Amerika

Trump’ın Küba tehditleri artıyor: “Ne istersem yapabilirim”

Yayınlanma

Donald Trump, ABD’nin uyguladığı petrol ambargosunun ülkede tam bir elektrik kesintisine yol açarak Küba halkını karanlığa gömmesinin ardından, “Küba’yı ele geçirme şerefine” nail olacağını açıkladı.

ABD Başkanı pazartesi günü, ülkenin geleceği konusunda Havana ile yürütülen müzakereler sürerken Küba’ya karşı “istediği her şeyi” yapabileceğini iddia etti.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere şunları söyledi:

“Biliyorsunuz, hayatım boyunca ABD ve Küba hakkında bir şeyler duydum. ABD bunu ne zaman yapacak? Küba’yı ele geçirme şerefine nail olacağıma inanıyorum. Onu özgürleştirsem de, ele geçirsem de – onunla istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum. Gerçeği bilmek istiyorsunuz. Şu anda çok zayıflamış bir ulus.”

Konuşmasından kısa bir süre sonra New York Times, görüşmelere aşina olan isimsiz dört kaynağa atıfta bulunarak, ABD’li yetkililerin son görüşmelerde Küba’ya Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’i iktidardan uzaklaştırmasını söylediğini bildirdi.

ABD, ocak ayında Küba’nın en önemli destekçisi Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırdığından beri, Küba üzerindeki baskıyı yoğunlaştırmaya çalışıyor.

Trump, Küba’ya yönelik Venezuela petrol sevkiyatlarını durdurdu ve Küba’ya petrol satan herhangi bir ülkeye gümrük vergisi uygulayacağı tehdidinde bulunarak, ülkenin eskimiş elektrik şebekesini çökertti.

Küba’nın ulusal şebeke işletmecisi, adanın zaten eskimiş olan elektrik üretim sistemini felç eden ABD kaynaklı petrol ablukası nedeniyle yaklaşık 10 milyon kişinin elektriksiz kaldığını açıkladı.

Şebeke işletmecisi UNE, pazartesi günü sosyal medyada, saatler veya günler süren yaygın kesintinin en sonuncusu olan bu kesintinin nedenlerini araştırdığını açıkladı.

Reuters’ın incelediği LSEG gemi izleme verilerine göre, Küba bu yıl petrol ithalatı taşıyan yalnızca iki küçük gemi elde etti.

Ocak ayında Havana limanında yakıt boşaltan ilk tanker, o zamana kadar adaya düzenli olarak tedarik sağlayan Meksika’dan gelmişti. Şubat ayında ise Jamaika’dan gelen ikinci gemi, mutfak gazı olarak bilinen sıvılaştırılmış petrol gazını boşalttı.

ABD Dışişleri Bakanı ve Kübalı karşıdevrimci göçmenlerin oğlu olan Marco Rubio, Havana’da rejim değişikliği istediğini uzun süredir açıkça belirtiyor. Trump da “dostane bir devralma” çağrısında bulunmuştu fakat son zamanlarda gazetecilere “Bu dostane bir devralma olmayabilir,” dedi.

Ocak ayında Maduro’yu iktidardan uzaklaştırıp daha sonra İsrail ile birlikte İran’a saldıran Trump, Küba’nın “sıradaki” hedef olacağını açıkça dile getiriyor.

Díaz-Canel, cuma günü yaptığı açıklamada, ABD ile görüşmelerin “eşitlik ve her iki ülkenin siyasi sistemlerine, egemenliğine ve kendi kaderini tayin hakkına saygı ilkeleri çerçevesinde” gerçekleşmesini beklediğini söyledi.

Díaz-Canel gazetecilere, “ABD ile ilişkilerimizde gergin durumlar yaşandığında, her zaman diyalog kanalları bulmak için çaba gösterildi. Bence en son örnek, Başkan Obama ile yapılan görüşmelerdi,” dedi.

ABD medyasında, devrimin önderlerinden Raúl Castro’nun 41 yaşındaki torunu Raúl Guillermo Rodríguez Castro’nun arka kapı görüşmeleri ile ABD yönetimiyle anlaşmaya çalıştığı öne sürülüyor.

Amerikan medya haberlerine göre Washington’dan, sık sık “Raulito” olarak anılan bu kişinin, şubat ayında Saint Kitts’te düzenlenen Karayip liderlerinin Caricom toplantısı sırasında da dahil olmak üzere, ABD’li yetkililerle görüştüğü yönünde yaygın sızıntılar oldu.

Küba’nın eski AB Büyükelçisi Carlos Alzugaray ise, bunun Küba hükümetinden gelen açık bir birlik mesajı olduğunu söyledi:

“Bu, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yansıtmak istediği anlatı değil. O anlatı, bu hükümetin panik içinde olduğu ve ABD’nin Castro ailesiyle görüşmelerde bulunduğu; Raúl Castro’nun ayrılışını müzakere ettiği ve Díaz-Canel’i feda etmeye hazır olduğu yönünde. Durum açıkça böyle değil. Devlet Başkanı [Díaz-Canel], görüşmelerin Raúl Castro ve kendisi tarafından yönetildiğini özellikle vurguladı.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version