Amerika
Trump iddialarını yineleyerek yeni seçim yasasını talep etti
ABD Başkanı Donald Trump, ülke genelinde seçim güvenliğinin savunulamaz durumda olduğunu iddia ettiği ulusa sesleniş konuşmasında, tartışmalı Save America Act yasasının geçmesi için Kongre’ye yüklendi. 2020 yılındaki seçim yenilgisini kabul etmeyen Trump’ın açıkladığı yeni gizli belgelerin somut bir kanıt sunmadığı belirtilirken, büyük televizyon kanalları konuşmayı canlı yayınlamadı.
ABD Başkanı Donald Trump, perşembe akşamı gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında, ülkedeki seçim güvenliği sisteminin savunulamaz bir halde olduğunu ileri sürdü.
Bu hitabıyla Trump, desteklediği tartışmalı yasal düzenlemenin yasalaşması için kamuoyu desteği sağlamayı ve 2020 başkanlık seçimlerine yönelik hile iddialarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefledi.
Resmi verilere göre Trump, söz konusu seçimi eski Başkan Joe Biden’a karşı yaklaşık 7 milyon oy farkıyla ve Seçiciler Kurulu’nda 232’ye karşı 306 oyla kaybetmişti.
Başkan Trump konuşmasında ekonomi, göçmenlik ve suç oranları gibi farklı başlıklar hakkında da açıklamalarda bulunsa da hitabının merkezinde seçim güvenliği yer aldı.
Açıklanan belgelerde somut bir kanıt ortaya konulamadı
Konuşma öncesinde yaratılan büyük beklentiye rağmen, hitap sırasında tek başına gidişatı değiştirebilecek nitelikte somut bir bulgu paylaşılmadı.
Trump, kendine has dağınık üslubuyla gerçekleştirdiği konuşmasında, kamuoyuna sunulan yeni belge paketlerinin önemine vurgu yaptı.
Trump, bu belgelerin “hiç kimsenin savunamayacağı kadar bozuk ve savunmasız bir seçim sistemini gözler önüne serdiğini” ileri sürdü.
Trump’ın iddiaları genel olarak seçmen verilerinin Çin tarafından ele geçirilmesi, ABD’li siyaset ve güvenlik bürokrasisinin Çin müdahalesini gizlemeye yönelik planlar yaptığı suçlaması ve Amerikan halkına seçim güvenliği konusunda asılsız bir güven hissi verilmeye çalışıldığı savı üzerinde yoğunlaştı.
Ancak bağımsız kaynakların belgeleri incelemeye başlamasıyla birlikte, bu verilerin ne kadar yeni veya ikna edici olduğu konusunda soru işaretleri ortaya çıktı.
New York Times yazarı Maggie Haberman, Trump’ın zaman zaman gerçek dışı iddialarda bulunduğunu belirterek, belgelerin ulaştığı sonuçların çok daha ihtiyatlı ve sınırlı olduğunu aktardı.
CNN tarafından yayınlanan analizde ise belgelerin gizliliğinin yeni kaldırılmış olmasına rağmen, içerikte anlatılan güvenlik açıklarının yıllardır bilindiği ve seçim yetkililerinin bu açıkları kapatmak için zaten çalışmalar yürüttüğü kaydedildi. Associated Press de konuşmanın oylarla oynandığına ya da seçim sonuçlarının değiştirildiğine dair hiçbir kanıt sunmadığını bildirdi.
Büyük televizyon kanalları konuşmayı canlı yayınlamadı
Trump’ın konuşması, Amerikan televizyon kanalları açısından bir yayıncılık krizine yol açtı.
Büyük yayın kuruluşlarının, ABD başkanlarının ulusa sesleniş taleplerine yayın akışlarında yer ayırması yerleşik bir gelenek olsa da bu durum, başkanın gerçekten önemli bir açıklama yapacağı, konuşmasını kısa tutacağı ve taraflı bir siyasi propaganda yapmayacağı varsayımına dayanıyor.
Trump söz konusu olduğunda bu kriterlerin hiçbirinin garanti edilememesi ve olası hakaret içerikli ifadelerin hukuki risk yaratması kanalları temkinli olmaya itti. NBC ve ABC kanalları konuşmayı televizyondan canlı yayınlamazken, yayını yalnızca dijital platformları üzerinden izleyicilere ulaştırdı.
CNN ve MS NOW gibi kablolu kanallar ise konuşmayı doğrudan ve kesintisiz aktarmak yerine, sunucu ve yorumcuların analizleriyle destekleyerek vermeyi tercih etti.
Kanalların bu yayın kararı Trump’ın tepkisini çekti. Trump, bu kararın arkasında kötü niyetli siyasi motivasyonlar olduğunu öne sürerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu konudan hoşlanmıyorlar çünkü sistemimizin ne kadar yozlaşmış olduğunu biliyorlar ve bunu ifşa etmek istemiyorlar. Onlar ve medyadaki diğer ortakları bu komplonun bir parçasıdır.”
Demokratlar iddialara tepki gösterirken siyasi durumdan memnun
Demokrat Parti cephesinde Trump’ın açıklamalarına yönelik iki farklı yaklaşım öne çıktı.
Bir yandan çok sayıda Demokrat siyasetçi, bu iddiaların halkın seçim sistemine olan güvenini sarsmasından ve Beyaz Saray’ın gelecekteki olası tek taraflı adımlarına zemin hazırlamasından duydukları endişeyi dile getirdi.
Senatör Mark Warner, konuşmanın hemen ardından yaptığı açıklamada, Trump’ın Amerikan halkının sistemine olan güvenini sarsmayı amaçlayan bir dizi asılsız iddia ve suçlamada bulunmasından utanç duyduğunu belirtti.
Warner, bu durumun normal bir siyasi tartışma olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, konunun hafife alınmasının büyük bir risk oluşturacağını kaydetti.
Diğer yandan Demokrat stratejistler, seçmenlerin ekonomi ve yaşam maliyeti gibi somut sorunlarla ilgilendiği bir dönemde Trump’ın enerjisini geçmişe yönelik şikayetlere harcamasını siyasi bir fırsat olarak değerlendirdi.
Eski Obama danışmanı Dan Pfeiffer, kanalların yayını kesme kararını anladığını belirtirken, siyasi açıdan bu konuşmanın özellikle kararsız bölgelerdeki her seçmenin evinde izlenmesini tercih edeceğini ifade etti.
Trump tartışmalı Save America Act yasasının geçmesini istedi
ABD Başkanı konuşmasında, Cumhuriyetçi kongre üyelerine seslenerek Save America Act adlı yasa tasarısını kabul etmeleri yönündeki çağrısını yineledi.
Trump tarafından seçim sistemindeki açıkları kapatacak bir reform olarak sunulan bu tasarı, muhalifleri tarafından seçmen haklarını kısıtlamaya yönelik bir girişim ve yürütmenin yetkilerini artırma çabası olarak nitelendiriliyor.
Trump, konuya ilişkin olarak, “Bu seçim güvenliği krizi karşısında Kongre, Save America Act yasasını derhal geçirmelidir. Hile yapmak istemiyorsanız bunu kabul etmek son derece kolaydır” açıklamasında bulundu.
Ancak Trump’ın uyguladığı bu siyasi baskı, tasarının Senato’dan geçmesini sağlamaya yetmedi.
Açıklamalar, Trump yönetiminin seçim güvenliği konusunu gündemde tutmaya devam edeceğini gösteriyor. Trump, cuma günü İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’in, elektronik seçim sistemlerindeki siber güvenlik açıkları hakkında kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı düzenleyeceğini duyurdu.
Trump’a muhalif olan çevreler ise bu adımları, geçmişte kaybedilen ya da gelecekte kaybedilebilecek seçimlerin meşruiyetini şimdiden gölgeleme çabası olarak yorumluyor.