Bizi Takip Edin

Amerika

Venezuela petrol anlaşmasında Pentagon izi

Yayınlanma

Trump yönetiminin, Venezuela ile yaptığı petrol anlaşması, aslında başka bir amaçla kurulmuş olan bir Pentagon birimi için şimdiye kadarki en riskli girişim.

Beyaz Saray bu hafta, Savunma Bakanlığı’na bağlı Stratejik Sermaye Ofisi’nin (OSC), siyasi bağlantıları olan Venezuelalı yatırımcı Alejandro Betancourt’un başında bulunduğu North American Blue Energy Partners şirketinde “Amerikan vergi mükelleflerine herhangi bir maliyet yüklemeden” %35 hisse alacağını duyurdu.

Amaç, Venezuela’nın petrol sahalarını ABD’li yatırımcılar için daha cazip hale getirerek Caracas’ın gelirini artırmak ve aynı zamanda Çinli ve Rus şirketlerini devre dışı bırakmak.

Dış İlişkiler Konseyi’ne (CFR) göre OSC, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminde halihazırda en az beş başka şirkette hisse edinilmesine yardımcı oldu. OSC, kritik teknolojilerin geliştirilmesi için kredi sağlamak amacıyla kurulmuştu.

Fakat Venezuela anlaşması, klasik bir kritik teknoloji yerine petrolü ilgilendirdiği için kurumun yetki sınırlarını daha da genişletiyor ve şimdiden Demokratların soruşturma açma sözü vermesine neden oldu.

Kasım ayında Demokratlar Washington’da iktidarı geri alırsa, yapılacak herhangi bir denetim çalışması, bu ofisin özel şirketlerdeki devlet hisselerini elde etme konusundaki çabalarını mercek altına alabilir.

ABD, Venezuela petrol rezervlerinin beşte birinin kontrolünü ele geçirdi

Eski bir OSC yetkilisi, Semafor’a verdiği röportajda şunları söyledi:

“Hisse alımı, OSC kurulurken hiçbir zaman amaçlanmamıştı; bu durumun kendisi mutlaka bir sorun teşkil etmez. Fakat yine de bazı meşru hukuki ve etik soruları gündeme getiriyor.”

Konseyin izleme sistemini yöneten Jon Hillman, bir röportajda Venezuela petrol anlaşmasının “keşfedilmemiş bir alan gibi göründüğünü” belirterek, ofisin “misyonunun ulusal güvenlik için gerekli olan belirli, kritik tedarik zinciri teknolojilerine yönelik özel yatırımları artırmak olduğunu” ekledi.

OSC’yi kuran yasa, “sermaye desteği” sağlama yetkisini, kredi verme ve garanti etme ile teknik destek sunma olarak tanımlıyor.

Bir Pentagon sözcüsü ilk zamanlarda Reuters’a, ofisin bu sınırlı yetki nedeniyle özel şirketlerde “hisse alımı yapmadığını” söylemişti.

Gelgelelim bir ABD’li yetkili salı günü gazetecilere farklı bir açıklama yaparak, “penny warrant”lar yoluyla Betancourt’un şirketinde hisse alabilme yetkisinin “Biden yönetimi döneminde kanunla kurulduğunda OSC’ye verildiği”ni belirtti.

“Penny warrant”, sahibine şirket hisselerini çok düşük, sembolik bir fiyattan satın alma hakkı veren bir finansal sözleşmeye verilen ad.

ABD’li yetkili sözlerine şöyle devam etti:

“Bu, OSC’nin bu anlaşma kapsamında sahip olduğu finansal pozisyonu sürdürme kabiliyeti açısından son derece standart bir anlaşmadır ve OSC’ye tanınan tüm finansal pozisyonlar yasa ile uyumludur.”

Georgetown Hukuk Fakültesi misafir araştırmacısı Peter Harrell, bir röportajda, yetkililerin “kesin bir hukuki teori sunmadıkları” için “kesin bir hukuki görüş bildirmenin mümkün olmadığını” söyledi.

Harrell, Trump yönetiminin, bu anlaşma nedeniyle dava açacak hukuki yetkiye ya da isteğe sahip kimsenin olmamasına güveniyor olabileceğini de ekledi.

Buna, yeni açılan Venezuela petrol piyasasından kâr elde etmeyi uman petrol şirketleri de dahil.

Venezuela’da iş yapmak isteyen petrol şirketlerine danışmanlık yapan Steptoe hukuk bürosu avukatı Cari Stinebower, “Bence herkes içten içe kafası karışık olabilir. Fakat bence kimse bu konuda sesini yükseltmeyecek çünkü hemen hemen herkes Venezuela’daki yatırım fırsatlarına katılmak istiyor,” dedi.

Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin üst düzey üyesi Demokrat Jack Reed, anlaşmayı sonuçlandırmak için kurumun yasal yetkisi konusunda şimdiden daha fazla ayrıntı talep edenler arasında yer alıyor.

Bazı Cumhuriyetçiler de Venezuela anlaşması hakkında daha fazla bilgi edinmeye istekli.

Biden yönetimi, ulusal güvenlik için “hayati” öneme sahip teknolojiler geliştiren şirketlere kredi sağlamak amacıyla 2022 yılında OSC’yi kurdu.

Yetkisini resmi olarak hisse senedi yatırımlarını da kapsayacak şekilde genişletmeye yönelik son dönemdeki yasama girişimleri şu ana kadar başarısızlıkla sonuçlandı.

Fakat Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in liderliğindeki yönetim, bu konuda ilerlemeye devam etti ve bankacıları işe alarak, son dönemde Cumhuriyetçi partinin çizgisinde hazırlanan vergi tasarısı sayesinde 1 milyar dolardan 200 milyar dolara yükselen kredi yetkisini kullanmaya yardımcı olmalarını sağladı.

OSC’nin şu anki direktörü David Lorch, daha önce Feinberg’in kurduğu özel sermaye şirketi Cerberus Capital Management’ta genel müdür olarak görev yapmıştı.

Amerika

Mamdani, NYPD şefi Tisch’in arkasında durdu

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, NYPD Komiseri Jessica Tisch’in görevden alınması yönündeki çağrıları reddetti.

Manhattan’da bir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından bir erkeğin vurulmasının ardından protestocuların polisle çatışmasından birkaç gün sonra, Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) ve belediye başkanının bizzat desteklediği iki aday da dahil olmak üzere birçok solcu ses, polis şefinin görevden alınmasını talep etti.

Fakat Mamdani, Queens’te meydana gelen ve bu olayla ilgisi olmayan bir olayın ardından talepleri reddetti.

“Jessica Tisch polis komiseri ve bunu değiştirmeye niyetim yok,” diyen belediye başkanı bir muhabire verdiği demeçte, hem kendi liderliği hem de selefi Belediye Başkanı Eric Adams döneminde Tisch’in başarılarını övdü:

“Jessica Tisch’i polis komiseri olarak atama kararını almamın nedeni, NYPD’nin üst kademelerindeki yolsuzluğu kökünden söküp, aynı zamanda şehrimiz genelinde suç oranını düşürme konusundaki başarılarıydı.”

Kısa bir süre sonra belediye başkanı ve Tisch, ölen polis memurlarını anmak amacıyla düzenlenen bir etkinliğe birlikte katıldılar.

Bu etkinlikte belediye başkanı, onunla birlikte yer alma fırsatını “bir ayrıcalık” olarak nitelendirdi.

Bu tür söylemler, Mamdani’nin siyasi müttefiklerinin son günlerde komiseri hedef alan öfkeli tepkilerinden çok uzak.

Belediye başkanının desteğiyle Haziran ayında yapılan ön seçimlerde Temsilci Adriano Espaillat’ı mağlup eden Demokrat Kongre adayı Darializa Avila Chevalier, komiseri X üzerinden protestoları kontrol altına alarak New York’un sığınak şehir politikalarının “ruhunu ihlal etmekle” suçladı ve “Komiser Tisch istifa etmelidir” talebinde bulundu.

Bu yaz Mamdani’nin desteğiyle büyük bir başarı elde eden bir başka solcu aday olan Demokrat Meclis adayı Illapa Sairitupac ise, X hesabında “Tisch’i kovun” yazısını paylaştı.

Bu isimlerin her ikisi de DSA üyesi. Bu ulusal örgütün cumartesi günü attığı tweet’te, “Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den NYPD Komiseri Jessica Tisch’i kovmasını talep ediyoruz,” denildi.

Mamdani’nin uzun süredir üyesi olduğu ve yönetimi ile yakın bağları bulunan DSA’nın New York Şubesi de komiserin, “federal göçmenlik uygulamalarıyla polisin suç ortaklığı” olarak görülen duruma son vermediği sürece “görevden alınması gerektiğini” belirtti.

Mamdani ise pazartesi günü NYPD’nin güç kullanımı politikalarının gözden geçirileceğini duyurarak eleştirileri yatıştırmaya çalıştı.

Belediye başkanı ve komiser, protestolarla ilgilenen ve Mamdani’nin uzun süredir lağvetmeye söz verdiği Stratejik Müdahale Grubu (SRG) konusunda kamuoyu önünde fikir ayrılığına düştü.

Tisch birimin mevcut haliyle kalması gerektiğini savunuyor.

Mamdani, bu konuda komiserin kararını geçersiz kılmak için harekete geçmedi fakat SRG’den tutuklama yapmadan önce Belediye Binası’ndan doğrudan onay almasını şart koştu.

Geçtiğimiz hafta, “demokratik sosyalist” belediye başkanı ile onu iktidara taşıyan hareket arasında bugüne kadarki en belirgin ayrılık yaşandı.

Mamdani, geçen çarşamba günü 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun kurbanlarını anmak için düzenlenen anma törenine katılması nedeniyle sol gruplardan yuhalamalara ve “hain” sloganlarına maruz kaldı.

Jessica Tisch, New York’un en önemli zenginlerinden James Tisch’in kızı. 

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçiler için Temsilciler Meclisi artık “kaybedilmiş bir dava”

Yayınlanma

Kongre’deki bazı üst düzey Cumhuriyetçiler, ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki kontrolü ellerinde tutmalarının muhtemelen imkânsız olduğu sonucuna vardı.

POLITICO’ya göre parti yöneticileri şu anda yenilginin boyutunu sınırlandırmaya ve partinin Senato’daki çoğunluğunu korumaya odaklanmış durumdadırlar.

Beş üst düzey Cumhuriyetçi milletvekili, POLITICO’ya Temsilciler Meclisi’nin fiilen kaybedildiğini söyledi.

Üst düzey bir Cumhuriyetçi Kongre üyesi, bu noktada partinin hedefinin “mümkün olduğunca çok sayıda Cumhuriyetçi koltuğu kurtarmak” olduğunu söyledi.

Bu kişiye göre, başkan bu konuda yardımcı olmuyor:

“Başkan Trump bu seçimi tamamen kendisiyle ilgili hale getirdi. Şimdi bu siyasi fırtınadan sağ çıkmamız gerekiyor.”

Kongre’deki ikinci bir Cumhuriyetçi üye, seçim kampanyası reklamlarının gidişatının ara seçimlerde hangi tarafın kontrolü elinde tuttuğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

Bu milletvekili, Demokratların yaklaşık 10 sandalye kazanacağını ve bunun Meclisi kontrol altına almak için fazlasıyla yeterli olacağını öngördü.

Bu kişi, Florida ve Teksas gibi yeniden seçim bölgeleri çizilen “kırmızı eyaletlerde” bile Cumhuriyetçi adayların “tırnaklarıyla tutunmaya çalıştıklarını” belirtti.

Cumhuriyetçiler, artık kazanılmayacağını düşündükleri birkaç çekişmeli Temsilciler Meclisi seçim bölgesinden çoktan çekildiler.

Bunlara Iowa’dan Temsilci Mariannette Miller-Meeks ve New Jersey’den Tom Kean Jr.’ın elinde bulunan bölgeler de dahil. Trump, bu bölgeleri iki yıl önce kazanmıştı.

Parti geçen hafta, emekliye ayrılan Temsilci Don Bacon’ın elinde bulunan Omaha merkezli bir seçim bölgesinden de vazgeçti.

Trump yönetimi yetkilileri ve diğer üst düzey Cumhuriyetçi parti yetkilileri, reklam bütçesini daha etkili olabilecek seçim yarışlarına kaydırmak amacıyla önümüzdeki günlerde daha fazla adayın listeden çıkarılabileceğini belirtiyor.

Cumhuriyetçi gruplar, bir zamanlar Demokratları koltuklarından etmek umuduyla girdikleri birçok yarıştan şimdiden vazgeçti.

Cumhuriyetçi Parti, Orta Batı’da aşırı baskı altında bulunuyor ve şu anda Iowa, Nebraska ve Kansas gibi bir zamanlar MAGA’ya sadık eyaletlerdeki Senato koltuklarını korumak için büyük harcamalar yapıyor.

Beyaz Saray ile sık sık çatışan Bacon, partisinin yaşadığı siyasi sıkıntılarda gizemli bir durum olmadığını söyledi.

Bacon, “Bu kararları veren bazı kişilerle konuştum: En büyük sorun, başkanın anket sonuçları ve olumsuz algısı,” dedi.

Beyaz Saray yetkilileri ise, Kongre’nin her iki meclisinde de yarışı sürdürdüklerini vurguluyor.

Beyaz Saray sözcüsü Liz Huston yaptığı açıklamada, Trump’ın “hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı” olduğunu belirtti.

Salı günü, zor durumda olan Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan için Alaska’da seçim kampanyası yapmak üzere yola çıkan Trump, ara seçimler konusunda iyimser olduğunu dile getirdi fakat görevdeki başkanların genellikle ara seçim yıllarında partilerinin koltuk kaybettiğini kabul etti:

“Ama şu anda bir turne yapıyorum ve mitingler düzenliyorum. Cumhuriyetçi Parti’ye yönelik coşku seviyesi çok yükseldi.”

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise daha da ileri giderek, Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan Teksas’ta yaptığı bir seçim mitinginde, partisinin büyük bir yenilginin eşiğinde olduğunu gösteren “anketlerin yanlış olduğunu” kesin bir dille açıkladı.

Yine de taktiksel düzeyde, partinin kaynaklarını Temsilciler Meclisi’ni savunmaktan Senato’yu kurtarmaya kaydırma hamleleri yeterince açık.

Son günlerde, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri’nin en büyük süper PAC’ı (Siyasi Eylem Komitesi) olan Kongre Liderlik Fonu (CLF), Nebraska ve Iowa’daki kilit Temsilciler Meclisi adayları için reklamları iptal etti.

Üst meclise odaklanan bir Cumhuriyetçi grup olan Senato Liderlik Fonu (SLF) devreye girerek, Nebraska Senatörü Pete Ricketts ile Iowa’da Senato’ya aday olan Temsilci Ashley Hinson’ı desteklemek üzere reklam süresini CLF’den devraldı.

Cumhuriyetçi bir başka kaynağa göre  bunlar, Temsilciler Meclisi’ni elinde tutacak bir partinin hamleleri değil.

POLITICO’ya yaptıkları açıklamalarda hem CLF hem de Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC), Temsilciler Meclisi’nin kontrolü için verilen mücadeleden vazgeçme niyetinde olmadıklarını belirtti.

NRCC sözcüsü Mike Marinella, seçim bölgelerinin “tek tek” kazanıldığını ve Cumhuriyetçi Parti’nin “kazanmak için gerekli mali güce ve sahadaki organizasyona” sahip olduğunu söyledi.

CLF Başkanı Chris Winkelman, grubunun ulusal düzeyde etkiyi en üst düzeye çıkarmak için fonları yeniden dağıtmaya devam edeceğini söyledi.

Winkelman hedefin, “en savunmasız Demokratlar üzerinde baskı kurmak ve 218 sandalyeye ulaşma yolunu korumak” olduğunu belirtti.

Sekiz yıl önce Trump’ın ilk ara seçimlerinde çekişmeli seçim bölgesindeki koltuğunu kaybeden Floridalı Cumhuriyetçi eski Temsilci Carlos Curbelo, eski meslektaşlarının seçimin nereye doğru gittiği konusunda net bir görüşe sahip olduklarını söyledi.

Curbelo, “Ortam, beklenebileceği kadar zorlu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu koruyabileceğine inandığını özel olarak belirten kimse yok; en azından son haftalarda,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de federal yargı, Beyaz Saray’ın medya yasağını durdurdu

Yayınlanma

ABD’de federal mahkeme, Başkan Trump’ın CNN, Politico ve MS NOW kuruluşlarına yönelik Beyaz Saray basın yasağını engelleyen tedbir kararını uzattı. Kararda, yönetiminin ulusal güvenlik savunması kanıt yetersizliği nedeniyle reddedildi ve daimi kart iptalinin anayasal hak ihlali oluşturduğu vurgulandı.

ABD’de bir federal mahkeme, Donald Trump yönetiminin CNN, Politico ve MS NOW basın kuruluşlarına yönelik Beyaz Saray yasağını geçici tedbir kararıyla uzattı.

Kararda, söz konusu kuruluşların Beyaz Saray daimi basın kartlarının (hard badge) iptal edilmesinin anayasal hakları ihlal ettiği değerlendirmesine yer verildi.

Trump tarafından göreve atanan ABD Bölge Yargıcı Timothy Kelly, gece geç saatlerde yayımladığı ihtiyati tedbir kararında, açılan dava devam ettiği müddetçe mevcut durumun korunması gerektiğini kaydetti.

Yargıç Kelly, Beyaz Saray’a erişimi engellenen üç yayın kuruluşunun, Trump yönetiminin “bakış açısı ayrımcılığı” ve “misilleme” yaptığı yönündeki iddialarında haklı çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.

Daha önce verdiği geçici uzaklaştırma kararına da atıfta bulunan Kelly, kuruluşlara yeterli adil yargılanma ve usul hakkının tanınmadığını yineledi.

Kelly karar metninde, “Başkan Trump’ın davacıları Beyaz Saray basın alanına erişimden men etme gerekçesinin, bu kurumların kendisine ve yönetimine yönelik haberlerini genellikle hatalı ve taraflı bulması olduğu anlaşılıyor” tespitini yaptı.

Yargıç ayrıca, “En yalın ifadeyle bu durum, hukuka aykırı bir görüş ayrımcılığıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Yargıç Kelly: “Ulusal güvenlik gerekçesi kanıtlanamadı”

Üç medya kuruluşu, geçen ay Beyaz Saray yerleşkesine girişlerinin engellenmesinin ardından yönetime dava açmıştı.

Kuruluşların avukatları, erişim kısıtlamasının Trump aleyhindeki haberleri cezalandırma amacıyla planlandığını savundu.

Avukatlar bu görüşe dayanak olarak, Trump’ın kararı tek tek haberlere değil, genel olumsuz yayın çizgisine dayandırdığı yönündeki ifadelerini mahkemeye delil sundu.

ABD Adalet Bakanlığı ise basın kısıtlamasının ulusal güvenlik gerekçeleriyle alındığını öne sürdü. Yönetim ayrıca isimsiz kaynak kullanımını eleştirerek medya kuruluşlarını “yalan haber” yapmakla suçladı.

Buna karşılık Yargıç Kelly, ulusal güvenliğin karardaki temel etken olduğu savını kabul etmedi.

Kelly, dosyada Başkan Trump’ın daimi basın kartlarını en baştan itibaren ulusal güvenlik gerekçesiyle iptal ettiğine veya bu kararın gerekçesi olarak doğrudan ulusal güvenliği gösterdiğine dair hiçbir kanıtın yer almadığını kaydetti.

Kelly, salı günkü kararının “Başkan Trump’ın medyadaki haberlerin doğruluğu ve adilliği konusundaki endişelerinin temelsiz olduğu” ya da hükümetin “gizli bilgilerin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi durumunda ulusal güvenliği koruma amacıyla adım atamayacağı” şeklinde yorumlanmaması gerektiği uyarısını da yaptı.

Basın havuzu boykotuna teftiş adımı

Kuruluşların avukatı Ted Boutrous yaptığı açıklamada, “Bu yasağın müvekkillerimize, Birinci Değişiklik’e ve bir bütün olarak kamuoyuna verdiği zarar çok derin. Mahkeme, öngörülebilir bir gelecekte Beyaz Saray’ın özgür basına yönelik bu anayasaya aykırı yasağını uygulamasını engelleyerek doğru bir adım attı” ifadelerini kullandı.

Bu karar, Trump yönetiminin CNN, Politico ve MS NOW’ın erişimini derhal eski haline getirmesini hükme bağlayan geçici tedbirin ardından Yargıç Kelly’nin aynı dosyada verdiği ikinci karar oldu.

Yargının adımı, Trump ile basın kuruluşları arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde açıklandı.

Adalet Bakanlığı, yasak kararının ardından Beyaz Saray basın havuzu yayınlarını geçici olarak durduran beş büyük televizyon kanalı hakkında hafta sonu antitröst incelemesi başlatıldığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English