Bizi Takip Edin

Amerika

Trump tarifelerinin kazananları ve kaybedenleri

Yayınlanma

Dün gece Donald Trump yönetimi, yaklaşık 70 ülke ve bu ülkelere uygulanacak gümrük vergisi oranlarının yer aldığı bir liste yayınladı.

Hisse senetleri rekor seviyelere ulaşmaya devam ederken, gümrük vergisi politikası piyasanın kazananlarını ve kaybedenlerini yeniden şekillendiriyor.

Endeksi geçmek isteyen yatırımcılar, bu durumun hangi sektörleri olumsuz etkileyeceğini ve hangi sektörlere fırsatlar sunacağını belirlemek için yarışıyor.

Axios’a konuşan JPMorgan’ın baş küresel stratejisti David Kelly, gümrük vergilerinin yol açtığı enflasyonun henüz tüketicilere tam olarak yansımadığını düşünerek, “ABD hisse senedi piyasasının olağanüstü performansı ile Amerikan ekonomisinin vasatlığı arasında bir kopukluk olduğunu düşünüyorum,” diyor.

Kelly, yatırımcıların sektör sektör, şirket şirket inceleyerek, yeni ticaret rejiminde marj daralmasına maruz kalacak firmaları ve bu rejimden fayda sağlayacak firmaları belirlemeleri gerektiğini savunuyor.

Finans ve Büyük Teknoloji kazanıyor; enerji ve gayrimenkul kaybediyor

Axios Markets’ın yaptığı çeşitli röportajlara göre, ticaret savaşının kazananları ve kaybedenleri şöyle:

  • Kazananlar: Finans, büyük teknoloji şirketleri, kamu hizmetleri, iletişim.
  • Kaybedenler: Temel tüketim malları, enerji, gayrimenkul, sağlık.
  • Karışık: İsteğe bağlı tüketim malları, sanayi, malzemeler.

Kazananlar, yapay zeka ve harcamalarını sürdüren daha zengin tüketicilerin üstün performansı tarafından yönlendiriliyor.

Düşük gelirli tüketiciler ve sektöre özgü gümrük vergilerinin etkisiyle zayıf performans gösterenler ortaya çıkabilir.

İsteğe bağlı tüketim malları ikiye bölünmüş durumda. Lüks markalar ve seyahat şirketleri ayakta kalırken, indirimli perakendeciler artan maliyetleri zor durumda olan müşterilere yansıtmakta zorlanabilir.

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka stratejisi oluşturma baskısı altında ve bu amaçla sermaye harcamalarını artırırken, yükselişleri hâlâ devam edebilir.

Kelly, yatırımcıların geri adım atıp “portföylerindeki farklı varlık sınıflarının ve farklı geniş sektörlerin değerlemelerine bakıp kendilerine bunun mantıklı olup olmadığını sormalarının akıllıca olacağını” savunuyor.

Büyük Teknoloji’ye ‘bir noktada’ düzeltme gelecek

Bir noktada, “önemli bir düzeltme” görüleceğini savunan Kelly’ye göre bu düzeltme, muhtemelen aşırı değerlenmiş sektörlerden, bu durumda Büyük Teknoloji şirketlerinden gelecek.

Yatırımcılar, yönetimin bakır tarifeleri konusunda yaptığı U dönüşünü bir “piyasa vaka çalışması” olarak inceleyecek gibi görünüyor.

Bakır yatırımcıları, sonuçta aldıklarından daha kötü vergilerle fiyatlandırma yaptılar. U.S. Bank Asset Management Group’un kıdemli yatırım stratejisi direktörü Rob Haworth, piyasanın “ham bakır üzerindeki gümrük vergilerini yanlış fiyatlandırdığını” söylüyor.

Açıklanan nihai gümrük vergileri, başlangıçta beklenenlerden daha “ağır” olmadı ve bakır fiyatlarında rekor bir düşüşe neden oldu.

Yatırımcılar, bundan sonra yönetimin gümrük vergileriyle ilgili nihai hedeflerini anlamanın daha fazla netlik sağlayacağını umuyor.

Haworth, “Burada gerçekten neyi güvence altına almaya çalışıyoruz?” diye soruyor.

Piyasa toparlanıyor olabilir, fakat ticaret politikası sektörlere özgü fiyat hareketlerini yönlendiriyor. Bu, yılın piyasa liderliğini belirleyebilir.

İstihdam artışı zayıflıyor

Amerika genelinde istihdam artışı son üç ayda önceden tahmin edilenden çok daha zayıf seyretti ve bu durum ABD işgücü piyasasının soğumaya başladığının bir işareti olabilir.

Bugün (1 Ağustos) açıklanan son tarım dışı istihdam verileri, temmuz ayında ABD’de istihdamın 73.000 kişi artarak beklenen 110.000 yeni iş yaratılmasının oldukça altında kaldığını gösteriyor.

Fakat asıl şok, istihdam rakamlarının son revizyonlarında geldi. Mayıs ve haziran aylarına ilişkin önceki tahminler keskin bir şekilde aşağıya çekildi.

Çalışma İstatistikleri Bürosu, mayıs ayında sadece 19.000 yeni iş yaratıldığını tahmin ediyor. Bu rakam, önceki tahmin olan 144.000’den 125.000 daha az.

Haziran verileri de aşağıya doğru revize edildi ve bir ay önce bildirilen 147.000 değil, sadece 14.000 yeni iş yaratıldığı ortaya çıktı.

Bu, mayıs ve haziran aylarında önceden tahmin edilenden 258.000 daha az iş yaratıldığı anlamına geliyor.

Dolayısıyla ABD işsizlik oranı haziran ayında %4,1’den %4,2’ye yükseldi.

Tarım dışı istihdam raporuna göre, temmuz ayında sağlık sektöründe 55.000 yeni iş yaratıldı. Bu rakam, son 12 ayın aylık ortalama artış olan 42.000’in üzerinde.

Bu rakamın 34.000’i “ayakta sağlık hizmetleri” ve 16.000’i hastanelerde yaratılan işler. Sosyal yardım istihdamı da 18.000 arttı.

Fakat diğer yandan, federal hükümet istihdam seviyeleri temmuz ayında 12.000 azaldı ve ocak ayında zirveye ulaştıktan sonra 84.000 düştü.

Amerikan borsaları düşüşle açıldı

Yatırımcıların dün gece açıklanan gümrük vergileri ve bugün açıklanan zayıf ABD istihdam raporuna tepki göstermesiyle, ABD’nin önde gelen borsa endeksleri işlemlerin başlangıcında keskin düşüş yaşadı.

30 büyük ABD şirketini içeren Dow Jones endüstri ortalaması işlemlerin başlangıcında %1,1 düşüşle 501 puan kaybederek 43.629 puana geriledi.

Daha geniş kapsamlı S&P 500 endeksi %1,2 düşerken, teknoloji odaklı Nasdaq %1,5 değer kaybetti. Amazon, dün gece hayal kırıklığı yaratan tahminlerini açıklamasının ardından neredeyse %7 değer kaybetti.

Bir dizi para birimini içeren sepet karşısında doların değerini gösteren dolar endeksi bugün %0,9 düşüş kaydetti.

Avro neredeyse bir buçuk sent artışla 1,154 dolara yükselirken, sterlin ise üç çeyrek sent artışla 1,328 dolara çıktı.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English