Amerika

WSJ: ABD, İran operasyonunda mühimmat stoklarının tükenme riskini hesaplıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesine göre Trump yönetimi, İran’a yönelik hava operasyonlarını, savunma envanterindeki mühimmat stokları kritik seviyeye gerilemeden sonlandırmayı hedefliyor. Hava savunma önleyicilerinin maliyeti ile İran’ın düşük bütçeli İHA ve füze sistemleri arasındaki dengesizlik, operasyonel süreci ve stratejik planlamayı doğrudan etkiliyor.

ABD yönetimi, İran’a yönelik hava operasyonlarını mühimmat stokları kritik seviyelere inmeden sonuçlandırmak için planlama yapıyor.

Başkan Donald Trump operasyonun bir hafta ya da daha uzun sürebileceğini belirtirken, savunma kaynakları özellikle hava savunma önleyici füze stoklarındaki hızlı tüketimin karar alma sürecini doğrudan etkilediğine işaret ediyor.

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Genelkurmay Başkanlığı, İran’a yönelik geniş çaplı ve süreklilik arz eden bir operasyonun risklerini değerlendirirken mühimmat stoklarının sürdürülebilirliğini öncelikli başlıklar arasında sıraladı. Gelinen aşamada bu uyarı fiilen test ediliyor.

Savunma yetkilileri, Washington’ın İran’ın misilleme kapasitesini zayıflatmadan önce kendi hava savunma önleyicilerinin tükenme riskini hesaplamak zorunda olduğunu belirtiyor.

Pentagon’un “magazine depth” (mühimmat derinliği) olarak tanımladığı hava savunma envanterinin kesin büyüklüğü gizli tutulurken, bölgede uzun süredir devam eden çatışmalar stokları aşındırıyor.

Hava savunma maliyetleri stratejik baskı yaratıyor

Bu tabloyu ağırlaştıran unsurlardan biri de saldırı ve savunma arasındaki maliyet farkı. İran’ın kısa menzilli Fatih-110 tipi balistik füzelerinin birim maliyeti yaklaşık 100 bin ila 300 bin dolar aralığında.

Daha uzun menzilli Zülfikar ve Siccil gibi sistemlerde ise bu tutar 300 bin dolardan başlayıp 1 milyon dolar seviyesine kadar çıkabiliyor. İran’ın yaygın olarak kullandığı Şahid-136 tipi kamikaze İHA’ların maliyeti ise yaklaşık 20 bin ila 40 bin dolar arasında tahmin ediliyor.

Buna karşılık ABD’nin kullandığı hava savunma önleyicileri milyonlarca dolarlık maliyetlere ulaşıyor. Patriot PAC-3 önleyicisinin birim maliyeti yaklaşık 3-4 milyon dolar, THAAD sisteminde bu rakam 12-15 milyon dolar, deniz konuşlu SM-3 önleyicilerinde ise 25-30 milyon dolar seviyesinde.

Uzmanlara göre bu durum, görece düşük maliyetli füze ve İHA’lara karşı çok daha pahalı önleyiciler kullanılmasını gerektiren yapısal bir dengesizlik yaratıyor.

Benzer maliyet baskısı İsrail için de geçerli. Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Yehoshua Kalisky’ye göre, ABD ile ortak geliştirilen David’s Sling sistemi her devreye girdiğinde -genellikle en az iki önleyici ateşlenerek- yaklaşık 700 bin dolarlık bir harcama oluşuyor.

Uzun menzilli balistik füzeleri atmosfer dışında imha eden Arrow 3 sisteminde bir önleme yaklaşık 4 milyon dolara, daha eski Arrow 2 sisteminde ise yaklaşık 3 milyon dolara mal oluyor.

Operasyonun maliyeti yalnızca hava savunma sistemleriyle sınırlı kalmıyor. ABD, denizden fırlatılan Tomahawk seyir füzeleri ile uçaktan atılan hassas mühimmatı da yoğun biçimde kullanıyor.

Savunma analistleri, Tomahawk füzelerinin özellikle altyapı hedeflerine karşı etkili olduğunu ve olası bir ABD-Çin çatışmasının ilk haftalarında en hızlı tükenen mühimmat kalemlerinden biri olacağını belirtiyor.

Haziran ayında yayımlanan verilere göre İsrail topraklarından yaklaşık 1.600 kilometre uzaklıkta saatlerce görev yapan F-35 savaş uçaklarının bir saatlik uçuş maliyeti yaklaşık 10 bin dolar düzeyinde.

Yakıt ikmali ile JDAM ve MK84 tipi bombaların maliyeti de toplam harcamaya ekleniyor. Uzmanlar, çatışmanın seyrinin nihayetinde bir “stok savaşı”na dönüşebileceğini vurguluyor.

Çin’e karşı caydırıcılık ve stok stratejisi

Mevcut durumda kaç önleyici füzenin kaldığı ve İran’ın kaç fırlatma rampasını aktif tutabileceği belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor. ABD bölgeye önemli miktarda önleyici ve füze sevk etti.

Ancak savaşın uzaması halinde Pentagon’un Pasifik’teki stoklara başvurup başvurmama konusunda kritik bir karar vermesi gerekecek. Bu tercih, Çin’e karşı caydırıcılık dengesi açısından stratejik sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version