Dünya Basını
Scott Ritter: İran’a karşı savaşı başlatabiliriz ama sürdüremeyiz
Emekli BM Silah Müfettişi ve eski Amerikan Deniz Piyadeleri istihbarat subayı Scott Ritter, ABD’nin iç ve dış politikasındaki kırılmaları Dialogue Works kanalına değerlendirdi. Donald Trump’ın yönetim anlayışını “narsisistik bir kült” olarak nitelendiren Ritter, Pentagon’un İran’a yönelik olası bir harekâtta sürdürülebilirlik kriziyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.
Emekli BM Silah Müfettişi Scott Ritter, ABD Başkanı Donald Trump’ın Birliğin Durumu (State of the Union) konuşmasını, anayasal bir hitabetten ziyade şahsi bir gövde gösterisi olarak tanımladı.
Ritter, konuşmanın içeriğinden ziyade üslubuna odaklanılması gerektiğini belirterek, “Bu konuşma tamamen Amerikan iç kamuoyuna yönelikti; yabancı liderlerle iletişim kurmak için kullanılan bir platform değildi. Burada Donald Trump’ın kibrine tanıklık ettik. Dış politika alanında bir şeyler yapmak için Amerikan halkından veya Kongre’den izin istemiyor, onlara bir şey satmaya çalışmıyor” dedi.
Trump’ın Kongre’ye hitap ederken yasama organının dış politikadaki ağırlığını hiçe saydığını savunan Ritter, “Bu, gücü elinde toplayan bir yürütme erkinin, anayasal cumhuriyeti tiranlığa dönüştürme çabasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Ritter, konuşmanın süresine ve içeriğine dair eleştirilerini sürdürerek şu ifadeleri kullandı:
“Karşımızda ortalama bir Amerikan başkanı yok; kendisinin bir diktatör gibi işlev gördüğünü beyan eden bir adam var. Hükümetinin Donald Trump kültünden ibaret olduğuna dair kanıtlar gördük. Anayasa’yı veya güçler ayrılığını umursamıyor. Abraham Lincoln özgüvenli bir adamdı; Gettysburg konuşmasının kısalığı ve ağırlığı bunun kanıtıydı. Ancak birisi orada durup durmadan boş laf üretiyorsa, o kişi özgüvenli değildir; sadece hayatın kendisinden daha büyük görünme ihtiyacıyla poz veriyordur. Ben buna temel olarak Amerika’nın ölümü diyorum.”
“Pentagon savaşı kazanabileceğini ancak sürdüremeyeceğini biliyor”
İran ile yaşanan gerilime ve Pentagon’un bu konudaki tutumuna değinen Ritter, ABD ordusunun profesyonel bir yaklaşımla “kaynak sorununa” dikkat çektiğini belirtti.
Medyaya sızan haberlerin, Pentagon’un İran’a karşı hızlı ve maliyeti düşük bir zafer garantisi veremediğini gösterdiğini ifade eden Ritter, “Askeri yetkililerin görevi politika belirlemek değil, politikayı uygulamaktır. Ancak profesyoneller olarak, mevcut kuvvet yapısının belirlenen hedeflere ulaşıp ulaşamayacağını başkana bildirmekle yükümlüdürler” dedi.
Ritter, olası bir İran harekâtındaki en büyük engelin mühimmat stokları olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Hava Kuvvetleri hedef listesine ve eldeki mühimmata baktığında, hedefler bitmeden bombaların biteceğini gördü. İsraillilere çok sayıda bomba verdik ve onlar hepsini Gazze’ye attı. Gazze’nin bugünkü halinin sorumlusu olan Amerikan bombalarından artık elimizde o kadar çok yok. Seyir füzelerimizin sayısı sınırlı ve hedeflerle uyuşmuyor. Pentagon, ‘Sayın Başkan, bu savaşa giremeyiz’ demiyor; sadece bir kaynak problemimiz olduğunu ve bunun başka sorunlara yol açabileceğini söylüyor. Generaller, ‘İran’ın canına okuyabiliriz ama buna devam edecek kadar bombamız yok’ diyorlar. Bu bir performans değil, sürdürülebilirlik meselesidir.”
Trump yönetiminin İran’da bir “rejim değişikliği” hedeflediğini ve CIA’in başkana bu konuda “pembe bir tablo” çizdiğini ileri süren Ritter, 7 ila 12 gün içinde sonuç alınabileceğine dair değerlendirmelerin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savundu.
Ritter, “Trump, eğer bu rejim değişikliğini karaya asker çıkarmadan, minimum kayıpla başarabilirse, kendisinin ABD tarihinin en büyük başkanı olacağına inandırıldı. Ancak bu ancak kazanırsanız işe yarar. Savaş kaybedilirse veya ucu açık, uzun bir çatışmaya dönüşürse, bu durum başkan için siyasi bir felaket olur” dedi.
İran’ın askeri kabiliyetlerinin küçümsenmemesi gerektiğini hatırlatan Ritter, geçmişteki operasyonel başarılara atıfta bulundu:
“Amerikalılar İran’ın kapasitesini küçümsüyor ama Kandahar Canavarı olarak bilinen o devasa gizli insansız hava aracını İranlıların nasıl ele geçirdiğini hatırlayın. Uydu bağlantısını kırıp kontrolü ele aldılar ve aracı kendi topraklarına indirdiler. 2006’da Lübnan’da, İsrail’in en seçkin birliklerini frekans atlamalı telsiz sistemlerine sızarak pusuya düşürdüler. İranlılar işlerinde oldukça iyiler ve buna saygı duyulması gerekiyor.”
“Ukrayna: 1947’den beri süregelen bir istikrarsızlaştırma projesi”
Mülakatın sonunda Ukrayna savaşının tarihsel kökenlerine dair kapsamlı bir analiz sunan Ritter, Batı’nın Ukrayna’yı İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana Sovyetler Birliği ve Rusya’ya karşı bir kaldıraç olarak kullandığını ifade etti.
1947’den itibaren CIA’in Ukraynalı milliyetçileri eğittiğini ve bölgeye paraşütle operatifler gönderdiğini belirten Ritter, bu stratejinin günümüzde de devam ettiğini savundu.
Ritter, Ukrayna’daki çatışmanın Rusya’nın güvenlik endişelerinin göz ardı edilmesinden kaynaklandığını belirterek şunları kaydetti:
“Batı, 1947’den beri Ukrayna’yı Rusya’nın karnına inen zırhlı bir yumruğa dönüştürmeye çalışıyor. Rusya, 2021 sonunda Ukrayna topraklarında Batı füzelerinin konuşlandırılmamasını talep eden anlaşma taslakları sunduğunda, ABD müzakere etmeyi reddetti. Bugün Ukrayna, İngiliz tasarımı FP5 Flamingo füzeleriyle Rusya’nın stratejik sanayi tesislerini vuruyor. Bu füze Ukrayna malı değil; İngilizler tarafından tasarlanmış, üretilmiş ve Ukrayna’ya sadece ‘Ukrayna kokusu’ verilmesi için montajlatılmış bir Batı silahıdır. Rusya’nın en baştan beri önlemeye çalıştığı şey tam olarak buydu. Bu durum, Rusya’nın artık Ukrayna topraklarında bu tür füzelerin bir daha asla bulunmayacağını garanti edene kadar savaşı durdurmayacağı anlamına geliyor.”
Ritter, Trump’ın “güç yoluyla barış” (peace through strength) düsturunun Rusya ile müzakerelerde bir güven ortamı yaratmadığını, aksine yaptırımlar ve suikast girişimleri gibi eylemlerin süreci daha da çıkmaza soktuğunu ifade ederek mülakatı sonlandırdı.