Diplomasi
Shell, Venezuela petrolü için el ovuşturmaya başladı
İngiliz enerji devi Shell, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesinin ardından ülkedeki petrol ve doğalgaz projelerini yeniden mercek altına aldı.
The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiliz enerji devi Shell, ABD’nin Latin Amerika ülkesine düzenlediği saldırının ardından Venezuela’daki petrol ve doğalgaz “fırsatlarını” değerlendirmeye aldı.
Haberde, şirketin özellikle Venezuela ile Trinidad ve Tobago arasında paylaşılan sahalardaki durmuş enerji projelerini ilerletmeyi hedeflediği belirtildi.
Shell’in Venezuela topraklarında planladığı projeler, ABD’nin Venezuela’nın enerji sektörüne yönelik uluslararası yatırımları kısıtlayan uzun süreli yaptırımları nedeniyle askıya alınmıştı.
Trinidad ve Tobago ile yaşanan gerilim
Venezuela, komşu ülke Trinidad ve Tobago’yu Venezuela petrolünün çalınmasına dahil olmakla suçlayarak, bu ülkeye doğalgaz tedarikini öngören tüm anlaşma, sözleşme ve müzakereleri daha önce feshetmişti.
Karakas makamları, bu kararın ABD yönetiminin 10 Aralık’ta Venezuela petrolü taşıyan bir gemiye el koymasının ardından alındığını açıkladı.
Yapılan açıklamada, Trinidad ve Tobago hükümetinin bu olaya iştirak ettiği belirtilerek, durum “uluslararası hukukun ciddi bir ihlali” ve seyrüsefer ile ticaret özgürlüğü ilkelerine aykırı bir eylem olarak nitelendirildi.
Açıklamada ayrıca Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad-Bissessar hedef alındı ve göreve geldiğinden beri Venezuela’ya karşı düşmanca bir gündem yürütmekle suçlandı.
Venezuelalı yetkililer, Persad-Bissessar hükümetinin, Venezuela petrolü taşıyan gemileri izlemek ve kuşatmak amacıyla ABD askeri radarlarının topraklarına kurulmasına izin verdiğini bildirdi.
Yetkililer, bu durumu “vassallık” eylemi olarak tanımlayarak, ada ülkesinin fiilen bir “ABD uçak gemisine” dönüştürüldüğünü vurguladı.
Venezuela, Trinidad ile yaptığı gaz anlaşmalarını askıya aldı
BP de süreci takip ediyor
The Telegraph, Shell’in yanı sıra bir diğer İngiliz enerji devi BP’nin de Venezuela’ya dönüş ihtimalini değerlendirebileceğini, ancak henüz somut bir plan veya taahhüt açıklanmadığını aktardı.
Büyük enerji şirketlerinin yeniden canlanan ilgisi, ABD’nin Venezuela müdahalesinin, ülkenin geniş petrol kaynaklarının yabancı şirketlerce işletilmesinin önünü açmayı hedeflediği yorumlarını güçlendirdi.
Trump, “uygun bir geçiş süreci gerçekleşene kadar” Venezuela’nın ABD tarafından “yönetileceğini” söylemişti.
The Guardian’ın haberine göre bu açıklamalar, ABD’li petrol şirketlerinin ülkeye girişiyle eş zamanlı olarak gündeme geldi.
Karakas yönetimi ve birçok uluslararası gözlemci, bu yaklaşımı askeri tahakküm yoluyla kaynak sömürüsünü meşrulaştırma girişimi olarak yorumluyor.
“Bu kez kan dökmeden zenginliğe erişiyoruz”
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, cumartesi sabaha karşı Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını ve ülkeye yönelik saldırıları savunarak, operasyonu ABD’nin ekonomik çıkarlarını ilerletmeye yönelik hesaplı bir hamle olarak tanımladı.
Müdahalenin “ek zenginlik ve kaynaklara erişim” sağladığını belirten Hegseth, ABD öncülüğündeki harekatın arkasındaki maddi motivasyonları gözler önüne serdi.
Hegseth, Venezuela operasyonunu Irak işgali gibi geçmişteki ABD askeri başarısızlıklarından ayırarak, bu kez ekonomik getiriye odaklanıldığını öne sürdü.
Hegseth, “Tam tersi. Yani, on yıllar harcadık ve bedelini kanla ödedik ama karşılığında ekonomik olarak hiçbir şey alamadık” diye konuştu. ABD Savunma Bakanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Başkan Trump senaryoyu değiştiriyor. Stratejik eylemle, Amerikalıların kanını dökmek zorunda kalmadan ek zenginlik ve kaynaklara erişimi güvence altına alabileceğimizi söylüyor.”
Dünya piyasaları Maduro’nun kaçırılarak alıkonulmasına nasıl tepki verdi?