Ortadoğu
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’e işgalci güç olarak Gazze’deki sorumluluklarını hatırlattı
Uluslararası Adalet Divanı, BM Genel Kurulunun talebi üzerine açıkladığı danışma görüşünde, İsrail’in işgalci güç olarak Gazze’ye insani yardım akışını sağlama ve BM kuruluşlarının dokunulmazlığına saygı gösterme yükümlülüğü olduğunu bildirdi. Divan ayrıca, İsrail’in UNRWA personelinin Hamas üyesi olduğuna dair iddialarını doğrulayacak bir bulgu olmadığını kaydetti.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in işgalci güç olarak Gazze Şeridi’ne insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırma ve Filistinli sivillerin temel ihtiyaçlarını karşılama yönünde hukuki sorumluluğu bulunduğunu açıkladı.
Birleşmiş Milletlerin (BM) en yüksek yargı organı olan Divan, bağlayıcı olmayan ancak diplomatik ağırlığı yüksek olan danışma görüşünde, İsrail’in BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) tarafsızlığını yitirdiği veya personelinin önemli bir bölümünün Hamas ya da diğer silahlı gruplara mensup olduğu yönündeki iddialarını doğrulayan bir bulgu olmadığını da kaydetti.
Süreç, BM Genel Kurulunun aralık ayında UAD’den bir mütalaa istemesiyle başlamıştı. Genel Kurul, Divan’dan İsrail’in işgalci güç ve BM üyesi olarak Gazze ile Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’da faaliyet gösteren BM organlarına karşı yükümlülüklerini değerlendirmesini talep etmişti.
Bu talep, İsrail Meclisinin UNRWA’nın ülke topraklarındaki her türlü faaliyetini ve İsrailli yetkililerle temasını yasaklayan yasaları kabul etmesi üzerine geldi.
UAD’den ayrıca, İsrail’in Filistinli sivillere temel ihtiyaç malzemelerinin engelsiz şekilde ulaştırılmasını sağlama yükümlülüğünü de ele alması istenmişti.
İşgalci gücün temel sorumlulukları tek tek sayıldı
UAD Başkanı İvasava Yuci, Lahey’de okuduğu danışma görüşünde, 11 uluslararası yargıçtan oluşan heyetin, İsrail’in uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği konusunda mutabık kaldığını bildirdi.
İvasava, ilk yükümlülüğün, “İşgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan nüfusa gıda, su, giysi, yatak, barınak, yakıt, tıbbi malzeme ve hizmetler dâhil günlük yaşamın zorunlu ihtiyaçlarını sağlamak” olduğunu belirtti.
İkinci yükümlülüğün ise “Gazze Şeridi’nde olduğu gibi nüfus yeterince tedarik edilemediği sürece, işgal altındaki Filistin toprakları nüfusu adına yürütülecek yardım programlarını elindeki tüm imkânlarla kabul etmek ve kolaylaştırmak” olduğunu ifade etti.
Diğer yükümlülükler arasında, işgal altındaki topraklardan zorla göçün ve sivillerin bir savaş yöntemi olarak açlıkla karşı karşıya bırakılmasının yasaklanmasına saygı gösterilmesi de yer aldı.
BM kurumlarına saygı ve işbirliği zorunluluğu
Yargıç İvasava, İsrail’in aynı zamanda “BM Şartı uyarınca attığı her adımda, UNRWA dâhil, Birleşmiş Milletler ile iyi niyetle işbirliği yapmak ve her türlü yardımı sağlamakla” yükümlü olduğunu vurguladı.
İvasava, İsrail’in “Birleşmiş Milletler’e ve BM görevlilerine tanınan ayrıcalık ve bağışıklıklara bütünüyle saygı göstermekle” ve “BM binalarının dokunulmazlığına ile örgütün malvarlığının ve eşyalarının her türlü müdahaleden bağışık olduğuna saygı göstermekle” sorumlu olduğunu ekledi.
BM kararı memnuniyetle karşıladı, İsrail reddetti
Cenevre’de konuya ilişkin bir soru üzerine BM Genel Sekreteri António Guterres, “Bu çok önemli bir karar. İsrail’in buna uyacağını umuyorum” dedi. Guterres, görüşün, BM’nin Gazze’ye yardım akışını artırmak için tüm imkânları seferber ettiği bir dönemde geldiğini söyledi.
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini de görüşün “açık ve net” olduğunu belirtti.
Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanlığı, danışma görüşünü reddeden bir açıklama yayımladı. Açıklamada, UAD’nin tespitlerinin İsrail’e siyasi yaptırım dayatma girişimi olduğu öne sürüldü. Bakanlık, “UAD görüşünün İsrail’e zarar vermeyi amaçladığını” belirterek Tel Aviv’in uluslararası hukuk yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini savundu.
İsrail’in UNRWA iddialarına kanıt bulunamadı
İsrail, UNRWA personelinin 7 Ekim 2023’teki Hamas öncülüğündeki saldırıya katıldığını ve kurumun bin 400’den fazla “Hamas unsurunu” istihdam ettiğini iddia ediyor.
BM ise geçen yıl yürüttüğü soruşturmalar sonucunda, saldırıya karışmış olabileceğine dair delil bulunan dokuz UNRWA personelini işten çıkardığını, delil yetersizliği nedeniyle 10 personelin ise aklandığını açıklamıştı.
Yargıç İvasava, UAD’nin elindeki bilgilerin “UNRWA’nın tarafsızlıktan yoksun olduğu sonucunu çıkarmaya yeterli olmadığını” ve İsrail’in “UNRWA çalışanlarının kayda değer bir bölümünün Hamas’ın ya da diğer terör gruplarının üyesi olduğu” iddiasını somutlayamadığını bildirdi.
Filistin Dışişleri Bakanlığı ise danışma görüşünün, “İsrail’in bu yasa dışı politikaları derhal sona erdirmesi gerektiğini ve devletlerin İsrail’i bu yükümlülüklere uymaya zorlamakla yükümlü olduğunu” açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Bakanlık, “İsrail, UNRWA’ya yönelik hukuka aykırı yasağı derhal kaldırmalı ve Filistin’in davet ettiği tüm uluslararası kuruluşların serbest ve güvenli şekilde faaliyet göstermesine izin vermelidir” ifadelerini kullandı.