Amerika
“Ucuz para dönemi sona erdi”
ABD Hazine tahvili getirilerindeki durmak bilmeyen artış, yatırımcıları paralarını ödünç vermeye ikna etmek için çok daha yüksek bir getiri gerektiğine işaret ediyor.
Axos’a göre bu eğilim artık dünyanın yeni iktisadi gerçekliğini yansıtıyor. Enflasyon endişelerinin tetiklediği önceki tahvil satış dalgalarından farklı olarak, bu durum, hükümetlerin ve şirketlerin geniş mali açıkları, yapay zeka altyapısı yatırımlarını ve daha fazlasını finanse etmek için muazzam miktarda sermaye bulmak için çabaladıkları bir dünyayı yansıtıyor.
Bu rekabet, borçluları daha fazla ödeme yapmaya zorluyor. Axios’a göre iyi haber ise enflasyon beklentilerinin kontrol altında görünmesi. Dolayısıyla bu gelişmelerin Federal Rezerv’ten acil bir tepki gerektirmeyeceği anlaşılıyor.
Öte yandan bu durum, ekonomiyi dengede tutmak için politika faiz oranlarının her yıl daha yüksek seviyelerde kalması gerekeceğini ima ediyor.
Ayrıca, zaten şişmekte olan ulusal borcun finansman maliyetini artırarak Washington’ın mali hesaplamalarını önemli ölçüde zorlaştırıyor.
Ev almak isteyenler için bu, mortgage faiz oranlarının yakın zamanda düşme olasılığının düşük olduğu anlamına geliyor.
Hazine tahvili getirileri yükselmesine rağmen, tahvil piyasasındaki uzun vadeli enflasyon fiyatlaması neredeyse hiç değişmedi.
Beklenen enflasyonun piyasa temelli bir göstergesi olan 10 yıllık başabaş enflasyon (piyasaların gelecekteki enflasyon beklentisini gösteren bir ölçü) oranı, Orta Doğu’daki çatışmaların yeniden alevlenmesi üzerine haziran sonundan bu yana %2,28’e yükseldi.
Fakat bu oran, mayıs ayı başındaki %2,5’lik zirve seviyesinin altında kalmaya devam ediyor ve Fed’in zaman içinde %2’lik enflasyon hedefine ulaşmasıyla uyumlu bir aralıkta yer alıyor.
Nispeten istikrarlı enflasyon görünümüne rağmen, Hazine tahvili getirileri yükselmeye devam etti. 10 yıllık getiri bu sabah, geçen ocak ayından bu yana ilk kez %4,7’yi aştı.
Reel getirilerdeki artış, en uzun vadelerde daha da çarpıcı: 30 yıllık Hazine Enflasyona Karşı Korumalı Menkul Kıymetlerin getirisi şu anda %2,97 seviyesinde.
Bu, söz konusu menkul kıymetin 2010 yılında yeniden piyasaya sürülmesinden bu yana kaydedilen en yüksek seviye.
Tüm bunlar, yatırımcıların sadece daha yüksek enflasyonu fiyatlandırmakla kalmayıp, büyük ölçüde uzun vadede para ödünç vermek için daha yüksek bir getiri talep ettiklerini gösteriyor.
Son yirmi yılın büyük bir bölümünde, tahvil piyasasındaki hareketler esas olarak enflasyonist eğilimlerin ve merkez bankası önlemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyordu.
Şu anda ise faiz ortamı, ödünç verilebilir fonların arzı (sınırlı) ve talebi (görünüşte sınırsız) tarafından şekilleniyor.
2010’lu yıllarda, dünyada çok az sayıda verimli yatırımı kovalayan çok fazla para vardı ve bu durum sermaye maliyetini tarihsel olarak düşük tutuyordu.
Bugün ise tam tersi bir durum söz konusu: Şirketler on yıllardır görülmemiş en büyük yatırım patlamasına girişirken, hükümetler de daha büyük bütçe açıkları veriyor ve hepsi aynı para havuzu için rekabet ediyor.
Axios şöyle yazıyor:
“Alphabet’in dün gece yatırımcılara yaptığı açıklamayı bir düşünün: Şirket, bu yıl sermaye harcamaları planlarını 15 milyar dolar daha artırdı; finans direktörü Anat Ashkenazi ise bilgi işlem kapasitesine olan talebin ‘bu yatırımı yine de geride bıraktığını’ belirtti.”
Bu yüksek faiz oranları devam ederse, ABD hükümetinin borç servisi maliyetleri şu anda öngörülenden çok daha yönetilemez hale gelecek.
Şubat ayında yayınlanan Kongre Bütçe Ofisi (CBO) tahminleri, 10 yıllık Hazine tahvili getirisinin bu yıl ortalama %4,1, önümüzdeki birkaç yıl ise %4,3 olacağını varsayıyordu.
CBO’nun tahminlerine göre, faiz oranlarındaki her 0,1 puanlık artışın önümüzdeki on yıl boyunca devam etmesi halinde, bu süre zarfında hükümetin faiz giderleri 379 milyar dolar artacak.
Kabaca yapılan hesaplara göre, son dönemdeki faiz eğilimi devam ederse, bu durum vergi mükelleflerine önümüzdeki on yıl boyunca yaklaşık 1,8 trilyon dolarlık ek faiz maliyeti getirecek.
Trilyonlarca dolarlık küresel tahvil piyasasında bunun sadece yaz aylarına özgü geçici bir dalgalanma olma ihtimali var.
Fakat getiri oranlarındaki bu ani yükselişler devam ediyor ve bu da küresel sermaye piyasalarında daha büyük bir değişimin yaşandığını gösteriyor.