Görüş

‘Think tank’ denen kullanışlı ucube: Parayı veren savaş borusunu öttürür!

Yayınlanma

‘Think tank’ kuruluşlarına Türkçe’de ‘düşünce kuruluşları’ diyoruz. Böyle bir ad koyunca, bu kuruluşların gerçekten gözlemlere ve bilimsel bulgulara dayanarak düşünce ürettiğini varsaymak mümkün. Evet bir düşünce üretiyorlar ve bu fikirleri kamuoyuyla paylaşıyorlar. Ancak bu fikirlerin ne kadar bilimsel olduğu çok tartışmalı, genel olarak ise ‘ısmarlama’ fikirler ürettiklerini söylemek gerek. Üstelik bu ısmarlama fikirler daha çok silah, daha çok savaş, daha çok ölümü vaaz ederken… ABD’de de, Avrupa’da da, ülkemizde de bu kuruluşların raporlarına baktığınızda, fikir üretmekten çok genellikle iktidarın hedeflerini destekleyen fikirler ‘geliştirdiklerini’ görüyoruz. Kimisi ise muhalif odakların sesi olarak fikir üretiyor. Yani öyle ya da böyle onlar da taraflı…

Gelişmekte olan ülkelerde bu işi genelde yabancı bir düşünce kuruluşunun o ülkedeki yan kuruluşu üstleniyor, etkileri görece zayıf kalıyor, bunun için yine genelde yurtdışından fonlanan hükûmet-dışı örgütler (non-governmental organisations-NGO’s) bu eksiği kapatmaya çalışıyor. Yani sivil toplum örgütleri… Hepsi değil ama özellikle uluslararası fonların peşinde koşanları!.. Birkaç istisnayı bir köşeye koyarsak, düşünce kuruluşlarının, kimden malî destek alıyorsa onun borazanını çaldığını söylemek mümkün.

KİM KİMİ NE KADAR FONLUYOR?

Düşünce kuruluşları bir sektör; özellikle ABD’de ciddi milyarlarca doların döndüğü bir sektör… Ancak, bu kuruluşların raporlarının nasıl manipülasyonlar içerdiği belli oranda ortaya çıkmışken, ciddi bir güven kaybı da oluşuyor. İşler tıkırında giderken, birileri çomak sokuyor, sorguluyor. Çok da haklılar; hele ki konu ulusal güvenlik olunca… Zira bu kuruluşların çoğunun raporlarından çıkarılacak ana fikir genelde bir savaş çığırtkanlığı oluyor. Eleştiriler artınca, ‘şeffaflık’ ölçütleri kullanılmaya başlanmış. Yine devlet destekli bir kurum olan Quincy Instiute for Responsible Statecraft (Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü), tarafından oluşturulan bir veri tabanı bu düşünce kuruluşlarının hangi kurumlar ve şirketler tarafından desteklendiğini ortaya koymayı amaçlıyor. Amerikan düşünce kuruluşlarının fonlarının ilk kamuya açık veri havuzu olan ‘Think Tank Funding Tracker’ı (Düşünce Kuruluşu Fonlama Takip Aracı), düşünce kuruluşlarının finansmanı hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla başlatıldı. www.thinktankfundingtracker.org adresinden herkese açık bu web sitesi ve veri tabanı, son beş yılda yabancı hükûmetlerden, ABD hükûmetinden ve Pentagon yüklenicilerinden Amerikan düşünce kuruluşlarına sağlanan fonları takip ediyor.

YETERSİZ AMA YİNE DE GEREKLİ:
THİNK TANK FUNDİNG TRACKER

Think Tank Funding Tracker, düşünce kuruluşlarının finansmanı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen gazeteciler, akademisyenler, politika yapıcılar ve sıradan Amerikalılar için bir kaynak oluşturmayı amaçlıyor. Enstitü, düşünce kuruluşlarını, fon kaynaklarını veya olası çıkar çatışmalarını kabul etmelerinin, bu kamuya açık veritabanında listelenen 50 düşünce kuruluşunun entelektüel bağımsızlığını zedelemeyeceğine ikna etmeye çalışıyor. Bunun yerine, bireylerin tam bilgiye dayalı kararlar alabilmeleri için gerekli bilgileri sunmak için bu veri tabanını oluşturduklarını vurguluyor.

Bu veri tabanını oluşturmak için, düşünce kuruluşlarının yıllık raporlarından ve bağışçı listelerinden kendi beyan ettikleri bilgiler toplanıyor. ABD’de şu anda binden fazla düşünce kuruluşu faaliyet gösteriyor. Enstitü, analizin kapsamını yönetilebilir kılmak için listeyi en etkili 50 düşünce kuruluşuyla sınırlandırmış. 50 düşünce kuruluşundan oluşan bu listeyi oluşturmak için üç kategoriden veri toplanıyor: Yabancı hükûmet fonları, ABD hükûmet fonları ve Pentagon yüklenici şirketlerinin fonları… Çoğu düşünce kuruluşu, fon sağlayıcı listelerini belirli tutarlar yerine aralıklar halinde sunuyor. Veri tabanı, açıklanmışsa kesin bağış rakamını veriyor, aksi takdirde her işlem için bir aralık ekliyor.

Veritabanı, devlete ait petrol şirketleri gibi yabancı bir hükûmete ait veya onun kontrolündeki işletmeleri ve ABD hükûmetinin katkıda bulunduğu iki çok taraflı kuruluşu içeriyor: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Birleşmiş Milletler (BM)… Özel mülkiyete ait yabancı işletmeleri veya yabancı kişilerin bağışlarını incelemiyor. Yani tüm malî kaynakları incelemeye almıyor. 10 binden fazla Pentagon yüklenicisi bulunduğundan, veritabanının kapsamı, Defense News tarafından her yıl derlenen listeye dayaılnarak 2023 yılında gelir bakımından en büyük 100 savunma şirketiyle sınırlanmış. Bu durum da verilerin yetersiz kaldığının bir başka göstergesi…

EKSİK BİR ŞEFFAFLIK ÖLÇÜTÜNE RAĞMEN
YÜZDE 36’SININ KAYNAKLARI KARANLIK!

Veri tabanı ABD’deki ‘en iyi’ 50 düşünce kuruluşunun her birine, yazarların beş ikili soruya dayanarak oluşturduğu bir ölçek olan beş kademeli bir ‘şeffaflık puanı’ veriyor. Bu kritere göre, en iyi 50 düşünce kuruluşundan dokuzu (yüzde 18) tamamen şeffafken, 23’ü (yüzde 46) kısmen şeffaf, kalan 18 düşünce kuruluşu (yüzde 36) bağışçılarını açıklamadan fonlamaları konusunda tamamen şeffaf olmayan ‘karanlık para destekli’ düşünce kuruluşları kategorisinde… Son beş yılda, yabancı hükûmetler ve yabancı hükûmetlere bağlı kuruluşlar, ABD’deki en büyük 50 düşünce kuruluşuna 110 milyon dolardan fazla bağışta bulunmuş. En cömert bağışçı ülkeler, sırasıyla 16.7 milyon dolar, 15.5 milyon dolar ve 9.1 milyon dolar bağışta bulunan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Birleşik Krallık ve Katar… Atlantic Council (Atlantik Konseyi), Brooking Instiute (Brookings Enstitüsü) ve German Marshall Fund (Alman Marshall Fonu), 2019’dan bu yana yabancı hükûmetlerden en fazla parayı alan kurumlar; sırasıyla 20.8 milyon dolar, 17.1 milyon dolar ve 16.1 milyon dolar…

Aynı dönemde, en büyük 100 savunma şirketi, en büyük 50 düşünce kuruluşuna 34.7 milyon dolardan fazla bağışta bulunmuş. En büyük bağışçılar arasında, 2019 ile 2023 yılları arasında takip edilen düşünce kuruluşlarına sırasıyla 5.6 milyon dolar, 2.6 milyon dolar ve 2.1 milyon dolar bağışta bulunan Northrop Grumman, Lockheed Martin ve Mitsubishi yer alıyor. Pentagon’un yüklenici firmalarının fonlarından en çok yararlananlar sırasıyla 10.2 milyon dolar, 6.6 milyon dolar ve 4.1 milyon dolarla Atlantic Council, Center for New American Security (Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi) ve Center for Strategic and International Studies-CSIS (Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi)…

SİLAH ŞİRKETLERİNE PAZAR
YARATMAK İÇİN RAPOR YAZMAK

Artık çarpıcı, aslına bakarsanız bayağı utanmazca örnekleri sıralayalım… Commission on the National Defense Strategy’nin (ABD Ulusal Savunma Stratejisi Komisyonu) geçen yıl yayımladığı raporda, “ABD’nin karşı karşıya olduğu tehditler, ülkenin 1945’ten beri karşılaştığı en ciddi ve en zorlu tehditlerdir” uyarısı yapmıştı. Bu tehditle başa çıkmak için, “ABD hükûmetinin ulusal gücünün tüm unsurlarını harekete geçirmesi gerekiyor” saptaması da bu komisyona ait. Sonuçta, 886 milyar dolar olan Pentagon bütçesine yüzde 5’lik bir artış gerektiği ileri sürüldü.

ABD Kongresi, bu iki partili komisyonu ‘bağımsız bir organ’ olarak kurmuştu. Ancak komisyonun bazı üyeleri, Boeing’den General Electric’e, Northrop Grumman’dan Lockheed Martin’e kadar savunma sanayi şirketleriyle bağlantılı. Vergi mükellefleri raporda savunulan askeri takviyeye katılırsa, bu ve diğer firmalar büyük kazançlar anlamına gelir değil mi?

DÜŞMAN YARAT, DÜŞMANLIĞI ABART!

Ülkeyi savunmak ve güvenilir bir müttefik olarak hizmet etmek için daha büyük askeri bütçelere ihtiyaç duyulduğu sürekli bu ve benzeri kuruluşlar tarafından tekrarlanıyor. Yapay zekânın savaş alanının geleceği olduğu ve eğer ABD Çin’i yenemezse ‘özgür dünya’nın geleceğinin riske gireceği, hatta yok olacağı vaaz ediliyor. Aynı şey uzay, okyanuslar, nükleer silahlar ve Silikon Vadisi için de söyleniyor. Peki, neden bu düşünce kuruluşlarında yer alan ve tabiî ciddi paralar alan hemen her uzman farklı söylemlerle aynı şeyi papağan gibi tekrarlıyor? Cevabı bulmak için ‘parayı takip et’melisiniz! Bu veri tabanı sayesinde, dış politikadaki fikir birliğinin izini, kısmen arkasındaki güçlü finansal çıkarlara kadar sürmek mümkün.

Enstitünün kamuoyuyla paylaştığı, 2019-2023 dönemini kapsayan bu veri tabanı düşünce kuruluşlarının, ABD hükûmetinden (1.5 milyar dolar), yabancı ülkelerden (110 milyon dolar) ve özel savunma sanayi şirketlerinin yüklenicilerinden (34.7 milyon dolar) mali destek aldığını ortaya koyuyor. Ancak, bu buzdağının görünen kısmı… Zira düşünce kuruluşlarının bir bölümü aldıkları destekleri açıklamıyor ve açıklayanların çoğu ‘asgari aralıklar’ veriyor, bu nedenle bu toplamlar, en azından ‘sınırlı’ kalıyor. Ancak hiç yoktan iyi… Kimin neyi kimden aldığını filtreleyip, Çin, Ukrayna, savunma sanayisine daha fazla bütçe ve nükleer caydırıcılık konularındaki son bir yıllık önemli çıktılarını karşılaştırdığınızda, aydınlatıcı ve aynı zamanda karanlık bir tablo ortaya çıkıyor.

BÜYÜK ÇIKAR ODAKLARININ
TEMSİLCİLERİ BAŞ KÖŞEDE

Comission of the National Defense Strategy’de yer alan isimlerine şöyle bir bakmak bile manidâr. Komisyonun başkanı Temsilciler Meclisi eski üyesi Jane Harman, ABD hükûmeti ve Boeing, General Electric, General Dynamics, Battelle ve McKinsey&Co. gibi büyük yükleniciler de dahil olmak üzere son beş yılda 8 milyon dolardan fazla malî destek alan Aspen Institute’un mütevelli heyeti üyesi! Beş yıldan bu yana toplamda 52 milyon dolardan fazla parasal destek alan Wison Center’ın eski başkanı da ilginçtir ki bu komisyonun ‘seçkin’ üyelerinden… Ve bu meblağnın yaklaşık 51 milyon doları ABD hükûmetinden, ayrıca Northrop Grumman ve Lockheed Martin’den açıklanmayan miktarlar da söz konusu… 

Council on Foregin Relations-CFR’ın (Dış İlişkiler Konseyi) raporunu tanıtmak için düzenlenen etkinlikte, Harman şunları söylemiş: “Amerikan halkının dikkat etmesi gerekiyor, çünkü amaç 11 Eylül’de olduğumuzdan daha korkunç bir karmaşaya bulaşmak değil, bunu engellemek ve daha büyük bir bütçeyi finanse etmek ve ulusal gücün tüm unsurlarını kapsayacak şekilde bunun için ödeme yapmak, böylece bu karmaşaya bulaşmamak”. Nitekim CFR de aynı Pentagon yüklenicilerinden 2 milyon dolardan fazla para almış!

Bir diğer komisyon üyesi Tom Mahnken, The Center for Strategic and Budgetary Assessments-CSBA’ın (Stratejik ve Bütçe Değerlendirmeleri Merkezi) yönetim kurulu başkanı… Bu kuruluşun bir raporun yayınlanmasının ardından, Foeign Affairs dergisi için ‘Üç Cepheli Savunma Stratejisi: Amerika Asya, Avrupa ve Ortadoğu’daki Savaşa Nasıl Hazırlanabilir?’ başlıklı bir makale kaleme almış. Mahnken’e göre, Washington yurtdışındaki askeri varlığını genişletmeli ve yabancı müttefiklerine ve ortaklarına silah sağlaması bir zorunluluk. Makalesinde, “NATO’nun merkezi üyesi ve başlıca güvenlik sağlayıcısı olarak, ABD hem kendi hem de müttefiklerinin silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Bunu başarmak için, ABD hükûmeti savunma şirketlerine üretimi artırmak için gereken istikrarlı talebi sağlamalıdır” tespitini yapıyor.

Foreign Affairs, Mahnken’i unvanıyla tanıttı, ancak CSBA’nın ABD silahlarına ihtiyaç duyduğunu iddia ettiği Japonya, Tayvan, Avustralya, Birleşik Krallık, Polonya ve Almanya dahil pek çok ülkeden para aldığını açıklamadı. Mahnken’in düşünce kuruluşu ayrıca ABD Deniz Piyadeleri, Hava Kuvvetleri, Donanma’ya iş yapan en büyük beş yüklenicinin çoğundan çok sayıda hibe aldı. Ne yazı kı Quincy Institute’un veri tabanında CSBA’nın malî kaynaklarının dökümü yok. Enstitü bu verilere ulaşamıyor.

NÜKLEER TAHRİKLERLE ŞİRKETLERİN
KÂRINA KÂR KATMAK BÖYLE OLUR!

Bu komisyon sadece bir örnek!.. Bunun gibi onlarca kurum var. Geçen yılın kasım ayında, Center for Strategic and International Studies-CSIS (Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi), ‘Atom Projesi 2024: İki Taraflı Bir Ortamda Savaş İçi Caydırıcılık’ başlıklı bir rapor yayımladı. Raporun tanıtımı sırasında, Hoover Institute’un bir çalışanı ve bir Pentagon yüklenicisi olan Two Ravens Policy Strategy’nin kurucusu, raporun ortak yazarlarından Christopher Ford, kendinden pek memnun bir gülümsemeyle “Ben, bazı panelist arkadaşlarıma kıyasla nükleer silah kullanımı konusunda nispeten rahatım… Gerekirse bu adımı atmaya oldukça hazırım” demiş! Bu rapor, ABD’nin stratejik cephaneliğinin genişletilmesi çağrısında bulunuyor.

Bu çalışmanın yeni kıtalararası balistik füze Sentinel’in üreticisi Northrop Grumman tarafından desteklendiğini de buraya not düşelim! Bu füzenin maliyetinin de son iki yılda yüzde 81’lik artışla 140 milyar doları bulduğunu da eklemek gerek. Kabaca her bir Sentinel’in Amerikan halkına maliyeti 214 milyon doları bulacak. Ford’un raporunu yayınlayan düşünce kuruluşu CSIS, 2019’dan bu yana Northrop Grumman’dan en az 500 bin dolar malî destek almış. Savunma sanayi şirketlerinden aldığı toplam destek ise 4.1 milyon doları aşmış.

YAPAY ZEKÂYA ÖVGÜYLE
GELSİN MİLYON DOLARLAR

Bir başka örnek… Atlantic Council yakın zamanda ‘Önce Vatanı Savunacağız: Vatan Füze Savunması Davası’ başlıklı nükleer silahlarla ilgili bir rapor yayımlamış. Raporda füze savunma teknolojilerine ayrılan fonun yıllık savunma bütçesinin yüzde 1’ine çıkarılması gerektiği saptaması yer alıyor. Bu düşünce kuruluşu; BAE Systems, Boeing, Lockheed, General Dynamics, Northrop Grumman ve RTX (eski adıyla Raytheon) gibi nükleer silah ve füze savunma sistemleri üreten Pentagon’a iş yapan yüklenici firmalardan en az 10 milyon dolar malî destek almış.

Şu sıralar düşünce kuruluşlarının bu ‘al gülüm ver gülüm’ savaş çığırtkanlıklarında ‘yapay zekâ inovasyonu’ revaçta… Çıkar grupları tarafından finanse edilen, bu grupların üye olduğu komisyonlar ve hükûmetlerin de katkı sağladığı o kadar çok rapor var ki! Center for New American Security’yi (CNAS) kuran ve yönetim kurulunda yer alan eski Pentagon yetkilisi Michèle Flournoy ilginç örneklerden biri… CNAS, 2024 Eylülü’nde ‘savunma teknolojisi görev gücü’ kapsamında ‘İnovasyon İçin Entegrasyon’ adlı bir rapor yayımlamış. CNAS’a para yağdıran savunma sanayi firmalarını sayalım: RTX (450 bin dolar) Lockheed Martin (600 bin dolar), Palantir (175 bin dolar), Leidos (300 bin dolar) ve Booz Allen (250 bin dolar)…

Flournoy, Washington Post yazarı David Ignatius’un ‘Pentagon tedarik dünyasına daha küçük ileri teknoloji şirketlerini dahil etmeye çalışan’ olarak tanımladığı WestExec Advisors’ın kurucu ortağı olarak da yıllardır yapay zekâ propagandası yapıyor. Flournoy, 2023 tarihli Foreign Affairs’de yayımlanan makalesinde, Pentagon’un ‘özel sektör kadar çok yapay zekâ uzmanı çekemeyeceği’ uyarısında bulunmuş. “Savunma kuruluşları teknoloji şirketleriyle görüşmelerini derinleştirmeli… Ayrıca teknoloji şirketlerinin hükûmetle iş yapmasının önündeki bazı eski engelleri de azaltmalıdır” diye de eklemiş. Tabii ki Foreign Affairs yazarını tanıtırken, Pentagon’dan iş koparmaya çalışan bir girişim olan Shield AI’ın danışmanlığını yaptığını ve yine Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt’in savunma şirketi olan American Frontier Fund’un yönetim kurulunda yer aldığından söz etmiyor!  

Bir de yabancı fonlar var… Geçen yılın son çeyreğinde Atlantic Council, çok tartışlalı ABD ile Suudi Arabistan arasındaki bir savunma anlaşmasını destekleyen bir rapor yayımladı. Rapora göre, ‘güçlendirilmiş bir bölgesel hava ve füze savunma ağıyla Suudi Arabistan ile bir ABD savunma anlaşmasının birleşimi, İran çıkarlarına karşı güçlü bir caydırıcılık sağlayacaktır’ saptaması yer alıyor. Hemen belirtmekte fayda var; Atlantic Council, son beş yılda BAE’den 7 milyon dolardan fazla, Suudi Arabistan’dan ise en az 400 bin dolar destek almış!

PARA ÇOK ÖNEMLİ AMA BİR DE
İDEOLOJİK SAPLANTILAR VAR

Şimdi su soruyu sormanın zamanı geldi; ‘Bağışçılarının çıkarları doğrultusunda analizler üreten bir düşünce kuruluşu nasıl bağımsız olduğunu iddia edebilir?’ ‘Parayı takip etmek’ hangi düşünce kuruluşunun hangi sektör, kurum ya da şirket adına manipülasyon yarattığını anlamak açısından tabiî ki önemli ama hiçbir zaman tek başına yeterli değil. Mahşer gününe inanan evanjelistler, WASP üstünlükçüleri, sağ libertaryenler ve tabii ki neo-con’lar da var ve her yerdeler! Ve tabii ki düşünce kuruluşlarında da çok etkinler. Bunlar için paradan önemli olan ideoloji… Washington’daki politikaların çoğunu da yönlendirme gücüne sahipler. Ve Birinci Dünya Savaşı öncesindekine benzer bir çağın ruhunun egemen olduğu bir dönemde, bu odakların eli yeni savaşlar çıkarmak için oldukça güçlü, hele ki kapitalist sistem bir türlü yapısal bunalımdan çıkmayı beceremezken!

Çok Okunanlar

Exit mobile version