Amerika
Trump yönetiminden Avrupa’da MAGA projelerine fon planı
ABD’de Donald Trump yönetiminin, muhafazakar çıkarları ve “MAGA” hareketi ilkelerini yurtdışında yaymak amacıyla hibe programları hazırladığı belirtildi. Financial Times gazetesinin Dışişleri Bakanlığı belgelerine dayandırdığı habere göre, bu fonlar Avrupa’da “ulusal egemenliğin desteklenmesi” ve “ifade özgürlüğünün savunulması” gibi hedefleri kapsıyor.
ABD’de Donald Trump yönetimi, muhafazakar çıkarları ve “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Harika Yap – MAGA) hareketinin ilkelerini yurtdışında yaygınlaştırmak amacıyla bir dizi hibe programı başlatmaya hazırlanıyor.
Financial Times (FT) gazetesinin ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine dayandırdığı habere göre, Washington dış yardım önceliklerinde köklü bir değişikliğe gidiyor.
Bu kapsamda ABD Dışişleri Bakanlığı, Avrupa’da ve diğer bölgelerde muhafazakar gündemleri desteklemek için mali kaynak sağlamayı planlıyor.
Avrupa’daki dijital düzenlemelere karşı bütçe
Programın hedefleri arasında, Trump yönetiminin “sansür” olarak nitelendirdiği uygulamalarla mücadele etmek yer alıyor. Yönetim, bu sansürün Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Pazarlar Yasası (DMA) gibi yasal düzenlemeleriyle ilişkili olduğunu savunuyor.
Bu doğrultuda yürütülecek projeye 2 milyon dolar ayrılması öneriliyor. Program kapsamındaki diğer hibelerin ise “ulusal egemenliğin desteklenmesi” amacına yönlendirileceği belirtiliyor.
Ayrıca, Avrupa’da “ifade özgürlüğü, siyasi rekabet ve ulusal egemenliği” savunmayı amaçlayan bir “medeniyet ittifakı” girişimi için de 5 milyon dolar tahsis edilmesi planlanıyor.
Söz konusu yeni politika, bazı sivil toplum kuruluşlarına doğrudan mali destek verilmesini de içeriyor.
İngiliz muhafazakar aktivist Toby Young ile bağlantılı olan Free Speech Union International adlı gruba, “ifade özgürlüğü hakkını savunma” çalışmaları yürütmesi için 5 milyon dolar aktarılabileceği ifade ediliyor.
Muhafazakar düşünce kuruluşuna fon iddiası
Belgelerde, kurucuları arasında İngiliz muhafazakar siyasetçi ve iş insanı Jacob William Rees-Mogg’un da yer aldığı İngiliz-Amerikan araştırma merkezi “878” için 7 milyon dolarlık bir kaynak planlandığı aktarılıyor.
Ancak FT’ye konuşan bir kaynak, bu merkeze yönelik herhangi bir finansman planı olmadığını, ilgili belgenin Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki alt düzey bir çalışan tarafından hazırlandığını ve bunun üst düzey yetkililer arasında şaşkınlığa yol açtığını öne sürdü.
Planlanan bütçe hareketliliği sadece Avrupa ile sınırlı kalmıyor. Belgelerde, Brezilya yargı sistemindeki “yetki aşımı ve sansür” uygulamalarıyla mücadele edilmesi amacıyla da yatırımlar planlandığı bilgisi yer alıyor.
Bu adımın, Trump’ın müttefiki olan eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun çıkarlarını korumayı hedeflediği belirtiliyor.
Ayrıca Güney Afrika’daki “etnik azınlıklara yönelik insan hakları ihlallerinin” belgelenmesi amacıyla 1 milyon dolar ayrılması öngörülüyor. Belgelerde doğrudan beyaz nüfusa atıfta bulunulmasa da uzmanlar, Trump yönetiminin daha önce Güney Afrika’daki beyaz nüfusa yönelik ayrımcılık iddialarını sıkça gündeme getirdiğini hatırlatıyor.
Dışişleri Bakanlığından “kesinleşmedi” açıklaması
Konuya ilişkin açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı, programların henüz aktif tartışma aşamasında olduğunu bildirdi.
Bakanlık, federal hibeler için gerekli tüm şartları ve standartları karşılamayan hiçbir kuruluşa fon aktarılmasının garanti edilmediğini vurguladı.
Trump’ın temel seçmen tabanını oluşturan MAGA hareketi, “Önce Amerika” ilkesi çerçevesinde ekonomik milliyetçilik, sıkı göçmenlik politikaları, korumacı ticaret ve dış askeri müdahalelerden kaçınma gibi görüşleri savunuyor.
Cumhuriyetçi Parti içinde geleneksel muhafazakarlarla zaman zaman karşı karşıya gelen bu hareket, son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve bunun küresel ekonomiye etkileri nedeniyle kendi içinde de bazı görüş ayrılıkları yaşıyor.
Bazı önde gelen MAGA destekçileri, Trump’ı yeni savaşlar başlatmama ve Amerikan askerlerini yurtdışındaki çatışmalara göndermeme yönündeki seçim vaatlerine sadık kalmamakla suçluyor.