Diplomasi
Türkiye, Boğaz köprülerinin özelleştirilmesinde Ernst & Young şirketinden danışmanlık alacak

Türkiye, İstanbul’un iki önemli Boğaz köprüsü ve bir dizi otoyolun milyarlarca dolarlık özelleştirme sürecini yönetmesi için Ernst & Young LLP şirketini görevlendirdi.
Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre Londra merkezli şirket, İstanbul’un Avrupa ve Asya yakalarını birbirine bağlayan 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin işletme haklarının satışı ve en az dokuz ücretli otoyolun satışı konusunda hükümete danışmanlık yapacak.
Kaynaklar, Türkiye’nin Kanada merkezli BTY Group’u satışın teknik danışmanı olarak atadığını ve bu yılın sonlarında resmi ihale sürecini başlatmayı planladığını da ekledi.
2012 yılında her iki köprünün ve 2.000 kilometre otoyolun özelleştirilmesi için yapılan girişim, 5,7 milyar dolarlık bir teklifle sonuçlanmıştı.
Fakat dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 milyar doların altındaki bir satışın “vatana ihanet” olacağını söylemesi üzerine süreç başarısızlıkla sonuçlandı. Hükümet, bu rakamı aşan yeni teklifler bekliyor.
Danışmanlarla ilgili bazı ayrıntılar daha önce Mergermarket tarafından bildirilmişti.
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu temmuz ayında yaptığı açıklamada, her gün yaklaşık 430.000 aracın iki köprüyü geçtiğini ve son ücretlere göre standart bir arabanın her yön için 59 lira (1,36 dolar) geçiş ücreti ödediğini belirtmişti.
Deloitte, PricewaterhouseCoopers ve KPMG ile birlikte “Büyük Dörtlü” muhasebe ve denetim firmalarından biri olan EY, web sitesinde yer alan bilgilere göre, daha önce Türkiye’deki köprü, otoyol ve hastane projelerinde danışmanlık hizmeti verdi.
Diplomasi
ABD, Orbán’ın BM Genel Sekreteri olmasını istiyor

Trump yönetimi, Viktor Orbán’ı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri olarak görmek istiyor.
Wall Street Journal’da (WSJ) yer alan habere göre ABD, eski Macaristan Başbakanı’nı adaylık yarışına girmeye teşvik etti, hatta bu fikri ona sunan ilk ülke oldu.
Gazetenin ABD’li, Çinli ve Rus kaynaklara teyit ettirdiğini söylediği plan, nihai bir kararın alınmasını bekliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, bunun ilk bakışta çılgınca geldiğini kabul ediyor. Fakat Washington ile yapılan önceki görüşmelere dayanarak, Rusya ve Çin’in bu planı desteklediği düşünülüyor ve plana göre Orbán, bu üç ülkenin ortak adayı olacak.
ABD ve ikinci bir ülkenin yetkililerinin WSJ’ye aktardığına göre, ABD, Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’nde aynı şeyi istediği durumlarda, genellikle istediklerini elde ediyorlar.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Güvenlik Konseyi’ndeki 15 üyeden sekizinin Orbán lehine “rahatlıkla” oy vereceğini, 10’unun da bu yönde oy kullanmasının muhtemel olduğunu belirtti.
Britanya ve Fransa’nın da veto hakkını kullanma konusunda genellikle temkinli davrandığına işaret ediliyor.
Habere göre ABD’li yetkililer BM’nin başına kimi görmek istediklerini tartışırken, Orbán’ın adı sürekli gündeme geliyordu:
“‘Orbán gibi biri,’ diyorlardı; Çinli ve Rus meslektaşları da buna katılıyordu. Sonunda ABD’li yetkililer kendilerine şu soruyu sordular: Neden Orbán olmasın?”
ABD’li yetkili, Orbán’ın “MAGA’cı muhafazakârların hayalindeki aday” olduğunu savundu.
Bu durum, büyük ölçüde kitlesel göç, liberal STK’lar ve Macar mahkemeleri ile basına karşı aldığı önlemlerle ilgili.
WSJ’ye göre Orbán, Avrupa Birliği ile sık sık çatışırken bir yandan da birlikten sübvansiyonlar almaya devam etti. “Çin yanlısı” tutumu ise bir şekilde Batı medeniyetinin savunucusu imajını hiçbir zaman zedelemedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Nisan ayında yapılan Macaristan seçimlerinde Orbán’ı desteklemiş ve Başkan Yardımcısı JD Vance de onun için seçim kampanyası yürütmüştü.
Süreci yakından takip eden üçüncü bir kaynağa göre, Trump’ın BM başkanlığı yarışına girmesi halinde bu isimlerin onu yeniden desteklemesi bekleniyor. Fakat bu konudaki resmi açıklamanın ABD ara seçimlerinden sonra yapılması bekleniyor.
ABD’li yetkililer, öncelikle Orbán’a ulaşarak BM görevine ilgisini ölçmeye çalıştılar. Orbán’ın, milliyetçi bir siyasetçi olarak bazı çekinceleri olsa da bu teklife açık olduğunu ve kazanabileceğinden emin olmadıkça aday olmayı düşünmediğini gördüler.
İkinci bir ülkenin yetkilisi, Genel Sekreterlik için adaylar arasında uluslararası bürokratik ya da perde arkasındaki diplomatik deneyime sahip “sekreter” tipi adayların ağırlıkta olduğunu belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ise Orbán’ın doğru ideolojiye sahip olduğunu, düşmanlık karşısında iktidarı nasıl kullanacağını bildiğini ve BM Genel Merkezi’nin yer aldığı New York’taki “müesses nizam” tarafından sindirilmeyeceğini ekledi.
Birleşik Arap Emirlikleri’nden diplomat Lana Nusseibeh, geçen hafta yarışa katıldı. Sudan iç savaşında kanlı bir paramiliter gruba verilen BAE desteği onun için bir dezavantaj olacak fakat WSJ’ye göre kendisi nitelikli bir aday ve ivme kazanmış durumda.
Salı günü soruları yanıtlayacak ve çarşamba günü Güvenlik Konseyi’nde yeni bir ön oylama yapılacak. Diğer adaylar da yarışa katılabilir.
Diplomasi
ABD, Ortadoğu’daki diplomatlarını tahliye ediyor

ABD, İran ve Yemen’in saldırılarının artması üzerine Ortadoğu’daki diplomatlarını ve ailelerini acil kararla yeniden tahliye etmeye başladı. CNN kanalının haberine göre şubattaki savaşın ardından bölgeye henüz yeni dönen diplomatlar, sürecin kaotik ilerlediğini ve bakanlığın maddi desteği kıstığını belirtiyor.
ABD, bölgedeki savaşın yeniden ivme kazanması üzerine Ortadoğu’daki bazı diplomatlarını ve ailelerini acil koduyla tahliye ediyor.
CNN’in konuyu bilen kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şubatta İran’la başlayan savaşın ardından tahliye edilip görev yerlerine henüz yeni dönen personelin önemli bir kısmı bu adımı “can sıkıcı ve kaotik bir dejavu” olarak niteliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’da kritik görevlerde yer almayan personelin ve tüm diplomat ailelerinin ülkeden ayrılmasını istedi.
Washington aynı zamanda bölgedeki diğer temsilciliklerde görevli personel sayısını da kamuoyuna duyurmadan kademeli olarak düzenlemeye başladı.
CNN’e konuşan kaynaklar bu ülkelerin Ürdün, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan olduğunu aktardı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Ürdün’deki personel sayısında geçici değişiklikler yapıldığını doğrularken, Kuveyt ve Bahreyn temsilciliklerinde herhangi bir kadro değişikliğine gidilmediğini açıkladı.
Bölgeden ayrılmak zorunda kalan diplomatlar, tahliye sürecinde ciddi bir koordinasyon eksikliği yaşandığını ve mali desteğin belirsiz olduğunu söylüyor.
Habere göre bazı çalışanlar tahliye kararını amirlerinden değil, doğrudan haber bültenlerinden öğrendi.
Süreci değerlendiren bir ABD’li diplomat, “Kaotik olduğunu söylemek hafif kalır” ifadesini kullandı.
Tahliye edilen ailelerin birçoğu, şubatta İran’la savaşın ilk haftalarında Ortadoğu’daki evlerini terk edip çocuklarına yeni okullar ve kiralık evler aramak zorunda kalmıştı.
Diplomatlar şimdi aynı süreci sıfırdan yaşamak zorunda olduklarını, üstelik bu kez Dışişleri Bakanlığının sağladığı maddi desteğin çok daha düşük kaldığını dile getiriyor.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, personele ve ailelerine yasal standartlar çerçevesinde harcırah verildiğini, konut ve çocukların eğitim giderleri için de destek sağlandığını savundu.
Amerikan Dış Hizmetler Derneği (AFSA) Temsilcisi Nikki Gamer, yaşananların yılın başındaki krizi fazlasıyla andırdığını vurguladı.
“Bazıları geri döndükten sonra henüz düzenini yeni kurabilmişti ki yeniden gitme emri aldı” diyen Gamer, diplomat ailelerinin “kırgın, şaşkın ve öfkeli” olduğunu aktardı.
Amman’daki temsilcilikten CNN’e konuşan bir başka kaynak ise Ürdün’ün başkentini yeniden terk etmek zorunda kaldıkları için durumu “Bugün Aslında Dündü” filmine benzetti.
İstihbarat notu İran suikastı planlarının ilerlediğini gösteriyor
Axios tarafından yayımlanan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya sunulan istihbarat notuna göre İran, Ortadoğu’da ve bölge dışındaki Amerikan diplomatları ile yetkililerine yönelik saldırı girişimlerini belirgin biçimde artırdı.
Notta, ölümcül suikast planlarının “ileri bir aşamaya” ulaştığı uyarısı yer aldı.
CNN’e bilgi veren bir hükümet yetkilisi de elçiliklerdeki personel sayısının azaltılması kararında, Husilerin saldırı tehdidinin ve İran’ın Amerikalı yetkilileri hedef alan olası planlarının belirleyici olduğunu teyit etti.
Gelişmeler sürerken ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın İran’a karşı yeni bir askeri harekat başlatabileceğini dile getirdi.
ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a yönelik “Destansı Öfke” adını verdikleri askeri harekatı başlatmış, operasyon kapsamında İran’daki askeri hedefleri vurmuştu.
Tahran yönetimi de buna İsrail topraklarına ve bölgedeki ABD unsurlarına yönelik misillemelerle karşılık verip Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini kısıtlamıştı.
Taraflar 18 Haziran’da 14 maddelik bir mutabakat zaptı imzalasa da bu anlaşma kalıcı bir çözüme dönüşmedi ve çatışmalar birkaç hafta sonra yeniden alevlendi.
Diplomasi
Hürmüz Boğazı navlun endeksi mahkemelik oldu: Mercuria borsaya karşı

İsviçreli emtia şirketi Mercuria, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol navlun endeksini savaşa rağmen yayımlamayı sürdüren Londra merkezli Baltık Borsasına dava açtı. İngiltere Yüksek Mahkemesinde görülecek davada tüccarın haklı bulunması durumunda yüzlerce işlemin iptal edilebileceği belirtiliyor.
İsviçreli emtia tüccarı Mercuria Energy Group, Londra merkezli Baltık Borsasına dava açtı. Şirket, İran’daki savaşın ardından Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için navlun gösterge fiyatının yayımlanmaya devam etmesine itiraz ediyor.
Financial Times’ın haberine göre borsanın avukatları, davanın Mercuria lehine sonuçlanması halinde tüm piyasada kaotik sonuçlar doğacağını savunuyor.
Borsaya yakın kaynaklar ise tüccarın haklı bulunması durumunda yüzlerce işlemin iptal edilmek zorunda kalabileceğini belirtiyor.
İngiltere Yüksek Mahkemesi davayı 26 Ekim Pazartesi günü görecek. Uyuşmazlığın merkezinde, ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a yönelik saldırıları sonrasında borsanın ana tanker rotasındaki endeks uygulamasını askıya almaması yatıyor.
Mercuria, Basra Körfezi ülkelerinden Çin’e ham petrol taşıma maliyetini günlük takip eden TD3C göstergesinin durdurulması gerektiğini savundu.
Gazetenin aktardığı dava dilekçesinde, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin sert düşüş kaydetmesi ve İran’ın boğazı kapatma açıklamaları üzerine bu göstergenin askıya alınmasının zorunlu olduğu kaydedildi.
Haberde deniz taşımacılığının Dow Jones’u olarak nitelenen borsa ise işlemlerin durdurulması talebine karşı çıkıyor. Borsa, bir rotada belirli bir süre neredeyse hiç hareketlilik görülmemesinin olağan dışı sayılamayacağını, bazı gemilerin petrol taşıyarak bu su yolundan geçmeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Borsa yönetimi ayrıca navlun oranlarını sağlamaya devam eden nitelikli ve bilgili gemi komisyoncularına dayandıklarını vurguladı.
Baltık Borsası Başkanı Mark Jackson, TD3C göstergesini oluştururken yasal, sözleşmesel ve düzenleyici bütün yükümlülükleri yerine getirdiklerinden emin olduklarını belirterek Mercuria’nın talebini temelsiz gördüklerini ve kendilerini eksiksiz savunacaklarını açıkladı.
Tazminat talebi yerini tespit davasına bıraktı
Mercuria başlangıçta borsanın TD3C göstergesini durdurmama kararı yüzünden yüzlerce milyon dolar kaybettiğini öne sürmüştü.
Şirket daha sonra başvurusunu değiştirerek mali kayıp iddialarını metinden çıkardı ve doğrudan tazminat yerine tespit davası yolunu seçti.
Şirkete yakın kaynaklar, davanın maliyetlerle değil şeffaflık ilkesiyle ilgili olduğunu ve hiçbir aşamada tazminat istenmediğini savundu.
Kaynaklar, Mercuria’nın borsanın yasal ve sözleşmeye dayalı yükümlülüklerini ihlal ettiğinin ve Mart 2026’da aldığı kararların geçersiz olduğunun mahkemece tescil edilmesini istediğini aktardı.
Financial Times, Baltık Borsasının şeffaf olmamasıyla bilinen ve fiyat belirlemesi zor bir piyasada navlun tarifeleri yayımladığına dikkat çekti.
Emtia tüccarları, risklerini korumaya almak amacıyla türev finansal araçların fiyatını belirlerken bu kotasyonlardan yararlanıyor.
Denizcilik birliği Maritime London’ın icra direktörü Mark Williams, borsanın en yaygın rotalarda en yaygın kargolar için günlük taşıma maliyeti sunan tek merkez haline geldiğini söyledi.
Williams, borsadaki endeksin gerçek fiyatı değil, komisyoncuların o gün için tahmin ettiği kuru yansıttığını kaydetti.
Piyasadaki tüccarlar, komisyoncular ve sektör yöneticileri, bu davayı Baltık Borsasının ve navlun değerlendirme sisteminin çatışma dönemlerinde işleyip işlemediğini gösteren kritik bir sınav olarak görüyor.
Gazete, borsanın en büyük rakibi olan veri ve analiz kuruluşu Platts’ın savaş başladıktan iki gün sonra Hürmüz Boğazı’ndan sevk edilen petrol türlerine yönelik fiyat değerlendirme sürecini durdurduğunu hatırlattı.
ABD ve İsrail, İran’a yönelik savaşı 28 Şubat’ta başlattı. Tahran yönetimi buna bölgedeki Amerikan ve İsrail hedeflerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini kısıtlayarak karşılık verdi.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata vardı. Ancak karşılıklı saldırıların sürmesi üzerine ABD ordusu İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden devreye soktu.
Bloomberg’in eylül başında aktardığı verilere göre, dünyanın önde gelen iki emtia tüccarı Mercuria Energy Group ve Gunvor, İran’daki savaş sürecinde karlarını ikiye katladı.
Mercuria’nın Kasım 2025 ile Haziran 2026 arasındaki dokuz aylık karı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 122 artarak 2,01 milyar dolara çıktı.
Haberde bu sonucun şirket tarihindeki en iyi bilançolardan biri olduğu ve 2022’de kaydedilen 2,98 milyar dolarlık rekor yıllık kara yaklaştığı bildirildi.
Kar artışında, ABD’ye metal teslimatındaki acele nedeniyle bakır piyasasında yaşanan sıkılaşmanın da etkili olduğu kaydedildi.
Amerika7 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da












