Görüş

Trump, Ukrayna’yla nadir toprak elementleri anlaşması ile neyi hedefliyor?

Yayınlanma

Doç. Dr. Anıl Çağlar ERKAN

ABD Başkanı Donald Trump 3 Şubat 2025 tarihindeki yapmış olduğu açıklamasında Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savaşta Kiev’e maddi destek sağlanması karşılığını nadir toprak elementleri ile “eşitleyebileceklerini” söyledi. Bu doğrultuda bir nevi Trump’ın Ukrayna’ya askeri yardım karşılığında nadir toprak elementlerinin tedarikini garanti edecek bir anlaşma yapmak niyetinde olduğunu ifade etmek mümkündür. Bununla birlikte Trump’ın Ukrayna ile yapmak niyetinde olduğu söz konusu anlaşmayı sıradan bir gelişme olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Zira Trump’ın Ukrayna’dan nadir toprak elementleri talebinde bulunması, uluslararası siyaset açısından son derece kritik bir gelişmedir. Nitekim Trump’ın Rusya’nın işgalini durdurmaya çalışan Kiev’e askeri ve ekonomik yardımın devam etmesi karşılığında ABD’nin Ukrayna’nın nadir toprak kaynaklarına erişimine izin veren bir anlaşma istemesini uluslararası siyaset açısından tamamen kazan-kazan anlayışı çerçevesinden yorumlamak mümkündür. Öyle ki taraflar arasında bu konuda bir anlaşma sağlanmasıyla ABD nadir toprak elementleri arz güvenliğini sağlamak yolunda bir adım daha atmış olacak, Ukrayna ise “zafer planı” kapsamında ülkenin stratejik açıdan kritik önem taşıyan kaynaklarını Batılı müttefiklerinden birisine açarak Rusya’ya karşı savaşta kendisine avantaj sağlama fırsatı yakalayacaktır. Nitekim Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodımır Zelenskıy’nin bu anlaşmaya açık olduğunu öne sürmesi tarafların kazan-kazan anlayışını benimsediğine işaret etmektedir.

Nadir Toprak Elementleri

Nadir toprak elementleri (Rare-Earths) kimyasal açıdan skandiyum, yitriyum ve lantanitlerin içinde bulunduğu bir grubu kapsamaktadır. Lantanitler, atom numaraları 57’den 71’e kadar olan ve kimyasal olarak benzer elementlerin oluşturduğu bir guruptur. Atom numarası 39 olan yitriyum ve atom numarası 21 olan skandiyum da lantanitlerle benzer kimyasal özellikleri nedeniyle bu grubun içine dahil edilmiştir. Bu iki element nadir toprak elementleri ile benzer iyonik çapları ve küçük atomik çapları nedeniyle nadir toprak element cevherleşmeleri ile bir arada oluşurlar. Bu doğrultuda nadir toprak elementleri kimyasal, manyetik ve optik özelliklere göre benzer özellikler gösteren 15 tane lantanit ile itriyum ve skandiyumdan oluşan 17 elementtir.

Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Derneği’nin 2024 yılına ait değerlendirmesine göre dünya çapında 110 milyon ton yatak olduğunu tahmin edilmekte ve bunların 44 milyonu dünyanın en büyük üreticisi olan Çin’de bulunmaktadır. Bununla birlikte Brezilya’da 22 milyon ton, Vietnam’da 21 milyon ton, Rusya’da 10 milyon ve Hindistan’da yedi milyon ton nadir toprak elementi yatağı olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte anlaşılacağı üzere söz konusu elementleri nadir kılan ender bulunması değildir. Bu doğrultuda onları nadir kılan başlıca unsurlar stratejik açıdan son derece kritik alanlarda kullanılması ve işlenme süreçleridir. Öyle ki nadir toprak elementleri çok küçük cevher konsantrasyonlarında bulunmaktadır. Bu da toz formunda olan rafine edilmiş ürünü üretmek için büyük miktarlarda kayaların işlenmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte nadir toprak elementlerinin çıkarılması büyük miktarlarda toksik atığa neden olmakta ve bu ise birçok ülkenin üretim maliyetlerini üstlenmekten çekindiren, çevre felaketine yol açabilecek bir takım ağır kimyasal kullanımı gerektirmektedir. Kullanım alanları açısından ele alındığında 17 nadir toprak elementinin her biri endüstride kullanılmakta ve ampullerden güdümlü füzelere kadar çok çeşitli günlük ve ileri teknoloji cihazlarında bulunabilmektedir. Örneğin Europium floresan ışık ve radar sistemlerinde; seryum cam parlatmada ve otomobil katalitik konvertörlerinde; lantan petrol rafine etmede; lantanlı alaşımlar ise hibrit ve hidrojen-gazlı otomobillerin güç sistemlerinde kullanılmaktadır. Dolayısıyla nadir toprak elementlerinin modern ekonomideki kullanım alanlarına ilişkin liste neredeyse sonsuzdur. Bununla birlikte her birinin yerini doldurmak ya neredeyse imkânsız ya da fahiş maliyetlerle mümkündür. Öyle ki bu durum bilhassa enerji dönüşümünün hız kazanmasıyla daha net ortaya çıkmaktadır. Zira örneğin neodimyum ve disprozyum, çok az bakım gerektiren kalıcı, süper güçlü mıknatısların üretilmesine olanak tanımakta ve bu da kıyı şeridinden uzakta elektrik üretmek için okyanus rüzgâr türbinlerinin yerleştirilmesini mümkün kılmaktadır.

Kritik Mineraller ve Nadir Toprak Elementleri Farkı

Nadir toprak elementleri ve kritik mineraller birbiriyle ilişkili olsa da özünde farklı şeyleri ifade etmek gerekmektedir. Literatürde yaygın olarak kritik mineraller ve nadir toprak elementleri kavramlarının birbirlerinin yerine kullanıldığına tanıklık edilmektedir. Bununla birlikte birbiriyle iç içe geçmiş olsa da bu kavramlardan kritik minerallerin nadir toprak elementlerini kapsadığı göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte nadir toprak elementleri, periyodik tablonun lantanit serisindeki elementlerdir ve genellikle itriyum ve skandiyum ile birlikte anılırlar. Bunun yanı sıra kritik mineraller olarak nitelendirilen maddeler bu sayılan 17 elementi de kapsayan ayrı bir kümeyi ifade etmektedir. Ancak kapsayacak diye de bir şart yoktur. Dolayısıyla dünya üzerinde kritik minerallerin hangileri olduğuna dair halihazırda bir konsensüs söz konusu değildir. Bu noktada devletlerin yaklaşımları devreye girmektedir. Örneğin Avrupa Komisyonu’nun yayımlamış olduğu Komisyon Raporu’nda ekonomik önem ve arz riski kavramlarını dikkate alarak minerallere ilişkin bir takım kriterlerle hesaplamalar yaptığı bilinmektedir. Bu doğrultuda yapılan hesaplamalara göre Avrupa Komisyon 34 farklı kritik mineralin varlığına dikkat çekmektedir. Benzer şekilde ABD’nin de kritik mineraller konsepti kapsamında çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Zira 2020 Enerji Yasası, “kritik minerali”, ABD’nin ekonomik veya ulusal güvenliği için gerekli olan ve bozulmaya açık bir tedarik zincirine sahip, yakıt dışı bir mineral veya mineral malzeme olarak tanımlamaktadır. Ayrıca kritik mineraller, yokluğu ekonomi veya ulusal güvenlik için önemli sonuçlar doğuracak bir ürünün imalatında temel bir işleve hizmet etmekle karakterize edilmektedir. Bu doğrultuda ABD’nin kritik mineraller sepetinde 50 mineral yer almaktadır. Tüm bunların ışığında Kritik mineralleri devletlerin ulusal güvenliğini tehdit edecek düzeyde erişilebilirlik açısından güvenli olmayan mineraller olarak tanımlamak mümkündür.

Kazan-Kazan Anlayışı Temelinde Ukrayna-ABD Nadir Toprak Elementleri Anlaşması

ABD Başkanı Donald Trump 3 Şubat 2025 tarihindeki yapmış olduğu açıklamasında Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savaşta Kiev’e maddi destek sağlanması karşılığını nadir toprak elementleri ile “eşitleyebileceklerini” söylemesi Ukrayna tarafınca olumlu yanıt bulmuş gibi görünüyor. Öyle ki dünya basınında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’dan nadir toprak mineralleri tedarik etme talebine olumlu yanıt verdiği şeklindeki haberleri bu kapsamda ele almak mümkündür. Bu doğrultuda Ukraniska Pravda’nın 4 Şubat 2025 tarihli haberine göre Cumhurbaşkanı Zelenskıy, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Başkanı Rafael Grossi ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basın açıklaması yapmış, Ukrayna’da bu minerallerden bol miktarda bulunduğunu ve doğal kaynaklara yatırım yapılmasını desteklediğini vurgulamıştır. Bu bağlamda taraflar arasında yakın zamanda anlaşmanın gerçekleşmesinin büyük ihtimal olduğunu ifade etmek mümkündür. Zira kazan-kazan anlayışı çerçevesinde taraflar için söz konusu anlaşma son derece rasyonel görünmektedir. ABD açısından ele alındığında nadir toprak elementleri her geçen gün giderek daha kritik bir hal almaktadır. Bu doğrultuda iki başlıca unsur nadir toprak elementlerini ABD’nin ulusal güvenlik açısından önemli hale getirmektedir. Bunlardan ilki enerji dönüşümünün giderek hız kazanmasıyken bir diğeri nadir toprak elementlerinin Çin ile mücadelede önemli bir unsur haline dönüşmesidir. Nitekim dünyanın önemli bir kesimince Çin nadir toprak elementleri açısından bir tehdit olarak görülmektedir.

Ukrayna açısından ele alındığında nadir toprak elementleri farklı açıdan kazanca dönüşme potansiyeline sahiptir. Zira 2014 yılından bu yana Ukrayna ile Rusya arasında çatışmalar süre gelmektedir. Bu doğrultuda bilhassa Ukrayna’nın süreçten ciddi şekilde olumsuz etkilendiği görülmektedir. Öyle ki ülkenin önemli bir bölümü halen daha işgal altındadır. Bununla birlikte Ukrayna büyük oranda Batılı müttefiklerinin yardımlarıyla ayakta kalmaktadır. Söz konusu müttefiklerden birisi de anlaşılacağı üzere ABD’dir. Nitekim çatışmalar sürecince ABD Ukrayna’ya milyarlarca dolarlık yardımlarda bulunmuştur. Buna karşın halihazırda gelinen aşamada Ukrayna’nın daha fazlasına ihtiyacı olduğu aşikardır. Bu noktada Ukrayna’nın sahip olduğu nadir toprak elementleri önem kazanmaktadır. Öyle ki Zelenksıy’nin geçen sene sunmuş olduğu “Zafer Planı” göz önüne alındığında nadir toprak elementlerinin taşımış olduğu kritik önem daha net anlaşılmaktadır. Zira Ukrayna’nın geçen yıl sunduğu Zafer Planı’nın bir maddesin Ukrayna’nın doğal kaynaklarına yatırım yapılmasını içermektedir. Bu bağlamda ülkenin nadir toprak elementlerinin de içerisinde bulunduğu stratejik açıdan kritik önem taşıyan kaynaklarını Batılı müttefiklere açma düşüncesinin Kiev’in savaşı kazanma planının bir parçası olduğunu ifade etmek mümkündür. Dolayısıyla ABD ile olası bir anlaşmanın Ukrayna açısından da kazan-kazan anlayışı kapsamında son derece rasyonel görünmektedir.

Bu noktada bir soru işareti söz konusudur. Öyle ki Trump’ın Ukrayna’dan isteği nadir toprak elementleri mi kritik mineraller mi tam anlamıyla belli değil gibi gözüküyor. Zira Trump yapmış olduğu açıklamasında nadir toprak ve diğer şeyler ifadesini kullanmıştır. Bu doğrultuda bir çıkarım yapmak gerekirse Trump’ın aslında ifade etmek istediğinin kritik mineraller olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim ABD’nin kritik mineraller sepetinde nadir toprak elementlerinin tamamının yer almaması söz konusu düşünceyi desteklemektedir.

Ukrayna ve Kritik Mineraller

Ukrayna, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller açısından önemli bir potansiyele sahip olup, bu kaynaklar hem bölgesel jeopolitik dinamikler hem de küresel tedarik zinciri açısından stratejik bir öneme sahiptir. Ülke, özellikle doğu ve merkezi bölgelerinde çeşitli nadir toprak elementleri ile kritik mineralleri içeren yataklara ev sahipliği yapmaktadır. Bununla birlikte Ukrayna AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı 34 mineralden 22’sine sahip durumdadır. Ukrayna’da başlıca nadir toprak elementleri içeren yataklar Zaporijya, Donetsk ve Dnipro bölgelerinde tespit edilmiştir. Bunlar arasında lantanitler (lantanyum, neodimyum, disprosyum, praseodimyum, samaryum) gibi stratejik öneme sahip elementler bulunmaktadır. Bununla birlikte ülke Avrupa’nın en büyük havacılık ve savunma sanayinde geniş bir kullanım alanına sahip olup, Ukrayna’nın stratejik maden ihracatında önemli bir yer tutan titanyum rezervlerine sahip konumdadır. Bu doğrultuda Dnipropetrovsk, Jitomir ve Kirovohrad bölgelerinde önemli titanyum yatakları bulunmaktadır. Bir diğer önemli mineral ise lityumdur. Öyle ki Ukrayna dünyadaki toplam lityum rezervlerinin yaklaşık yüzde 7’sine sahiptir. Bu doğrultuda bilhassa son yıllarda Ukrayna, lityum yatakları açısından dikkat çeken bir ülke haline gelmiştir. Donetsk, Kirovohrad ve Zaporijya bölgelerinde lityum açısından zengin yataklar keşfedilmiştir. Küresel enerji dönüşümünde ve batarya teknolojilerinde kritik bir element olan lityum, Ukrayna’nın madencilik politikaları ve dış yatırımları açısından stratejik bir fırsat sunmaktadır. Bununla birlikte Jitomir bölgesi, nükleer enerji santralleri, süper iletken malzemeler ve havacılık sanayi için önemli bileşenlerden olan zirkonyum ve niyobyum açısından zengin yataklara sahiptir. Özellikle Ukrayna’nın nükleer enerji üretim kapasitesi göz önüne alındığında, bu minerallerin tedarik zincirinde kritik bir rol oynadığı söylenebilir. Ayrıca lityum-iyon piller, elektronik bileşenler ve ileri malzeme teknolojileri için kritik öneme sahip olan grafit bakımından Ukrayna küresel rezervlerinin yaklaşık yüzde 20’sine sahiptir. Bu doğrultuda Zavalye Grafit Madeni, Avrupa’daki en büyük doğal grafit kaynaklarından biridir.

Sonuç

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’nın nadir toprak elementleri ile ilişkili yapmış olduğu açıklamalar son derece önemlidir. Öyle ki söz konusu açıklamaların Ukrayna tarafınca kabul görmüş olması bunu daha önemli hale getirmektedir. Dolayısıyla Trump’ın talebini ve Zelenskıy’in vermiş olduğu karşılığı sıradan bir gelişme olarak nitelendirmemek gerekmektedir. Zira söz konusu ifadeler tamamen tarafların kazan-kazan anlayışına dayalı son derece kritik bir anlaşmanın eşiğinde olduğunun habercisidir. Zira Ukrayna için ülkedeki nadir toprak elementleri ve kritik mineraller, Rusya ile yaşanan çatışmalar ve Batı ülkeleriyle olan ekonomik entegrasyon çabaları, ABD için ise enerji dönüşümü ve Çin ile mücadele bağlamında büyük bir stratejik öneme sahiptir. Kısacası Trump’ın bu talebi, ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı desteğin karşılığında somut faydalar elde etme arayışının bir yansıması olarak görülebilir. Bu tür bir anlaşma, ABD’nin stratejik kaynaklara erişimini güvence altına alırken, Ukrayna’nın da ekonomik kalkınmasına katkı sağlayabilir. Ancak, uluslararası toplumun tepkileri ve bu tür anlaşmaların jeopolitik sonuçları dikkate alındığında, sürecin dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.

anilcaglarerkan@gmail.com

Çok Okunanlar

Exit mobile version