Diplomasi
Xi’den Trump’a uyarı: ABD-Çin ilişkileri Tayvan’a bağlı

Xi Jinping, Donald Trump’a ABD ve Çin’in “rakip değil, ortak” olması gerektiğini söyledi. Çin lideri, Tayvan konusunda anlaşmazlık yaşanmasının, ilişkileri tehlikeli bir yola sürükleyebileceği ve hatta çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.
İki lider, uzun süredir beklenen zirve için perşembe günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşmelerin odak noktasında Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, Tayvan, ticaret ve ABD iş dünyası için fırsatlar yer alıyor.
Çin lideri, zirvenin başında, ticaret görüşmelerinin ilerleme kaydettiğini belirtti, ancak Tayvan konusunda yaşanacak bir anlaşmazlığın Çin-ABD ilişkilerini tehlikeli bir yola sokabileceğini söyledi. Xi’nin Tayvan hakkındaki uyarısı oldukça keskin olan bir konuşmaydı; Trump bu zirveyi “şimdiye kadar yapılmış en büyük zirve” olarak nitelendirdi.
Başkan Xi, ABD ve Çin’in “büyük ülkeler arasındaki ilişkiler için yeni bir paradigmalar yaratması gerektiğini” vurguladı. “İki ülke ortak olmalı, rakip olmamalıdır. Birbirimizin başarılı olmasına yardımcı olmalıyız… ve büyük ülkelerin bir arada yaşaması için doğru yolu bulmalıyız,” dedi.
Trump’ın İran savaşı nedeniyle onay oranları düşerken, yaklaşık 9 yıl sonra ABD başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret büyük bir anlam kazandı.
Trump’tan Xi’ye övgü: Büyük bir lideriniz var
Pekin’in imparatorluk simgesi olan Halkın Büyük Salonu’nda, tören sırasında çocukların çiçekler ve bayraklarla coşkulu bir şekilde selamladığı Trump, Xi’yi överek, görüşmelere başladı. Trump, kısa bir açılış konuşmasında, “Büyük bir lideriniz var, bazen insanlar bunu söylememi istemez, ama yine de söylüyorum,” dedi. “Bazıları bunun şimdiye kadar yapılmış en büyük zirve olabileceğini söylüyor,” diye ekledi.
Trump, ayrıca iş dünyası heyetini tanıttı. “Dünyanın en büyük işadamlarına sahibiz… ve bugün sizlere saygılarını sunmak için buradalar,” dedi.
Devlet televizyonu, Xi’nin Tiananmen Meydanı’ndaki Büyük Halk Salonu’ndan merdivenlerden inerken ve Trump’ın siyah araçlardan oluşan başkanlık konvoyu eşliğinde gelmesi görüntülerini yayınladı. Trump, Xi’nin sağ kolu olan ve yedi kişilik Politbüro Daimi Komitesi’ne üye Cai Qi ile birlikte Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Çin’in ekonomi şefi He Lifeng’i selamladı.
Xi, Trump’ın heyetiyle, aralarında ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue, Hazine Bakanı Scott Bessent, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de bulunduğu üyelerle tokalaştı. Apple CEO’su Tim Cook, Nvidia CEO’su Jensen Huang, Tesla CEO’su Elon Musk ve Citigroup CEO’su Jane Fraser gibi önde gelen ABD iş dünyası liderleri, ABD yetkililerinin hemen arkasında yer alıyordu.
İki lider, İran savaşı, Tayvan, nadir topraklar ve yapay zeka gibi konuları ele almak üzere ikili görüşmeler yaptı. Liderler, ticaret ve tarım alanlarında işbirliğini genişletme konusunda anlaşmaya vardı ve Orta Doğu, Ukrayna ve Kore Yarımadası’ndaki durumlar hakkında görüş alışverişinde bulundular.
Sonraki saatlerde Xi, Çinli ve Amerikalı ekonomik ve ticaret ekiplerinin çarşamba günü Güney Kore’deki görüşmelerinde “genel olarak dengeli ve olumlu sonuçlar” elde ettiğini belirtti. Görüşmelerin, geçen ekim ayında dünyanın iki en büyük ekonomisi arasında sağlanan kırılgan ticaret ateşkesi sürdürülebilirliğini sağlamayı ve gelecekteki ticaret ve yatırımlar için mekanizmalar kurmayı amaçladığı ifade edildi.
Akşam ise Xi, Trump için bir devlet yemeği verecek ve Trump’ın oğlu Eric de ona eşlik edecek. Cuma günü Trump, Çin lideriyle çay içtikten sonra çalışma yemeği yiyecek ve ardından ABD’ye dönüş için uçakla hareket edecek.
Tayvan uyarısı
Xi, Tayvan konusuna da değindi. Hem Birleşmiş Milletler hem de ABD tarafından resmi olarak Çin’in bir parçası olarak görülen Tayvan, buna rağmen ABD tarafından silahlandırılmaktadır. Çin, çarşamba günü, Tayvan’a silah satışlarına karşı güçlü muhalefetini yineledi ve Trump’ın onayına bekleyen 14 milyar dolarlık bir paket hakkında hala belirsizlik bulunuyor.
Xi, Trump’a Tayvan’ın karşılaştıkları en önemli sorun olduğunu belirterek, eğer bu konu kötü bir şekilde ele alınırsa, tüm Çin-ABD ilişkilerini son derece tehlikeli bir duruma sokabileceğini ve iki ülkenin çarpışmasına ya da hatta çatışmaya girmesine yol açabileceğini söyledi.
Trivium China danışmanlık şirketinden jeopolitik analist Joe Mazur, Pekin’in Tayvan konusunda geçmişte de sert uyarılar kullandığını belirtti, ancak Xi’nin bu konuşmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı. “Açık bir şekilde ABD tarafına, bu konuda ciddiye almazsanız başınızı belaya sokarsınız, diyor,” dedi.
Çin resmi medyası, genellikle ABD’yi sert bir şekilde eleştirse de toplantı öncesinde olumlu bir ton sergiledi. Çin Komünist Partisi’ne bağlı Global Times gazetesi, perşembe günü yayınladığı yazıda, “Devlet başkanlığı diplomasisi, Çin-ABD ilişkileri için stratejik rehberlik sağlama noktasında yadsınamaz bir rol oynamaktadır” ifadelerini kullandı ve “Çin-ABD ilişkilerinin geleceği parlak” dedi.
Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Xi’ye hitaben “ilk isteğim” olarak en büyük ABD şirketleri için daha uygun bir ortam yaratılmasını talep edeceğini söyledi. Ancak aynı zamanda, Hürmüz Boğazı krizi konusunda da Xi ile görüşmeyi beklediğini belirtti. Washington, İran’ın başlıca petrol alıcısı olan Pekin’in, Tahran’ı su yolunun açılması konusunda anlaşmaya zorlayabileceğini umuyor.
Xi ise, Trump’tan Tayvan’a yapılan silah satışlarını sınırlamak ya da Tayvan’ın bağımsızlık konusundaki ABD diplomatik tutumunu yumuşatmak gibi tavizler almayı isteyebilir.
Uluslararası Kriz Grubu’ndan kıdemli analist William Yang, Tayvan, Japonya ve Filipinler’deki üst düzey hükümet yetkililerinin, Trump’ın Xi’nin Tayvan’a dair taleplerini nasıl ele alacağı konusunda “endişeli” olduklarını söyledi. Bu endişeler, ABD’nin Asya’daki askeri ilgisinin Orta Doğu çatışmasıyla daha da dağılmasıyla artmış durumda.
Zorluklar
Analistler, iki taraf arasındaki ilişkilerin hâlâ zorlu meselelerle dolu olduğunu belirtiyor. ABD, Çin’in İran’dan petrol alan rafinerilerine yaptırım uygularken, Çin ise, tedarik zincirlerini içerde ya da yurtdışında bozabilecek her türlü şirket ya da bireye karşı sert cezalar uygulamayı öngören yeni kurallar getirdi.
Geçen yılki ticaret savaşının zirveye ulaştığı dönemde Çin’in nadir topraklar üzerindeki ihracat kısıtlamaları, ABD, Avrupa, Hindistan ve diğer bölgelerde sanayi üzerinde ciddi kesintilere yol açtı.
Trump ayrıca, 2019’daki Hong Kong protestoları sonrası hapis cezasına çarptırılan iş adamı Jimmy Lai’nin durumunu gündeme getireceğini belirtti.
Montana eyaletinden Cumhuriyetçi senatör Steve Daines, geçtiğimiz hafta Çin’de bulunarak, “Boeing, sığır eti ve soya fasulyesi alımları konularında Çin ile anlaşmalar yapmayı umuyoruz,” dedi ve şunları ekledi: “Boeing’e son dokuz yıldır herhangi bir sipariş verilmedi. Boeing ile büyük bir uçak anlaşması yapılabilir.”
Değişen güç dinamikleri
Trump’ın Pekin’e 2017’deki son ziyaretinden bu yana güç dinamikleri değişti. O zamanlar Çin, başkanı olağanüstü şekilde ağırlamış ve ABD mallarına milyarlarca dolarlık sipariş vermişti. Ancak International Crisis Group’ten ABD-Çin ilişkileri kıdemli danışmanı Ali Wyne, Trump’ın artık Çin’in artan statüsünü kabul ettiğini ve örneğin “G2” terimini, ekim ayında Güney Kore’deki APEC zirvesi sırasında Xi ile yaptığı görüşmede yeniden gündeme getirdiğini söyledi.
Trump, bu görüşmelere zayıflamış bir pozisyonda giriyor. ABD mahkemeleri, Çin ve diğer ülkelerden yapılan ihracatlara keyfi tarifeler uygulama yeteneğini sınırlamış durumda. İran savaşı da ABD içindeki enflasyonu artırarak, Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi’nin kasımdaki ara seçimlerde bir ya da her iki yasama organının kontrolünü kaybetme riskini yükseltmiş durumda.
Çin ekonomisi zorluklarla karşı karşıya olsa da Xi, benzer bir ekonomik ya da politik baskı ile karşılaşmıyor. Ancak her iki taraf da, geçen ekim ayında imzalanan ve Trump’ın Çin mallarına uyguladığı yüzlerce yüzdelik tarifeleri askıya aldığı, Xi’nin ise nadir topraklar üzerindeki tedarik engellemelerini gevşetmeye gittiği ticaret ateşkesini sürdürme konusunda istekli görünüyor.
Xi’nin, bu yılın ilerleyen dönemlerinde planlanan karşılıklı bir ziyaretinin olacağı belirtiliyor; bu, Trump’ın 2025’te ikinci dönemi başlamasından sonra Xi’nin ABD’ye yapacağı ilk ziyaret olacak.
Diplomasi
Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.
Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.
Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.
Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.
Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.
Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.
Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.
Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.
Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.
Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.
Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.
Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.
Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.
Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.
Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.
Diplomasi
Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.
Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.
Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.
Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.
Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.
Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.
Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.
Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.
Diplomasi
Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.
Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Protestolar 16 şehre yayıldı
Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.
FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.
Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.
Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.
Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.
Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı
Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.
İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.
FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.
Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?











