Asya

Tayvan muhalefet lideri: Japonya’nın emperyalist güçleri Tayvan’ı anakaradan ayırdı  

Yayınlanma

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, çarşamba günü Nanjing’deki Sun Yat-sen mozolesinde yaptığı konuşmada, anakara Çin ile Tayvan’ı Japon “emperyalist güçlerinin” böldüğünü söyledi.

Kuomintang (KMT) lideri, iki yakadaki bölünmenin köklerinin tarihsel yaralarda yattığını vurguladı.

Kuomintang Genel Başkanı Cheng, modern Çin’in kurucusunun heykeli önüne çelenk bıraktıktan sonra yaptığı konuşmada, Tayvan’ın, 1895’te Çin’in Birinci Çin-Japon Savaşı’nda yenilmesinin ardından, ulusal zayıflık döneminde Japon sömürgesi hâline geldiğini söyledi.

1911’de Qing Hanedanı’nı (1644-1911) deviren devrimin ardından Tayvan halkının “heyecanla dolduğunu” söyleyen Cheng, aydınların “yeniden canlanmış bir Çin’in bir gün Tayvan’ı geri alacağını ve Japon sömürge yönetimine son vereceğini” umduklarını belirtti.

Tayvan muhalefet lideri Cheng, son yüzyılda Çin’in çektiği acıların iç çatışmalardan da kaynaklandığını ekledi.

“Bugün bile, iki yakadaki bölünme, 130 yıl önce Birinci Çin-Japon Savaşı’nın açtığı yarada kök salmaktadır; bu, Tayvan Boğazı boyunca açılmış ve hâlâ iyileşmemiş bir yaradır” dedi.

“Çin’in çektiği acılar yalnızca dış emperyalist güçlerden değil, aynı zamanda karşılıklı yıkıma yol açan iç bölünmeler ve çatışmalardan da kaynaklandı; bunun bedelini en ağır şekilde sıradan insanlar ödedi” diye ekledi.

Ziyaret tarihsel sembolizmle yüklüydü.

Cheng’in anakaraya yaptığı 6 günlük bu ziyaret, kendi kendini yöneten adada, Tayvan’ın tarihini nasıl anlaması gerektiği ve Taipei’nin Washington ile ilişkilerini dengelerken Pekin’le bağlarını nasıl yönetmesi gerektiği konusunda hararetli tartışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Cheng konuşmasında ayrıca anakara Çin’in dönüşümüne de dikkat çekerek, ülkenin gelişiminin “tüm beklentileri aştığını” söyledi.

Ayrıca Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in çevre koruma ve ağaç dikimine verdiği önemi anımsatan Cheng, Tayvan Boğazı’nın iki tarafındaki insanlar ve ötesi için “barış tohumları ekmeyi” umduğunu söyledi.

Bu sözler, bir gün önce Nanjing’de, Pekin’in Tayvan İşleri Ofisi (TAO) Başkanı Song Tao’nun ev sahipliğinde verilen akşam yemeğinde iletilen mesajı yansıtıyordu; her iki taraf da burada “1992 mutabakatının” önemini ve Tayvan bağımsızlığına karşı olduklarını vurgulamıştı.

1992 mutabakatı, o yıl dönemin iktidardaki KMT’si ile Pekin arasında varıldığı belirtilen sözlü anlayışı ifade eder; buna göre her iki taraf da “tek Çin” olduğu konusunda hemfikirdir, ancak bunu farklı şekillerde yorumlamaktadır.

Cheng, ziyafette yaptığı konuşmada, ziyaretinin siyasi farklılıkların “kaçınılmaz olarak çatışmaya yol açmadığını” ve iki tarafın “savaşa mahkûm olmadığını” gösterdiğini söyledi.

KMT ile Komünist Parti’nin meseleleri barışçıl biçimde çözmek için “kabiliyete, kararlılığa ve bilgeliğe” sahip olduğunu söyleyen Cheng, 1992 mutabakatının angajman için hâlâ geçerli bir temel olduğunu yeniden teyit etti.

Tayvan’ın jeopolitik rekabette bir “piyon”, hatta bir “terk edilmiş taş” hâline gelmemesi gerektiğini söyleyen Cheng, KMT’nin “savaş ile barış” ve “yıkım ile refah” arasında bir tercih sunduğunu savundu.

Ziyafette yaptığı konuşmada Song, ziyareti hem partiler arası ilişkiler hem de iki yakadaki ilişkiler açısından “büyük bir olay” olarak nitelendirdi ve iki tarafın Çin ulusuna karşı “ortak bir sorumluluk” taşıdığını söyledi.

Pekin’in, 1992 mutabakatının iki yakadaki barışçıl gelişmenin temel taşı olduğu yönündeki tutumunu yineleyen Song, bu çerçevenin terk edilmesinin istikrarsızlığa yol açacağı uyarısında bulundu.

“İki taraf kendi meselelerini ele alma konusunda yeteneğe ve bilgeliğe sahiptir” diyen Song, Pekin’in Tayvan Boğazı meselelerinin dış müdahale olmadan çözülmesi gerektiği yönündeki uzun süredir devam eden görüşünü yineledi.

Ayrıca Tayvan’ın iktidardaki Demokratik İlerleme Partisi’ni (DPP) de eleştirerek, partiyi dış güçlerin desteğiyle bağımsızlık arayışında olmakla suçladı.

Tayvan iktidar partisinden suçlama: ABD ile işbirliğimizi hedef alıyor

Cheng’in ziyareti Taipei’den eleştiri aldı.

Adanın Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Tsai Ming-yen, Pekin’in “barış ve savaş yoluyla baskı uygulayan” ikili bir strateji izlemeyi sürdürdüğünü, “askeri yıldırma ve gri bölge taktiklerini, kamuoyunu şekillendirmeyi amaçlayan iki yakalı temaslarla birleştirdiğini” öne sürdü.

Bu taktiklerin, kısmen ABD silahlarının tedarikine karşı Pekin yanlısı söylemleri öne çıkararak Tayvan içindeki bölünmeleri derinleştirmeyi amaçladığını savundu. Ayrıca bunların, barışçıl birleşmeye desteğin Tayvan’da hâlâ yaygın olduğu algısını teşvik ederek Taipei’nin Washington’la işbirliğini zayıflatmayı hedeflediğini söyledi.

Ayrı olarak, DPP yasama grubu başkanı Chuang Jui-hsiung, Cheng’in 1992 mutabakatını tekrar tekrar vurgulamasının “derin endişe verici” olduğunu söyledi ve bunu kabul etmenin, Pekin’in Hong Kong ve Makao’da uyguladığı “tek ülke, iki sistem” çerçevesinin onaylanması anlamına geldiğini savundu. Chuang, adanın kaderinin siyasi partiler ya da Pekin tarafından belirlenemeyeceğini ekledi.

Salı günü Şanghay’da başlayan Tayvan muhalefet lideri Cheng’in altı günlük gezisinin, bu hafta ilerleyen günlerde Pekin’de Xi ile yapılması beklenen bir görüşmeyle sona ermesi bekleniyor; ancak anakara yetkilileri bunu resmen doğrulamış değil.

Çok Okunanlar

Exit mobile version