Rusya

Rusya: Nükleer silah sahibi olmak en etkili güvenlik garantisi olarak görülmeye başladı

Yayınlanma

Rusya’nın Viyana’daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki daimi temsilcisi Mihail Ulyanov, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı (NPT) temelinden sarstığını belirtti. Ulyanov, Washington ve Tel Aviv’in adımlarının birçok ülkeyi güvenlik için nükleer silaha yönlendirdiğini vurguladı.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü askeri harekatın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) “en ağır darbeyi” vurduğunu belirten Rusya’nın Viyana’daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki daimi temsilcisi Mihail Ulyanov, düzenlediği basın toplantısında Washington ve Tel Aviv’in stratejisini eleştirdi.

Ulyanov, “ABD ve İsrail’in yaptığı hamle, NPT’ye indirilmiş çok güçlü bir darbedir. Antlaşmaya taraf olmayan İsrail bir yana, ABD bu belgenin kurucu devletlerinden biridir” ifadelerini kullandı. Rus diplomat, söz konusu askeri müdahalenin ardından pek çok ülkenin, nükleer silah sahibi olmayı “saldırılara karşı en etkili garanti” olarak görmeye başladığının altını çizdi.

Batılı ülkelerde nükleer silah tartışmaları tabu olmaktan çıktı

Ulyanov, daha önce nükleer silahlanma konusunun tartışılmasının dahi “tabu” kabul edildiği Polonya, Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde bu konunun artık açıkça konuşulmaya başlandığına dikkat çekti.

Mevcut durumun “kırmızı çizgilerin geri çekildiğini” gösterdiğini ifade eden Daimi Temsilci, nükleer silahların gizli üretiminin teknik zorlukları nedeniyle yayılmanın önlenmesi rejiminin şimdilik dirençli olduğunu kaydetti.

Yakın gelecekte rejimin tamamen çökmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirten Ulyanov, buna karşın ABD ve İsrail’in saldırıları nedeniyle böyle bir riskin doğmuş olmasının “yadsınamaz bir gerçek” olduğunu vurguladı.

Tahran ve Washington arasındaki diplomatik süreç darbe aldı

ABD ve İsrail, 28 Şubat tarihinde İran’a karşı ortak bir askeri harekat başlatmış; buna karşılık Tahran, İsrail topraklarının yanı sıra Orta Doğu’daki ABD askeri üslerine ve Basra Körfezi’ndeki hedeflere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlemişti.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer kapasitesine yönelik saldırılarla üçüncü dünya savaşının ve nükleer bir yıkımın önlendiğini iddia ederek, müdahale edilmemesi durumunda Tahran’ın bir ay içinde nükleer silah elde edeceğini öne sürmüştü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise bu operasyonların, diğer ülkelerin güvenliklerini sağlamak için nükleer silaha sahip olmaları gerektiği yönündeki inançlarını pekiştirdiğini açıkladı.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, saldırının Tahran ve Washington arasındaki dolaylı müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştiğine işaret ederek, bu durumun hem NPT’nin hem de diplomasinin saygınlığına zarar verdiğini kaydetti.

1968 yılında imzalanan ve 1970 yılında yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT), uluslararası bir sözleşme niteliği taşıyor. Belge; ABD, Rusya, Büyük Britanya, Fransa ve Çin olmak üzere beş resmi nükleer gücün statüsünü tescil ederken, diğer katılımcıları nükleer silah geliştirmemek ve edinmemekle yükümlü kılıyor.

Nükleer güçler ise buna karşılık silahsızlanma ve atom enerjisinin barışçıl kullanımı hususunda taahhüt altına giriyor. NPT’ye 191 ülkenin katılması, onu en geniş katılımlı uluslararası antlaşmalardan biri haline getiriyor.

Sözleşmeye hiç katılmamış olan İsrail, Hindistan, Pakistan ve Güney Sudan antlaşmanın dışında kalıyor. Kuzey Kore ise 2003 yılında antlaşmadan çekildi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version