Bizi Takip Edin

Asya

Hindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi

Yayınlanma

Hindistan ekonomisinin geçen çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde büyümesine rağmen, Başbakan Narendra Modi’nin 2047 yılına kadar gelişmiş ülke olma hedefine ulaşmasının zor olabileceği belirtildi. Bloomberg, bağımsızlığın 100’üncü yılı hedefleri için ekonominin önümüzdeki 21 yıl boyunca her yıl yaklaşık yüzde 9,25 oranında büyümesi gerektiğine işaret ediyor.

Hindistan ekonomisi geçen çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme kaydetti, ancak Bloomberg’in analizine göre bu oran Başbakan Narendra Modi’nin 2047 yılına kadar gelişmiş bir ülke olma hedefini gerçekleştirmek için yetersiz kalabilir.

Modi, ülkenin İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasının 100’üncü yılı olan 2047’ye kadar Hindistan’ın gelişmiş bir ekonomi statüsü kazanmasını amaçlıyor.

Bir kamu düşünce kuruluşunun temsilcisi olan Ashok Lahiri, bu hedefe ulaşılabilmesi için ülke gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) önümüzdeki 21 yıl boyunca her yıl yaklaşık yüzde 9,25 oranında büyümesi gerektiğini savunuyor.

“Viksit Bharat” ya da “Gelişmiş Hindistan” olarak adlandırılan bu program, Modi’nin üçüncü başbakanlık döneminin en önemli önceliklerinden biri haline geldi.

Ancak bazı ekonomistler, mevcut büyüme hızlarıyla Hindistan’ın belirlenen bu hedefe ulaşabileceğinden şüphe duyuyor.

Tarihsel büyüme oranları hedeflerin gerisinde

Ekonomik büyüme hızı 2000 ile 2024 yılları arasında ortalama yüzde 6,3 seviyesinde kaldı. Bu oran, ülkenin şu anki potansiyel seviyesi olan yüzde 7,5 ila yüzde 8’in bile oldukça altında.

Haberde, son 50 yılda ülke ekonomisinin yüzde 9,25 veya üzerinde bir büyümeyi yalnızca üç kez; 1975, 1988 ve 2021 yıllarında kaydettiğine dikkat çekildi.

Hindistan ekonomisinin yılda yüzde 8’in altında büyümesi durumunda ülkenin “orta gelir tuzağı” olarak bilinen sürece girebileceği değerlendiriliyor.

Bu kavram; ücretlerin ve maliyetlerin yükselmesiyle ucuz iş gücü avantajının zayıfladığı, ancak işçilerin verimliliği ve niteliklerinin gelişmiş ekonomilerle başarılı bir şekilde rekabet edecek düzeye henüz ulaşamadığı ekonomik durumu ifade ediyor.

Haberde, yüksek gelirli ülke statüsüne ulaşmanın da oldukça uzak bir ihtimal olduğu kaydedildi. 2025 yılı itibarıyla ülkede kişi başına düşen gelir 2 bin 813 dolar düzeyinde seyrediyor.

Ülkenin 2047 yılına kadar yüksek gelir eşiğini aşabilmesi için bu rakamın altı kattan fazla artarak yaklaşık 18 bin dolara ulaşması gerekiyor.

Sanayi ve yatırımlarda hedefler tutturulamıyor

Ekonomistler, Hindistan’ın büyümesini hızlandırmak için imalat sanayisinin geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Modi hükümeti de bu sektöre ağırlık veriyor ancak sektörün GSYİH içindeki payı on yılı aşkın süredir yaklaşık yüzde 16 ila yüzde 17 seviyesinde kalmaya devam ediyor. Bu oran, Modi’nin belirlediği yüzde 25’lik hedefin oldukça altında bulunuyor.

Ekonomistler ayrıca ileri teknoloji ürünleri ihracatının artırılmasının, özel sektör yatırımlarının yükseltilmesinin ve enerji ithalatına olan bağımlılığın azaltılmasının ekonomik büyümeyi hızlandırabileceğini vurguluyor.

Ülkenin üretim alanına daha fazla yabancı yatırım çekmesi gerektiği de ifade ediliyor. Doğrudan yabancı yatırımlardaki rekor seviyelere rağmen Hindistan’ın bu sermayeyi içeride tutmakta zorlandığı belirtiliyor.

Hint şirketleri yurt dışındaki yatırımlarını giderek artırırken, yabancı yatırımcılar ise yerel girişimlere sağladıkları fonları azaltıyor.

Hindistan’ın ekonomik büyümesi için yüksek yurt içi tasarruf oranı da önem taşıyor.

Tasarruflar, fabrika ve altyapı inşasının yüksek maliyetli borçlanmaya ve yabancı sermayeye aşırı bağımlı kalınmadan finanse edilmesine imkan tanıyor. Ancak Hint hanelerinin tasarruf yapma kapasitesi, görece düşük gelir seviyeleri nedeniyle sınırlı kalıyor.

NITI Aayog’un 2021 tarihli raporuna göre, Hindistan’da 15 ile 29 yaş arasındaki yaklaşık 87 milyon kişi ne bir işte çalışıyor, ne eğitim görüyor ne de mesleki bir eğitim alıyor.

İş imkanlarının yetersizliği nedeniyle çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı kendi hesabına çalışıyor ve bu kesimin büyük kısmı düşük gelirli tarım sektöründe yer alıyor.

GlobalDataTS Lombard Başekonomisti Shumita Deveshwar, özel sektör yatırımları artmadan ve istihdam yaratma süreci hızlanmadan, Hindistan’ın gelişmiş bir ekonomi statüsü kazanmak için gereken yüzde 8’in üzerindeki büyüme temposu bir yana, yüzde 6’nın üzerinde bir GSYİH büyümesini dahi sürdürmekte zorlanacağını kaydetti.

Ülke yönetimi, 1 Nisan’da başlayacak mali yıl içinde 17,2 trilyon rupi (yaklaşık 187 milyar dolar) tutarında rekor düzeyde borçlanmaya gitmeyi planlıyor. Bu miktar, cari yıla kıyasla yüzde 18’lik bir artışa karşılık geliyor ve Bloomberg’in daha önce yayımladığı 16,5 trilyon rupilik tahmini aşıyor.

Hükümet, cari dönemde yüzde 4,4 olan bütçe açığının GSYİH’ye oranının bir sonraki mali yılda yüzde 4,3’e gerileyeceğini öngörüyor.

Asya

Bangladeş’te konfeksiyon işçilerinin ücret isyanı

Yayınlanma

Bangladeş’teki konfeksiyon sektöründe çalışan işçiler, daha yüksek ücret için sokağa çıktı ve birçok bölgede polisle çatışmalar yaşandı.

Pazar günü başkent Dakka başta olmak üzere sanayi havzalarında eyleme giden işçilere birçok noktada polis saldırdı.

Konfeksiyon fabrikaları pazartesi günü yeniden açıldı fakat Dakka, kentteki kenar mahalle Gazipur ve çevresindeki sanayi merkezlerinde, daha yüksek ücret talep eden işçilerle polis arasında yeni çatışmalar çıktı.

Polis, protestocuların kendilerine tuğla ve taş attığı iddiasıyla, pazartesi günü başkentte yolları kapatmaya çalışan hazır giyim işçilerini dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığını açıkladı.

Başkentin dış mahalleleri olan Aşulia ve Gazipur’da işçiler ana otoyolları kapatmaya çalıştı. Polis, Aşulia’da göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı; Gazipur’da Bangladeş Sınır Muhafızları personelini görevlendirildi.

Hazır giyim sektörü, Bangladeş ekonomisinin belkemiği

Hazır giyim sektörü, Bangladeş’in ihracat gelirlerinin %80’inden fazlasını oluşturuyor. Sektörde yaklaşık 4 milyon işçi çalışıyor ve ülkenin iktisadi üretiminin yaklaşık %10’unu oluşturuyor.

Son dönemdeki eylemler, yaklaşık 500 civarında fabrikayı kepenk indirmeye zorlayarak önemli üretim merkezlerindeki faaliyetleri aksattı ve Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci giyim ihracatçısı olan ve H&M, Zara, Walmart ve Primark gibi küresel markaların başlıca tedarikçisi konumundaki Bangladeş’te ihracat sevkiyatları ve alıcıların güveni konusunda endişeleri artırdı.

Bangladeşli işçiler, aylık asgari ücretin 12.500 takadan 30.000 takaya (243 dolar) çıkmasını talep ediyorlar.

İşçi Mahin Hossain, “Yaşam maliyeti gelirlerimizin çok ötesine çıktı. Kirayı ödedikten sonra yemek, çocuklarımızın eğitimi ve diğer temel ihtiyaçlar için geriye çok az para kalıyor. Birçoğu ailelerini geçindirmeyi neredeyse imkânsız buluyor,” dedi.

Bangladeş Tekstil ve Sanayi İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri ve ücret kurulundaki işçi temsilcisi Babul Akhter, “Bangladeş, dünyadaki en düşük tekstil sektörü ücretlerinden birine sahip. “Fabrika sahipleri işçilere uygun ücret ödeyemiyorsa, uluslararası alıcılarla daha iyi fiyatlar için pazarlık etmeliler. Düşük ücretli işçilerin sırtından bir iş kuramazlar,” dedi.

Hükümet, “asgari ücret kurulu” oluşturdu

Hükümet, yaşam maliyetlerinden kaynaklanan artan baskı ve süregelen enflasyonu yansıtan bu talebi değerlendirmek üzere pazar günü altı üyeden oluşan bir asgari ücret kurulu kurdu. 

Çalışma ve İstihdam Bakanı Ariful Haque Choudhury, ücret kurulunun işçi temsilcileri ve sektör liderleriyle yapılan görüşmelerin ardından oluşturulduğunu belirterek, işçileri işe dönmeye çağırdı.

Altı üyeden oluşan ücret kurulu, işçi ve işveren temsilcilerinden ikişer kişi ile bir hükümet temsilcisi ve tarafsız bir üyeden oluşuyor.

Kurul, hazır giyim sektöründeki ücretleri gözden geçirmek ve revize edilmiş ücret oranları önermekle görevlendirildi.

Çalışma ve İstihdam Bakanı Ariful Haque Choudhury, uzun süren aksaklıkların ihracat sevkiyatlarını ve uluslararası alıcılardan gelecek ödemeleri geciktirebileceği ve bu durumun hem üreticiler hem de işçiler için daha fazla zorluk yaratabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Sektör, artan üretim maliyetleri, dönemsel gaz ve elektrik kesintileri ve Orta Doğu’daki gerginliklere bağlı enerji piyasalarındaki belirsizlik dahil olmak üzere giderek artan zorluklarla karşı karşıya.

Patronlardan “çalışmayana ücret yok” tehdidi

Öte yandan işçilerin 30.000 taka asgari ücret talebine atıfta bulunan Üreticiler Birliği Birinci Başkan Yardımcısı Salim Rahman, “Bu mümkün değil. Böyle bir talebin ne mantıksal ne de matematiksel bir dayanağı yok,” iddiasında bulundu.

Rahman, böylesine keskin bir ücret artışının, halihazırda dar kâr marjlarıyla faaliyet gösteren ve rakip ülkelerden gelen yoğun rekabetle karşı karşıya kalan üreticiler üzerinde ek bir yük oluşturacağını savundu.

Konfeksiyon patronlarının birliği BGMEA Başkanı Mahmud Hasan Khan, işçilerin hükümetin ücret kurulunun incelemesini yapmasına izin vermesi gerektiğini söyledi.

Khan, “Günün ilerleyen saatlerinde protestolar çıkarsa ve fabrikaları kapatmak zorunda kalırsak, ‘çalışma yoksa ücret de yok’ hükmünü uygulamaktan başka seçeneğimiz kalmayacaktır,” diyerek tehdit savurdu.

İçişleri Bakanı Salahuddin Ahmed, hazır giyim sektörü liderleriyle yaptığı toplantının ardından, şiddeti kışkırtanlara karşı sert önlemler alınacağı konusunda uyarıda bulundu.

Ahmed, “İşçi protestoları kisvesi altında işçilerin çıkarlarına aykırı hareket eden ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara karşı sert önlemler alınacaktır,” dedi.

Cemaat-i İslami lideri işçi isyanını “dış komplo”ya bağladı

Öte yandan muhalefet lideri ve Cemaat-i İslami genel başkanı Shafiqur Rahman bugün, “komplocular ve fırsatçıların kargaşayı körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalıştıklarını” iddia etti.

Rahmen, Facebook sayfasında paylaştığı bir gönderide, “Komplocular ve fırsatçılar, durumu körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalışıyor gibi görünüyor. Hükümet bu konuda kararlı bir tutum sergilemeli,” dedi.

Shafiqur, giyim sektöründeki kargaşanın devam ettiğini ve farklı bölgelerde sanayi tesislerine yönelik vandalizm ve kundaklama olaylarının bildirildiğini söyledi:

“Ne işverenler ne de işçiler, sanayi tesislerini tahrip ederek haklarını elde edemezler. Hiçbir işçinin bu tür eylemlere karışmayacağına inanıyoruz.”

Yaklaşık 600 fabrikanın halihazırda kapatıldığına değinen Cemaat-i İslami lideri, kış sezonu öncesinde hazır giyim sektörünün geleceğini baltalamaya yönelik köklü bir komplo olasılığının göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Muhalefet lideri, fabrika sahipleri ve işçiler dahil olmak üzere tüm paydaşları “samimi ve uyanık olmaya” çağırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin Komünist Partisi’nden ‘demir şapkalı prenslere’ tasfiye uyarısı

Yayınlanma

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içinde yetkilerin kötüye kullanılmasını ve hizipleşmeyi hedef alan kapsamlı bir disiplin kararları paketi açıkladı. Yayımlanan metinde tek adam yönetimine ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği belirtilirken, kripto para ve blokzincir destekli yeni nesil yolsuzluklara karşı tavizsiz mücadele yürütüleceği vurgulandı.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içi disiplini sıkılaştırmayı hedefleyen kapsamlı bir kararlar bütünü yayımladı.

Açıklamada, partinin zaferden zafere ilerleyebilmesinin temel nedeni olarak komünizmin yüce idealini benimsemesi, gerçeği savunması ve hataları düzeltme cesaretini göstermesi işaret edildi.

Dünyanın yeni bir çalkantı ve dönüşüm dönemine girdiğini belirten Merkez Komitesi, dış ortamda belirsizliklerin ve öngörülemeyen faktörlerin tırmandığını kaydetti.

Metinde, partinin halka önderlik ederek ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını koruma görevinin daha da zorlaştığı vurgulandı.

Ülke içindeki kalkınma dengesizliği ve yetersizliği sorunlarının belirginliğini koruduğuna dikkat çekilen açıklamada; nüfus yapısının, toplumsal grupların ve çıkar dengelerinin sürekli değiştiği aktarıldı.

Parti kadrolarının yapısında köklü dönüşümler yaşandığına işaret eden Merkez Komitesi, Reform ve Dışa Açılma döneminden sonra doğan üyelerin oranının giderek arttığını, bu durumun ise eğitim ve yönetim alanında yeni gereklilikler doğurduğunu bildirdi.

Kadro yapısındaki ideolojik aşınmaya karşı uyarı yapıldı

Açıklamada, az sayıda parti üyesi ve kadro ile hatta üst düzey kadrolar arasında bile parti bilinci zayıflayan, idealleri ve inançları sarsılan veya bunları bütünüyle kaybeden kişilerin yer aldığı tespiti paylaşıldı.

Bu kişilerin halkla bağlarının zayıfladığı, başarı anlayışlarında sapmalar görüldüğü; biçimcilik, bürokratizm, hazcılık ve savurganlık eğilimlerinin ise ciddi boyutlara ulaştığı kaydedildi.

Kadro yapısındaki mücadele ruhunun yetersiz kaldığı belirtilen metinde, bazı kadroların sorumluluk almadığı, görevlerini yerine getirmediği, disiplin ve kurallara uymadığı, yetkilerini kişisel çıkarları için kullanarak yozlaştığı ve ahlaki çöküş yaşadığı bildirildi.

Merkez Komitesi, tüm parti üyelerinin ve kadroların sadık, dürüst ve sorumluluk sahibi olmasının, komünistlerin siyasi karakterini her zaman korumasının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Kararda, parti mensuplarının Marksizme inancının, komünizme bağlılığının ve Çin’e özgü sosyalizme güveninin samimi, kararlı ve derin biçimde güçlendirilmesi istendi.

Parti içi hizipleşmeye ‘Yedi İzin Verilmeyen Davranış’ yasağı geldi

Merkez Komitesi, teşkilat hiyerarşisini ve birliğini sarsan tutumlara karşı “Yedi İzin Verilmeyen Davranış” başlığı altındaki yasakları kesin bir dille ilan etti.

Buna göre akraba ve yakın çevreyi kayırma, muhalifleri dışlama, küçük gruplar ve klikler oluşturma ile anonim ihbarlarla iftira atma ve söylenti yayma eylemleri kesinlikle yasaklandı.

Aynı kapsamda destek ve oy satın alma, makam vaat ederek bağlılık kazanma, kendi başına hareket etme, görünüşte uyumlu davranıp gerçekte karşı çıkma, aşırı güç biriktirme ve Merkez Komitesi hakkında uygunsuz değerlendirmeler yapma yasak listesinde yer aldı.

Metinde ayrıca düşüncede liberalizm, siyasette fırsatçılık, örgütlenmede hizipçilik, çalışmada dar bölgecilik ve sorumlulukların yerine getirilmesinde aşırı hoşgörülü davranma anlayışlarına karşı kararlılıkla mücadele edilmesi talimatı verildi.

Marksist öğrenme geleneğinin güçlendirilmesi çağrısı yapılan açıklamada; üyelerin ve kadroların kendi bölgelerinin, kurumlarının, birimlerinin koşulları ile kişisel düşünce ve çalışma deneyimlerini dikkate alarak teorik eğitimi derinleştirmesi gerektiği aktarıldı.

Tek adam yönetimine ve aile reisi modeline sınır çizildi

Yayımlanan kararlarda, parti içi karar alma mekanizmalarında demokratik yöntemlerin zorunlu kılınması gerektiği vurgulandı.

Parti komitesi veya parti grubu sekreterlerinin farklı görüşleri dikkatle dinlemesi ve azınlıkta kalan görüşlere doğru yaklaşması gerektiği kaydedildi.

Yönetim mekanizmalarında tek kişinin karar verdiği yönetim anlayışına ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği kesin bir dille belirtildi.

Alt kademelerden birinci sorumlu yöneticinin kişisel otoritesini her koşulda korumalarının istenemeyeceği kurala bağlandı.

Partiye sadık olmayan, görünüşte bağlılık gösterip gerçekte karşı çıkan ve yetkilerini kişisel menfaatleri uğruna kullanan kişilerin ise kararlılıkla tasfiye edileceği bildirildi.

Özel sektörde ve yeni meslek gruplarında teşkilatlanma kararı alındı

Parti inşasının toplumun farklı katmanlarına yayılacağını duyuran Merkez Komitesi; özel mülkiyete dayalı işletmelerde, karma mülkiyetli yapılarda, özel okullarda ve özel hastanelerde teşkilatlanma yürütüleceğini açıkladı.

Aynı çerçevede yeni istihdam gruplarında parti inşasının güçlendirileceği, gençler, sanayi işçileri, çiftçiler ve aydınlar arasından yeni parti üyeleri kazanılmasına ağırlık verileceği kaydedildi.

Bürokrasinin hantallaşmasını önlemek amacıyla toplantıların, resmi belgelerin ve raporların sayısının azaltılması kararlaştırıldı.

Çalışma düzeninde kısa, somut ve yenilikçi bir anlayışın benimsenmesi; toplantıların ve yazılı metinlerin niteliğinin artırılması istendi.

Yolsuzlukla mücadele yeni teknolojileri kapsayacak biçimde genişletildi

Yolsuzlukla mücadelede “kaplanlar” olarak adlandırılan üst düzey failler, “sinekler” ve “karıncalar” olarak nitelenen taban düzeyindeki şüpheliler ile yurt dışına kaçan kişilerin kararlılıkla takip edileceği bildirildi.

Süreçte bir an bile duraksanmayacağı ve yarım adım dahi geri atılmayacağı belirtilirken, teşkilat içinde “demir şapkalı prensler” veya “dokunulmazlık belgesi” sahibi ayrıcalıklı kişilerin barınmasına izin verilmeyeceği ilan edildi.

Mücadelenin dijital alana da taşındığı metinde; internet, sanal para birimleri, sınır ötesi fon hareketleri ve blokzincir teknolojileri kullanılarak yürütülen yolsuzluk faaliyetlerine kararlılıkla karşı çıkılacağı aktarıldı.

Metinde son olarak “üst düzey bağlantı kurmak ve nüfuzlu kişilerin kapısını çalmak”, “ilkelerden çok ilişkilerin önemli olması”, “resmi mühürden çok kişisel talimatın geçerli olması” ve çıkar sağlanmadan iş yapılmaması gibi düzensizliklerin kökten temizleneceği kaydedildi.

Merkez Komitesi, tüm etnik gruplardan Çin halkının sosyalist modern bir ülkenin kapsamlı inşası ve Çin ulusunun büyük yeniden doğuşunun Çin’e özgü modernleşmeyle ilerletilmesi için kesintisiz mücadeleye yönlendirileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan rafinerilerinin çeyreklik kârı yüzde 1860 arttı

Yayınlanma

Pakistan’ın en büyük dört rafinerisi, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların kâr marjlarını genişletmesiyle çeyreklik toplam net kârını yüzde 1860 artışla 57 milyar rupinin üzerine çıkardı. Uzmanlar jeopolitik kriz kaynaklı bu rekor gelirin uzun sürmeyeceği ve tesis modernizasyonlarını karşılamaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Nikkei Asia’nın aktardığı verilere göre, Pakistan’ın en büyük petrol rafinerisi şirketlerinin eylülde sona eren son çeyrekteki toplam kârı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1860’tan fazla arttı.

Pakistan Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören dört rafinerinin tamamı ilgili çeyrekte net kârlarında belirgin bir artış bildirdi.

Şirketlerin toplam kârı geçen yılın aynı döneminde 2,9 milyar Pakistan rupisi seviyesindeyken, bu dönemde 57 milyar Pakistan rupisini (yaklaşık 206 milyon dolar) aştı.

Dönemin kâr lideri, 18,65 milyar Pakistan rupisi kazanç sağlayan Attock rafinerisi oldu.

Pakistan Refinery 13,97 milyar rupilik kârla ikinci sırada yer aldı.

Listeyi 12,88 milyar rupi kâr açıklayan Cnergyico Pk ile 11,57 milyar rupi kâr elde eden National Refinery izledi.

Cnergyico Pk geçen yılın aynı çeyreğinde net zarar açıkladığı için şirketin yüzdesel artış oranı hesaplanamazken, borsada işlem gören diğer üç rafineride kâr artışı yüzde 1000 barajını aştı.

Haberde bu sıçramanın, küresel pazardaki tedarik aksamaları ve dünya piyasasında yükselen fiyatlar sebebiyle rafineri kâr marjlarının genişlemesinden kaynaklandığı kaydedildi.

Piyasadaki akaryakıt sıkıntısının, ABD ile İran arasındaki savaşın başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından yaşanan fiyat artışlarıyla tetiklendiği belirtildi.

Buna karşılık uzmanlar, elde edilen yüksek kârların muhtemelen kısa ömürlü olacağını ve tesislerin maliyetli modernizasyonu için şirketlere yeterli finansmanı sağlayamayacağını savunuyor.

Rafineri marjı, ham petrol maliyeti ile bu petrolden elde edilen benzin, motorin, gaz yağı ve fuel oil gibi petrol ürünlerinin toplam piyasa değeri arasındaki farkı ifade ediyor.

JS Global Capital Hisse Senedi Araştırma Bölümü Başkanı Wakas Ghani, “Ham petrol ve petrol ürünleri arzındaki jeopolitik aksamalar, ürün fiyatlarının ham petrol maliyetinden daha hızlı artmasına yol açtı; bu da rafineri marjlarını genişleterek kârlılığı artırdı.” dedi.

Ghani, yüksek kârın jeopolitik koşullara dayandığına ve bu tablonun uzun vadeli bir eğilim olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı askeri operasyonunu 28 Şubat’ta başlattı.

Washington ile Tahran yönetimi haziran ayında çatışmaların durdurulması ve boğazın yeniden ulaşıma açılması yönünde bir mutabakat muhtırası imzaladı, ancak bir süre sonra karşılıklı saldırılar yeniden başladı.

The Wall Street Journal’ın aktardığına göre, ABD’li petrol şirketleri aylardır uyarısını yaptıkları küresel akaryakıt krizinin eylül ayı itibarıyla başladığını duyurdu.

Haberde, dünyadaki ticari yakıt stoklarının altı aydan uzun süredir eridiği ve stratejik petrol rezervlerini devreye sokma imkanlarının da sınırlı kaldığı vurgulandı.

Bu arada Reuters, OPEC+ koalisyonunun aralık ayında mevcut petrol üretim seviyesini koruma konusunda anlaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English