Diplomasi

Xi’den Trump’a uyarı: ABD-Çin ilişkileri Tayvan’a bağlı

Yayınlanma

Xi Jinping, Donald Trump’a ABD ve Çin’in “rakip değil, ortak” olması gerektiğini söyledi. Çin lideri, Tayvan konusunda anlaşmazlık yaşanmasının, ilişkileri tehlikeli bir yola sürükleyebileceği ve hatta çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

İki lider, uzun süredir beklenen zirve için perşembe günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşmelerin odak noktasında Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, Tayvan, ticaret ve ABD iş dünyası için fırsatlar yer alıyor.

Çin lideri, zirvenin başında, ticaret görüşmelerinin ilerleme kaydettiğini belirtti, ancak Tayvan konusunda yaşanacak bir anlaşmazlığın Çin-ABD ilişkilerini tehlikeli bir yola sokabileceğini söyledi. Xi’nin Tayvan hakkındaki uyarısı oldukça keskin olan bir konuşmaydı; Trump bu zirveyi “şimdiye kadar yapılmış en büyük zirve” olarak nitelendirdi.

Başkan Xi, ABD ve Çin’in “büyük ülkeler arasındaki ilişkiler için yeni bir paradigmalar yaratması gerektiğini” vurguladı. “İki ülke ortak olmalı, rakip olmamalıdır. Birbirimizin başarılı olmasına yardımcı olmalıyız… ve büyük ülkelerin bir arada yaşaması için doğru yolu bulmalıyız,” dedi.

Trump’ın İran savaşı nedeniyle onay oranları düşerken, yaklaşık 9 yıl sonra ABD başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret büyük bir anlam kazandı.

Trump’tan Xi’ye övgü: Büyük bir lideriniz var

Pekin’in imparatorluk simgesi olan Halkın Büyük Salonu’nda, tören sırasında çocukların çiçekler ve bayraklarla coşkulu bir şekilde selamladığı Trump, Xi’yi överek, görüşmelere başladı. Trump, kısa bir açılış konuşmasında, “Büyük bir lideriniz var, bazen insanlar bunu söylememi istemez, ama yine de söylüyorum,” dedi. “Bazıları bunun şimdiye kadar yapılmış en büyük zirve olabileceğini söylüyor,” diye ekledi.

Trump, ayrıca iş dünyası heyetini tanıttı. “Dünyanın en büyük işadamlarına sahibiz… ve bugün sizlere saygılarını sunmak için buradalar,” dedi.

Devlet televizyonu, Xi’nin Tiananmen Meydanı’ndaki Büyük Halk Salonu’ndan merdivenlerden inerken ve Trump’ın siyah araçlardan oluşan başkanlık konvoyu eşliğinde gelmesi görüntülerini yayınladı. Trump, Xi’nin sağ kolu olan ve yedi kişilik Politbüro Daimi Komitesi’ne üye Cai Qi ile birlikte Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Çin’in ekonomi şefi He Lifeng’i selamladı.

Xi, Trump’ın heyetiyle, aralarında ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue, Hazine Bakanı Scott Bessent, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de bulunduğu üyelerle tokalaştı. Apple CEO’su Tim Cook, Nvidia CEO’su Jensen Huang, Tesla CEO’su Elon Musk ve Citigroup CEO’su Jane Fraser gibi önde gelen ABD iş dünyası liderleri, ABD yetkililerinin hemen arkasında yer alıyordu.

İki lider, İran savaşı, Tayvan, nadir topraklar ve yapay zeka gibi konuları ele almak üzere ikili görüşmeler yaptı. Liderler, ticaret ve tarım alanlarında işbirliğini genişletme konusunda anlaşmaya vardı ve Orta Doğu, Ukrayna ve Kore Yarımadası’ndaki durumlar hakkında görüş alışverişinde bulundular.

Sonraki saatlerde Xi, Çinli ve Amerikalı ekonomik ve ticaret ekiplerinin çarşamba günü Güney Kore’deki görüşmelerinde “genel olarak dengeli ve olumlu sonuçlar” elde ettiğini belirtti. Görüşmelerin, geçen ekim ayında dünyanın iki en büyük ekonomisi arasında sağlanan kırılgan ticaret ateşkesi sürdürülebilirliğini sağlamayı ve gelecekteki ticaret ve yatırımlar için mekanizmalar kurmayı amaçladığı ifade edildi.

Akşam  ise Xi, Trump için bir devlet yemeği verecek ve Trump’ın oğlu Eric de ona eşlik edecek. Cuma günü Trump, Çin lideriyle çay içtikten sonra çalışma yemeği yiyecek ve ardından ABD’ye dönüş için uçakla hareket edecek.

Tayvan uyarısı

Xi, Tayvan konusuna da değindi. Hem Birleşmiş Milletler hem de ABD tarafından resmi olarak Çin’in bir parçası olarak görülen Tayvan, buna rağmen ABD tarafından silahlandırılmaktadır. Çin, çarşamba günü, Tayvan’a silah satışlarına karşı güçlü muhalefetini yineledi ve Trump’ın onayına bekleyen 14 milyar dolarlık bir paket hakkında hala belirsizlik bulunuyor.

Xi, Trump’a Tayvan’ın karşılaştıkları en önemli sorun olduğunu belirterek, eğer bu konu kötü bir şekilde ele alınırsa, tüm Çin-ABD ilişkilerini son derece tehlikeli bir duruma sokabileceğini ve iki ülkenin çarpışmasına ya da hatta çatışmaya girmesine yol açabileceğini söyledi.

Trivium China danışmanlık şirketinden jeopolitik analist Joe Mazur, Pekin’in Tayvan konusunda geçmişte de sert uyarılar kullandığını belirtti, ancak Xi’nin bu konuşmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı. “Açık bir şekilde ABD tarafına, bu konuda ciddiye almazsanız başınızı belaya sokarsınız, diyor,” dedi.

Çin resmi medyası, genellikle ABD’yi sert bir şekilde eleştirse de toplantı öncesinde olumlu bir ton sergiledi. Çin Komünist Partisi’ne bağlı Global Times gazetesi, perşembe günü yayınladığı yazıda, “Devlet başkanlığı diplomasisi, Çin-ABD ilişkileri için stratejik rehberlik sağlama noktasında yadsınamaz bir rol oynamaktadır” ifadelerini kullandı ve “Çin-ABD ilişkilerinin geleceği parlak” dedi.

Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Xi’ye hitaben “ilk isteğim” olarak en büyük ABD şirketleri için daha uygun bir ortam yaratılmasını talep edeceğini söyledi. Ancak aynı zamanda, Hürmüz Boğazı krizi konusunda da Xi ile görüşmeyi beklediğini belirtti. Washington, İran’ın başlıca petrol alıcısı olan Pekin’in, Tahran’ı su yolunun açılması konusunda anlaşmaya zorlayabileceğini umuyor.

Xi ise, Trump’tan Tayvan’a yapılan silah satışlarını sınırlamak ya da Tayvan’ın bağımsızlık konusundaki ABD diplomatik tutumunu yumuşatmak gibi tavizler almayı isteyebilir.

Uluslararası Kriz Grubu’ndan kıdemli analist William Yang, Tayvan, Japonya ve Filipinler’deki üst düzey hükümet yetkililerinin, Trump’ın Xi’nin Tayvan’a dair taleplerini nasıl ele alacağı konusunda “endişeli” olduklarını söyledi. Bu endişeler, ABD’nin Asya’daki askeri ilgisinin Orta Doğu çatışmasıyla daha da dağılmasıyla artmış durumda.

Zorluklar

Analistler, iki taraf arasındaki ilişkilerin hâlâ zorlu meselelerle dolu olduğunu belirtiyor. ABD, Çin’in İran’dan petrol alan rafinerilerine yaptırım uygularken, Çin ise, tedarik zincirlerini içerde ya da yurtdışında bozabilecek her türlü şirket ya da bireye karşı sert cezalar uygulamayı öngören yeni kurallar getirdi.

Geçen yılki ticaret savaşının zirveye ulaştığı dönemde Çin’in nadir topraklar üzerindeki ihracat kısıtlamaları, ABD, Avrupa, Hindistan ve diğer bölgelerde sanayi üzerinde ciddi kesintilere yol açtı.

Trump ayrıca, 2019’daki Hong Kong protestoları sonrası hapis cezasına çarptırılan iş adamı Jimmy Lai’nin durumunu gündeme getireceğini belirtti.

Montana eyaletinden Cumhuriyetçi senatör Steve Daines, geçtiğimiz hafta Çin’de bulunarak, “Boeing, sığır eti ve soya fasulyesi alımları konularında Çin ile anlaşmalar yapmayı umuyoruz,” dedi ve şunları ekledi: “Boeing’e son dokuz yıldır herhangi bir sipariş verilmedi. Boeing ile büyük bir uçak anlaşması yapılabilir.”

Değişen güç dinamikleri

Trump’ın Pekin’e 2017’deki son ziyaretinden bu yana güç dinamikleri değişti. O zamanlar Çin, başkanı olağanüstü şekilde ağırlamış ve ABD mallarına milyarlarca dolarlık sipariş vermişti. Ancak International Crisis Group’ten ABD-Çin ilişkileri kıdemli danışmanı Ali Wyne, Trump’ın artık Çin’in artan statüsünü kabul ettiğini ve örneğin “G2” terimini, ekim ayında Güney Kore’deki APEC zirvesi sırasında Xi ile yaptığı görüşmede yeniden gündeme getirdiğini söyledi.

Trump, bu görüşmelere zayıflamış bir pozisyonda giriyor. ABD mahkemeleri, Çin ve diğer ülkelerden yapılan ihracatlara keyfi tarifeler uygulama yeteneğini sınırlamış durumda. İran savaşı da ABD içindeki enflasyonu artırarak, Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi’nin kasımdaki ara seçimlerde bir ya da her iki yasama organının kontrolünü kaybetme riskini yükseltmiş durumda.

Çin ekonomisi zorluklarla karşı karşıya olsa da Xi, benzer bir ekonomik ya da politik baskı ile karşılaşmıyor. Ancak her iki taraf da, geçen ekim ayında imzalanan ve Trump’ın Çin mallarına uyguladığı yüzlerce yüzdelik tarifeleri askıya aldığı, Xi’nin ise nadir topraklar üzerindeki tedarik engellemelerini gevşetmeye gittiği ticaret ateşkesini sürdürme konusunda istekli görünüyor.

Xi’nin, bu yılın ilerleyen dönemlerinde planlanan karşılıklı bir ziyaretinin olacağı belirtiliyor; bu, Trump’ın 2025’te ikinci dönemi başlamasından sonra Xi’nin ABD’ye yapacağı ilk ziyaret olacak.

Çok Okunanlar

Exit mobile version