Avrupa
Ursula von der Leyen güvensizlik oylamasını atlattı

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bir dizi taviz verdikten sonra Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Komisyonu aleyhine sunulan ilk güvensizlik önergesi oylamasından kurtuldu.
Perşembe günü, milletvekillerinin açık çoğunluğu gensoru önergesini reddetti. Fakat von der Leyen, Sosyal Demokratlara, önceki planların aksine sosyal fonu ayrı bir fon olarak sürdüreceğini ve daha önce engellediği ayrımcılıkla mücadele direktifini AP’ye sunacağını taahhüt etmek zorunda kaldı.
Bu tavizler, von der Leyen’in Covid-19 aşı alımı ve diğer önlemlerle ilgili şüpheli bir anlaşma ile tüm parlamento gruplarında büyük hoşnutsuzluk yaratması nedeniyle gerekli hale gelmişti. Gözlemciler, oylama sonrasında von der Leyen’in konumunun zayıfladığını düşünüyor.
Güvensizlik önergesi, Romanya’dan sağcı bir milletvekili tarafından parlamentoya sunulmuştu.
Romanya’da von der Leyen’e öfke var
Ursula von der Leyen’e karşı güvensizlik önergesi, Romanya’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında yaşanan entrikalarla tetiklendi.
Romanya’da, sağcı aday Călin Georgescu’nun ilk turda zaferinin ardından seçim sonuçları iptal edilmişti.
Takip eden aylarda, Georgescu’nun tekrar seçimlerde yeniden aday olması Romanya yargısı tarafından engellendi. Romanya halkının büyük bir kısmı, bunun Georgescu’ya karşı hoşnutsuzluğunu açıkça ortaya koyan Avrupa Komisyonu’nun talebi üzerine yapıldığına inanıyor.
Von der Leyen, Aralık 2024 ortasında, sosyal medya platformu TikTok’un olası ihlallerini soruşturacağını da açıklamıştı; TikTok kullanıcıları Georgescu için yoğun bir kampanya yürütmüştü.
Mart ayında Bükreş’teki gösterilerde öfkeli sloganlar atılmıştı ve AB’ye duyulan güvensizlik, tekrar edilen seçimlerde Batı Avrupa’nın müdahalesiyle daha da arttı.
Von der Leyen’e karşı güvensizlik önergesi, Romanyalı sağcı parti AUR milletvekili Gheorghe Piperea tarafından sunuldu ve tekrar seçimlerde Georgescu’nun yenilgiye uğrayan halefi George Simion tarafından desteklendi.
Covid-19 aşıları skandalında oklar von der Leyen’i gösteriyor
Piperea, AP’de von der Leyen’e yönelik hoşnutsuzluğun aşırı sağcı grupların ötesine geçerek önemli ölçüde arttığı bir dönemde önergesini sundu.
Bunun nedenlerinden biri, Komisyon Başkanı’nın ABD’li ilaç şirketi Pfizer’in başkanı Albert Bourla ile imzaladığı, 1,8 milyon doz Covid-19 aşısının 35 milyar dolar gibi şaşırtıcı bir bedelle teslim edilmesini öngören sözleşmeyle ilgili skandal.
Fiyatın çok yüksek ve sipariş edilen aşı dozunun fazla olduğu düşünülüyor; von der Leyen’in Bourla ile anlaşmayı kabul ettiği kısa mesajlar, mevcut başkanın Alman savunma bakanı olduğu dönemde gönderdiği kısa mesajlar gibi takip edilemiyor.
Aşı anlaşmasını çevreleyen şüpheli koşulların yanı sıra, von der Leyen’in Avrupa Parlamentosu’na danışmadan, 800 milyar avroya mal olacak ve benzeri görülmemiş bir maliyetle “ReArm EU” silahlanma programını onaylama kararı da hoşnutsuzluğu önemli ölçüde artırdı.
Son olarak, AP’deki birçok siyasi grubun iradesine aykırı olarak, “yeşil yıkama” (greenwashing) karşıtı yasa tasarısını tek taraflı olarak geri çekti.
Başkandan art arda tavizler
Güvensizlik önergesi dün perşembe günü milletvekillerinin çoğunluğu tarafından reddedildi. Bunun başlıca nedeni, önergenin, siyasi grupların, özellikle Sosyal Demokratlar ve Yeşillerin işbirliği yapmak istemediği sağcı bir milletvekili tarafından sunulmuş olması.
Önerge, Fransız Ulusal Birlik (RN), Belçika Vlaams Belang ve Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) dahil olmak üzere tüm Avrupa için Vatanseverler (PfE) grubu ile Almanya için Alternatif (AfD) dahil olmak üzere Avrupa Egemen Uluslar (ESN) grubu tarafından desteklendi.
Avrupa Halk Partisi (EPP), Sosyal Demokratlar (S&D) ve Liberallerin açık çoğunluğu dahil olmak üzere 360 milletvekili önergeye karşı oy kullandı.
Fakat von der Leyen, özellikle Sosyal Demokratların desteğini sağlamak için iki taviz vermek zorunda kaldı. Avrupa Sosyal Fonu +, 2028’den 2034’e kadar bağımsız bir fon olarak kalacak ve Komisyon, daha önce ertelenen ayrımcılıkla mücadele direktifini önümüzdeki hafta sunacak.
Muhafazakâr AP grubu bölündü
Avrupa Muhafazakarlârı ve Reformistleri (ECR) fraksiyonu ise oylamada bölündü.
Romanya’nın AUR partisinin üyelerinin yanı sıra, önergeye Polonya’nın PiS (Hukuk ve Adalet) partisinin üyeleri önergeye destek verdi. Bu üyeler arasında ECR fraksiyonunun iki liderinden biri olan Patryk Jaki (PiS) de vardı.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri (FdI) partisinin grup lideri Nicola Procaccini ve FdI grubu ise önergeye karşı çıktı. FdI, bir süredir muhafazakâr EPP ve Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ile yakın işbirliği içinde çalışıyor
ECR grubunda oylamaya katılanların oranı, sadece yüzde 56 ile son derece düşüktü; 79 milletvekilinden 35’i taraf tutmamak için oylamadan çekildi.
Grup içindeki anlaşmazlık, EPP’nin şu anda sistematik olarak işbirliği yaptığı partiler ile AUR gibi hâlâ iktidardan dışlanan partiler arasında devam ediyor.
AP’de sağcı çoğunluk dönemi ne zaman başlayacak?
EPP grubu artık belirli alanlarda ECR grubunun bir kısmıyla işbirliğinin ötesine geçerek, göçün önlenmesi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’ndan kısmi ayrılma gibi bazı konularda PfE grubuyla birlikte oy kullanıyor.
Öte yandan bunun sadece Avrupa Parlamentosu’na sunulan karar tasarıları veya raporlar için geçerli olduğu söyleniyor; EPP grubu, yasama kararlarında henüz PfE ile hareket etmiş değil.
Elbette bu, özellikle Sosyal Demokratlar üzerinde, EPP’nin PfE ile birlikte oy kullanmasını önlemek için önemli ölçüde sağa kayma baskısını artırmayı da başardı.
Avrupa
Palantir: Avrupalı rakiplerimizin savaş tecrübesi yok

İngiltere’deki Palantir yöneticisi, Avrupa’da bulunan savunma alanındaki rakiplerinin savaş tecrübesine sahip olmadığını söyledi.
Avrupalı savunma yazılım şirketlerinin henüz savaş alanında yeteneklerini kanıtlamadığını öne süren şirketin Birleşik Krallık ve Avrupa sorumlusu Louis Mosley, Palantir şirketinin teknolojisinin ise halihazırda Ukrayna’da ve İran’da Batılı ordular tarafından kullanıldığını söyledi.
Rapporteur’de yayınlanan mülakatında, “Sözde Avrupalı rakipler şu anda… şey, bunların işe yarayıp yaramadığını kimse tam olarak bilmiyor,” diyen Mosley, Palantir’in operasyonel deneyiminin Avrupalı alternatiflere karşı şirkete benzersiz bir avantaj sağladığını savundu.
Mosley, Avrupa hükümetlerinin teknolojik egemenliği sanayi politikasıyla karıştırma riski taşıdığını savunarak, asıl sorunun tedarikçinin merkezinin nerede olduğu değil, müşterilerin kullandıkları teknolojiyi kontrol edip edemediği olması gerektiğini söyledi:
“Egemenliği şirketin merkezinin bulunduğu yer açısından tanımlayacaksanız, o zaman egemenlik politikasını sanayi politikasıyla karıştırıyorsunuz demektir.”
Mosley, egemenliğin kontrol ile ilgili olduğunu ve “kontrol ile mülkiyetin iki farklı şey olduğunu” ekledi.
Palantir’in bir Amerikan şirketi olmasına rağmen Avrupa’nın teknolojik kontrol gerekliliklerini karşılayabileceğini savunan Mosley, bir Avrupa kurumunun hassas operasyonları bir ABD’li tedarikçiye emanet edebileceğinin kanıtı olarak, şirketin Fransa’nın iç istihbarat servisi DGSI ile uzun süredir devam eden ilişkisini gösterdi:
“Bu kuruluş, Fransa’daki en hassas ve egemenlik niteliğindeki verileri korumakla görevli ve on yılı aşkın bir süredir iç güvenlikleri için Palantir’e güveniyor.”
Mosley, Palantir’in şu anda hiçbir AB kurumu ile doğrudan çalışmadığını doğruladı.
Yine de şirket, Rapporteur’e verdiği bilgiye göre, Birleşik Krallık, İsveç, Hollanda ve Fransa dahil olmak üzere Avrupa genelinde hükümetlerle sözleşmeler imzalamış durumda. Ayrıca NATO ile de bir anlaşması bulunuyor.
Şirket, ulusal hükümetlerle olan bazı ilişkilerini gizli tutsa da diğer AB ülkelerinde de faaliyet gösteriyor.
Kritik teknolojinin nihai olarak kim tarafından kontrol edildiği sorusu, tartışmanın merkezinde yer almaya devam ediyor.
Mosley, askeri operasyonların özel sektör altyapısına bağlı olduğu durumlarda ortaya çıkabilecek belirsizliğin bir örneği olarak, Ukrayna’nın Elon Musk’ın SpaceX şirketiyle ilişkili uydu iletişim hizmeti Starlink ile ilgili deneyimini gösterdi.
“Ukraynalıların vurguladığı nokta, Starlink’i kontrol etmedikleri,” diyen Mosley, kontrolün nihai olarak Musk’ta mı, Pentagon’da mı yoksa her ikisinin birleşiminde mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Hizmetin uzaktan yavaşlatılıp yavaşlatılamayacağı sorulduğunda Mosley, Palantir’in sistemlerinin, yabancı bir gücün bir müşterinin yeteneklerini uzaktan devre dışı bırakmasını önleyecek teknik güvenlik önlemleriyle yapılandırılabileceğini söyledi.
Mosley, Palantir’in savunma alanında güçlü bir büyüme kaydettiğini belirtirken, yapay zeka (AI) benimseme konusunda Amerikan ve Avrupalı şirketler arasındaki uçurumun ciddi bir iktisadi soruna dönüşebileceği uyarısında bulundu.
“Gelirimiz, yapay zekanın uygulanmasından kaynaklanıyor,” diyen Mosley, Palantir’in iş modelini her sektördeki benimseme hızının potansiyel bir göstergesi olarak tanımladı.
Mosley, Amerikan şirketlerinin yapay zekayı “ışık hızında” benimsediğini savundu ve yapay zekayı başarıyla entegre eden Amerikan şirketlerinin, Avrupalı rakiplerine kıyasla önemli ölçüde daha üretken ve daha güçlü bir sermaye yapısına sahip hale gelebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Yönetici, “Avrupalı rakipleri bu yapay zeka devriminden aynı hızla yararlanamazlarsa, dört ya da beş yıl içinde artık rekabet edemez hale gelecekler,” dedi.
NATO’nun Palantir’in Maven Akıllı Sistemi’ni yedi ayda tedarik edip benimsemesini örnek gösteren Mosley, “Yapay zekada her gün, her hafta ilerleme kaydedildiğini görüyoruz,” diye konuştu.
Yeni yetenekleri benimseme aciliyetinin özellikle belirgin olduğunu ve Rusya’ya yakınlığın güvenlik endişelerini artırdığı Doğu Avrupa’da şirket için bir dizi iş fırsatı yarattığını belirtti ve şöyle devam etti:
“En son teknolojinin öncüsü olmalısınız ve bu da yapay zeka. İnternet devrimini kaçırdık. Bunu da mı kaçıracağız?”
Avrupa
Nokia, Ukrayna’ya uydu desteği sağlayacak

Nokia ve ICEYE, kontrolü doğrudan Kiev yönetimine ait olacak bağımsız bir uydu haberleşme sistemi kurmak üzere Ukrayna Savunma Bakanlığı ile niyet mektubu imzaladı. Finlandiya Başbakanının Kiev ziyaretinde duyurulan adım, Amerikan Starshield terminallerine getirilen hız kısıtlamaları ve Avrupa’daki tepkilerin hemen ardından geldi.
Nokia ve uzay teknolojileri şirketi ICEYE, Ukrayna Savunma Bakanlığı ile Kiev yönetiminin kendi kontrolünde olacak bir uydu haberleşme ağı kurulması konusunda mutabakat zaptı imzaladı.
Nokia’dan yayımlanan basın bülteninde, tarafların Ukrayna denetimindeki haberleşme sisteminin hayata geçirilme olanaklarını ortaklaşa inceleyeceği kaydedildi.
Anlaşma, Finlandiya Başbakanının Ukrayna ziyareti sırasında 22 Ekim’de duyuruldu. İşbirliğinin temel hedefi, öncelikle ülkenin kendi bağımsız uydu iletişim kapasitesini güçlendirerek savunma kabiliyetlerine katkı sağlamak olarak açıklandı.
ICEYE ve Nokia, ekim ayı başında kamu kurumlarına yönelik alçak dünya yörüngesinde çalışacak güvenli geniş bant iletişim sistemlerini ortaklaşa geliştireceklerini açıklamıştı.
Savunma, sınır güvenliği, acil durum birimleri ve afet müdahale ekipleri için tasarlanan bu Avrupa menşeli teknolojilerin, devletlere kendi uydularına, yer altyapılarına ve terminallerine doğrudan sahip olma ve bunları bağımsız yönetme imkanı tanıdığı belirtiliyor.
ICEYE Üst Yöneticisi ve Kurucu Ortağı Rafal Modrzewski, konuya dair açıklamasında Ukrayna’nın kontrolü tamamen kendisinde olan güvenli, egemen ve yüksek kapasiteli uydu haberleşme sistemlerine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Nokia Jeopolitik ve Hükümet İlişkileri Direktörü ve Nokia Savunma Yönetim Kurulu Başkanı Mikko Hautala ise uydu ağlarının karasal iletim altyapısı zarar gördüğünde bile iletişimin sürmesini sağladığına dikkat çekti.
Hautala, güvenilir ve egemen bir uydu haberleşmesinin Ukrayna’nın direncini nasıl artırabileceğini ve bağımlı olduğu iletişim üzerinde Kiev yönetimine nasıl kontrol sağlayabileceğini ICEYE ile birlikte araştıracaklarını söyledi.
Finlandiya merkezli bir uzay şirketi olan ICEYE, radar uyduları geliştirip üretiyor ve bu uydulardan elde edilen verileri kullanıma sunuyor.
Şirketin aktardığı bilgilere göre geliştirdiği teknolojiler savunma ve istihbaratın yanı sıra çevre izleme, sigortacılık ve acil durum müdahalelerinde de kullanılıyor.
Ukrayna ordusunun kullandığı Amerikan uydu bağlantısına kısıtlamalar getirildiğine yönelik haberler, bu anlaşmanın hemen öncesinde gündeme gelmişti.
Eski Ukrayna Savunma Bakanı Danışmanı Serhiy Sternenko, 14 Ekim gecesi yaptığı paylaşımda terminallerin saatte 160 kilometre hızla hareket ederken bağlantıyı kaybettiğini, ilerleyen süreçte bu kesintilerin saatte 60 ila 70 kilometre hızlarda da yaşandığını aktarmıştı.
SpaceX yöneticisi Elon Musk, Starlink’in askeri versiyonu olan Starshield’ın mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu, bu sebeple kısıtlama kararlarının Amerikan makamlarınca alındığını savunmuştu.
Beyaz Saray ise kısıtlamalarla bir ilgisi olmadığını açıklamıştı.
The Wall Street Journal gazetesinin 22 Ekim’de Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Musk’tan bizzat söz konusu sınırlamaları kaldırmasını istedi.
Amerikalı ve Ukraynalı yetkililer, yapılan görüşmenin ardından sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını ifade etti; kimi Ukraynalı temsilciler ise işlevlerin henüz bütünüyle eski haline dönmediğini dile getirdi. Trump, Ukrayna’nın Starshield erişiminin yeniden sağlandığını doğruladı.
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi
Söz konusu kısıtlamalar Avrupa tarafında tepkiyle karşılandı.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Musk’ı siyasi oyunlar oynamakla suçlayarak X platformunda “Biz senin Avrupalı müşterileriniz, seni izliyoruz” paylaşımını yaptı.
Polonya, 2022 yılından bu yana Ukrayna için yaklaşık 25 bin Starlink terminali satın aldı ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin uydu bağlantı masraflarını karşılamayı sürdürüyor.
Gelişmelerin ardından Avrupa Komisyonu da Ukrayna’nın Govsatcom programına dahil edilmesinin değerlendirildiğini açıkladı.
AB üyesi ülkelerin mevcut uydu kapasitelerini bir araya getiren güvenli iletişim programının, Brüksel tarafından 2027 yılının başında ticari hizmetlerle genişletilmesi planlanıyor.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi










