Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya tüm dış borcunu yakında kapatmayı planlıyor

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkenin dış borcunun sadece yüzde 10 seviyesinde olduğunu ve bu borcu yakında kapatacaklarını açıkladı. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu bünyesinde düzenlenen oturumda konuşan Siluanov, Rusya’nın dış mali altyapıdan bağımsız olduğunu ve ekonomik kararlarını tamamen kendi önceliklerine göre aldığını belirtti.

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda (SPIEF-2026) yaptığı konuşmada, ülkenin dış borcunun “sadece yüzde 10” seviyesinde olduğunu ve bu borcu yakında kapatacaklarını, böylece bu tür borçların kalmamasını umduğunu açıkladı.

Bakan Siluanov, Rusya’nın dış mali altyapıdan bağımsız olduğunu belirtti. Dış finansal hizmetlere yönelik tüm kesintilerin Rusya’nın hesaplama ve mali işlem kabiliyetlerini kesinlikle etkilemediğini kaydeden Siluanov, bütçe meselelerinde kararları, ülkedeki ihtiyaçlar ile önceliklerden yola çıkarak tamamen bağımsız bir şekilde aldıklarını ifade etti.

Mevcut duruma rağmen Rusya’nın G20 ülkeleri arasında en düşük borç seviyelerinden birine sahip olduğunu ekleyen Siluanov, ülkenin bütçe açığı kontrolünde ise ilk beşte yer aldığını bildirdi.

Siluanov’a göre, en önemli unsur egemenliğin ta kendisi olan bağımsız bir ekonomik politikanın yürütülmesi. Egemenliğin korunması ve bütçe kararlarına ciddi yaklaşılması çağrısında bulunan Siluanov, dış yatırım yokluğunda sadece iç imkanlara dayanarak devlet finansmanının istikrarının sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Oturumun moderatörlüğünü yürüten Devlet Duması Bütçe ve Vergiler Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, Siluanov’un bu sözlerine karşılık olarak, “Bir hukukçu olarak borçların geri ödenmesi gerektiğini anlıyorum ama hiç canım istemiyor” şeklinde espri yaptı.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, 1 Mayıs 2026 itibarıyla devletin dış tahvil kredilerinden kaynaklanan borcu, tahvillerin sahiplerinin yerleşik olup olmadığına bakılmaksızın 33,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Rusya Merkez Bankasının 1 Nisan verileri ise yerleşik olmayanlara yönelik devlet borcunun 1 Nisan itibarıyla 23 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, SPIEF oturumunda yaptığı konuşmada, finansal egemenliğin Rusya’nın ekonomik sorunlarının çözülmesi için temel bir koşul olduğunu belirtti.

Bugün dışarıdan yatırım akışının bulunmadığı bir ortamda yaşadıklarını ifade eden Siluanov, tamamen iç mali imkanlara güvendiklerini ve bunları kullandıklarını kaydetti.

Son üç yılda ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 10 düzeyinde gerçekleştiğini aktaran Siluanov, bu nedenle mali istikrar ile finansal egemenliğin ekonomik meselelerin çözümünü sağlamak için bir temel oluşturduğunu söyledi.

Bakan Siluanov, “Dış akışlara ve dış borçlanmalara bağımlı değiliz” vurgusunda bulundu. Rusya’nın bütçe meselelerinde kendi kararlarını tamamen bağımsız bir şekilde, ülkedeki ihtiyaçlar ve öncelikler doğrultusunda aldığını yanıtlayan Siluanov, bu sayede bütçe açığını kontrol etmeyi başardıklarını ve halkın reel gelirlerinin arttığını dile getirdi.

Siluanov, Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov ve Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin ile birlikte SPIEF kapsamında düzenlenen “Küresel Belirsizlik Koşullarında Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme Trendine Nasıl Geri Dönülür?” başlıklı oturuma katılıyor. Forum, Saint Petersburg kentinde 3-6 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor ve bu yılki etkinlik “Pragmatik Diyalog – İstikrarlı Geleceğe Giden Yol” temasına odaklanıyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, oturum moderatörü Andrey Makarov’un “yeni bir darbe vurulması” durumuna ilişkin plan hakkındaki sorusuna, “Bizde sürekli darbe vuruluyor” yanıtını verdi.

Rusya’nın yeni bir darbe olasılığına karşı belirli bir “panzehir” geliştirdiğini belirten Siluanov, Ulusal Refah Fonunu (NWF) gerektiğinde kullandıklarını, konjonktür düzeldiğinde ise fona birikim yaptıklarını açıkladı.

Oturumun moderatörü, Devlet Duması Bütçe ve Vergiler Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, Siluanov’a hitaben, “Güvenlik marjımızın artık o kadar da güçlü olmadığı ve yeni bir darbe vurulması durumunda bu tehditlere, risklere yanıt verecek kaynaklara, yani o rezervlere sahip olup olmayacağımız konusunda bir endişeniz yok mu?” sorusunu yöneltti.

Siluanov bu soruya, “Bizde sürekli darbe vuruluyor Andrey Mihayloviç. Ve bana göre buna karşı belirli bir panzehir çoktan geliştirildi. Bu birincisi. İkincisi, Ulusal Refah Fonunun azaldığını söylüyorsunuz ama biz bu fonu tam olarak bunun için, iyi yıllarda biriktirmek ve ihtiyaç duyulan yıllarda kullanmak üzere kurduk” şeklinde cevap verdi.

Bakanın açıklamalarına göre, Ulusal Refah Fonu sadece bütçe harcamalarını desteklemek için değil, aynı zamanda ekonomiye yatırım yapmak amacıyla da kullanılıyor. Fonu altyapısal ve teknolojik kalkınma için de kullandıklarını kaydeden Siluanov, bunun da ekonomik kalkınmaya katkı sağladığını belirtti.

Konjonktürün şu an biraz daha iyi olduğunu ve fona tekrar birikim yaparak onu geri koyacaklarını ifade eden Siluanov, rezerv oluşturma mantığının tam olarak bu rezervleri kullanmak, bütçeye yardım etmek, finansal piyasa üzerindeki baskıyı azaltmak ve önlerindeki görevleri geçmişte biriktirilen stokları kullanarak gerçekleştirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Siluanov, güvenlik marjının sadece finansmanda olmadığını, bu marjın öncelikle ülkedeki insanlar ve teknolojik imkanlar olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Maliye Bakanı nisan ayında yaptığı açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılmasına atıfta bulunarak, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı Rusya bütçesinin bir güvenlik marjına sahip olması gerektiğini söylemişti.

Siluanov, bu nedenle Rusya’nın en az üç yıllık bir nakit rezervine ihtiyaç duyduğunu kaydetmişti.

Rusya

Rusya’da sanal bahisi yasallaştırma planı gündemde

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanlığı, yasadışı internet kumarhanelerinin yasal çerçeveye alınması halinde bütçeye yılda 100 milyar ruble ek gelir sağlanabileceğini hesaplıyor. Yasal bahis sektörünün bütçeye ve spora yıllık katkısının da 100 milyar rubleye ulaştığını belirten yetkililer, kumar bağımlılığına karşı kişisel erişim kısıtlamaları üzerinde duruyor.

Rusya Maliye Bakanlığı, internet üzerinden faaliyet gösteren yasadışı kumarhanelerin yasal zemine çekilmesinin devlet bütçesine yılda yaklaşık 100 milyar ruble ek gelir sağlayabileceğini hesaplıyor.

İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu sırasında gazetecilere konuşan Rusya Maliye Bakan Yardımcısı İvan Çebeskov, bakanlığın bu alana yönelik farklı düzenleme seçeneklerini masaya yatırdığını açıkladı.

Çebeskov, yasal bahis pazarının bu yıl yürürlüğe giren artırılmış vergi oranları, vergiler ve hedefe yönelik kesintilerle birlikte bütçeye ve spora halihazırda yılda yaklaşık 100 milyar ruble kazandırdığını belirtti.

Yasadışı pazarın hacim bakımından yasal sektörle denk düzeyde olduğunu kaydeden Çebeskov, bütçeye aktarılabilecek potansiyel gelirin de benzer bir büyüklüğe ulaştığını dile getirdi.

Devletin şu anda bu kaynağı kasasına koyamadığını vurgulayan Bakan Yardımcısı, “Bu, doğal olarak bütçenin mahrum kaldığı ve aralarında çeşitli suç şebekelerinin de yer aldığı alanlara giden devasa bir para” değerlendirmesini yaptı.

Maliye Bakanlığı yasadışı pazara karşı düzenleme seçeneklerini inceliyor

Maliye Bakanlığı, kayıt dışı faaliyet gösteren çevrimiçi kumarhanelerin denetim altına alınması ihtimalini diğer resmi kurumlar ve yasal pazar temsilcileriyle birlikte değerlendirmeye aldı.

Kısa süre önce düzenlenen şans oyunları forumunda sektör bileşenlerinin yasadışı internet kumarhanelerini hem ekonomi hem de yasal bahis kuruluşları açısından büyük bir sorun olarak nitelediğini aktaran Çebeskov, yasal işletmeciler dahil çeşitli taraflardan düzenleme ve mücadele önerileri aldıklarını, bakanlığın bütün olasılıkları incelediğini ifade etti.

Şans oyunlarının ekonomik getirisinin yanında toplumsal riskler de barındırdığına dikkat çeken Çebeskov, kumar bağımlılığı sorununun mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Yardımcısı, yurttaşların korunması için şans oyunlarına kişisel erişim yasağı getirilmesi gibi mekanizmaların devreye sokulmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Rusya Maliye Bakanlığı Finans Politikası Dairesi Başkan Yardımcısı Aleksandr Hristoforov, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada 64 binden fazla Rusya vatandaşının kumar oyunlarına yönelik kişisel men kısıtlaması koydurduğunu duyurmuştu.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ise 9 Haziran’da yasadışı şans oyunları sitelerine erişimin hızla engellenmesini öngören yasayı kabul etmiş ve bildirimleri inceleme süresini beş iş gününden iki iş gününe indirmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Maliye Bakanlığının internet kumarhanelerinin yasallaştırılmasına dönük önerisinin Kremlin’e ulaştığını 28 Ocak’ta teyit etmiş, girişimin üzerinde çalışılması gerektiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Merkez Bankası faizi yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, kalıcı fiyat baskısı ve yüksek enflasyon beklentilerini gerekçe göstererek politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Yıllık enflasyonun yüzde 7 bandında seyrettiği ülkede piyasa uzmanları, bütçe açığı ve akaryakıt maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı canlı tuttuğuna dikkat çekiyor.

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, 23 Ekim’deki toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu.

Vedomosti gazetesinin görüştüğü 26 ekonomistten 25’i bu kararı beklerken, yalnızca bir uzman faizin yüzde 13,75’e çekilebileceği tahmininde bulunmuştu.

Fiyat baskısının yüksek seyrettiğini, enflasyon beklentilerinin de üst seviyelerde kaldığını duyuran Merkez Bankası, ekonominin yılın ikinci yarısında ılımlı bir hızla büyüdüğünü kaydetti.

Kalıcı fiyat artışının yavaşlamadığına işaret eden düzenleyici kurum, yıllıklandırılmış bazda bu oranın yüzde 5 ila 6 aralığında seyrettiğini hesaplıyor.

Merkez Bankası bu tablonun temel nedeni olarak kimi sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici biçimde daralmasını gösteriyor. Açıklamada, kalıcı enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden başlaması için toplam talep artışının sınırlı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Kurulun sonraki faiz kararlarını ise enflasyonun seyrine, enflasyon beklentilerine, iç ve dış koşullardan kaynaklanan risk değerlendirmelerine göre belirleyeceği aktarılıyor.

Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme sürecine yaklaşık bir buçuk yıl aradan sonra ilk kez ara vermişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina o dönem yaptığı değerlendirmede, bu duraklamanın para politikasının doğrudan etki edemeyeceği tek seferlik etkenlerden kaynaklandığını anlatmıştı.

Nabiullina, tüketici enflasyonundaki yıllıklandırılmış artışın öncelikle kimi sektörlerdeki geçici üretim kapasitesi kısıtlarından hız aldığını, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de tabloda belirgin bir rol oynadığını söylemişti.

Kurum başkanı, fiyatlardaki tek seferlik ivmelenmenin kalıcı bir eğilime dönüşmemesi adına ölçülü sıkı para politikası koşullarının zorunlu olduğunu savunmuştu.

Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi’nin (Rosstat) verilerine göre Rusya’da haftalık enflasyon, 6-12 Ekim haftasındaki yüzde 0,11 seviyesinin ardından 13-19 Ekim haftasında yüzde 0,05 olarak ölçüldü.

Fiyatlardaki artış ay başından bu yana yüzde 1,06’ya, yıl başından bu yana ise yüzde 6,15’e ulaştı.

Haftalık tüketici enflasyonu 29 Eylül-5 Ekim döneminde yüzde 0,96, 22-28 Eylül döneminde yüzde 0,12, 15-21 Eylül döneminde yüzde 0,06, 8-14 Eylül döneminde yüzde 0,02 ve 1-7 Eylül döneminde yüzde 0,05 düzeyinde gerçekleşmişti.

İnterfaks’ın Merkez Bankası yöntemine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre yıllık enflasyon 12 Ekim’deki yüzde 7,02 seviyesinden 19 Ekim’de yüzde 6,84’e gerilerken, Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın yönteminde bu oran yüzde 7,22’den yüzde 7,15’e indi.

Uzmanlar faiz kararının gerekçelerini değerlendirdi

Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSR) Genel Direktörü Pavel Smelov, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın faize ara vermesindeki temel gerekçelerin enflasyondaki yeni yükseliş dalgası ile enflasyonist risklerin ağır basması olduğunu kaydetti.

Ekim ayı başında fiyat artışını tetikleyen başlıca etkenler arasında, temmuzdan bu yana ertelenen konut ve kamu hizmetleri tarifelerindeki artışın yer aldığını söyledi.

Tarifelerde ekim başında yapılan yüzde 9,9’luk planlı endekslenmenin ayın ilk haftasında haftalık enflasyonu tek seferde yüzde 0,96’ya fırlattığını hatırlatan Smelov, bu artışın beklenen ve tek seferlik bir sıçrama olduğunu dile getirdi.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise akaryakıt piyasasındaki zorlu koşulların ve artan ulaşım maliyetlerinin enflasyonu yıl sonuna kadar yüksek tutabileceğini değerlendirdi.

Vasilyev, şirketlerin yükselen nakliye ve tarife maliyetlerini tüketici fiyatlarına yansıtabileceğine, bunun da canlı tüketici talebi ve yüksek seyreden enflasyon beklentileri ortamında hız kazanabileceğine dikkat çekti.

Bütçe politikasının bir diğer kritik etken olduğunu belirten Gazprombank Başekonomisti Pavel Biryukov da bütçe dengelerine işaret etti.

Mevcut bütçe yasasındaki 3,79 trilyon rublelik (milli gelirin yüzde 1,6’sı) açığa karşılık güncellenen bütçede 2026 yılı için 7,34 trilyon ruble, 2027 yılı için ise 5,4 trilyon ruble açık öngörüldüğünü anımsatan Biryukov, bu tablonun Merkez Bankası’nın önceki varsayımlarına kıyasla enflasyonu daha fazla körükleyici nitelikte olduğunu vurguladı.

Faizin yüzde 13,75’e indirilmesini bekleyen tek isim olan Truevalue Telegram kanalının yazarı ekonomist Viktor Tunev, olası bir indirimin ekonomi ile bütçe politikasında giderek daha görünür hale gelen sıkı para politikasının enflasyonist risklerini hafifletebileceğini savundu. Ankete katılan hiçbir uzman ise faiz artırımı beklemiyordu.

Stolıpin Ekonomik Büyüme Enstitüsü Başekonomisti Boris Kopeykin, ekonomide son beş çeyrektir süren yatırım daralması ortamında faiz artırmanın son derece riskli bir adım olacağını kaydetti.

Kopeykin, böylesi bir hamlenin ekonomide ve finans piyasalarında olumsuz bir zincirleme reaksiyona yol açabileceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

ABD Rus dizeline kapıyı açtı: İlk tanker yola çıktı

Yayınlanma

Rusya’nın Primorsk Limanı’ndan 22 Ekim’de yüklenen dizel tankeri, Washington ile Moskova arasındaki tedarik mutabakatının ardından New York’a doğru yola çıktı. Geminin 7 Kasım’da ABD’ye varması beklenirken, iki ülke arasındaki planlama ilk etapta 300 bin tonu aşkın yakıt teslimatını öngörüyor.

Rus dizeli taşıyan bir tanker, Baltık Denizi kıyısındaki Primorsk Limanı’ndan yola çıkarak New York rotasına girdi.

Reuters’ın gemi takip hizmeti veren LSEG verilerine dayandırdığı haberine göre, sevkiyat için yükleme işlemi 22 Ekim’de yapıldı. Geminin 7 Kasım’da ABD kıyılarına ulaşması bekleniyor.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, ilk tankerin 22 Ekim’de yola çıktığını daha önce duyurmuştu. İnterfaks’ın aktardığına göre Dmitriyev, ilk sevkiyatın ardından ABD’ye yönelik yeni ve yüksek hacimli sevkiyatların süreceğini kaydetti.

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda anlaştıklarını ilan etmişti. Trump, mutabakat uyarınca Rusya’nın ilk etapta 300 bin tonun üzerinde dizel tedarik edeceğini, kasım ayında 500 bin tonluk yeni bir partinin geleceğini ve hemen ardından 1 milyon tonluk teslimat yapılacağını ifade etmişti.

Trump, Rus petrol rafinerilerinin durumuna bağlı şekilde 3 milyon tonluk ek bir yakıt hacminin daha devreye girebileceğini dile getirmişti. Bu uzlaşmanın ardından ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu sevkiyatları Nisan 2027’ye kadar yaptırım kapsamı dışına çıkarırken, Rusya hükümeti de dizel ihracatına getirdiği kısıtlamaları kısmen esnetti.

Washington yaptırımlardan geri adım atarken Moskova iç piyasayı koruma sözü veriyor

Trump, 16 Ekim tarihli başkanlık kararnamesiyle, merhum senatör Lindsey Graham’in adını taşıyan ve kamuoyunda ağır yaptırım paketi olarak bilinen yasadaki kimi kısıtlamaları uygulamama kararı aldı. Rus ürünlerine yönelik yüzde 500 oranındaki ilave gümrük vergilerini de içeren bu tedbirleri rafa kaldıran Trump, gerekçe olarak ABD’nin ulusal çıkarlarını gösterdi.

Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları etkisiz ve gayrimeşru gördüğünü yineliyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 14 Ekim’de yaptığı değerlendirmede sevkiyatların doğrudan sözleşmeler üzerinden yürütüleceğini vurgulamıştı. Novak daha sonra yaptığı açıklamada, yıl sonuna doğru Rusya’nın dizel ihracatını aylık 3 ila 3,5 milyon tona kadar çıkarabileceğini belirtti.

İhracat artışına rağmen Rusya iç piyasasının yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını savunan Novak, dış pazara yönelik kararın Rus tüketicilerin çıkarlarına zarar vermeyeceğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Rusya ile varılan dizel mutabakatını savunurken, bu yakıtın her koşulda küresel piyasalara ulaşacağını kaydetti. Rubio, “Aralarındaki tek fark, bundan Birleşik Devletler’in ne kadar pay alacağıydı” ifadesini kullandı.

Rubio ayrıca, Hürmüz Boğazı çevresindeki durum nedeniyle ABD yönetiminin ilkbahar aylarında da Rus petrolüne yönelik 60 günlük bir yaptırım muafiyeti uyguladığını hatırlattı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English