Dünya Basını

Varoufakis: Avrupa 100 yıllık bir aşağılanma dönemine giriyor

Yayınlanma

Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Avrupa Birliği’nin 2008 krizinden bu yana demokrasiden koptuğunu, kıtanın uzun bir ekonomik ve ahlaki çöküş dönemine girdiğini ifade etti. Almanya’nın sanayisizleşmeyi durdurmak için Ukrayna’daki savaşı işlevsel bir gerekçeye dönüştürdüğünü kaydeden Varoufakis, Avrupa’nın geleceğine dair umudun ancak mevcut siyasi kadroların tasfiyesiyle mümkün olabileceğini belirtti.

Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı, akademisyen ve Avrupa’da Demokrasi Hareketi’nin (DIEM25) kurucusu Yanis Varoufakis, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’a verdiği mülakatta, Avrupa Birliği’nin bugünkü otoriterleşme ve ekonomik durgunluk sarmalının kökenlerini 2008 küresel mali krizine dayandırdı.

Avrupa’nın içinde bulunduğu durumu “iç karartıcı olmanın ötesinde, katı ve akılcı bir değerlendirme” olarak tanımlayan Varoufakis, kıtanın mali, ekolojik ve ahlaki bir çöküş rotasında olduğunu ifade etti.

Varoufakis, 2008’de Wall Street’in çöküşünün hemen ardından Fransa ve Almanya bankalarının iflasın eşiğine gelmesiyle Avrupa’da fiili bir darbe yaşandığını öne sürdü.

Eski bakan, o dönemde Euro Grubu ve Avrupa Konseyi’nde bizzat bulunan bir maliye bakanı olarak tanıklık ettiği süreci şu sözlerle anlattı:

“Frankfurt ve Paris’in, aynı zamanda Roma ve diğerlerinin suçlu bankerlerinin bütün zararları, en zayıf Avrupalı vergi mükelleflerinin omuzlarına yüklendi. Bu, parlamentolar devre dışı bırakılarak, halkın haberi olmadan, bir gecede yapılan bir darbeydi.”

Yaşananları “bankerler için sosyalizm, diğer herkes için sert kemer sıkma” olarak niteleyen Varoufakis, bu süreçte Avrupa Komisyonu’nun dahi tamamen devre dışı bırakıldığını vurguladı.

Dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Ekonomiden Sorumlu Komisyon Üyesi Pierre Moscovici’nin, Yunanistan’a dayatılan politikalara aslında karşı çıktıklarını ancak bürokratik bir kliğin gölgesinde tamamen etkisiz kılındıklarını belirten Varoufakis, o günleri şöyle aktardı:

“Benim haklı olduğumu söylüyorlardı ama tamamen saf dışı bırakılmışlardı. Esasen Berlin tarafından atanmış bir kabile, bir çete Avrupa’yı yönetiyordu. Hiyerarşik olarak Euro Grubu’nun altında görünen ancak asıl gücü elinde bulunduran Euro Çalışma Grubu’nun başındaki Avusturyalı Thomas Wieser, dönemin Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble arasındaki dengeyi sağlayan tek kişiydi ve Avrupa’yı o yönetiyordu.”

Varoufakis, kemer sıkma politikaları sonucu toplam talebin kitlesel biçimde düştüğünü, sanayicilerin yatırım yapmayı durdurduğunu, bu sırada Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) piyasaya sürdüğü trilyonlarca Euro’yu neredeyse sıfır faizle alan büyük şirketlerin bu parayı kendi hisselerini geri satın almak için kullandığını kaydetti.

Bu durumun varlık fiyatlarını şişirirken ücretleri ve emekli maaşlarını baskıladığını belirten Varoufakis, “Sonuç durgunluk. Almanya’nın şu anda sanayisizleşiyor olmasının sebebi de bu. Alman iş modeli üzerine kurulu bir Euro Bölgesi’nde Almanya sanayisizleşiyorsa, bütün sistem parçalanmaya ve çökmeye başlar” ifadelerini kullandı.

“Volkswagen’in montaj hattında şimdi Leopard tankı üretiliyor”

Söyleşide, Almanya’nın Avrupa’nın lokomotifi rolünden otoriterleşen ve savaş çığırtkanlığı yapan bir merkeze dönüştüğüne dikkat çeken Varoufakis, bu dönüşümün de yine 2008 sonrası dayatılan ekonomi politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Eski Maliye Bakanı, görevde olduğu dönemde dönemin Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble ile arasında geçen kritik diyaloğu şöyle anlattı:

“Schäuble bana Yunanistan’a acı reçeteyi dayatmasının sebebinin aslında Alman halkına da aynı kemer sıkma politikalarını getirmek olduğunu itiraf etmişti. Ona bunun Almanya için bir ‘dost ateşi’ olacağını, yatırımları durduracağını, hoşnutsuzluğu besleyeceğini ve bundan yalnızca aşırı sağcı neo-Nazilerin fayda sağlayacağını söyledim. Bugün tam olarak bu yaşanıyor.”

Alman sanayi devi Volkswagen’in rekabet gücünü ve pazarını kaybetmesinin nedenini, kemer sıkma politikaları yüzünden Avrupa’da yüksek katma değerli otomobillere olan talebin çökmesine bağlayan Varoufakis, şirketin çıkışı nasıl aradığını çarpıcı bir örnekle açıkladı.

Varoufakis, şu ifadeleri kullandı:

“Volkswagen rekabet edemediği için fabrikalarını kapatıyor. Sanayisizleşme hızını yavaşlatmak adına, otomobil satamayan Volkswagen’in üretim bantları Alman silah üreticisi Rheinmetall’a devrediliyor ve bu bantlarda şimdi Leopard tankları üretiliyor. Bu tanklar Ukraynalıların bile istemediği, tamamen kullanışsız, hareketli tabutlar. Ama Rheinmetall bunu üretebiliyor, çok metal ve çok emek gerektiriyor. Yani sanayisizleşme sürecini yavaşlatmak için bir tür geçici çözüm olarak Leopard tankları üretiyorlar.”

Eski bakan, silahlanma hamlesinin perde arkasını ise şöyle deşifre etti:

“Bu tankları üretebilmeyi haklı çıkarmanın tek yolu, Hristiyan Demokratları bile ikna edebilmek için, Ukrayna’da bir savaşın sürdüğünü ve yeniden silahlanmak gerektiğini söylemekten geçiyor. Yarın sabah Zelenski ile Putin barışsa, bu tankları neden üretip Alman veya Yunan ordusuna satsınlar ki? Savaşı sürdürme bahaneleri ortadan kalkar. Hiçbir sanayi politikaları olmadığı için, sanayisizleşmeyi durduracak hiçbir planları olmadığı için, Ukrayna’daki savaşın sürdürülmesi onlar için bir tür çözüm haline geldi.”

“Avrupa Birliği bir büyük sermaye karteli olarak kuruldu”

Avrupa’nın geleceğini tartışırken mevcut birliğin kuruluş mitlerine değinen Varoufakis, Avrupalıların ortak bir kültürel alan, hareket özgürlüğü ve barış ideali etrafında birleşme arzusunun gerçek olduğunu ancak Avrupa Birliği kurumlarının bu temelde şekillenmediğini, aksine tamamen farklı bir motivasyonla yaratıldığını ifade etti.

Varoufakis, “Avrupa Birliği, büyük sermayenin bir karteli olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin denetimi altında kuruldu. 1940’lardan itibaren New Deal’ciler ve 1950’lerin Cumhuriyetçi yönetimleri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu bir kartel olarak bizzat tasarladı. NATO ile tamamen iç içe geçmiş, ABD’nin Avrupa üzerindeki kontrolünü sürdürmesini garanti altına alan, bir dereceye kadar sömürgeci bir projeydi. Avrupa’nın egemen sınıfları da bu bağımlılığa fazlasıyla gönüllü katıldı. ABD’ye tabi olmak, Avrupa Birliği’nin DNA’sına işlenmiştir” dedi.

1945’ten 2008’e kadar olan dönemde, Avrupa’nın makroekonomik çerçevesinin her zaman Washington tarafından yönetildiğini hatırlatan Varoufakis, 2008 Wall Street çöküşü ile birlikte ABD’nin Avrupa’yı dolar bölgesinden fişini çektiğini ancak Avrupalı seçkinlerin bunu hâlâ kabullenmeyi reddettiğini söyledi.

Varoufakis ayrıca, Barack Obama döneminden itibaren ABD’nin Avrupa’nın ticaret fazlasını bir sorun olarak gördüğünü, Donald Trump’ın ise bunu seleflerinden daha kaba bir üslupla dile getirdiğini belirterek, “Trump, kendisinden önceki başkanlardan sadece daha kabaydı. Obama yönetiminin Hazine Bakanı Jack Lew ile yaptığım bir görüşmede, Avrupa’nın ABD’ye deflasyon ihraç ettiğini kabul etmişti. Bunu çok kibar ve sessiz söylüyorlardı, Trump ise damdan bağırarak söylüyor ve gümrük tarifeleriyle bastırıyor” diye konuştu.

“Miçotakis hakkında suçüstü kanıt var ve Brüksel sessiz”

Eski Yunan Maliye Bakanı, Avrupa’daki siyasi riyakârlığa dair çok konuşulacak örnekler verdi. Ukrayna savaşına dair anlatıya tam destek veren liderlerin kendi iç siyasetlerindeki otoriterleşme ve yolsuzluk adımlarının görmezden gelindiğini, buna karşılık muhalif seslerin acımasızca cezalandırıldığını dile getiren Varoufakis, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis arasındaki tezata dikkat çekti.

Varoufakis, “Orban, basın özgürlüğünü kısıtladığı ve AB fonlarını kötüye kullandığı için Brüksel tarafından topa tutuldu. Ancak şu anda Yunanistan’daki başbakanım tam olarak aynısını, hatta daha kötüsünü yaptı. Kendi kabine üyelerinin, muhalefet liderlerinin ve hatta silahlı kuvvetler mensuplarının telefon görüşmelerini dinlettiği suçüstü yakalandı. Bu bir iddia değil; kendisi bunu parlamentoda itiraf etti ve hiçbir şey olmadı. Ne NATO’dan ne de Avrupa Birliği’nden, Orban’a yönelttikleri türden bir eleştiri geldi” ifadelerini kullandı.

Varoufakis, bu çifte standardın nedenini, Miçotakis’in “Ukrayna savaşında NATO çizgisine tam destek vermesi” olarak açıkladı. Eski bakan, Roma dönemindeki “hizip çıkarma” sözüne atıfta bulunarak, “Brüksel’in çizgisine uyarsan korunursun, karşı çıkarsan hesap sorulur. Bay Miçotakis, Zelenski ya da Putin umurunda olmaksızın, Yunanistan’daki gücünü korumak için anlatıya tam destek veriyor. Bu sadece bir ideolojik atalet değil, aynı zamanda en tepedeki finansal çıkarların, örneğin Rheinmetall gibi şirketlerin ve kendi küçük iktidar alanlarını korumak isteyen alaycı politikacıların suç ortaklığıdır” değerlendirmesini yaptı.

“Avrupa, geleceğin bütün teknolojilerini ıskaladı”

Avrupa’nın siyasi akıldan yoksun olduğunu düşünen Varoufakis, bunun temel nedeninin yapısal bir tasarım hatası olduğunu belirtti. Avrupa’nın federal bir hazine olmaksızın parayı federalleştirdiğini, yani tek bir merkez bankası olmayan 20 ulusal hazinenin bankacılık ve sanayi sistemlerini sırtlamaya çalıştığını anlatan eski bakan, bu durumu şu benzetmeyle somutlaştırdı:

“Bir arabadan amortisörleri söküp çukurlu bir yolda sürmeye benziyor. Sarsıntıdan araba paramparça olacak ve sonra panikleyeceksiniz. Avrupa’nın hali budur. Ünlü Cambridge iktisatçısı Nicholas Kaldor, daha 1970 yılında, sabit kurlar çökerse Avrupa’nın bir para birliği kuracağını ama bunun siyasi birliğe giden bir basamak olmak şöyle dursun, öyle zehirli bir kriz yaratacağını ve siyasi birliği imkansız hale getireceğini yazmıştı. Aynen öyle oldu.”

Varoufakis, Avrupa’nın yeşil enerjiden elektrikli araçlara, yapay zekâdan algoritmik sermayeye kadar geleceğin bütün teknolojilerinde geriye düştüğünü vurguladı.

Varoufakis, “Güneş panelleri eskiden büyük bir Alman icadıydı, artık üretilmiyor çünkü Çinliler yatırım yaptıkları için çok daha iyisini ve ucuzunu üretiyor. Elektrikli otomobil üretemediğimiz için Leopard tankı üretiyoruz. Geleceğin teknolojilerinin tamamı bizi pas geçti. Aynı anda siyasi cüceler de başımızda. Avrupa Komisyonu Başkanı, seçilmiş bir ABD Başkanı’nın golf sahasına gidip, cebinde olmayan 700 milyar avroluk yatırım sözü veriyor. Bu parayı gönderme yetkisi yok, bütçesi yok. Ama Alman sanayicileri korkup üretim hatlarını ABD’ye kaydırırsa sözünü tutmuş olacağını umuyor. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın yaptığı şey budur” sözleriyle mevcut yönetim anlayışının içler acısı halini gözler önüne serdi.

“Bir asırlık aşağılanmayı önlemek bizim elimizde”

Mevcut gidişatı, Çin’in 19. yüzyılda yaşadığı “aşağılanma yüzyılına” benzeten Varoufakis, tarihçilerin 2008 krizini Avrupa’nın yarım asır hatta bir asır sürecek çöküşünün başlangıcı olarak işaretleyeceğini dile getirdi.

Ancak bu karamsar tablonun bir kader olmadığının altını çizen eski bakan, son sözlerini umut ve mücadele vurgusuyla tamamladı.

Varoufakis, şu ifadeleri kullandı:

“Hava durumu bizim ne düşündüğümüzü umursamaz, ancak toplumsal ve tarihsel sonuçlar söz konusu olduğunda belirleyici olan bizleriz. Eğer fikrimizi değiştirir, kolektif ve akılcı biçimde hareket edersek o aşağılanma yüzyılını önleyebiliriz. Bu yüzden hâlâ aktif siyasetin içindeyim. Koşullar altında sadece aptallar iyimser olabilir, ama ben umudumu kaybetmiyorum. Belki kolektif bir mucize ile bunu engelleyebiliriz.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version