Amerika

Trump’ın İran adımı kendi tabanında isyan başlattı

Yayınlanma

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik açtığı savaş ile bu adımın ülke ekonomisine yansımaları, yaklaşan kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir siyasi ayrışmaya yol açtı. Kamuoyu araştırmaları da savaşa yönelik toplumsal desteğin sınırda olduğunu ve parti tabanının ikiye bölündüğünü ortaya koyuyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak askeri harekatı ve bu harekatın Amerikan ekonomisi üzerindeki doğrudan etkileri, kasım ayında düzenlenecek kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içinde ciddi bir siyasi kırılma hattı oluşturdu.

Bloomberg’in aktardığına göre, Donald Trump’ın en güçlü siyasi omurgasını teşkil eden “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Harika Yap – MAGA) hareketi ve partinin karar alma mekanizmaları, askeri müdahale sonrasında derin bir fikir ayrılığına sürüklendi.

Muhafazakar, dış müdahalelere karşı mesafeli ve ekonomik milliyetçilik temelinde birleşen tabanın önde gelen temsilcileri, Trump’ı seçim döneminde verdiği sözleri çiğnemekle itham ediyor.

Seçim kampanyası boyunca ABD askerlerini denizaşırı çatışmalardan uzak tutacağını ve yeni savaşlar başlatmayacağını taahhüt eden Trump’a yönelik eleştiriler, hareketin en etkili isimleri tarafından yüksek sesle dillendiriliyor.

Gazeteci Megyn Kelly, kendi radyo programında yaptığı açıklamada, hiçbir Amerikan vatandaşının başka bir devlet için ölmemesi gerektiğini vurguladı.

Savaşa yönelik eleştirilerini açıkça paylaşan gazeteci Tucker Carlson ise bizzat Trump tarafından MAGA hareketinden ihraç edildi.

İran’a yönelik savaş ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi kararını değerlendiren The American Conservative dergisi Genel Direktörü Kurt Mills, atılan bu adımın tamamen bariz bir hata olduğunu ifade etti.

Daha önce de Trump’a yönelik muhalif tavırlarıyla bilinen Kentucky Temsilcisi Thomas Massie de Ortadoğu’daki askeri adımların tabanı ortadan ikiye böldüğünü belirterek, şu anda hareketin yarısının kendisiyle aynı şüpheci dış politika görüşünü paylaştığını, diğer yarısının ise Trump’ın arkasında durduğunu savundu.

Beyaz Saray cephesinde ise bu huzursuzluğun sandığa yansımalarından ciddi endişe duyuluyor. Trump’ın çalışma ekibi, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde, kasım ayındaki seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğun kaybedilebileceğini öngörüyor.

Ayrıca parti elitleri, savaşa gelen tepkilerin kararsız seçmenlere ulaşma imkanını kısıtlamasından çekiniyor.

Ekonomik istikrar beklentisiyle Trump’a yönelen seçmen kesimi, Ortadoğu’daki savaşı odak noktasını dağıtan bir engel olarak görüyor. Nitekim ülkede akaryakıt fiyatları, Trump’ın başkanlık dönemi boyunca görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Yönetimin zirvesindeki kafa karışıklığı da bölünmeyi derinleştiriyor. Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve bizzat Donald Trump, saldırıların gerekçelerine dair çelişkili açıklamalar yaptı.

The Atlantic’te yer alan bir analize göre Vance, kişisel olarak Washington’ın resmi tezlerine inanmasa da kamuoyu önünde bu politikayı desteklemek zorunda kalıyor.

Dışişleri Bakanı Rubio’nun ise ABD’nin İsrail’in planlarından önceden haberdar olduğunu ve endişeler nedeniyle bu plana dahil olmaya karar verdiklerini açıklaması muhafazakar tabanda infial yarattı; Rubio daha sonra bu ifadelerinden geri adım attı.

Sürecin tabandaki yansımaları anket sonuçlarına da çelişkili biçimde yansıyor. CNN’in şubat sonu ve mart başında gerçekleştirdiği araştırmaya göre cumhuriyetçilerin yüzde 77’si savaşı desteklerken, aynı dönemde yapılan Reuters anketi bu desteğin yüzde 55 sınırında kaldığını gösteriyor. Her iki araştırma da Amerikan genel kamuoyunun çoğunluğunun Washington’ın Tahran’a yönelik askeri hamlelerini onaylamadığını ortaya koyuyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version