte olduğundan daha yüksek gösteriliyordu; aşağı yukarı 2000’lerin ortasından itibaren ise gerçekte olduğundan daha düşük gösterilmeye başlandı. İlkinin nedeni, devlet teşviklerinden (kamunun soyulmasından) alabildiğine yararlanmaktı; ikincisinin nedeni ise devlete yapılan sosyal ödemeleri düşük tutmaktır.

Putin 31 Aralık 1999’da devlet başkanlığına geldi. Bu tarihe kadar reel ücretler neredeyse sürekli olarak düştüğü halde bundan sonra az çok istikrarlı şekilde yükselmiştir. Dolayısıyla, Putin’in Rusya halkı nezdinde muazzam itibarının pek çok nedeni arasında (kanun ve düzen, tekrar büyük devlet, vb.) büyümedeki dalgalanmalara rağmen bunun ücretlerden kısıntı yoluyla telafi edilmesi yoluna gidilmemiş olmasını da saymak gerekir. Yerel seviyelerde pek çok sorun ortaya çıkmış, önemini yitiren ve geniş çaplı işsizliğe gömülen sanayi kentleri olmuştur; ama Putin’in Deripaska ile kalem macerasında ortaya çıkan siyasi tutum değişmemiş, büyük burjuvazinin uzun vadeli ücret kısıntısı eğilimi siyasi otorite tarafından dizginlenmiştir.

Grafiğin daha geniş kapsamlı bir yorumunu, çeyreklere göre ücret dinamiklerindeki değişiklikleri de göstererek, üzerinde çalıştığım yeni bir kitapta yapacağım. Ancak şuna özellikle dikkat çekmek gerek: Sovyetler Birliği’nin çöküşü emekçiler açısından öyle korkunç bir felaketti ki, ücretler 1991 seviyesine bir daha bunun altına düşmemecesine ancak 2013’te çıkabildi. Rusya’nın yakın tarihinin gördüğü en büyük kriz olan 2022’den bu yana ise reel anlamda yüzde 25’e yakın ücret artışı var; bu da yıllık ortalama yüzde 8 anlamına geliyor.

Kuşkusuz, bu ücret artışının istihdam yetersizliği (yedek işgücü ordusu yetersizliği) ile de bir ilişkisi var. Aşağıdaki grafik 2009—2025 arasında genel ve sektörel olarak istihdamı yansıtıyor. Mikro ve küçük ölçekli işletmelerin istihdam verileri grafiğin dışında tutuldu (bu ikisinin istihdam kapasitesi 2025 itibariyle 28 milyonun üzerinde; yani toplam kayıtlı istihdamın yaklaşık yüzde 40’ı). Meseleyi sınırlı ve anlaşılır tutmak adına, sektörel istihdam grafiklerini burada aktarmayacağım; ancak değerlendirmelerim onları da kapsayacak.

Ücret artışına etki eden en önemli faktörlerden biri bu istihdam yetersizliği: eğer istihdam edecek yeterince emekgücü bulamazsanız başka işletmelerin istihdamından çekmek için ücretleri yükseltirsiniz. Özellikle uzman işgücünün ücret artışı bu durumda tamamen anlaşılır. Ancak mesele, tek faktörün bu mu olduğu meselesi; zira (az sonra göreceğimiz gibi) sadece uzman işgücünde değil bütün ücret gruplarında ciddi reel artış var.

Öncelikle, istihdamda 2009—2017 arasında yüzde 12’ye yakın bir düşme olduğu açık. Ama o yıldan beri yüzde 5’ten çok bir yükselme de var. Burada en kritik tarih Ukrayna çatışmasının başladığı 2022; istihdam artışı eğiliminin bu tarihten sonra da üstelik ordunun personel ihtiyacına ve göçmen işçi alımına getirilen bütün sınırlamalara rağmen bozulmadan devam etmesi dikkat çekici. 2022 sonrası bu genel artışın ve başta imalat olmak üzere diğer sektörel artışların esas itibariyle, küçük ve orta ölçekli işletmelerin istihdam kaybından başka 400 binden çok çalışanını kaybeden kamu ve kamuyla ilişkili sağlık, eğitim, elektrik-gaz ve su temini sektörlerindeki istihdam daralmasıyla telafi edildiği anlaşılıyor.

Dolayısıyla, 2009—2025 arasında bütün ücret dilimlerinin ortalamasında yüzde 60’tan çok reel ücret artışı sadece bu istihdam eksiğiyle açıklanamaz.

Kamu ve kamuyla ilişkili sektörlerde istihdam daralması, işsizlik artışı değil, işgücünün daha yüksek ücret ödemeleri yapılan sektörlere hareketi anlamına geliyor. Tarım da aşağı yukarı aynı durumda, ancak bu orada epey tehlikeli bir eğilim, zira bu sektörde işgücü kaybı mevsimsel etkiler düşüldüğünde bile üretim kaybı anlamına gelebilir. Tarım istihdamını artırma girişimi hiç değilse şimdilik yok. Bu durum şu iki nedenden kaynaklanıyor olabilir: ya emek üretkenliğinde (ve teknoloji kullanımında) büyük bir artış yaşanıyor ya da mevsimsel veya yapısal nedenlerle sürekli bir üretim düşüşü gözleniyor. Her iki durumda da bağlı istihdamın önemli bir bölümü başta imalat sektörü olmak üzere serbest kalarak başka sektörlere yönelir.

Mineral ve maden üretimindeki astronomik yükseliş ve 2024 sonrasındaki düşme eğilimi, aynı şekilde, Rusya’nın bu başlıca gelir kaleminin eğilimlerini eksiksiz yansıtıyor; 2022—2024 arasında başta Hindistan, Çin ve Türkiye olmak üzere muazzam ihracat ve dolayısıyla üretim artışının arkasından, şiddetlenen yaptırımlarla birlikte bu eğri tersine dönüyor. Ama bu sektör incelediğimiz yaklaşık 30 milyonluk istihdamın içinde sadece 750–900 bin civarında. 4–5 milyonluk imalat sektörü istihdamı ise 2021’den beri hız kesmeden artıyor. Bu sektörde Merkez Bankası’nın para-kredi siyaseti yüzünden 2025’te belli bir daralma olduğunu biliyoruz; ne var ki bu, istihdamın azalması değil, artış hızının frenlenmesi şeklinde etki ediyor. Bu anlamda inşaat sektörüne anında etki eden frenleme (çünkü konut alımı banka kredisiyle yapılır; eğer kredi faizlerini yükseltirseniz sektörde etkisini derhal gösterir) imalat sektöründe daha uzun vadede ortaya çıkar.

Otelcilik ve lokanta alanındaki istihdam daralması Ukrayna çatışmasından ve bu kapsamda güney havaalanlarının büyük bölümünün sivil uçuşlara kapatılmasından başka 2023’te Karadeniz kıyısındaki tanker faciasıyla da ilişkili. Kremlin bu sorunu iç turizmi özellikle Baykal ve Uzakdoğu’da yaygınlaştırmaya çalışarak çözmeye çalışıyor; ne var ki bu çözüm ancak orta vadede hayata geçirilebilir. Dolayısıyla, sektörde ücret artışı eğilimi diğer sektörler kadar olmasa bile devam edecektir ama yakın zamanda istihdam genişlemesi beklememek gerekir.

Toplu ve perakende ticaret alanındaki istihdam genişlemesi de imalatta olduğu kadar dik bir eğri göstermese bile dikkat çekici. 2019’da 4,3 milyon kişinin çalıştığı imalat sektöründe 2025’e kadar 500 bine yakın istihdam artışı olurken 2,3 milyonluk ticarette 300 binin üzerinde bir artış var.

Yalnız bütün bunlar arasında en dikkat çekici olan iletişim sektöründeki muazzam genişleme. Sektörün istihdam kapasitesine aynı sürede yaklaşık 740 binin üzerine 280 bin kişi daha eklenmiş. Bu durum büyük kâr oranları ve altyapı genişlemesine işaret ediyor; aynı zamanda teknoloji yatırımlarıyla da ilişkili.

Rusya ekonomisinin dönüşümü, 2025 – 1

Çok Okunanlar

Exit mobile version